• 290 syf.
    ·2 günde·7/10
    Dünyaca ünlü Fransız markası Hermes’ in en büyük kabusu olarak lanse edilen kitap, İspanya’ nın, eBay’ in, aşkın, Hermes’ in rastlantıların ve markanın en ünlü zor ulaşılan Birkin çantasının yazarın hayatını nasıl tepe taklak ettiği hakkında.
    Dünyanın ağzını sulandıran o arzu nesnesi çantayı kovarken yaşanan şantajı, rüşveti ve sahtekarlığıda tüm açıklığıyla anlatılıyor.

    Bir adamın moda tutkunlarının Birkin saplantısını karlı bir kariyere dönüştürmesinin hikayesi...

    Bir solukta okunan bu anı kitabı gerçek olmayacak kadar iyi. Yaşadığı evin kirasını internetten sattığı lüks eşyalarla öderken yazar. Micheal Tonello ünlü markanın çanta alma sırrını öğreniyor. Ve bu işi yüksek kazançlı bir mesleğe dönüştürüyor.
  • Engellilerin Bilmesi Gereken Tüm Yasal Haklar tüm detaylar ile...
    Anayasanın 10 Maddesine ilave edilen (2010 yılı referandumunda ) cümlede pozitif ayrımcılık gereği ''engelliler hakkında alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olamayacağı'' ifadesi yer alır. • Anayasanın 42. maddesi 8. fıkrası; “Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır”.
    • Anayasanın 49. maddesi; “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.”
    • Anayasanın 50. maddesi 2. fıkrası;'' Bedenî veya ruhî yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar''.
    • Anayasa 70. madde; “Her Türk kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir” .
    • Anayasa 70.Madde 2. fıkra; “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.”
    • 5378 Sayılı Engelliler Yasası Madde 15;'' Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez.Engelli çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve engelli olmayanlarla eşit eğitim imkânı sağlanır.''

    Engelli hakları konusundaki taleplerimizin yasal dayanaklarını Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesinden. Anayasa ve 5378 Sayılı Engelliler Yasasında yer alır.

    Engelli çalışanlar hakkında 2014 EPSS Yönetmeliğinde aşağıdaki hükümler yer alır:
    • MADDE 16 ‒ (1) Kamu kurum ve kuruluşları çalışma yerlerini ve eklentilerini, engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirmek, engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak gerekli tedbirleri almak ve engellilerin görev yaptıkları kadronun gereği olan işleri yapabilmeleri için engel durumlarına göre gerek duyulan yardımcı ve destekleyici araç ve gereçleri temin etmek zorundadır
    • (2) Engelliler, engelliliklerini artırıcı ve ek engel getirici işlerde çalıştırılamaz.
    • MADDE 10-(3) Engellilerin istihdam edileceği uygun münhal kadro bulunmadığı takdirde hizmet gereklerine ve genel hükümlere göre diğer münhal kadrolarda değişiklik yapılarak gerekli kadrolar temin edilir. Engelli personelin istihdam edileceği birimler engellilerin engel durumları dikkate alınarak ilgili kamu kurum veya kuruluşunca belirlenir.

    ENGELLİ HAKLARI
    KAMUSAL HAKLARDA İNDİRİM
    • Su İndirimi
    Her belediye su indirimini en az %30 oranında uygulamak zorundadır.Bu indirimi yapmayan belediyeler için şikayet hakkınızı kullanınız.
    Ankara’da su indiriminden (%50 oranında)yaralanmak için 18 yaşını doldurmak gerekmektedir.Ev sahibi,kiracılar ve lojmanda oturanlar su indirimi yaptırabilirler.Ev sahipleri ve kiracıların evin deprem sigortası belgesini göstermeleri gerekmektedir.
    Elektrik ve doğalgazda indirim yoktur.

    • Digitürk İndirimi
    % 50 indirimlidir.Bilgi için (212) 4737373 arayınız

    • Türk Telekom Sosyal Tarife
    Türk Telekom Sosyal Tarife engelliler için düzenlenmiştir.
    Başvuru için engelli raporu,nüfus kağıdı fotokopisi gereklidir.İlgili Telekom Merkezine engelli birey ile ya da vasi kararı ile başvuru yapmalısınız.

    • TTNET ve Fiber İnternet
    Yaş sınırı olmaksızın %25 indirimlidir.Bu indirimden yararlanmak için Türk Telekomu arayabilirsiniz.(444 0375)

    • Uydunet ve Turkcell Süperonline
    Bu hizmetlerde %25 indirim mevcuttur.

    • Cep Telefonu Hizmetlerinde İndirim
    Turkcell ,Avea ve Vodafone' da engellilere özel tarifeler mevcuttur

    Ulaşımda İndirim

    • Şehir İçi Ulaşım
    Belediye otobüsleri,Metro seferleri,TCDD ve Deniz Yollarının şehir içi seferleri ücretsizdir.’’Ağır engelli’’ibareli raporu olanların bir refakatçisi engelli kişi ile beraber olmak şartıyla ücretsiz ulaşımdan yararlanır.

    • TCDD ve Deniz Yolları
    Devlet Demiryollarına ve Deniz Yollarına ait şehir dışı seferleri ücretsizdir.’’Ağır engelli’’ibareli raporu olanların bir refakatçisi engelli kişi ile beraber olmak şartıyla ücretsiz ulaşımdan yararlanır.
    Not:Ücretsiz seyahat hakkı için Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerinden alacağınız ‘’Engelli Kimlik Kartı’’ geçerlidir.

    • Şehirler Arası Otobüslerde İndirim
    %30 indirim mevcuttur. Refakatçi indirimi yoktur.
    İnternetten bilet alımlarında bu indirimden yararlanılamamaktadır.
    Engelli indirimi yapmayan otobüs firmaları hakkında tutanak tutturup Ulaştırma Bakanlığına bildirebilirsiniz. Ya da aldığınız bilet ve engelli kimlik kartınızın fotokopisi ile beraber BİMER' e şikayet ediniz.
    Otobüs firmaları size '' otobüste bir engelliye (bu 2 veya 3 olabilir) indirim yaptık,kontenjan doldu ''der ise mutlaka itiraz ediniz. Hiç bir yasal dayanağı olmayan bu sınırlama için yine BİMER'e şikayette bulununuz. Size Karayolları Trafik Yönetmeliğine dayanarak kontenjan uyguladıklarını söylerlerse bu yönetmelikte her engelliye indirim uygulanacağının belirtildiğini söyleyiniz.
    Karayolları Taşıma Yönetmeliği 57.madde 11.fıkra:(Değişik ibare:RG-21/8/2009-27326) % 40 oranında engelli olduğunu belgeleyen kişiler için bilet ücreti geçerli ücret tarifesi üzerinden % 30 indirimli düzenlenir.

    • THY İndirimi
    %25 indirim mevcuttur.
    Ancak ekonomik bilet alanlar ile internetten bilet alanlar bu indirimden yararlanamamaktadır.
    Tekerlekli sandalyede olanlar,görme ve işitme engellinin ikisine birden sahip olanlar tek başlarına seyahat etme özgürlüğüne sahip değillerdir.Bu kişilerin yanında mutlaka refakatçi bulunmalıdır.

    ARAÇ ALIMLARINDA ÖTV VE MTV MUAFİYETİ
    % 90 ve üzeri engelli yakını olanlar ÖTV (Özel Tüketim Vergisi)ve MTV (Motorlu Taşıtlar Vergisi) muafiyetli sıfır araç alma hakları vardır.
    Kendisi H sınıfı ehliyet sahibi olup ''özel donanımlı araç kullanabilir '' ibareli sağlık kurul kararı alanlar da engel oranına bakılmaksızın (engel oranı %90'ın altında olması halinde) sol ayak veya sol bacak engeli bulunanlar otomatik vitesli araç, sağ ayak veya sağ bacak engeli olanlar otomatik vitesli araçlara engellerine uygun hareket ettirici tadilatlar yaptırarak ÖTV ve MTV muafiyetli araç alabilirler.
    Ayrıca %90 ve üzeri engelli yakını olanlar,engelli yakını tarafından kullanılması ve engelli kişinin ortopedik engelli olması şartı ile yurt dışından özel tertibatlı araç getirtebilirler.
    ÖTV indirimli araç alımlarında KDV indirimine özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
    Engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullandıklarını sağlık raporu ile belgeleyenlerden engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye veya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malûl ve engelliler beş yılda bir ÖTV siz sıfır araç (sürücü dâhil 9 kişilik oturma yeri olan) alabilir.
    MTV muafiyetinden yararlanmak için;
    Vergi Dairesine müracaat edilmesi gerekmektedir.Aksi halde aracınıza ait vergi borcu ile karşılaşırsınız.Bu durumda araç ruhsatı,engelli raporu ve nüfus kağıdı ile beraber Vergi Dairesine başvurarak borcunuzu iptal ettirebilirsiniz.
    Bilgi için bakınız ‘’Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Engelliler Vergi Rehberi’’
    İşitme engelliler H Sınıfı ehliyet alır ancak ÖTV muafiyetli araç alamazlar.İşitme engelliler araçlarının arkasına ‘’işitme engelli’’simgesi yapıştırmalıdırlar.
    Özel Tüketim Vergisi İstisnasından Faydalanmayan Engelliler İçin MTV İstisna Uygulaması
    Özel tüketim vergisi istisnasından faydalanmayan ancak %90’ın altında engel oranına sahip engelliler engellerine uygun özel donanım yaptırtmak şartı ile MTV muafiyetinden yararlanabilmektedir.
    Engelliler İçin Araç Park Yerleri
    ÖTV indirimi ile alınmış olması şartı ile engelli araç park yerlerine araç park edebilirler.
    Otobanlarda 15 dakikaya kadar araçlarını yol kenarına çekebilirler.
    Hava alanlarında,Belediye tarafından işletilen otoparklardan ücretsiz yararlanabilirler.
    ÖTV indirimli aracı olanlar yaşadıkları evlerin önüne ilgili belediyeye müracaat ederek Engelli Araç Park Yeri yaptırabilir.
    Araç muayene istasyonlarında engellilere ait ÖTV indirimli araçlara öncelik hakkı vardır.

