Puan vermedi·632 syf.··
2026 10. kitabı
Seyyid Ahmed, ev sınırları içinde eşi Emine ve çocukları üzerinde mutlak sert ve despotik bir otorite kurmuştur evde dini kurallar ve mutlak itaat esastır. Ancak evin dışına çıktığında içki içen kadınlarla eğlenen ve dostlarıyla sefa süren tamamen farklı hedonist bir adamdır. Roman, bu katı aile içi dinamikleri, çocukların büyüme sancılarını ve Mısır’ın 1919 devrimine doğru giden siyasi çalkantılarını ailenin en küçük bireyinden en büyüğüne kadar olan perspektiften anlatır. Mahfuz, mikro düzeydeki bir aile dramasını, makro düzeydeki bir ülkenin sömürgeciliğe karşı bağımsızlık mücadelesiyle (1919 Mısır Devrimi) muazzam bir şekilde harmanlar.
Saray YoluNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınları · 2024391 okunma
Ölümsüzlük Hazzında Ben Olmak!
Puan vermedi·280 syf.··
2026 100. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:23
Oscar Wilde Dorian Gray'in Portresi eserinde gençlik, güzellik, hedonizm ve kapitalist güç bağlamında oluşan narsist bir kişiliğin doğuş, olgunluğu ve ölüşü üzerinden şekillenmiştir. Bu bağlamda eser sadece bir roman ya da öykü değil kendi hayatlarımızın içleminde buluna bir birey olarak dahi karşımızda duran bir kişinin anatomisi olarak okunabilir. Dorian Gray'in Portresi böümleri boyunca okuyucuyu kendi içine çeken ve dönem ingileteresinin her halini yansıtan bir noktada ortaya koymaktadır. Buradan hareketle de 'güneş batmayan ülke' imajının çöküntüleri, tortuları ve kirli sayfalarını anlatan Oscar Wilde aslında bize 'devlet' denilen siyasi erkin çukurlarını gezdirmektedir. Bu gezintinin biz okuyuculara sunduğu vaziyet düşünüldüğünde; siyasetin, adaletin ve halk üçleminde para baronlarının elindeki oyuncaktan ileri gitmediğini anlatmakta ve bunu yaparkende yarattığı kahramanın ışıltılı hayatından izlekler sunmaktadır. Esere ahlaki nosyonlardan ya da dini bağıntılardan yakınsak mercek tuttuğumuzda karşımıza yine bu iki olgu ve kavramın kapitalist yani maddi olanaklar düzleminde zaafiyete uğradığı görülmektedir. Bu zaafiyet kahramnımızın sadomazoşit olduğu örüntüleri de okumaktayız. Bundan dolayı ne ahlaki bir ölçüt ne de dini bir nosyonun varlığından net bir şekilde söz edebilmekteyiz. Hatta eserde yer yer cinsiyet bağlamı düşünüldüğünde 'kadının' ikincil bir vatandaş ya da arzu nesnesinden öteye gidemediği ve sevginin sadece 'erotizm' temelinde değerlendirildiği de okunabilir. Oscar Wilde'ın Dorian Gray'in Portresi'nin ana ve etrafında kurmuş olduğu kavramları düşündüğümüzde 'gençlik, güzellik, hedonizm ve kapitalizm' bir nevi psikolojik arka planımızda yatan Sigmund Freud'un id diye tanımlamış olduğu bireyin en arkeik yapısının anlatımı da anlaşılabilir. Bir nevi bireyin tüm yaşam ve yaşantı çeperini süreklilik diyagramı da
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsanı bütün yönleriyle anlatan bir roman
