• 372 syf.
    Platon'un eseri, ideal bir devletin taslağı ve siyaset felsefesinin tarih açısından en önemli eseridir.
    Her zaman olduğu gibi diyalog tekniğinde, tutku ile bağlı olduğu akıl hocası Sokrates'e, adaletin özünü, ideal yöneticinin ve devletin özelliklerini açıklamasını sağlıyor. Bunların çoğu Atinalılar için düpedüz devrimci görünmüş olmalı. Devletin üç sınıfa bölünmesi, kadın erkek eşitliği, özel mülkiyetin kaldırılması ve tabii ki filozofların egemenliği. Bununla birlikte, Platon'un fikirlerini insanlık tarihinin daha sonraki seyriyle karşılaştıran biri, ötenazi, ırk seçimi ve devletin katı kuralları konusundaki önerilerini okuduğunda, istemsiz olarak biraz ürkecektir. Bu nedenle, okurken kritik bir mesafeyi korumakta yarar var.

    Bunun dışında Platon, bu eseriyle epistemolojisine, meşhur mağara alegorisini içeren ve derinlemesine bir bakış açısı sağlayan, adaletin ve ahlâkın sağlam bir şekilde kurulduğu ve siyasetin halkın iyiliği için yapıldığı devletin bir ütopyasını sunar. Bu, Platon'dan 2500 yıldan fazla bir süre sonra hâlâ geçerliliğini koruyan bir sorundur. Platon'un devleti toplam on kitaptan oluşuyor. İlki bir giriş, sonuncusu ise bir sonuç olarak tanımlanabilir.
    İlk kitap, doğruluk tartışması ve doğru bir kişinin, doğru olmayan bir kişiden daha mutlu olduğuna dair kanıtla başlar. Dialoglar çok ince bir şekilde, bilmemezlikten gelip ve muhatabını neredeyse kaçınılmaz olarak onaylaması veya reddetmesi gereken sorularla yapıyor.

    Bu devlet üç gruptan oluşuyor; işçiler, bekçiler ve önderler. Bekçilerin görevi hem kendileri hem toplum için en iyi olanı bulup yapmak. Onları, altını ateşte sınar gibi sınayarak, aldığı eğitime sadık ve her şeye rağmen düzenli ve ölçülü kalıp kalmadıklarını deneyerek yapılması gerektiğini savunuyor. Bu denemelerden başarıyla çıkanlar devletin önderliğine getirilip ömürleri boyunca şanlı kılınacak. Prensip olarak, tüm insanlar aynı eğitim fırsatlarına sahiptir, ama çok titiz bir seçim koşulu ile. Onuncu kitapta, Homeros başta olmak üzere, şairleri birer benzetmeci ve gerçeğin özüne ulaşamayanlar olarak görüyor.
    Devleti yönetenler neden bir filozof olmalı?
    Çünkü sadece bir filozof, bilegeliğin bir bütününü ister ve görebilir ve adil bir hükümdar olabilir.
    Eğer bu yönetim parçalanırsa, sırayla devletin dört çürüme biçimi gelişir: oligarşi, timokrasi, demokrasi ve zorbalıkla yönetilen devlet biçimleri.

    Diyaloglar, bir yandan kitabı kolay okunur hale getiriyor, ancak aynı zamanda da temel sorulara genellikle çok yavaş ulaşılıyor. Platon'un devleti birçok yönden totaliter ve anti-demokratiktir.
    Modern tarihte gerçek siyasi sistemler tarafından ele alınan unsurlara sahiptir; ırk ayrımı ve doğumların düzenlenmesi (ötenazi), Nasyonal Sosyalistlerin zorlayıcı önlemlerini andırırken, özel mülkiyetin kaldırılması ve kişisel ilişkilerin topluma tâbi kılınması komünizmin özelliklerini gösteriyor.
    Platon, insanların mülkiyet arayışını hafife alıyor, siyasî ve ekonomik gücün ayrılabileceğine inandığı için zaten saflıkla suçlanmıştı. Ancak insanlık tarihinde, ekonomik ve politik gücün yakından ilişkili olduğu defalarca kanıtlanmıştır.
    Kitabın ne zaman yazıldığı bilinmiyor, Atina’daki siyasi kargaşa ve Platon'un siyasete olan güvensizliği muhtemelen bu esere ilham kaynağı oldu.
  • Neticede insan bugün yapması gereken şeyi yapmamakta, yapmaması gereken şeyi yapmakta, doğru olmayan birçok şeyi doğru, doğru olan birçok şeyi ise yanlış, saçma görmektedir.
    Farabi
    Sayfa 148 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • O halde adalet, zorla elde edilen hâkimiyettir. Adalet, her kim olursa olsun, insanın yolu üzerinde dikilen varlığın ezilmesidir.
    Farabi
    Sayfa 137 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Tahayyül kuvveti ancak kalbin sıcaklığı belli bir derecede olduğunda işlevini yerine getirebilir. Aynı şekilde akıl kuvveti de ancak kalp belli bir sıcaklığa sahip olduğunda düşünebilir.
    Farabi
    Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kalp, başka bir organdan emir almayan amir organdır. Ondan sonra beyin gelir. Beyin de amir bir organdır. Ancak onun amirliği birincil değil, ikincildir; O, kalbin emirlerine uyar ve bütün diğer organlara emreder. Çünkü onun kendisi kalbe hizmet eder. Bütün diğer organlarsa kalbin tabii amacına uygun olarak ona hizmet ederler.
    Farabi
    Sayfa 69 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • 463 syf.
    ·Puan vermedi
    Nizamü'l Mülk : Siyaset-Name