    Engelli Araç Park Kartı
    Aracın ÖTV indirimli alınan araçlar içinTrafik Tescil Şubesine dilekçe ile başvurarak engelli araç park kartı temin edilebilir.
    Ayrıca %90 ve üzerinde engel oranına sahip ancak ÖTV muafiyetsiz alınan araçlar için de engelli araç park kartı verilmektedir.(Ankara Kurtuluş Trafik Tescil Şubesinden alınan bilgidir)
    Engelli kimlik kartlarını araç ön camına bırakarak aracınızı park ettiğinizde oradaki güvenlik görevlisinin inisiyatifinde olduğunuzu bilmelisiniz.

    ENGELLİ ÇOCUĞU OLAN ÇALIŞANLARIN HAKLARI

    Gelir Vergisi İndirimi
    Engelli çocuğu olan kamu,özel sektör çalışanları ve serbest çalışanlar gelir vergisi indiriminden yararlanırlar.Engel oranı değişikliğinde ilgili vergi dairesine bildirim zorunluluğu vardır.Rapor süreli ise her rapor değişiminde de bildirilmelidir.
    Emekli olanlar emekli maaşında bu hakkı kullanamazlar.Ancak emekli olup serbest çalışanlar gelir vergisi indiriminden yararlanır.

    Nöbet Muafiyeti ve İzin Hakkı
    Kamu kuruluşlarında çalışan engelli çocuğu olan memur anne ve babalara nöbet ve fazla mesai muafiyeti vardır.Ayrıca bakıma muhtaç yakını olan çalışanlara günlük bakım izni konusunda kolaylık tanınması sağlanmıştır.
    Genel Kurmay Sağlık Komutanlığı tarafından 20 Mart 2014 tarihinde ‘’özel eğitime giden engelli çocuğu olanlara ve bakıma muhtaç yakını olanlara günlük izinlerinde kolaylık sağlanacağına dair’’bir emir yayınlanmıştır.
    TSK da görev yapıp bakıma muhtaç engelli çocuğu olan muvazzaf asker ve sivil memurlara Haziran 2013 tarihli Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinde yapılan bir değişiklikle nöbet muafiyeti hakkı tanınmıştır.

    Engelli Çocuğu Olan Çalışan Annelere Erken Emeklilik Hakkı
    ''Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunan annelerin '' yararlandığı bu haktan Bağ-Kur, SSK, Emekli Sandığı, Tarım İşçileri ve İsteğe Bağlı Sigortalı olan anneler yararlanır.
    1 Ekim 2008 sonrası çalışılan sürenin dörtte biri oranındaki süre çalışılan süreye ilave edilir, bu süre emekliliğe kalan süreden düşürülür.
    Bilgi için 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Madde 28. Hükmü.
    Engelli çocuğun bakıma muhtaç yani raporunda ‘’ağır engelli ‘’ibaresinin olması gerekmektedir. Çocuğun bakıma muhtaçlığı devam ettiği sürece bu haktan yararlanılır.Birden fazla bakıma muhtaç çocuğu olanlar için SGK; her çocuk için inceleme yapar ancak sadece biri üzerinden erken emeklilik hakkından yararlanılır. Diğer çocukların incelenme sebebi erken emeklilik hakkının kullanıldığı çocuğun bakıma muhtaçlığı biter ise diğer çocuk üzerinden hakkın devam ettirilebilmesidir.
    Evlatlık alınan engelli çocuklar için de bu haktan yararlanılır.
    Engelli çocuğu olan babalar erken emeklilik hakkına sahip değildir.

    Refakat İzni
    Memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla (''bir kişinin sürekli bakımına muhtaçtır '' ve ‘’hayati öneme haizdir’’ ibareleri olan) aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verileceği ve gerektiğinde bu sürenin bir katına kadar uzatılacağı belirtilmiştir.Sağlık kurulu kararı çıktığı gün izin başlar.
    Muvazzaf askeri personel için refakatçi izni;3 ay ile sınırlandırılmış, bu iznin devamında 6 ay aylıksız izin hakkı verilmiştir.
    Yakınınızın engelli raporuna sahip olması refakat izni almanızı sağlamaz.Yukarıdaki şartların oluşmuş olması ve doktorunuzun uygun görmesi halinde sadece refakat iznine ait rapor verildiğinde bu hak kullanılır.

    Senelik İzin Kullanma Hakkı
    Gn.Kur.Bşk.lığının 29 Nisan 2010 tarihli ‘’Engelli Yakını Olan Personel’’ konulu emrinde ‘’Engelli yakını olan personelin amirlerin inisiyatifi ile yıllık ve mazeret izinlerini parçalara bölerek,diledikleri tarihlerde kullanmaları gibi hususlarda kolaylıklar sağlanabileceği’’ bildirilmiştir.

    Mazeret İzni
    En az yüzde % 70 oranında engelli ya da süreğen hastalığı olan çocuğunun (çocuğun evli olması durumunda eşinin de en az yüzde 70 oranında engelli olması kaydıyla) hastalanması hâlinde, hastalık raporuna dayalı olarak ana veya babadan sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla bir sene içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar kadar,”mazeret izni verilir.
    Bu madde 657 Devlet Memurları Kanununa,926 Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununa, 3269 Uzman Erbaş Kanununa işlenmiştir.
    Bu kanun maddesi sözleşmeli personel ve geçici personel için de ilgili kanunlara işlenmiştir.(Ağustos 2014)
    Mazeret izin hakkı sadece çengelli çocuklar için kullanılmaktadır. Engelli çocuğun hastaneden ya da Aile Hekimliklerinden alınacak hasta olduğunu gösteren rapor ile mazeret izni talep edilir.

    Tayin Hakkı
    Devlet Memurları Kanunu Ek Madde 39:‘’Devlet memurlarının, hayatını başkasının yardım veya bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede engelli olduğu sağlık kurulu raporu ile tespit edilen eşi, çocukları ile kardeşlerinin, memuriyet mahalli dışında resmî veya özel eğitim ve öğretim kuruluşlarında eğitim ve öğretim yapacaklarının özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından belgelendirilmesi hâlinde, ilgilinin talebi üzerine eğitim ve öğretim kuruluşlarının bulunduğu il veya ilçe sınırları dahilinde kurumunda bulunan durumuna uygun boş bir kadroya ataması yapılır.’’

    Devlet Memurları Kanunu 72 .Madde:“İlgili mevzuatı uyarınca verilecek rapora göre kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılır.”

    Jandarma Genel Komutanlığı Atama Yönergesi: 14 Şubat 2014 Yönerge değişikliği kapsamında; tam teşekküllü askeri hastaneler tarafından verilmiş sağlık kurulu (bakıma muhtaç %90 ve üzeri ağır engelli) raporu olan engelli eş veya çocuğu olan personelin dilekçe ile müracaat etmesi halinde uygun kadro bulunması halinde atama döneminde olmak üzere kendileri ile eşlerinin memleketlerine veya daimi ikametgahlarına ataması yapılabilecektir.
    TSK da görevli devlet memurlarının sağlık durumu nedeniyle atama talepleri için;atama dönemine bağlı kalmak, bulundukları yerde çalışma sürelerini tamamlamak zorunluluğu yoktur.

    25 Şubat 2014 (Resmi Gazete Sayı : 28924) Milli Savunma Bakanlığı Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2 Maddesi ile Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin 31 inci maddesinin yedinci fıkrasının dördüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    "Özel eğitim amaçlı değerlendirilmek üzere rapor alacakların atamaları ise; 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelikte, kendisine Engelli Sağlık Kurulu Raporu düzenleme yetkisi verilmiş, sağlık kuruluşlarından alacakları "özel eğitim amaçlı değerlendirilmesi uygundur" kararlı, Engelli Sağlık Kurulu Raporları ve Rehberlik Araştırma Merkezlerinden alacakları raporda bulunan özel eğitim imkanlarının bulunduğu garnizonlara yapılır veya ertelenir."
    Devlet Memurlarının Yer Değiştirmesi Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik Değişikliği 16 Ağustos 2014:"Engellilik Durumuna Bağlı Yer Değişikliği "

    • EK MADDE 3- İlgili mevzuatına göre alman sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir.
    NOT.Bakmakla yükümlülük Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden çalışanın üzerinden sağlık yardımından yararlanma şartıdır.(ayşe sarı,)
    Bu kapsamdaki talepler bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın kurumların kadro imkanları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır ve bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz.
    NOT.Bir kereye mahsus bu haktan yararlanan memur tekrar atama istediğinde engellilik nedeniyle atama talep edemez.Bu durumda yönetmeliğin diğer hükümlerine tabi olur. (Ayşe Sarı)

    Memurun kendisinin veya beraber yaşadığı eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının engellilik durumunun tedavisi sebebiyle yer değişikliğini talep etmesi halinde, yer değiştirme suretiyle atama yapılacak yerin, memurun ve bu fıkra kapsamındaki yakınlarının engellilik durumuna uygun olması esastır.
    Engellilik durumu devam ettiği sürece kurumlarca isteği dışında memurun yeri değiştirilmez. Engellilik durumu ortadan kalkan memurlar hakkında bu Yönetmelikte yer alan diğer hükümler uygulanır."

    • MADDE 12- Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

    • "GEÇİCİ MADDE 5- Kamu kurum ve kuruluşları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yönetmeliklerini bu Yönetmeliğe uygun hale getirirler. Bu süre içerisinde kamu kurum ve kuruluşlarının yönetmeliklerinin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir."
    NOT:Tüm kurumlar 16 Şubat 2015 tarihine dek kendi yönetmeliklerini çıkartmak zorundadırlar. (Ayşe Sarı)

    ENGELLİ ÇALIŞANIN HAKLARI
    Engelli kadrosundan işe başlayanlar ile işe başladıktan sonra engelli olanlar engelli memur olarak aynı haklara sahip olurlar.
    • İşe girişlerinde %60 ve üzerinde engel oranına sahip olanlar malulen emeklilik hakkına sahip değillerdir. Ancak işe girişten sonra engelli hale gelip %60 ve üzerinde çalışma gücünü kaybedenler malulen emeklilik hakkını elde ederler. Bu kişilerin en az 10 yıllık sigortalılık süresine sahip olmaları gerekir. Başkasının bakımına muhtaç hale gelen malul çalışanlar için bu süre aranmaz diğer şartların uygun olması halinde malulen emekli edilirler.

