İnşAllah
Ey insan! Hayatın ağır tekâlifini omuzuna alıp zahmet çekme. Hayatın fenasını düşünüp hüzne düşme. Yalnız dünyevî ehemmiyetsiz meyvelerini görüp dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme. *Belki o sefine-i vücudundaki hayat makinesi, Hayy-ı Kayyum'a aittir. Masarif ve levazımatını o tedarik eder. Ve o hayatın pek kesretli gayeleri ve neticeleri var ve ona aittir. Sen, o gemide bir dümenci neferisin. Vazifeni güzel gör, ücretini al, keyfine bak. O hayat sefinesi, ne kadar kıymettar olduğunu ve ne kadar güzel faydalar verdiğini ve o sefine sahibi zatın ne kadar Kerîm ve Rahîm olduğunu düşün, mesrur ol ve şükret ve anla ki vazifeni istikametle yaptığın vakit, o sefinenin verdiği bütün netaic; bir cihetle senin defter-i a'maline geçer, sana bir hayat-ı bâkiyeyi temin eder, seni ebedî ihya eder. *"Kesinlik" anlamı vardır.
Sayfa 247 - Rnk Neşriyat, İstanbul - 2023
Din
Sünnet ve bid’atten her biri, diğerinin zıddıdır. Birinin varlığı, diğerinin yokluğunu gerektirir. Birini ihya etmek, diğerini öldürmek sayılır. Bu manaya göre: Sünneti ihya etmek, bid’ati öldürmek sayılır. Aksi dahi böyledir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sünnet'i yaşamak, ihyâ etmenin bir boyutu bireysel planda bir iç mücahede gerektirirken, küresel planda da bir nizâm-ı âlem davasıdır. Ama bu dava, günümüz şartlarında dünyanın nefretini değil sempatisini çekecek yöntemlerle yapılmak zorundadır.
Sayfa 289·Kitabı okuyor
Alıntı
'Ben tevazuyu seviyorum. Çünkü Allah için tevazu eden bir kimseyi Allah yüceltir.'
"Vâsıl olmaz kimse Hakk'a cümleden dûr olmadan Kenz açılmaz bir gönülde tâ ki pür-nûr olmadan..." Hakk'a vâsıl olmak, kavuşmak isteyen kişi her şeyi terk etmelidir. Eğer bir kişi gönlünü Allah'ın [azze ve celle] tecelliyatı ile ihya etmek isterse orayı tertemiz tutmak zorundadır. Tıpkı, "Der tarik-i Nakşibendî lâzım âmed çâr terk: Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk..." hikmetinde buyrulduğu gibi. Muhammed Bahâeddin hazretlerinin yolunu takip edenlerin dört şeyi terk etmesi gerekir: Dünyayı, ukbayı, varlığını ve en sonunda da terk etmenin bizâtihi kendisini. Şemseddin Sivâsî hazretleri, gerçek dosta dost olabilmek için dahasını da söylüyor: "Bir acâib derde düşmüş Şemsî yanıyor müdâm Hakk'a makbûl olmak ister halka menfür olmadan...
Düşünen insan Allah’ın kitabını kendine örnek alan ve Allah’ın kelimelerinin içeriklerini tasavvur eden kişidir.
Sayfa 52