David Flusser, İsa ve havarilerinin "iman"ı ifade etmek için kullandığı Yunanca pistis terimi üzerinde çalışırken bir gün kendisini tesadüf eseri Atina' daki bir meydanda bulmuş ve bir noktada başını yukarı kaldırdığında tam önünde büyük ve kalın harflerle Trapeza tes pisteös yazdığını görmüş. Bu tesadüf karşısında afallayan Flusser, yazıya daha yakından bakmış ve birkaç saniye sonra fark etmiş ki, düpedüz bir bankanın önünde dikilmektedir: Trapeza tes pisteos Yunancada "kredi bankası" demektir. Kelimenin aylardır çözmeye çalıştığı anlamı önünde duruyordu: Tanrı'ya iman ettiğimizde (ya da ona güven/inanç [credit] 28 beslediğimizde) pistis, yani "iman" Tanrı'da keyfini sürdüğümüz ve Tanrı kelamının bizde keyfini sürdüğü güven/inançtır. Bu sebeple Pavlus şu ünlü tanımını yapabilmişti: "inanç, umut edilen şeylerin tözüdür [substance]" (İbraniler 11: 1): O henüz varolmayan ama inandığımız ve güven beslediğimiz, güvenimizi/inancımızı ve sözümüzü ortaya koyduğumuz şeye gerçeklik ve itibar (credit) kazandırır.
Sayfa 72 - Ketebe Yayınları, 1. Baskı, David Flusser·Kitabı okudu
Hakk onlara üç kez türlü türlü sûretlerde tecellîlerle görünür onlar da inkâr ederler. Sonunda Allah onlara "Sizin Rabbinizle aranızda bir alâmet, bir işaret var mıdır?" diye sorar. Onlar da "Evet vardır" derler. Bunun üzerine Allah herkese kendi zannı ve inancına göre tecellî eder ve görünür.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir insanın kendi inancının dışında, başka insanların da inancını kendine görev edinmesi, dinsel toplumları "cehenneme çeviren" nedenlerden birisidir.
Sayfa 48 - Cem Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Ferahlatan bakış, kendi dar düşüncelerimizi terk edip vahyin aydınlığına "Kabul!" dediğimiz andan itibaren belirebilir. İlahi aydınlanmayı, zihinsel ve bedensel kapasitemize tercih ettiğimizde gerçekleşebilir. İnsan benliğine, enaniyetine güvendikçe karanlıkta kalır. Vahye güvendikçe de aydınlığa çıkar. İman ışığından dolayı Allah' a hamdolsun.
Din
Hayat ve zaman, bir daire üzerinde akar. Dümdüz bir yol üzerinde değil.
Sayfa 67
Edebiyat
Önsöz-İlmihal
Sözlükte; "davranış bilgisi" anlamına gelen ilm-i hål terimi dini literatürde; "inanç, ibadet, muamelåt (günlük yaşayış), ahlâk konuları, yer yer ulu'l-azim peygamberler, ayrıca Peygamber Efendimiz'in hayatına dair özlü bilgileri içeren el kitabı" diye tanımlanabilir. İlmihaller, kişinin Rabbine, kendine, ailesine ve içinde yaşadığı toplum ve çevreye karşı sorumluluk ve yükümlülüklerinden kısaca günlük yaşamında bilmesi gerekenlerden bahseden kitaplardır. İlmihal geleneği onuncu yüzyıldan itibaren oluşmaya başlamıştır. Peygamber Efendimizin; "İlim öğrenmek her müslümana farzdır" (İbn Máce, Mukaddime, 17; Ibn-i Abdi'l-Berr, Camiu'l-Beyan, 1/8-9; Taberâni, Mucemü'l. Kebir, 10439.) mealindeki hadis-i şerifinde zikredilen ilim kelimesi, "ilm-i hål" olarak yorumlanmış ve bunun kapsamına iman, namaz, oruç, helâl ve haram gibi temel bilgilerin girdiği belirtilmiştir. Fıkıh kitapları, dini konuları ayrıntılı biçimde ele alıp görüş ayrılıklarına yer verir, her görüşün delillerini zikreder ve karşıt delillere cevap verir. Fetva verilen görüşü anlatmaktan ziyade fıkıh ilminin esaslarına göre meseleyi incelemeyi, rivayetler arsında tercihler yapmayı hedefler. Bu yüzden fıkıh kitapları, daha çok âlimlere veya bilenlere hitap etmektedir. Bu durum halkın, temel konularda özlü bilgiler ihtiva eden, dili sade, anlatımı basit, hatta ezberlenmesi mümkün eserlere ihtiyaç duymasına sebep olmuştur. Osmanlı döneminde ilk ilmihaller bu sebeple yazılmaya başlamıştır. Yine bu sebeple Müslümanların her an müracaat edebilecekleri, önemli ve ihtiyaç duyulan bilgileri içerdiği için herkesin eli altında mutlaka bulundurmaları gereken kitaplar olmuştur ilmihaller. İlmihal, dinî metinlerin özeti halinde tercih edilen ve fetva verilen görüşleri kısaca anlatan ve günlük yaşama uyarlanmasını
Kitap Alıntısı