    • Sonradan %60’ ın altında engel oranına sahip olanlar ile işe engelli kadrosundan girenler işe giriş tarihlerine göre erken emeklilik haklarını elde ederler. 2008 öncesi işe girmiş memurlar için 5434 Sayılı Yasa hükümleri, 2008 sonrası işe girenler için 5510 Sayılı Yasa hükümleri uygulanır. Buna göre 1 Ekim 2008 öncesi işe girmiş engelli memurların tamamı 15 yılda emekli olurken, 2008 sonrası işe girenler engel oranlarına göre kademeli (15-19 sene arası) erken emeklilik hakkı elde ederler.

    • İşe girdiklerinde engelli oldukları halde engel durumlarını beyan etmeyip engelli kadrosunda olmayanlar doğuştan ya da işe girmeden önce engelli olduklarını gösteren raporlarını Sosyal Güvenlik Kurumu ya ilettikleri takdirde uygun görülürse erken emeklilik hakkını alırlar.

    •Doğuştan ya da işe girmeden önce malul durumda engelli oldukları Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca tespit edilenler (raporlarını sunmayıp sağlam olarak işe girenler) sonradan bu raporlarını sunduklarında da malulen emekli olamazlar.
    TSK da çalışanların malulen emeklilik işlemlerinde maluliyet tespiti Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre yapılmaktadır. Engel oranı %60 ve üzerinde olanların malulen emeklilik hakkı elde edebilmesi için mutlaka Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre değerlendirilmesi ,dolayısıyla sağlık raporlarının tam teşekküllü asker hastanelerinden alınması gerekir.
    TSK da engelli kadrosunda olan memurlar sonradan başka bir hastalığa bağlı engele sahip olurlarsa sadece bu engelin Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre değerlendirmesi sağlıklı çalışanların değerlendirildiği maddelere göre yapılır.
    Asker hastaneler dışında alınmış sağlık raporlarının asker hastanelerde onaylanma şartı (TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre değerlendirilmesi) Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Muayene Yönergesine göre zorunludur.

    Erken emeklilik ve maluliyet için alınmış raporların Sosyal Güvenlik Kurumu ya bağlı olan Sağlık Kurulunca değerlendirildiği, gerekirse tekrar raporlanma istenebileceğini ve son kararın bu sağlık kuruluna ait olduğu da bilinmelidir.

    • İş Kanuna tabi olan engelliler de işe giriş tarihlerine göre düzenlenmiş kademeli erken emeklilik hakkına sahiptirler. Ancak erken emeklilik hakkı için 1 Ekim 2008 öncesi işe girmiş olanların mutlaka vergi indirimi hakkını almış olmaları gerekir. 1 Ekim 2008 sonrası işe giren SSK' lı çalışanlar ile Bağ-Kur ve Emekli Sandığına tabi çalışanlar vergi indirimi belgesi almak zorunda değildirler.
    Bağ-Kur engelli emekliliği hakkı 1 Ekim 2008 sonrası 5510 sayılı yasa ile tanımlanmıştı.

    İstihdam
    Elli ve üzeri çalışanı bulunan özel sektör iş yerlerinde en az %3,kamuda %4 engelli personel çalıştırılması zorunludur. %3′lük yasal kotanın üzerinde engelli personel çalıştıran özel şirketlerin fazladan çalıştırdıkları engelli personele ait sigorta primlerinin tamamı Hazinece karşılanmaktadır.

    Engelli Memurun Tayin Hakkı
    Devlet Memurları Kanunu 72 .Madde “İlgili mevzuatı uyarınca verilecek rapora göre kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılır.”
    Memurlar çalıştıkları kurumlarda atama ve yer değişikliğini belirleyen kurum içi yönetmeliklere de tabidirler.
    Devlet Memurlarının Yer Değiştirmesi Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik Değişikliği 16 Ağustos 2014:"Engellilik

    Durumuna Bağlı Yer Değişikliği
    • EK MADDE 3- İlgili mevzuatına göre alman sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir.
    NOT.Bakmakla yükümlülük Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden çalışanın üzerinden sağlık yardımından yararlanma şartıdır. (Ayşe Sarı)
    Bu kapsamdaki talepler bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın kurumların kadro imkanları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır ve bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz.
    NOT.Bir kereye mahsus bu haktan yararlanan memur tekrar atama istediğinde engellilik nedeniyle atama talep edemez.Bu durumda yönetmeliğin diğer hükümlerine tabi olur. (Ayşe Sarı)

    Memurun kendisinin veya beraber yaşadığı eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının engellilik durumunun tedavisi sebebiyle yer değişikliğini talep etmesi halinde, yer değiştirme suretiyle atama yapılacak yerin, memurun ve bu fıkra kapsamındaki yakınlarının engellilik durumuna uygun olması esastır.
    Engellilik durumu devam ettiği sürece kurumlarca isteği dışında memurun yeri değiştirilmez. Engellilik durumu ortadan kalkan memurlar hakkında bu Yönetmelikte yer alan diğer hükümler uygulanır."

    Engelli Memurun Nöbet Durumu
    Engelli memura kendi isteği dışında gece nöbet ve fazla mesai hizmeti yaptırılamaz. (Devlet Memurları Kanunu)

    Engelli Çalışanlara Erken Emeklilik
    %40 ve üzeri çalışan tüm engellilere erken emeklilik hakkı verilmiştir. 1 Ekim 2008 öncesi işe girenler için 15 yıl, 1 Ekim 2008 sonrası işe girenler için engel oranlarına göre kademeli erken emeklilik hakkı getirilmiştir.

    Engelli Çalışanların Gelir Vergisi İndirimi
    %40 ve üzeri tüm engelli çalışanlar gelir vergisi indiriminden yararlanır.Bunun için engelli raporu,çalışma belgeleri ile ilgili vergi dairesine bir dilekçe ile başvurulmalıdır.
    Engel oranı:
    • %40-59 arası olanlar 3.Derece,
    • %60-79 olanlar 2.Derece,
    • %80 ve üzerinde olanlar 1.Derece vergi indiriminden yararlanır.

    Engelli Memurun İzin Hakkı
    • 10-16 Mayıs Engelliler Haftasının ilk günü ile 3 Aralık Dünya Engelliler Gününde kamuda görev yapan tüm engelliler idari izinli sayılır.

    • Olumsuz hava koşulları nedeniyle valiliklerce okulların tatil edilmesi halinde aynı bölgedeki kamu görevlisi engelliler, ayrıca bir talimat ve talebe gerek kalmadan, belirlenen tatil süresince idari izinli sayılacaktır. ’’
    Devlet Memurları Kanunu Madde 100:Ancak engelliler için; engel durumu, hizmet gerekleri, iklim ve ulaşım şartları göz önünde bulundurulmak suretiyle günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile öğle dinlenme süreleri merkezde üst yönetici, taşrada mülki amirlerce farklı belirlenebilir.

    • Görme engelliler ,az görenler,gece körlüğü olanlar ve yürüme engelliler kış saati uygulanan,mesai saatleri bitiminin akşam karanlığına denk geldiği sürece mesai başlangıç ve bitiş saatlerinin düzenlenmesini talep edebilirler.
    Devlet Memurları Kanunu Madde 101: Engelli memurlara da isteği dışında gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez.Buna göre engellilerin çalıştırılamayacağı saatler akşam 20:00 ile sabah 06:00 arasındaki saatlerdir. Bu saatler İş Kanununda yer aldığı gibi Devlet Memurları Kanununda yer almaz. Ancak bu konuda Devlet Personel Başkanlığının 18 Eylül 2014 tarihli mütalaası bu saatleri teyid etmekte ve memurlar için de İş Kanununda belirtilen saatlerin ana alınması gerektiği ifade edilmektedir.

    Not: Memurlar için gece saatlerinin tanımlanmasına ait görüş talebi SİME-SEN tarfından yapılmıştır.
    Anayasa 50. Madde 2. Fıkra:’’Bedenî veya ruhî yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar''.

    Yetim Maaşı
    Engelli çocuğun engel oranının %60 ve üzeri olması halinde çalışan anne ya da babasının vefatı halinde çocuğa yetim maaşı bağlanır.Anne ve babasının her ikisin de memur olması halinde;sadece talep halinde maaşı yüksek olan anne ya da babasının üzerinden maaş bağlanır.Anne ve babası ayrı sigorta kollarında iseler (biri SSK,diğeri Emekli Sandığı) malul çocuk her ikisi üzerinden yetim maaşı alır.Engelli çocuğun engel oranı %60’ın altında ise engelli çocuk Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından malul olarak kabul edilmediği için çocuğa yetim maaşı bağlanmamaktadır.

    Eylül 2014 Torba Yasa ile 5510 Sayılı Yasanın ilgili maddesindeki malul kelimesi yerine ‘’ağır engelli ‘’ifadesi yazılmıştır. Buna göre yetim aylığı bağlanma şartı çocuğun ağır engelli olması ile mümkün olabilecektir.
    Anne veya babasının üzerinden sağlık yardımına devam etme hakkı olan kız ve erkek çocuklar çalışmaya başladıklarında anne veya babalarının vefatı halinde yetim aylığı hakkını alamazlar.Ancak işten çıktıklarında yetim aylığı tekrar bağlanır.Bu durumun bir istisnası anne ya da babası 1 Ekim 2008 öncesi vefat edip yetim aylığı başlanmış olan yetim çocuktur.Bu çocuklar çalışsalar bile yetim aylığı alırlar.Ancak emekli olduklarında kesilir.
    Yetim kız ve erkek çocuklardan ağır engelli olup yetim aylığına devam edenler evlenseler dahi yetim aylıkları kesilmez.

