Bir Takım Notlar -İlk Bahar-
Kitabı bir hocamız eşliğinde grup halinde tahlil ediyoruz. Bugün kitabın iki bölümünü tahlil ettik. Buna dair almış olduğum notları paylaşacağım. Geleceğe Hicret °Hicretler hep batıya yönelik olarak yapılıyor. İlerleme yönü hep batı olarak görülüyor. Doğuya yapılan ilerlemelerde dahi rota hemen batıya çevriliyor °Efendimiz, Medine'ye hicret ederken kendine bir sığınak aramıyordu. Daveti yöneteceği stratejik bir başkente ihtiyacı vardı. °Müslümanlar putperestlerle, Yahudilerle ve Hrıstiyanlarla karşılaşma yürüttüler. İslam'ın cihanşumül din olması için bu karşılaşmalar önemliydi. Mekke'de kalınmış olsa bu gerçekleşmezdi. °Hz.Ali başkenti Kufe'ye taşıdı. Irak bir Arap bölgesi değildi, Pers bölgesiydi. Hz.Muaviye Şam'a taşıdı, Şam bir Roma şehriydi ve Kuzey Afrika'ya açıldı. Yüzleşme sağlayanlar ileriye gitti. °İslam'da taşa toprağa kutsallık atfedip vatan diye sevip bağlanma durumu yoktur. Fransız İhtilali ile ortaya çıkan bir durumdur. Allah bizi nerede görevli kılmışsa orayı severiz. °İslam kültürlere saygılı bir şekilde fetihler yaptı. Helal olması şartıyla karşılaştığı kültürden her şeyi alır. Bugün biz bir adamı alıp tek düze bir kalıba sokmaya çalışıyoruz. Hz Peygamber Medine'yi bir Mekke yapmaya çalışmadı. İlk Bahar
Siyer
Çanakkale Destanı
Yaşamaz ölümü göze almayan. Zafer, göz yummadan koşana gider. Bayrağa kanının alı çalmayan, Gözyaşı boşana boşana gider! Kazanmak istersen sen de zaferi, Gürleyen sesinle doldur gökleri, Zafer dedikleri kahraman peri, Susandan kaçar da coşana gider. Bu yolda herkes bir ey delikanlı, Diriler şerefli ölüler şanlı! Yurt için döğüşen başı dumanlı, Her zaman bu şandan, o şana gider. Faruk Nafiz Çamlıbel
18 Mart Çanakkale Zaferi
Reklam
Neredeyse bir oturuşta okunacak, 200 sayfanın altında ki 20 klasik roman.
1- Beowulf İngilizlerin bilinen en eski destanıdır. Grendel adında bir canavar gürültüye tahammül edemediği için insanları öldürür. Ünlü bir savaşçı olan Beowulf ise Grendel’i öldürmekle görevlendirilir. 2-Sir Gawain and the Green Knight 14.yüzyılın sonlarında yazılan kitabın yazarı bilinmiyor. Noel akşamı elinde bir baltayla Kral Arthur’un şölenine dalan bir şövalye, kralı bir oyuna davet eder. 3-Profesör Charlotte Bronte’nin ölümünden sonra yayınlanan kitabında kimsenin aklına gelmeyen bir aşk hikayesi dönemin atmosferi de yansıtılarak anlatılıyor. 4-Yabancı Albert Camus Fransızların unutulmaz yazarı Albert Camus’nun en ünlü eserlerinden biri. Cezayir’de yaşayan bir Fransız memur annesinin cenazesine davet edilir. Genç adam aslında annesinin ölümüne çok da üzülmemiştir. Bu durum daha sonra adının karışacağı bir cinayet davasında aleyhine kullanılacaktır. 5-Karanlığın Yüreği Joseph Conrad denizci olduğu yıllardan esinlenerek yazdığı romanda sömürgeciliğin gerçek yüzünü anlatıyor. 6-Sokak Kızı Maggie Genç yaşta hayatını kaybeden ünlü yazar Stephen Crane’in bu kısa ama etkili romanında büyük şehirde kenarda, köşede kalmış insanların hayatı anlatılıyor. 7-Kayıp Dünya sherlock Holmes romanlarından tanıdığımız Conan Doyle’un bilim kurgu türündeki romanında Prof. Challenger liderliğindeki 4 kişi Amazon’un derinliklerinde bir maceraya atılır. 8- Silas Marner Haksız yere suçlandığı için kilise cemaatinden atılan dokumacı Silas Marner, başka bir köye taşınır ve münzevi bir hayat yaşamaya başlar.
