Keşkelere boğulduğum bir hikaye vardı Gönül'de. "Ah hocam, niye öyle yaptın?" dedim durdum. Sonra da bu keşkeler olmadan bu romanın da olamayacağını anladım. Dingin ve hassas Japon edebiyatına iyi bir giriş oldu. Natsume Soseki'nin başka bir kitabıyla yola devam edeceğim. Bu arada Gönül'le tanışmam çevirmeni Bilal Ünal'ın çok sevdiğim romanı #k:498395vesilesiyle oldu. Astan'daki güzel Türkçesi Gönül'de de beni karşıladı.
1984 – George Orwell : Her halde en ünlüsü. Büyük Birader’in gözlerinin her an üstünüzde olduğu bir dünya... Geçmiş sürekli yeniden yazılır ve "düşünmek" suçtur.
Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley : Acı çekmek teknolojiyle yok edilmiş. Mutluluk hapla içiliyor. "Cennet" görünümlü hapishanenin hikayesi...
Fahrenheit 451 – Ray Bradbury : İtfaiyeciler yangın söndürmek yerine kitapları yakıyor. İnsanların hafızası kül olsun diye...
Damızlık Kızın Öyküsü – Margaret Atwood : Kadınların isimlerinin silinmiş "iki bacaklı rahimlere" dönüştürülmüş. Sessizliğin en korkunç çığlık olduğunu hatırlatan roman...
Biz – Yevgeni İvanoviç Zamyatin : Herkes bir "sayı" Özel hayat ise "ilkellik". İnsanlar camdan evlerde matematiksel düzende yaşarlar.
Ütopya – Thomas More : Adında ütopya geçen ilk kitap mı acep? Altının değersiz bir taş muamelesi gördüğü bu adada kusursuz eşitliği bulmuş bir halk. Sosyalizmin ilk manifestosu belki de...
Devlet – Platon (Eflatun) : İlk ütopya kitabı olabilir mi? Adaletin ancak "Filozof Krallar"ın mutlak yönetimiyle sağlanabilir diyen, demokrasinin kusurlarını sorgulayan kitap....
Mülksüzler –