9/10
·416 syf.··
2026 6. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 09:52
Bu kitabı, benim için değerli bir insandan hediye aldım. Öncelikle arkadaşıma bu değerli kitabı bana hediye ettiği için teşekkür ederim. Kitabın baş karakteri Samim Bey'in bir filozof ve bir bilim insanının düşüncelerine sahip kendini geliştirmiş otodidakt bir insan olduğunu görüyoruz. Kardeşi Besim'in daha çok yemeklere düşkün hedonist ve bir hoppa büyütülmüş bir genç olması ve olur olmaz yerlerde insanlara sataşması ve ağabeyine karşı sürekli bir tartışma konusu vererek onu bu konu hakkında konuşmaya çalışan bir genç olarak görüyoruz. Aslında burada Samim üst benliği temsil ederken; Besim alt benliği temsil eder. Samim Bey, her ne kadar bir düşünce insanı olsa da kendi yarattığı Samirenya adlı ütopik bir dünyada kendisine ait bir alan bularak dünya dertlerinde oraya sığınarak kaçmaktadır. Çözüme kavuşmayan çözümleri orada bulmaya çalışmaktadır. Meral adındaki genç kız Samim Bey'i çok etkilemiştir. Ona karşı hissettiği yoğun duygular bir taraftan ona aşkın en güzel hislerini yaşatırken bir taraftan da kızın ona söylediği yalanlar ve onun bu yalanları tıpkı bir dedektif gibi düşünce dünyasında aydınlatarak kızın ona söylediği yalanları boşa çıkarması takdire şayandır. Aslında kıza hep bir baba şefkatiyle yaklaşıp onu hep iyiye yönlendirmek istemesi geçmiş günahlarını bu kız üzerinden affettirme çabaları olarak görülebilir. Samimin Meral'in annesi olan Necile Hanımın geçmişte yasak bir aşk yaşaması ve ona olan ilgisinin benliğinin hep bir köşesinde saklı kalmasının yansımasını Necile 'nin kızı Meral'e duyduğu aşkta da bir benzerini göreceğiz. Kitap, geçmiş ile gelecek arasında gidip gelen bir insanın; kendi benliğini parçalara ayırarak içeride keşfettiği yeni insanının, hatasız ve ahlâklı bir duruşla yaşamını sürdüren ve bunu tüm insanlığa kazandıracak bir kitap
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,3bin okunma
Lord Henry mi Dorian mı?
Puan vermedi·280 syf.··
2026 22. kitabı
Yıllar sonra tekrar okuduğum eserlerden. Lise zamanında pek bir etkisi olmamıştı üzerimde. Sanırım gençliğim verdiği rehavetler okumuşum. Ruhunu bir portreye aktarmak, hayatı yaşarken o hedonist yaşamın portreye yansıması… Bu kitabın bir yönü bir de bence esas olan bir karakter var; Lord Henry. Hayata bakışı, görmüş, deneyimlenmiş ve net yargıları olan biri. Hayata pragmatik ve zevk tabanlı yaklaşan, toplumun değer yargıları denen kalıpları görmezden gelen(elbette parası ve mensubu olduğu sınıf göz önünde bulundurularak) bir yaşam felsefesi. Kitabın adı Lord Henry’nin dünya görüşleri olsa çok şaşırmazdım. Gerçeküstü bir deneyimin kitaba kattığı artı değerle beraber önemli bir eser.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,3bin okunma
Kendini Bulmanın İlk Adımı Kendini Kaybetmektir!