Güzellik Tanrısı Narkissos Ekseninde Dorian Gray
Narsizm kavramını anlamak için, kökenine yani mitolojiye yüzümüzü çevirmemiz gerekir; ‘’Narkissos’’ (narsizmin çıkış noktası olan güzellik tanrısı) Narkissos hikâyesinde üç ana karakter vardır: Narkissos, Ekho ve cezalandırıcı tanrılar. Narkissos, nehir tanrısı ile su perisinin oğludur. Narkissos'a kendisine hiç bakmaması halinde uzun bir hayat süreceği söylenir. İkinci ana karakter olan Echo, su ve orman perisidir. Ormanlarda dağlarda gezinen bir peri kızıdır. Echo, günlerden birinde yine kırlarda gezinirken aniden hayatının aşkı olan Narkissos ile karşılaşır. Echo, Narkissos’u görür görmez aşık olur. Aşktan gözü kör olan bu prenses hemen etrafa haber gönderir ve Narkissos hakkında bilgi edinmeye başlar. Diğer su perileri Echo'nun Narkissos'tan bahsettiklerini anladıklarında prensesi bir konuda uyarmak isterler. Lakin Narkissos, ölümlü prenslerin en yakışıklısıdır. Tüm tanrılar, tanrıçalar ve faniler onun peşinde koşarlar ancak o kimseye bakmaz. Sen de bu umutsuz aşk ile sakın ha vaktini kaybetmeyesin diye tembihlerler. Narkissos’un Echo’ya olan tavırları ise Aşk Tanrısı Afrodit’in hiç hoşuna gitmemiş ve Narkissos ‘un kendine olan hayranlığından hiç hoşlanmamıştır. Afrodit en sonunda karşısına çıkan her kıza aynı tavırla karşılık veren Narkissos’ı cezalandırmak ister. Bu cezayı ise oğlu Eros kesecektir. Narkissos’u en çirkin ölümlüye aşık edecek şekilde okunu atmasını ister. Ancak Narkissos bir av sonrası gölde suyunu içerken ok yanlışlıkla fırlar ve tam da sudaki kendi aksine/yansımasına bakarken Eros’un oku Ona isabet eder. Bundan sonra Narkissos suda yansıyan kendi görüntüsüne aşık olur. Başkasına aşık olamaz, başkasını sevemez. Tek sevdiği, tek aşkı kendisidir. Gözü kendinden başka kimseyi görmez. Obsesif bir vaka halini alır, kendi aksini izler durur. Bu
Edebiyat

Engin Mavi

@EnginMavi
·
. . DORIAN GRAY’İN PORTRESİ . .
BİR NARSİST TÜKENİŞ’İN ANALİZİ Yazıldığı yıl 1891’den bu zamana tam 132 yıl geçmiş, bu kitabı okuyan herkes yaşlandı, bir tek bu roman ilk yazıldığı zamanki gibi hep genç kaldı. Her gelen yeni neslin hayranlıkla okuduğu roman: Dorian Gray’in Portresi Öyle bir roman okudum ki kitabın kapağını kapattıktan sonra bana “vay be ne yazmış” dedirtti. İçinde neler yok ki…Narsizm, Mitoloji, Sanat Felsefesi, Ahlâk (Etik) Felsefesi, Estetik, Psikanalitik, Hedonizm, Dualizm, Sembolik/Gotik roman özellikleri…vs. İçine girince adeta bir derya deniz sizi bekliyor olacak. Daha önce bu kadar adını duyduğum halde bu kadar derin bir eser okuyacağımı beklemiyordum açıkçası. Kitabın kapağını derin bir nefes vererek kapattım. Koridor Yayınlarından çok temiz bir çeviri ile okuduğum bir roman oldu. Ancak yaptığım araştırmalar sonucunda keşke Everest Yayınlarından okusaymışım dedim. Everest Yayınları adeta bitirme tezi titizliğiyle kitabın başından sonuna kadar detaylı ve özel bir şekilde Dorian Gray’in Portesi’ni işlemiş olduğunu öğrendim. Hem de sansürsüz hali ile. Kesinlikle özel bir çalışma yapılmayı hakeden bir roman. Konusu basit bir ifadeyle; Kendisi yerine tuvaldeki portresinin yaşlanması dileyen ve bu dileği gerçekleşince yoldan çıkıp yozlaşan haz ve güzellik tutkunu çok yakışıklı bir adamı konu alır. Bu çok yakışıklı genç adam, Basil isminde ünlü bir ressamı dost edinir. Basil de kendisini portresini yapmak üzere evine davet eder. Dorian, tuvalin karşısına geçer ve poz verir. Ancak o anda evde başka bir misafir daha vardır; Lord Henry Wotton. Misafirliğin kısa olanı makbul olsa da Lord Henry, Dorian’ı tanımak için misafirliğini kastiyen uzatıkça uzatır. Lord Henry’nin baldan tatlı sohbeti esnasında Dorian gençlik adına ondan çok etkileyici bir söz duyar. O sözü duyana kadar tertemiz saf,
Edebiyat
Milena'ya Mektuplar "Sen kendi içimde çevirdiğim bıçaksın; o aşktır. Aşk budur canım." Hayalci "Bence sen bir peri masalısın. Bence sen büyülü, cesur ve zarifsin. Ve umarım hikayende olmama izin verirsin." Anna Karenina "Sanki güneşmiş gibi ona uzun süre bakmamaya çalışarak aşağı indi, yine de bakmadan bile onu güneş gibi gördü." Ben, Kirke "Ama yalnız bir yaşamda, yılda bir kez yıldızların yeryüzüne değmesi gibi, başka bir ruhun sizinkinin yanına daldığı ender anlar vardır. O benim için böyle bir takımyıldızdı." Medea "Geri gel !.. Bir gölge olarak bile, hatta bir rüya olarak..." ...
Güzelleme ve Mersiye
Dost bî-pervâ, felek bî-rahm, devran bî-sükûn Dert çok, hem-derd yok, düşman kavi, tâli' zebûn Fuzuli
Edebiyat
Reklam
Reklam