"Bulutlar bir hırka olsaydı" dedim, ne güzel yağmurla dolaşırdım yeryüzünü.
Nereye gitsem yeşillik açardı, bereket olurdu ama buluttan yapılmış hırkam yok.
Sonra "Her düğmesinde bir acı olsa, her düğmesinde bir ağıt olsa gözyaşım yeter miydi?" diye düşündüm.
Ya da boyum bu kadar ağıt biriktiren birisi için kısa kalmaz mıydı? Elbette kalırdı.
Ama umudu çağırmak zorundayız.
Hem de bir ilkbahar gibi; yılmadan kar, kış, soğuk demeden.
Ben umudu ilkbahar gibi taşımak istiyorum.
Hem ağıt ve umut birbirinin kardeşidir.
Ağlamayan bir göz, bir kalbi güldüremez.
Bu yüzden dünyadaki bütün evlerin pencereleriyle ağlamak istedim.
Ya da bütün yollarla kavuşmak istedim.
Umarım bir gün kalbimiz hırkasını giyer ve kırklara karışır.