    Hazırlayan: Mehmet Altan Köymen

    Sultan Alparslan'ın ve Sultan Melikşah'ın veziri olan devlet adamı ve aynı zamanda siyaset bilimci olan Nizamü'l Mülk tarafından kaleme alınmış siyaset konulu eser.

    Eserde yoğun bir dinî bağlam içerisinde genelde devlet işleri, devlete ve hükmetmeye dair temel ilke ve düşüncelere yer verilir.

    Kitap yaklaşık 1000 yıl önce yazıldı. İşlediği konulara baktığımızda günümüze de ışık tutuyor. Liyakat her dönemin en önemli konusu oldu.

    Devlet işlerinde görevi hak edene vermek gerekir. Hak etmeyen birine görev verildiği takdirde çürüme ve bozulma başlar. Devletin bekası, halkın huzuru ve güvenliği liyakattan geçiyor.

    Bize ait olan kaynaklara sahip çıkmalıyız. Bu kitap Avrupalılar tarafından yazılmış olsaydı, " Machiavelli'nin Prens, Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi, Platon'un Devlet" isimli kitapları gibi değer görürdü. Biz ne Farabi'nin İdeal Devleti'ni ne Kutadgu Bilig'i ne de Siyaset-Name'yi pazarlayabildik.
  • 249 syf.
    ·3 günde·Beğendi·8/10 puan
    Thomas More, 1478 yılında doğmuş, yargıç, VIII. Henry’nin baş danışmanı, keşiş, azizlik mertebesine ulaşmış koyu bir Katolik ve bir Rönesans adamı kadar ilerici fikirlere sahip bir aydın. #Utopia adlı eseri de Marksist düşünce için klavuz olmuş bir kitap. Ütopya türü ilk eser Platon’a ait olan “Devlet” olsa da “Olmayan yer” ve “iyi yer” anlamına gelen “Ütopya” kuramının ilk kurucusu #ThomasMore. More kendi halinde, mütevazi bir yaşama düşkün olsa da VIII. Henry’nin isteği üzerine saraya girmek ve siyasete karışmak zorunda kalıyor.
    Erasmus‘un en yakın arkadaşı olan More, kızına yazdığı bir mektubunda “Kellem sayesinde Fransa’da bir kaleyi ele geçireceğini bilse kellemin uçacağından hiç kuşkun olmasın” diyor. Bir kale için değil ama dinine olan bağlılığı ile kralın emri üzerine bile vazgeçmediği değerleri yüzünden yasalar gereği idam ediliyor. Kitabı okuyanların anlayacağı gibi, bu kadar saf ve temiz bir kalbe sahip olan bir adama yakınlık hissetmemek ve onun sonuna üzülmemek mümkün değil.
    #Utopia adlı eserinde bir ada ülkesi olan İngiltere’yi ve kralı isim vermeden eleştirirken, Kral Utopus tarafından kurulan, ideal bir ada ülkesi orayı ziyaret eden Raphael adlı bir denizci tarafından anlatıyor. Utopia; bilinçli ve mutlu bir halkın yaşadığı, büyük suçların yaşanmadığı bir ülke. Eğer biri hırsızlık yaparsa onu idam etmenin daha büyük suçlar işleteceğini, ucunda idam olunca bu hırsızın yakalanmamak için kendisini görenleri de öldürmek zorunda kalacağını, bunun yerine hırsızdan mağdur kişinin zararını tazmin edilmesini, zarar karşılanamıyorsa onun kölesi olarak çalışmasını öngören bir yasaları var. Ancak cezasını çeken kölelerin bile mutlu olduğu bir ülke burası. İnsanlarının mala, mülke önem vermediği, paranın geçerli olmadığı, altınların belli olmaları için sadece kölelere takıldığı, elmasların parlaklığı ile sadece çocukların ilgisini çeken bir çocuk oyuncağı olduğu bir ülke. Mülkiyetçiliğin olmadığı, ara sıra ev değiş tokuşunun yapıldığı, nüfus planlamasına çok dikkat edilen, herkesin yaşamak istediği bir ülke. Adada yaşamalarına rağmen, buluşları ile dışarıdaki dünyayı yakalayabilmiş başarılı bilim adamları ve filozofların yaşadığı bir ülke. Sınıf ayrımı yok, herkes eşit, herkesin çalışması zorunlu ama üretim miktarına göre azaltılabilen esnek çalışma saatleri var. Farklı dinler ve din özgürlüğü var.
    Thomas More’u dizi, film ve belgesellerden tanımak isteyenler için tavsiyeler: Tudors, Boleyn Kızı (The Other Boleyn Girl), Wolf Hall, Her Devrin Adamı (A Man For All Seasons), Henry VIII: Man, Monarch, Monster.