Puan vermedi·200 syf.··
2026 91. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 11:17
Hermann Hesse Demian adlı eserinde insanın varoluş sancısını ve varoluşunun adımları hakkında okuyucuya kendi iç sesinin adımlarını sunmuştur. Bu sunuşun izlerini takip ettiğimizde bireyin varlık, oluş ve bozuluş donelerini anlamaktayız. Bu anlamın ve mananın ontolojik olguları düşünüldüğünde inancın ve kavramlarının etkisini okumaktayız. Kısacası eser bize kendimize dönüklüğümüzde baktığımız yüzün kendimiz olacağı ve kendimizi bazen kendimizin dahi tanıyacağımız zamanların içinde olacağımızı bize tanıtmaktadır. Demian'nın bölümlerindeki hikayeleri göz önüne getirdiğimizde; bize Carl Gustav Jung'un Dört Arketip'ini, Friedrich Nietzsche'nin 'amor fati' kavramını, Albert Camus'unun sisifos söylencesinde kabul ve başkaldırısını ve yer yer Marquis de Sade'in eksikli bir sadomi yanlarını göstermektedir. Özellikle ilk bölümdeki ebeveyne tapış-kopuş, daha sonraki bölümlerdeyse kendini inşa etme sürecindeki bir taş oymacılığı gibi çekiç gibi tecrübelenmiş ve bu tecrübelerin kabullenilmişinin ağırlığını hissetmek olarak devam etmektedir. Bu kabullenişin kendi içsel ve eylemsel yanları ve yönleri hakkında okuyucuya bir hayat alıntısı vaaz etmiştir. Bu vaaz edişin psikolojik yargılaması düşünüldüğünde karşımıza hayal ile gerçek arasında ve kitabada adını veren karakter Demian çıkmaktadır. Demian kahramanımızın hayat öyküsünde, kimlik arayışında, varoluş sancılarında ve hatta estetik olgularında dahi temel bir yetkinliği bulunmaktadır. Bu karekteri iyice okuduğumuzda bize varlığının bedenselliğinden çok zihinsel bir etkinliğe sahip olduğunu dayatmaktadır. Bu dayatış kahramnımız olan Sincilar'ın yaşam nosyonunda öyle bir yere sahiptirki; çoklu kişilik, dualist tanrı gibi hem bireyin eylemsel hem de metafiziksel yön ve yönergelerini etkilemiştir.. Belki de bu pencereden Demian Sincilar'ın zihinde var ettiği, tıpkı Chuck Palahniuk'in
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,6bin okunma
Kural Yıkan Kural!
Puan vermedi·
Marquis de Sade Yatak Odasında Felsefe eserinde insanlığın erdemsel, mitik ve inanç harmonisinin kurallar ve duvarlarını aklın ve mantığın diyalektik perspektifinde sarsıntıya uğratmıştır. Bu sarsıntı ve yıkımı yaparkende cinsellik ritüel ve eylemlerini hem heteroseksüel hem de homoseksüel bir tarzda sunarak erotizmin uçlarını okuyucuya anlatmıştır. Bu anlatımı yaparkende tüm felsefi sistemleri sorgulamaya tabi tutarak; varoluşçuluğu, ahlakçılığı, monoteist inanç bağlamlarını kendi 'kimlik' olgusuyla eleştiriye tabi tutmuştur. Marquis de Sade'nin yaşam ve eylem nosyları üzerinden yapıtlarına da bakacak olursak; kendi yaşam ve eylem dünyasının bu kadar çeşitlik zevk ve hazlarla dolu olmasının sebebi ekonomik bağlamda yetkinliğini göz önünde bulundurmamız gerekir. Çünkü yazarın neredeyse hiçbir zaman maddi çerçeve tarafından 'hayatta kalma' ya da Abraham Maslow'un ihtiyaçlar hiyearşisine salt bir bağıntı kurmadığı, bu bağıntının üzerinde bir hayat tarzı olduğu ve bu tarz üzerinden hedonist bir eylem diyagramında var olduğunu söyleyebilmekteyiz. Bundan dolayı eserin tek ihtiyaçlar hiyearşisine işçi sınıfından tek bir kişinin bulunması da dikkat çekmekte ve diğer kahramanların işçi sınıfından değil serf-efendi kısmından yani kalbur üstü bireylerden seçilmesi belki de haz denilen kavramın işçi sınıfa değil serf-efendi sınıfına aidiyeti de söylenebilir. Diğer bir açından Yatak Odasında Felsefe eseri insanın duygusal veri setini ekarte ederek bireyi sadece beden tahakkümünde bir haz makinesi olarak yansıtmıştır. Ve bu makinenin bedenin orjinalliği, estetikliği gibi algı ve beğeni güdüsü üzerinden dikkat çekiciliği ifşalanarak 'erotizm ve cinsellik' bağlamında kadınsallığı bir haz dürtüsüyle hareket etmesi ve kendini bir sunak gibi hazları için her türlü eylemsel nosyonu açıktan ya da gizliden yapması gerektiğini vaaz etmiştir.
Duygu ve Düşünce
Yatak Odasında FelsefeMarquis de Sade · Ayrıntı Yayınları · 20182,712 okunma