    Özel Sektörde Çalışan Engelliler
    Engellilerin çalıştığı kamu kurum ve kuruluşu özelleştirme kapsamındaysa, kapatma ve tasfiye halleri dışında engelli çalışan işten çıkartılamaz .Kapatma veya tasfiye halinde işine son verilen engelli vatandaşlar ildeki Türkiye İş Kurumuna başvurmalıdır. Bu durumda iş kaybı tazminatı, kurumun diğer çalışanlara tanıdığı hakların iki katı oranında ödenmektedir.

    Malulen Emeklilik
    İşe girdikten sonra engelli hale gelenlerden engel oranı%60’ın altında olanlar engelliler için erken emeklilik hakkını alırken, engel oranı (iş gücü kaybı oranı) %60 ve üzeri olanlar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından malulen emeklilik hakkını alırlar.
    TSK’ da çalışanlar malulen emeklilik için 3 Ağustos 2013 tarihli Maluliyet Yönetmeliğinin 10.Maddesine göre:(4) Maluliyet kararlarında; b)’’ Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çalışan askeri ve sivil personel ile askerlik görevi ile yükümlüleri için, 8/10/1986 tarihli ve 86/11092 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği ana alınır’’ ifadesine dayanarak malulen emekli olurlar

    • 2014 EKPSS Yönetmeliği Madde 16 ‒ (1) Kamu kurum ve kuruluşları çalışma yerlerini ve eklentilerini, engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirmek, engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak gerekli tedbirleri almak ve engellilerin görev yaptıkları kadronun gereği olan işleri yapabilmeleri için engel durumlarına göre gerek duyulan yardımcı ve destekleyici araç ve gereçleri temin etmek zorundadır.
    (2) Engelliler, engelliliklerini artırıcı ve ek engel getirici işlerde çalıştırılamaz.

    SOSYAL YARDIM HAKLARI
    On Sekiz Yaş Üstü Engellilik Maaşı
    2022 Sayılı Yasaya göre; 18 yaşını dolduran %40 ve üzeri engelli olanlara,gerekli şartları taşıması halinde hane geliri kişi başına asgari ücretin üçte birinden az olanlara maaş bağlanır.
    Sahip olunan ev,arsa ve aracın(ÖTV indirimli alınan araç dahil) belirlenen raiç bedeli,kira geliri aylık gelire dahil edilir.Hane gideri gelirden fazla ise fazla olan miktar aylık gelire dahil edilir.(25 Ocak 2013 tarihli 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz Türk vatandaşları ile engelli ve muhtaç Türk vatandaşlarına aylık bağlanması hakkında yönetmelik.)
    Not:Evde bakım maaşı hane geliri ölçümüne dahil edilir.

    On Sekiz Yaş Altı Engelli Yakını Maaşı
    2022 Sayılı Yasaya göre;18 yaşını tamamlamamış engelli olan yakınlarının bakımını üstlenenlerden,gerekli şartları taşıması halinde, geliri hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık tutarın asgari ücretin üçte birinden daha az olanlara aylık bağlanır.18 yaşını tamamlamamış engelli aylıklarında, engeli yakını da genel sağlık sigortası kapsamındadır.Engelli yakını maaşı alan kişinin engelli yakını ile aynı hanede oturması şartı vardır.Engelli yakını maaşı bağlanması için anne/babanın sigortalı olmaması gerekmektedir.

    2022 Yasasına göre aylık bağlanacaklar ve bağlanmış olanlar hakkında yapılacak sosyal inceleme ile ilgili olarak aşağıdaki madde yönetmeliğe ilave edilmiştir.

    Periyodik sosyal incelemeler
    GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde yapılması gereken ilk periyodik sosyal incelemeler, 1/1/2015 ile 31/12/2015 tarihleri arasında sonuçlandırılır ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan sosyal incelemeler dahil müteakip tüm incelemelere 1/1/2016 tarihinden sonra başlanır.

    Evde Bakım Maaşı
    Engelli bireyin ‘ağır engelli’’ibareli raporu olması şartı ile yasaya göre uygun şartları taşıyan, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir asgari ücretin üçte ikisinden az olan engelli yakınlarına''evde bakım ücreti''ödenir.
    Hane içinde birden fazla bakıma muhtaç engelli var ise birinci engelliden sonraki engelli iki kişi sayılır.(1 Temmuz 2014’tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.)
    Bu maaşı bağlatanların aylık gelir hesabına göre kişi başına düşen gelir miktarı asgari ücretin üçte ikisini aştığı durumlarda durumlarını Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine bir ay içinde bildirmeleri gerekmektedir.

    Evde bakım ücreti alan kişinin engelli bireye kesintisiz 8 saat fiili bakım vermesi şarttır.
    NOT:Evde bakım maaşı alanların sigortalanması ile ilgili çalışma devam etmektedir.

    Vakıf Aylığı
    Vakıflar Genel Müdürlüğünce 18 yaşını dolduran,% 40 ve üzeri engelli olup hiçbir ad altında maaş almayanlardan gerekli şartları taşıyanlara aylık bağlanır. Vakıflar Genel Müdürlüğünden bu konuda bilgi alabilirsiniz.

    Yetim Aylığı Ve Engelli Maaşı Alanlar
    Aylık almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen çocuklardan yetim aylığı alanların geliri, engelli olması nedeniyle ödenecek aylıktan daha düşük ise aradaki fark Hazine tarafından kapatılacaktır.

    Engelli Maaşları Ve Haciz
    Engelli bireyin aldığı sosyal yardım kapsamındaki maaşlar haczedilemez.Kişi kendi aldığı engelli maaşını isteyerek de olsa haczettiremez.


    TIBBİ MALZEME ALIMINDA HAKLAR
    Hanede kişi başına düşen miktar asgari ücretin üçte birinden az olanlar bağlı oldukları il/ilçe SYDV ye (Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Vakfı) başvurarak almış oldukları tıbbi malzemelerin Sosyal Güvenlik Kurumu ödemesi dışında kalan miktarı talep edebilirler.Burada Vakıf Değerlendirme Kurulunun kararınca kişiye ödeme yapılıp yapılmayacağı belirlenir.

    Hasta Alt Bezi
    2 yaşını dolduran engelli çocuklar için 2 yıllık olmak üzere,tek doktor imzalı raporla aylık 120 adet bez ödeneği alınmaktadır.

    Tekerlekli Sandalye (Manuel ve Akülü Tekerlekli Sandalye)
    Beş yılda bir kez olmak üzere ilgili birimlerce verilen malzeme raporu ile reçete edilmesi şartı ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen miktarda ödeme yapılarak temin edilir.

    Ortez, Protez, İşitme Cihazı, Sonda Alımı
    İlgili birimlerce raporlanan ve reçetesi yazılan malzemeler Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen miktarda ödeme yapılarak temin edilir.

    ENGELLİ ÇOCUKLARIN ÖZEL EĞİTİM HAKKI
    Alınan engellilik raporuyla özel eğitim alması gerektiği belirtilen engelli çocuk için (engel oranı en az %20 olması şartı ile) Rehberlik Araştırma Merkezlerinin değerlendirmesi sonucu Özel Eğitim imkanlarından yararlanır.
    Özel eğitime devamlılığın sağlanması ve zorluk yaşanmaması için kurumlar engelli çocuklara ücretsiz taşıma olanağı sağlamalıdır.

    ÜNİVERSİTEDE ENGELLİ ÖĞRENCİLERİN HAKLARI
    • Engellilere YGS taban puanı 20 Aralık 2013 tarihinde 100 puan olarak belirlenmiştir.
    • Her üniversitede Engelli Öğrenci Birimi oluşturulmuştur.
    • Engelli öğrencilere bazı üniversitelerde yerleşme aşamasında ek puan verilebilir.
    Bu konuda tercih edeceğiniz üniversiteden bilgi alabilirsiniz.
    • Üniversitede okuyan engelli öğrenciler yurtlarda öncelik hakkından yararlanmak için ilk kayıt olduklarında Kredi ve Yurtlar Kurumuna başvurmalıdır.
    • Bazı üniversitelerde engelli öğrencilere öğrenim ücretlerinde engel oranlarında indirim uygulanmaktadır. Tercih ettiğiniz üniversiteden bu konuda bilgi alabilirsiniz.
    • Açık Öğretim Fakültesinde ücret ödenmemektedir.
    Ancak Açık Öğretim Fakültesini mezun olmaları gereken sürede bitiremeyenler öğrenci harcında engel oranlarında indirim yapılarak ödeme yapmaktadırlar.
    • Üstün yetenekli öğrencilerin YÖK tarafından değerlendirilmesi sonucu uygun görülmesi halinde YGS ye girmeden Güzel Sanatlar Bölümlerine kayıt olabilmeleri hakkı getirilmiştir.Bu nedenle Otizmli üstün yetenekli çocuklar da bu haktan yararlanabileceklerdir.
    • Üniversiteler görme, işitme ve ortopedik engelli öğrenciler için ortam, araç, gereç hazırlamak zorundadır.
    Üniversite sınavında öğrencilerin engel gruplarına uygun düzenlemelerin yapılabilmesi için başvuru aşamasında engellilik raporlarını ÖSYM' ye vermeleri gerekmektedir.

    • Kredi ve Yurtlar Kurumu Yönetmeliğine eklenen madde ile tekerlekli sandalye kullananlar, görme engellilere gibi tek başına şehir içi otobüslere binemeyenlere yaşadıkları şehirde yurt imkanı sağlanır.İlgili madde şu şekildedir:
    Madde 3-“b) Şehir içi nakil araçlarından yardımsız faydalanamayan görme engelli, felçli, bir veya iki kolu veya bacağı olmayan, skolyoz hastaları olan öğrenciler hariç, öğrencinin ailesinin yurdun bulunduğu şehrin belediye sınırları dışında ikamet etmesi (Ancak büyükşehir belediyeleri sınırları içinde bulunan yurtlara, ailesinin ikamet durumuna göre başvuru alınabilecek yerleşim yerleri Kurumca belirlenir).”

