Zara indirimlerinden hiçbir şey alamayacak olan o kız yani ben. Kendi ocağıma incir ağacı dikmiştim çünkü 😁
Hüdayinabit: Kendi kendine yetişen bitki demekmiş. Kendi kendine yetişen kimseler içinde kullanabilir miyiz bu kelimeyi😊 Güneşe çıkaranı olmamış, budayanı olmamış, suyu olmamış kendi kendine yetişmiş...Kayayı delen incir olmuş. Psikolojik Danışman Serdar ÇANKAYA
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Unut , Unuttuğunu. Islak incir tanelerini, Zeytinin rengini, Ekmeğin buğusunu. Sen mi geldinleri unut. Unut işte ! Unutmak en iyisi. … Yavaş yavaş, Şarkı şarkı. Nasıl diyorlarsa, nereye koyarsın böyle bir aşkı. Öyle unut ! Hiçbir yere koyamadığım bu aşkı. Gözlerini unut, Bu şehri unut, Gözlerinin; bu şehrin en güzel yeri olduğunu unut.
Şiir
Hiçbir şey söylemeyen sözlere varmak için, Her şeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti, İncir, Yarpuz, Karamela, La havle ve la kuvvete illa billah. İsmet Özel
Yaşar Kemal'in Orhan Veli'ye yazdırdığı şiir:
Akşam olur mapushane kilitlenir Kimi kağıt oynar, kimi bitlenir Kiminin temyizden evrakı gelir Düştüm bir ormana yol belli değil Yatarım yatarım gün belli değil. Mapushane içinde üç ağaç incir Kolumda kelepçe boynumda zincir Zincir sallandıkça her yanım sancır Düştüm bir ormana yol belli değil Yatarım yatarım gün belli değil.
RESÛLULLAH (S.A.V.) EFENDİMİZİN ADÂLETİ
Hazret-i Âişe (r.anhâ) Vâlidemizden şöyle rivâyet olundu: Kureyş’in Mahzûmoğullarından, şerefli ve asil bir aileye mensup olan kadınlardan birisi, nasılsa hırsızlık yapmış (bu sebeple kendisine had cezâsı tatbik edilmesi kararlaştırılmış)tı. Kadının bu durumdan kurtulması için Kureyşliler, çok alâkadar olmuş, hadiseye ehemmiyet vermişlerdi. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ile kim görüşebilir, ona kim şefaatçi olur, diye düşündükleri sırada, Peygamber Efendimizin pek ziyade teveccüh ve muhabbetini kazanmış olan Üsâme bin Zeyd (r.a.) hatıra geldi. Ona, hâli anlatıp aracılık etmesini rica ettiler. Üsâme (r.a.), Resûlullah Efendimize vaziyeti arz ettiğinde, Resûlullah (s.a.v.): “Ey Üsâme! Sen, Allâh’ın tayin ettiği bir cezanın affedilmesi için mi şefaat istiyorsun?” buyurdular. Sonra kalktılar ve mescitte bir hutbe îrâd buyurdular: “Ashâbım! Sizden evvel gelip geçen ümmetlerin helâk edilmeleri, hiç şüphe edilmesin ki onlar, hırsızlık eden zengin ve soylu kimseleri cezalandırmayıp fakir ve kimsesiz kimseler çaldıkları zaman, yalnız onları cezalandırdıkları içindir. Allâh’a yemin ederim ki şâyet kızım Fâtıma, hırsızlık etse, hiç tereddüt etmeden onun elini de muhakkak keserim.” MUTFAĞIMIZ: Aşûre Malzemeler: 1 kg döğme buğday, 2 kg şeker, yarımşar kg nohut, kuru fasulye, kuru üzüm, 1’er su bardağı pirinç, ince doğranmış kuru incir, ince doğranmış kuru kayısı, ceviz, nar tanesi, fındık, 3 tane ince doğranmış elma, biraz tarçın, 1 paket çam fıstığı, 1 paket kuş üzümü. Yapılışı: Buğday, akşamdan pişirilir. Nohut, kuru fasulye, kuru üzüm, akşamdan ıslatılır. Ertesi gün ayrı ayrı haşlanır, suları süzülür. Bütün malzeme, büyük bir tencerede karıştırılır, aşûrenin kıvamına göre su ilave edilir. Kaynamaya başlayınca incir, kayısı, elma ve şeker katılır ve bal rengine gelinceye
Adalet