    “Herkes bilir ki, bütün canlı varlıklarda açgözlülüğün nedeni ya korku ya da yoksulluktur. İnsanda ise, bazen yalnız kendini beğenmişlikten gelir açgözlülük. Çünkü faydasız ve boş şeyleri gösterişle ortaya serip, başkalarından üstün geçinmeyi şanlı bir iş sayar insanlar.”
    ”Milyonlarca çocuğu bozucu,körletici bir eğitimin pençesinde bırakıyorsunuz. Erdem çiçekleri açabilecek bu körpe fidanlar gözlerinizin önünde kurtlanıyor; büyüyüp suç işledikleri zaman, yani içlerine çocukluktan giren kötülük tohumları acı meyvelerini verdiği zaman ölüm cezasına çarptırıyorsunuz onları. Sizin yaptığınız nedir biliyor musunuz? Asma zevkini tadabilmek için hırsızlık yaratmak.”
    ”Çünkü Tanrı, bir insanın değil başka bir insanı, kendisini bile öldürmesini yasaklamıştır. “Oysa biz yasaların gölgesine sığınarak birbirimizi boğazlıyoruz.”
    ”Utopialılar aklı başında insanların, yıldızlar ve güneş dururken, bir incinin ya da bir elmasın cılız pırıltısına düşkünlüklerine şaşarlar. Bir koyunun sırtında taşıdığı yünün en incesinden yapılmış giysiler giyiyor diye bir insanın daha soylu, daha değerli olacağını sanması deliliktir onlar için. Kendiliğinden hiç de yararlı olmayan altına neden bu kadar değer verildiğini insanın dilediği gibi kullandığı bir nesnenin nasıl insandan daha üstün sayılabileceğini anlamıyorlardı.”
    ”Gerçek mutluluk, bilim ve sanatla zenginleşen insan düşüncesinin özgürce gelişmesinden başka bir şey değildir.”
    ”Öyle yasalar çıkarın ki; köyleri, çiftlikleri yıkan beyler ya hepsini yeniden yapmak ya da toprağı yeniden çiftlik kuracak insanlara bırakmak zorunda kalsınlar. Zenginlerin cimri bencilliğini frenleyin. Sömürme, tekel kurma hakkını alın ellerinden. Aylak insan bırakmayın memleketimizde.”
    “Biri çıkarda geçmiş zamanlardan ya da yabancı ülkelerden örnek getirip yeni bir düşünce ileri sürecek olursa, bütün dinleyenlerin akılları başlarından gider; hepsini hele kendisini beğenmişleri bir telaştır alır, akıllılık ünlerini yitirmekten, budala sayılmaktan korkarlar.”
    ”İnsan, ölümü bile göze alarak, her çeşit zorbalığa karşı vicdanının özgürlüğünü korumak zorundadır.”
    "Halkın acıları,iniltileri ortasında keyif sürmek, krallık değil, zindan bekçiliği demektir."
    "Halkın yoksulluğu kralın varlığını korur."
    “İyi bir kral nedir? Kurtların yaklaşmasına izin vermeyen bir çoban köpeği. Peki, kötü bir kral nedir? Kurdun ta kendisi.”
    "Hangi yönetici adalet var diye bağırıyorsa, inanmak tamamen ahmaklıktır. Adalet varsa; “Adalet var!” diye bağırmanıza ne gerek var Kral bey, gösterin olur biter. Gösteremediğin şeyi uzun hava gibi bağırsan neye yarar."