    MÜZE VE ÖREN YERLERİNDE İNDİRİM
    • Müze ve ören yerlerine giriş ücretsizdir.
    • Özel işletilen müze ve tarihi yerlerde indirim hakkı işletmenin inisiyatifindedir.

    EKPSS ‘YE GİRME HAKKI
    (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı)
    • 2 yılda bir yapılan sınava her türlü engel grubuna sahip olan engelli bireyler katılabilirler.
    • Sınav ve kura yöntemiyle atama yapılır. Lise,ön lisans ve lisans mezunları sınava,ilköğretim ve ortaokul mezunları kuraya katılabileceklerdir. Sınava girmiş olanlar tekrar kura için müracaat edemezler.
    Sınav 27 Nisan 2014 Pazar günü yapılmıştır. İki sene boyunca atamalar bu sınav sonucuna göre yapılacaktır.

    EMLAK VERGİSİ MUAFİYETİ
    Evin mülkiyetinin engelli bireyin üzerinde olması şartı ile 200 metrekareyi geçmeyen tek evde emlak vergisi muafiyeti vardır.Ayrıca bir ev için pay sahipliği olunduğunda yine 200 metrekareye kadar olan paylar için muafiyet vardır.Bunun için evin bulunduğu belediye birimine baş vurmalısınız.Emlak vergisi indirimi sadece emlak sahipliğinde geçerlidir ,arsa sahipliğinde söz konusu değildir.
    Emlak vergisi muafiyeti için yaş sınırı,gelir ölçümü gibi kriterler yoktur.
    Sadece belirli dönemler için kullanılan evler için bu hak kullanılamaz.

    MUAYENEDE ÖNCELİK HAKKI
    Tüm hastanelerde muayene sırasında öncelik hakkı vardır.

    DEVLET TİYATROLARINDA İNDİRİM
    • Gösterileri ücretsiz izleme hakkı vardır.
    • Engelli Tiyatroları Kültür Bakanlığı'ndan maddi destek almaktadır.

    BAYİİLİKLER
    18 yaşını dolduran zihinsel yetersizliği olmayan ve vesayet altında olmamak şartı ile her engelli birey Milli Piyango Genel Müdürlüğü tarafından verilen Sayısal Oyunlar Bayiliklerini alabilirler.

    SAĞLIK RAPORU ALIMI,ÜCRETİ,GEÇERLİLİK SÜRESİ VE İTİRAZ HAKKI
    Engelli sağlık rapor alımı Sağlık Bakanlığına bağlı Devlet Hastanelerinde 3 lira iken 20 lira olarak ücretlendirilmiştir.(Ağustos 2014).Mart 2013 Sağlık Uygulama Tebliği yayınlanana dek ücretsiz olan sağlık rapor işlemleri artık ücretlidir.Sadece engelli sağlık raporları eğer ilk kez alınıyorsa ücretsiz ancak yenilenen raporlar ücretli hale getirilmiştir.
    Rapor esnasında yapılan her türlü işlem,test vb. ücretlidir.

    Engelli bireylerin ilgili mevzuatına uygun olarak daha önceden almış oldukları sağlık kurulu raporlarına istinaden engellilik durumlarının tespitine veya engellilikleri dolayısıyla kendilerine veya yakınlarına kolaylıklar ya da haklar teminine yönelik olarak bu maddenin yayımı tarihine kadar verilmiş olan özürlü, sakat, çürük veya zihinsel ya da bedensel engelleri niteleyen benzeri ibareleri içeren belge, kimlik, kart ve benzeri belgelerin, geçerli oldukları süreler dâhilinde yenilenmeleri gerekmez.(5378 Sayılı Yasa)

    Alınmış olan sağlık raporlarına itiraz için İl Sağlık Müdürlüklerine dilekçe ile başvuru yapılmalıdır.İl Sağlık Müdürlüğünün sevk ettiği hastanede ilk raporla aynı sonuç çıkar ise karar kesinleşir.Farklı sonuç çıkması halinde İl Sağlık Müdürlüğü Hakem Hastaneye sevk edebilir.Hakem Hastane kararları kesindir.

    TOKİ KURA ÇEKİLİŞİNDE HAKLAR
    TOKİ kampanyalarında uygun şartları taşıyan engellilere öncelikle engellilere ait kuraya katılma hakkı verilir.Bu kurada kendilerine ev çıkmayanlar ikinci olarak genel kuraya katılma hakları da vardır.Bu konuda müracaat esnasında bilgi isteyebilirsiniz.

    OTURULAN KONUTTA DÜZENLEME YAPILMASI
    Oturulan konutta ve apartmanda yönetmelik gereği engellilere uygun düzenlemeler yaptırılabilir.

    ENGELLİLERE YÖNELİK KDV MUAFİYETİ
    Engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç,gereç ve özel bilgisayar programları, Katma Değer Vergisinden istisna edilmiştir.
    Buna göre;engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamlarında kullanmaları için özel olarak üretilmiş her türlü araç gereç (örneğin, görme engellilerin kullandıkları baston, yazı makinesi, kabartma klavye, sesli kitap; ortopedik engellilerin kullandıkları ortez,protez gibi cihazlar) ile özel bilgisayar programları istisna kapsamında kabul edilecektir.

    ERİŞİLEBİLİRLİK
    • Engelliler Yasası Geçici Madde 2.- Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sekiz sene içinde engellilerin erişilebilirliğine uygun duruma getirilir.Kanun Temmuz 2005 ‘te yürürlüğe girmiş ve süre Temmuz 2013 ‘te dolmuştur.
    Belediye otobüslerinin engellilere uygun hale getirilmesi için verilen süre Temmuz 2013 ‘te dolmuştur.

    ENGELLİ SPORCULAR
    Engellilerin profesyonel olarak spor yapmaları için Devlet Bakanlığına bağlı Engelliler Spor Federasyonu vardır.
    Ulusal ve uluslar arası yarışmalarda madalya alan engelli bireylere YGS olmadan Yüksek Öğrenime yerleşme hakkı verilmiştir.

    İŞİTME ENGELLİLERİN HAKLARI
    İşitme engelli öğrenciler meslek liselerine sınavsız yerleşebilmektedir.Ayrıca işitme engellilere okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde gündüzlü ve yatılı eğitim hizmeti verilmektedir.

    ENGELLİ SEÇMENLER
    Seçim Kurulları seçimlerde oy kullanacak engelliler için oy kullanma alanlarını engellilere uygun hale getirmekle yükümlüdürler.

    MESLEK EDİNDİRME HAKKI
    Halk eğitim merkezleri, Türkiye İş Kurumu, KOSGEB gibi kamu kurumlarında engellilere özel meslek edindirme kursları açılmakta, bu kursları bitiren engellilere iş yerleştirmelerde öncelik tanınmaktadır.

    ENGELLİ KİMLİK KARTI
    Tüm haklardan yararlanmak için ''engelli kimlik kartı'' beyanı yeterlidir.
    Raporunda ‘’ağır engelli’’ibaresi olanların refakatçileri ile beraber ücretsiz ulaşım hakkından yaralanabilmeleri için engelli kimlik kartlarını değiştirmeleri gerekmektedir.Bunun için Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine müracaat edilmelidir.

    FİZİK TEDAVİ SEANSLARI
    Uygun raporlama yapıldığında Sağlık Uygulama Tebliğine göre Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon hizmeti alınmaktadır.
    Fizik Tedavi Klinik ve Merkezlerinden bilgi alabilirsiniz.

    ORTA ÖĞRETİMDE ORTAK SINAVLARDAN MUAFİYET
    • Orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliğe sahip engelli öğrenciler ortak sınavlardan muaftır.
    • Görme engelliler ve az görenler için sınav süresine ek süre verilir.
    • Engelli öğrenciler velilerinin talebi ile ortak sınavlardan muaf tutulabilirler.(Mart 2014)

    KORUMALI İŞ YERLERİ
    İstihdamı güç olan zihinsel engelli bireyler için Korumalı İşyerleri açılması konusunda yasal düzenlemeler yapılmıştır.(Şubat 2014)

    BELEDİYE HİZMETLERİ
    Büyükşehir,il,ilçe ve belde belediyeleri engellilere yönelik çalışmalar yapmakla yükümlüdürler. Bağlı olduğunuz belediyelere müracaat ederek engellilere yönelik hizmetleri öğrenebilirsiniz.
    Meslek Edindirme Kursları, Yaşam Merkezleri, Rehabilitasyon Merkezleri, Temizlik, Servis Hizmetleri, Psikolojik Destek Hizmetleri, Sosyal Yardım, Bakım, Bilgilendirme, Bakım ve Onarım Hizmetleri, belediye hizmetlerine örnektir.
    Bu hizmetlerden yararlanabilmek için Belediye Engelli Hizmet Birimine kayıt olunması gerekmektedir.

    BAKIMA MUHTAÇ YAKINI OLAN ERBAŞ VE ERLER HAKKINDA
    Anne,baba,eş ya da çocuklarından bakıma muhtaç engelli oldukları yetkili hastaneden alınmış sağlık raporu ile belgeleyen erbaş ve erler ailesinin ikametine yakın bir garnizonda askerlik yapabilmek için bulundukları ildeki askerlik şubesine,kuvvet komutanlıklarına dilekçe ile başvurabilirler.Talep ilgili birimlerce değerlendirilebilir.

    18 YAŞINI DOLDURAN ERKEK ENGELLİ ÇOCUKLAR İÇİN YAPILMASI GEREKENLER:

    Vasi kararı çıkartılması: Eğer çocuğun zihinsel engeli var ise 18 yaşını doldurduğunda bulunduğunuz il/ilçenin adliyesine baş vuru yaparak vasilik almak için dava açmalısınız. Cüzi miktarda pul parası masrafı ödenerek dava açılabilir.

