Gelgelelim fukara yine anlamadı; eskisinden çok telaşlanıp şapkasının içinden düşen eski, delik deşik lacivert mendilini almak için eğildi, sonra da suratını ön ayakları arasına alarak yerde deliksiz bir uykuya dalmış gibi hareketsiz yatan köpeğini çağırdı.
— Azorka, Azorka! diye mırıldandı titrek, ihtiyar sesiyle. Azorka!
Azorka kıpırdamadı bile. İhtiyar acı dolu bir sesle:
— Azorka, Azorka diye tekrarladı ve köpeği bastonuyla hafifçe dürttü ama hayvan durumunu değiştirmedi.
Baston ihtiyarın elinden düştü. Eğildi, diz çöküp Azorka’nın kafasını iki eliyle kaldırdı. Zavallı Azorka ölmüştü! Efendisinin ayaklarının dibinde, belki ihtiyarlıktan, belki de açlıktan sessizce gidivermişti. İhtiyar bir an şaşkınlıkla, Azorka’nın öldüğünü anlamıyormuş gibi ona baktı, sonra da emektar hizmetkârı ve dostunun üzerine eğilerek solgun yüzünü cansız başına dayadı. Bir sessizlik oldu. Hepimiz duygulanmıştık... Sonunda zavallı adam kalktı. Yüzünde bir damla kan kalmamıştı, hummalı gibi titriyordu.
İhtiyarı avutmak isteyen yufka yürekli Miller, koyu Alman şivesiyle:
— Buna saman doldurulabilir, dedi. Güzelce saman doldurulabilir; Fyodor Karloviç Krieger mükemmel yapar.
Yerden kaldırdığı bastonu ihtiyara uzatırken:
— Fyodor Karloviç Krieger hayvan doldurmakta ustadır, diye tekrarlayıp duruyordu.
Öne çıkan Herr Krieger, alçakgönüllülükle:
— Evet, evet, çok güzel hayvan doldururum, diye onayladı.
Herr Krieger uzun boylu, sıska, erdemli bir Almandı; tepesinde tutam tutam kırmızı saçları, gagamsı burnunda gözlüğü vardı. Fikrinden pek heyecanlanmaya başlayan Miller:
— Fyodor Karloviç Krieger’in hayvan doldurma konusunda büyük yeteneği vardır, diye ekledi.
Herr Krieger, bir kere daha onayladı:
— Evet, dedi, her çeşit hayvanı doldurma konusunda büyük yeteneğim vardır.
Sonra büyük