    SGK ile ilgili işlem: SGK engelli erkek çocukların engelli olduğunu sisteminde görmediğinden okumayan çocuklar için 18, lisede okuyanlar için 20, üniversitede okuyanlar için 25 yaşını doldurunca çocuğu anne babasının sağlık yardımında düşürmekte ve aylık GSS primi ödemek zorunda bırakmaktadır. Her hangi bir müracaatınız yok ise yani SGK' da gelir testi yaptırmadıysanız en yüksek prim miktarı ile aylık borçlandırılmaya başlayan çocuğunuz için hastaneye başvurduğunuzda ‘’borçlu‘’ görüneceğinden tüm hastane işlemlerini ücretini ödeyerek yapmak zorunda olursunuz. Bu nedenle Çocuğunuz 18 yaşını doldurmadan 3-4 ay önce son 1 sene içinde alınmış engelli sağlık raporunuzla bulunduğunuz ildeki SGK' ya müracaat ederek çocuğunuzun engelli olduğunu belirtin ve maluliyet tespit işleminin yapılmasını isteyiniz. Böylece çocuğunuz 18 yaşını doldurmadan önce maluliyet tespiti yapılır. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kuruluna göre malul olduğuna karar verilenler kesintisiz sağlık yardımına devam ederler. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu çocuğunuz için tekrar rapor isteyebilir. Bu durumda SGK' nın verdiği sevk yazısı ile sevk olunan hastanede sağlık rapor alım işlemlerini başlatırsınız. Hastane Baştabipliği sağlık rapor sonucunu doğrudan sizi sevk eden SGK' ya gönderir.

    Raporunda engel oranı %60’ın altında olanları ya da ağır engelli olmayanları Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu malul saymayabilir. Bu çocuklar GSS primi ödemek zorunda olup anne babalarının ölümü halinde yetim aylığı hakkı alamazlar. Raporunda engel oranı %60’ın üzerinde olan bazı engel gruplarını da malul saymayabilir. Örneğin %70 işitme engelli erkek çocuğunu ‘’çalışabilir’’ göreceğinden Genel Sağlık Sigortası Primi ödemek zorunda kalabilir. Burada Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunun kararı önemlidir.

    SGK kararına göre yapılan gelir testi sonrası hanede kişi başına düşecek miktar 2014 yılı birinci altı ay için 357 liranın altında ise bu kişilerin primi devlet tarafından ödenir.

    Çocuğunuz 18 yaşında halen lise seviyesinde öğrenci ise okulundan aldığınız öğrenci belgesini SGK' ya vermelisiniz. Aynı zamanda engelli sağlık raporu ile beraber maluliyet tespitini talep edebilirsiniz.
    Çeşitli nedenlerle özellikle çocuğunuzun eğitim imkanlarının korunması için engel oranını düşük isteyen aileler var. Burada şunu ifade etmek isterim ki erkek çocuklarınız için 17 yaş sürecinde alacağınız engelli sağlık raporunda engel oranının düşürülmesini talep etmeyiniz.

    Ayrıca 2002 yasasına göre kendisine aylık bağlanmış 18 yaş üstü engelliler maaşlarının her hangi bir nedenle kesilmesi halinde SGK' ya başvurup durumlarını inceletmek zorundadır. Ağır engelli olup Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca malul sayılanlar anne/ babalarının üzerinden sağlık yardımı almaya devam edecekler, malul sayılmayanlar ise gelir testi yaptırarak belirlenen miktarda aylık sağlık primi ödemek durumunda kalacaklardır.

    SGK tarafından prim borcu olanlar; 2014 Ekim,Kasım, Aralık ayları içinde kuruma müracaat ederek borcunuzun yapılandırılmasını isteyiniz .Eylül 2014 Torba Yasa ile Sosyal Güvenlik Kurumu prim borçlarının faizini ödemek zorunluluğunuz kalmıştır.

    ENGELLİ SORUNLARI DANIŞMA
    Tüm haklar için; Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk, Engelli ve Sosyal Hizmet Danışma Hattı’ndan
    yönlendirme alınabilir.
  • 304 syf.
    ·5/10
    Gerçekten günlerce şu kitaba ne yazsam diye düşündüm. Bir ara aman boşver yazmayayım dedim sonra yazsam mı ya oldum ve en sonunda yazma girişiminde bulunuyorum şuan.

    İlk defa bir kitap hakkında ne yazacağımı bilmiyorum çünkü yani normalde kitapları çok gömen birisi değilimdir, elimden geldiğince başkaları belki beğenebilir diye çok sevmesem de ağır şeyler yazmam ama yine de beni sinir eden sevmediğim noktaları veya sevdiğim noktaları yazarım ama bu kitap değişikti.

    Hani insanlar der ya, itekleye itekleye okudum. Eskiden ben o duyguyu bilmezdim ama bu kitapla o duyguyu gerçekten tatmış oldum çünkü okuyabilmek için resmen kendimi ittim. Beş sayfa okuyup sıkıntıdan bunalırken baktım kitap gitmiyor, işte şu sayfaya gelmeden bırakamazsın gibi kendimi zorlaya zorlaya okudum.

    Ancak bu kadar zorlanarak okumama rağmen kitaptan nefret de edemedim. Evet ettim ama etmedim. Yani tabii bu durumu kendim bile anlamazken nasıl anlatıcam bilmiyorum hiç fjdflfgj

    İlk kitabı alma hikayemi anlatarak başlamak istiyorum ben ya. Şimdi ben, arkadaşımla Dr’daydım orada aylak aylak dolaşıp kitaplara bakıyorduk, daha doğrusu o buluşmaya geç gelmişti ben kitaplara bakıyordum sonra bu kitabı gördüm, arkasını okudum hoşuma gitti ama Dr’ı ve kitapların üzerlerinde yazan korkutucu rakamları biliyorsunuz. İşte internetten alırım diye geri yerine koydum.

    Sonra kültür merkezine bir iş için gittim, aynı zamanda oranın kütüphanesine kayıtlıyım ve o kadar yokuş çıkmışken, okuyacak kitap da yokken bir bakınayım dedim ama kütüphanede de genel olarak bana hitap eden tüm kitapları okudum. Pek ümitli değildim. Ama oraya gidince elim boş çıkmak istemedim ve raflarda dolanırken bu kitabı gördüm ama kapağı farklıydı. Eski basım bir şey ve kapağın resmini koyuyorum şuraya. file:///C:/Users/User/Pictures/20180702_005205.jpg Allahım yani. Bana verseler daha iyi bir kapak yaparmışım…

    Neyse. Ama ben aynı kitap olduğunu bilmeden, arkasında yazılanları hatırlamıyordum çünkü, sırf isimleri aynı diye alıp çıktım ve eve gelip baktığımda anladım ki, aynı kitap. Tabii sevindim ve okumaya başladım hemen.

    Lennie Walker, 16, 17 veya 18 yaşında ablasını yeni kaybetmiş genç bir kız. Büyükannesi Gram ve dayısı Big ile yaşıyor. Hani Gram ve Big’in onun neyi olduğunu yazmak istedim çünkü kitabın sonlarına doğru bunu anca anladım ve çok sinir bozucuydu. Eklemek gerekirse ki bence hiç gerek yok, Lennie, asosyal ve pek konuşmayan bir tip. Her anı cehennem gibi geçiyor çünkü yemek yemek, gülmek, televizyon izlemek gibi böyle sıradan olan veya olmayan herhangi bir iş yaptığında aklına ablası geliyor ve:

    ‘’O bir daha bunların hiçbirini yapamayacak.’’

    Mantrası zihnine yerleşiyor ve ağlamaya veya çığlık atmaya başlıyor. Bana kalırsa bu kitabı iğrençleştirmemiş birini kaybetmemizin verdiği o hissiyatı çok ama çok iyi anlatmıştı.

    Kitabı benim için itikleme yoluna sürükleyen şey ise Lennie’nin aşk hayatıydı. Toby var. Toby, ablasının eski erkek arkadaşı. Eski, çünkü ablası öldü. Tahmin edebileceğiniz gibi Toby de çok üzgün ve Bailey hayattayken Toby ve Lennie çok yakın olmasalar da (çünkü Bailey güzel ve dikkat çeken kız kardeş. Lennie daha çok onun gölgesine sığınan, dikkat çekmeyen kız kardeş) Bailey öldükten sonra yakınlaşıyorlar çünkü bunun bir nedeni yok. Birbirlerini anladıklarını hissediyorlar ve Lennie’nin dediğine göre onu Toby’e sürükleyen ağıırrr bir çekim kuvveti var. Aynı şekilde Toby’ide ona.

    Ama durun, aynı zamanda okula yeni gelen Fransız çocuk Joe var. Lennie başlarda onu sadece çekici buluyor, hoşlanmıyor ama siz ilişkilerinin neye döneceğini biliyorsunuz yani. Neyse sadece çekici bulmakta bir sorun yok diyorsunuz, olabilir böyle şeyler.

    Ama daha sonra Lennie, Toby ile öpüşüyor. Tabii siz ‘yok artık. Kendinize gelin, napıyorsunuz? İnsan mısınız siz?’ triplerine gayet haklı bir şekilde giriyorsunuz. Sonra Lennie bunu en yakın arkadaşına anlatıyor ve birde yargılamamasını bekliyor. O zaman hiç anlatmayacaksın abi yani. Kız gayet haklı bir şekilde yargılıyor onu.

    Yani tabii Lennie, Toby’e aşık değil. Hatta pişman falan oluyor ama onu görünce bir türlü o çekime karşı koyamıyor falan. Daha sonra Joe’ya aşık oluyor. Artık Toby’i bırak. Ama o bunu durduramıyor.

    Aslında durdurmuştu ama Toby çok üzgün, her ikisi de pişman. Toby ağlıyor ve Lennie’nin aklına onu öpmekten başka bir şey gelmiyor, o sıra Joe bunları görüyor tabii. O sıra bunlar aşıklar, sevgililer birde.

    İşte Lennie’nin sıvadığı yer burası.

    Çooook pişman oluyor, ne yapacağını bilmiyor. Çünkü hayatında şu an hiçbir şey yolunda değil. Gramla da arası kötü. Ailesi diyebileceği insanları çok boşladı. Bencilce davrandı. Hala daha ne yapacağını bilmiyor.

    Joe’nun onu affetmesi için çeşitli şeyler deniyor ve en son Gram’ın çiçeklerini kesip Joe’ya götürüyor. Hani normal bir şey gibi ama Gram için çiçekleri, yazar için kelimeler, ressam için boyalar neyse o. O derece seviyor çiçekleri ve tabii kırılma anı orası. Lennie’ye feci bağırıyor, bunlar biraz kavga ediyorlar ve Lennie hep yaptığı gibi kaçıyor ama sonra diyor, hayır. Kaçmayacağım.

    Geri dönüyor ve hatalarıyla yüzleşiyor. Sadece kendi acı çekiyormuş gibi davrandığını görüyor.

    Ve Gram’ı anlıyor.

    Ve nihayet birlikte çay içebiliyorlar.

    Ve sonra Lennie, viktorya döneminde bulabileceğiniz bir dildoniklikle Joe’ya bir mektup bırakıyor, ormandaki o harika yerlerine. Ve sonra Joe onu buluyor ve sonra durum tatlıya bağlanıyor.

    Kitabın sonunda herkes bazı şeyleri aşmış ve mutlu.

    Bu kitabı okumadan nereden gördüğümü hatırlamıyorum ama bir söz okumuştum.

    “Ne okumak istiyorsanız onu yazın.”

    Bu kitabı okurken hep bunu düşündüm. Kitap sıkıcıydı evet ama bu yazarın diliyle alakalıydı bence biraz da. Neyse işte, hep bunu düşündüm ve sanırım ben bunu okumak isterdim diye düşündüm. Çünkü Lennie biraz ‘kendine gel be’ tarzı cümleleri kendine çok söyletse de gerçekçi bir karakterdi. Tabii sürekli kendinize bu bir kitap, o da karakter diye hatırlatmadığınız sürece.

    Yani evet teknik olarak Joe’yu aldatıyordu ama Toby’le sevgili olmadan çok öncesinde öpüşüyordu ve bu yanlıştı ama kitabın sonlarına doğru, o da Toby’le neden bu kadar çok öpüştüğüne dair mantıklı bir teori bulmuştu ve bu biraz da duygusal bir şeydi.

    “O sırada bir şey fark etmiştim: Bailey de Toby'yi ve beni çok seviyordu; o ve ben neredeyse tüm kalbini işgal ediyorduk, belki de birlikte olarak yapmaya çalıştığımız buydu, belki de kalbini tekrar bir araya toplamak istiyorduk.”

    Bu alıntıdan sonra Lennie’yi biraz anladım sanırım. Biraz çünkü her halükarda o ablasının erkek arkadaşıydı.

    Ve birde şu ayrıntı hoşuma gitti.

    Sarah onun en yakın arkadaşı ama o Lennie’yi yargıladı ama Gram, büyükannesi Lennie’yi yargılamak yerine, görünce şok olduğunu ama bu tür kayıplardan sonra bu tür şeylerin yaşanabileceğini söyleyip Lennie’yi teselli etti.

    Aileniz cidden bambaşkadır her zaman.

    Dili daha akıcı olsaydı sanırım bu kadar iteklemek zorunda kalmayacağım bir kitap olurmuş ama maalesef çektiğim eziyetleri göz ardı edemem. Bu yüzden sana puanım beş kitapçığım.

    Dipnot: ne yazacağımı bilemiyordum en uzun incelememi yazdım sanırım klkfgvlfgd

    Dipnot2: Kitabın en sevdiğim kısmını yazmayı unutmuşum resmen ya. Hemen söyleyeyim. Lennie’nin bulduğu her kağıda veya yazı yazılabilecek türde nesneye şiir karalaması ve onları oracıkta rüzgara teslim etmesi veya toprağa gömmesi. Kabul Lennie, çok derinsin.
  • Okumak Ve Tüketmek-1

    Hangi kitabı, neden, nasıl, ne sürede okumalıyız soruları, her birimizin zaman zaman zihninde gezinen sorulardır. Çoğumuz tam anlamıyla aç kurtlarız. Hem o kadar açız ki, elimizden gelse, sürahiden süt döker gibi, kafatasımızı açıp içine kitapları aktaracağız. Ama bu mümkün olmadığı için, biz de bari gözümüzü doyuralım diye belki altından kalkamayacağımız kadar karışık listeler yapıyoruz. Bunda bir sıkıntı yok ama bize fayda sağlamayacak bir şey var ki, rotasız bir şekilde kitap almak.

    Benim için bu çılgın kitap alma olayı, birkaç sene önce, Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap Listesi ile karşılaşmam, bunu yaklaşık iki ay boyunca taramam, ilgimi çekenleri listeme dahil etmem ve indirime gireni görür görmez satın almam ile zirveye vardı. İnsan acemi olunca, bazı noktalarda kendisi gibi aç gözlü kitap kurtları ile de arkadaş olunca aldıkça alıyor. O zamanlarda da iyi çeviri konusunu önemserdim ama iyi zannettiklerim varmış meğer, bilememişim. Aldığım bazı kitaplar için bu yüzden pişman olmakla birlikte bunların sayısı çok abartılı olmadığı için içim ferah.

    Size bugün kendi dünyamdan, keşfettiklerimden süzmeye çalışıp bu yazıyı yazmaya karar verdim. Aslında bu yazı aylardır zihnimde, taslak halinde de defalarca yazıldı. Fakat durdu bir köşede. Bir kez daha, bu sefer bitirebilme ümidiyle yazmaya koyuldum.

    Hepimizin bilmesi gereken bir şey var, bazı kitaplar okunmadan bazı kitaplar okunmamalı. Aslında okunacaklardan ziyade okunması için (bence) "zihnin hazır olması gereken kitaplar"ı yazmak daha doğru geliyor. Çünkü ille okuyun denecek hem yerli hem yabancı edebiyata ait o kadar çok güzel eser var ki, bu nokta ancak sizin kendi karar ve zevkinize göre şekillenmeli. Okumak için hazır olunması gereken eserlerden benim verebileceğim örneklerden biri; Ulysses. Bazı okurlara bakıyorum, o kadar istikametsiz, o kadar rastgele okuyorlar ki. Karışmak olur diye elbette bir şey söylemiyorum. Çünkü herkes, istediğini alır okur. Ama kuzum, n'apıyorsunuz? :) Bir sakin olun. O zihin buna hazır mı? Ben de bazı birkaç kitap için apalamadan koşmaya kalkmıştım zamanında ama hemen fark ettim bu durumu ve dedim bu, böyle olmaz. Proust misal, Eco'nun bazı kitapları. İsmet Özel'in Of Not Being A Jew'u. Saatleri Ayarlama Enstitüsü misal. Bunlar öyle hadi elime alayım, çayımı içerek okuyayım diyebileceğiniz kadar kolay değil. Abartmak gibi olmasın ama 30 yaşından sonra bu kitaplara yaklaşmak, anlamak ve faydalanmak açısından daha önemli. 30 dememin sebebini de anlamayacak insanlar illa ki olabileceği için bunu da açıklamalıyım. 30 yaşında bir aydınlanma gelmeyecek herhalde. :) O vakte kadar Dostoyevski, Yaşar Kemal, Charles Dickens, Sabahattin Ali, Halikarnas Balıkçısı, George Orwell, Mihail Bulgakov vb. gibi birçok anlayabileceğimiz yazarı okumak daha mümkün olduğu için söylüyorum. Çünkü bunlardan bir şeyler okuduğumuzda zaten anlamanın zevkine varmış olacağız. Anlamak en güzel mertebedir. BİZLER, ANLAŞILMAYI BEKLEYEN VE HER FIRSATTA ANLAŞILMAMAKTAN ŞİKAYET EDEN O KUTLU VARLIKLAR, İLK ÖNCE ANLAMAYI DENEMELİ, ÖĞRENMELİYİZ. Ama adam iyi bir inceleme okudu diye paldır küldür ''Gideyim de Musil okuyam geleyim.'' derse, tebrikler ve başarılar dilerim. :) Ha istisnalar var elbette. Bazı insanların vakit açısından daha fazla imkanı vardır. Bir insanın 2 senede okuduğunu, o kişi 1 senede okur ve bu durum karakterine, aldığı eğitime ve yetiştiği ortama bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Herkesin zihin dünyası hem kendine hem okuduklarına bağlı olarak değişken bir olgunlukta olabilir.

    Şiirlerle ilgili de söylenecek çok şey var. Ayrı bir yazı yazmayı da düşündüm ama hazır elime kalemi almışken, bununla da ilgili yazayım dedim. Şiir dünyası da anlam çeşidi bakımından kendi içinde bir merdivene sahip. Bu yazıda merdivenin sonundan geriye doğru birkaç örnek vereceğim. Kendi adıma okuyup, en zor kategoriye koyduğum yegane isim Sezai Karakoç'tur. Anlaşılır ve gerçekten anlayabilirseniz, öyle dolu mısraları var ki, bunları yazmanın nasıl mümkün olduğuna insan hayret ediyor. Ama anlaması o kadar zor satırları var ki, onu bence ulaşılması gereken bir hedef gibi benimsemeli. Mona Rosa'nın şairi, bu şiiri çok derin bulduğumdan dolayı benim için apayrı kıymetlidir ve hep öyle kalacaktır. Sezai Karakoç, divan edebiyatından önceki merdivenin en son basamağıdır. Divan edebiyatına ait, anlam bakımından hayli zor olan şiirler, şiir merdivenimizin elbette en son basamaklarında oturmaktalar. Bu arada bahsettiğim merdiven değer bakımından değil, anlamak bakımından kolaydan zora giden bir yükselişi ifade ediyor. Yalın anlamda da doğru düzgün şiir yazmak, sanıldığı kadar kolay değil. Bunu bir tür sanat çeşidi olarak düşünebiliriz. Sezai Karakoç'tan önce Cahit Zarifoğlu gelir. Aşırı zordur, lakin ona nazaran bir tık daha anlaşılır yazar. Cahit Bey'den önce de İsmet Özel gelir. Bu şairleri, yüzde yüz anlayan yiğit arkadaşlarla tanışmak benim için bir şereftir. Elbette bunlarla koca edebiyatı sınırlamak gibi bir düşüncede değilim. Bunlar birkaç örnekti. Düşündüklerime ve beğenilerime kıymet verip, bana özelden birçok konuyla ilgili öneri vermem isteyen, birçok okur arkadaşımız oldu. Okuduklarım doğrultusunda, bir şeyler söylemeye çalışıyorum. Burada benden çok daha fazla okuyan nice insan var. Benim varsa bir farkım, bu da okuduklarım üzerinde düşünme sürem ile ilgili. Hep söylüyorum, çünkü bu sitede de her yerde olduğu gibi derin nefesler aldıracak çok şahsiyeti kıymetli insanlar var, açık nokta bırakmayacak şekilde, bu yazıyı yazayım ki başım ağrımasın. Ben bu yazıyı okuduklarım neticesinde kaleme alıyorum. Bunca okuma arasında konuşmaya hakkım olduğunu düşündüğüm yegane konu aslen şiirdir. Çünkü buraya okudum diye işaretlemesem de incelediğim, hayli uzun vakit geçirdiğim birçok şair oldu. 3-5 şiir kitabı okuyup da sağa sola öneri vermek, benim için çok yanlış bir hareket. Konuşuyorsak, bunun bir arkası olmalı. Dostoyevski hakkında en çok, onu en fazla okuyan ve özümseyenler konuşabilmeli misal. Oğuz Atay ile ilgili onu en çok anlayanlar konuşmalı. Sevmeyenler elbette olur, görüş de bildirir ama kendisine hitap etmediğini ifade etmekle, birkaç kitap okuyup kelle almak başka bir konu.

    <<Binlerce düşünce arasında, hangisini nereye kondurursam daha akıcı ve düzenli bir yazı olur diye düşünsem de, bu benim için biraz zor oluyor. Ben şu yazıyı, aylardır düşünüyorum. Lakin, okudukça söylemek istediklerim de çoğalıyor. Umarım, bu okuyanlar için faydalı olur.>>

    En büyük önerilerimden biri de not alarak okumanız. Bu demde Hakan S.'yi anmamak ayıp olur, çünkü ben, bunu ondan öğrendim ve okumak bambaşka bir keyfe ve anlama büründü. Bakın, hepimiz daha fazla şey okumak istiyoruz evet. Vakit az, eser çok. Lakin, neden okumak istiyoruz? Bunun sonucunda ne olacağını düşünerek okumak istiyoruz? Bu soruları, lütfen ciddi ciddi düşünün, geçiştirmeyin. Daha itibarlı olmak için mi? Okumakla gelişmek arasındaki o köprüye inandığınız için mi? Okumak, havalı olduğu için mi? Şu frene bir basın ve bir bakın: KİTAPLARI OKUYOR MUSUNUZ YOKSA TÜKETİYOR MUSUNUZ?

    Kübra bu. Kübralığını yapmasa olmaz. Birçoğunuz kitapları tüketiyorsunuz ve ben bunu üzülerek izliyorum. Evet, bana ne. Haklısınız da. Ama ben birilerinin, ''gıcığına gidicek'' diye, söyleyeceklerinden geri duracak biri değilim. Bunu zaten benim diğer yazdıklarımı okuyanlar bilir. Bir şiir kitabını alıp, 1 saatte okudum, güzeldi, tavsiye ederim, diyenleri görünce... İnanın sol yanım kanıyor desem yeridir. 1 saatte ne okudun, ne anladın, ne yaptınnnnnn. Herhangi bir kitabı da öyle, alıyorlar haralahuralagakgukcumburlop yutuyorlar. Faydası olmaz demiyorum, asla. Olur ama bu fayda; üzerinde düşündükçe, sabırla vakit geçirdikçe, kendinize izin verdikçe azami seviyeye gelecektir. Not almak, sizin o kitabın konaklayıp hoşçakal dediği bir zihni değil, izini bırakacağı bir zihni taşımanızı sağlayacaktır. Hangimiz dâhiyiz? Kaçımız diyebiliriz, ''Hafızam beni yanıltmaz.'' Kendinizi gözden geçirin, çok değil 2 sene önce okuduğunuz kitaplardan neler hatırlıyorsunuz, neler iz bırakmış, o kitaplar hakkında kaç cümle kurabilirsiniz? Elbette okuduklarımızdan o an fayda göreceğiz diye bir şey yok. Okudukça, kendimizi tanımayı, neleri isteyeceğimizi, kendimizi daha iyi ifade etmeyi öğreniyoruz. Ama bunun azami seviyeye çıkması, kitapları tüketmeden, bitirmek, profilinizdeki kitap sayısını çoğaltmak yerine, okuduklarınızı sözünüze ve kalbinize tıpkı bir hamura unu yedirmek gibi yedirmekle mümkün.

    Şiir konusuna tekrar dönelim. Bence rastgele şiir kitabı almak en büyük hata. Bu konuda, özellikle dikkatinizi çeken birileri varsa onlara danışın. Bence bunun için üşenmeyin, dikkatinizi çeken bütün şairlerin incelemelerini, haklarında yazılan blog yazılarını okuyun. Alıntılara göz gezdirin. Yalın anlamda mı, kapalı anlamda mı yazıyor, hangi konuları tercih ediyor, dünya görüşü ve hayat hikayesi nedir öğrenin. Bu, şairleri anlamak ve beğenmek açısından çok ama çok önemli. (Benim gibi zaman geçtikçe, beğenmemek ve sadece neymiş diye de okumalar yapabilirsiniz. :>)

    Koşma tarzında yazılmış şiirlere bakın misal. Şiir incelemelerini okuyun. Yeni başlayanlar, hemen anlamıyorum diye kestirip atmayın. Divan edebiyatında, sadece sanatın kutsallığını ve gelebileceği en üst noktaları görebilmek adına örneklere ve açıklamalarına bakın. O zaman kelimeler öğrenmeye, anlam kapıları açıldıkça, sanatın kutsal yolunda yürümek için istek ve haz duymaya başlayacaksınız. Şairlerin en ünlü şiirlerini okuyun internetten. Sonra biraz beğeninizin şekillenmeye başladığını göreceksiniz. Şiir, edebiyatta en sevdiğim ve mutlu olduğum alan olduğu için söylemek istediğim çok şey var lakin noktalamak zorundayım.

    Eğer bizlere okullarda daha nitelikli eğitim verseler ve rotalar çizselerdi, bizler bugün bu rotasız okumalar içinde bocalamazdık. Kendimizi tanımamız bile o kadar zaman alıyor ki, sonra geçmişe bakıp ah ediyoruz, şu kitabı neden daha önce okumadık diyor ve üzülüyoruz. Ortaokul için çok tavsiye verebilecek konumda değilim. Umarım karşılarına onların dilinden anlayacak kaliteli nice öğretmen çıkar ve yardımcı olur. Sadece fantastik eserler, onlar için daha keyifli ve okumaya teşvik edici olabilir. Şu bir gerçek ki ileriki yaşlarda da bu türde eserler okumak zevk verse de, hayal gücünün en yüksek seviyede olduğu çağlarda okumak, paha biçilemez olsa gerek. Bu yüzden Harry Potter'larla ortaokulda karşılaşmama rağmen, okumamış olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Çünkü o zaman okusaydım, lisede ve şimdi bir kez daha okurdum. Lisede de fantastik eserlere, bilimkurgu türündeki eserlere ve polisiye eserlere yer vermek, okuma alışkanlığımızı beslemesi ve keyif vermesi açısından çok kıymetli. Sherlock Holmes'lar için falan en iyi dönem lise bence. (Ben hâlâ keyifle okuyorum ama çok baba eserlerle karşılaştıktan sonra bazı arkadaşlar bu serinin hakkını yiyiyor. Bence çok kaliteli ve keyifli bir dizi kitaptır.) Aynı zamanda yerli edebiyatımızdan da bu dönemde faydalanmalıyız. Bunlar için öğretmenlerimize danışmalıyız. Onlar bize uygun eserler açısından daha iyi yönlendirmelerde bulunurlar. Benimkiler gibi ille sorunca söyleyen öğretmenleriniz vardır, o yüzden gidin sorun arkadaşlar. Rus klasikleri ile tanışmak için doğru bir dönem mi bilmiyorum. Çünkü çeviri ve eksik metin talihsizliği direkt bu konudan uzaklaşmanıza sebep olabilir. Bu da birçok kıymetli eserden mahrum kalmak demek. Ben lisedeyken Stephen King okurdum. İlerde bu heyecana sahip olmayacağım için, şimdi bu ilgimi sonuna kadar değerlendireyim derdim. İyi ki de okumuşum, iyi ki de ilk gençliğimi okumaya teşvik edecek kitaplarla geçirmişim. Bir Stephen King okumayalı epey zaman oldu. İlerde okumak istediğim 10 kitabı falan var hâlâ. Ama nasip olur mu bilmiyorum. Çünkü 2015'ten beri artık beni heyecanlandıran tür şiir. Goncalar güle döneli beri, mutluyum.

    Okumak istemediğiniz, İngilizcesi reading slump olan bir dönem var. Ben buna ''okuyasıgelmeme'' diyorum. :) Elinize kitap almak istemezsiniz. Aldığınızda devam edemezsiniz. Ama içinizde de okumadığınız için bir pişmanlık vardır. Okumayın. Bırakın okumayın. Niye zorluyorsunuz kendinizi? Bu dönemde, belki de sadece düşünmemeye ihtiyacınız vardır. Yok illa bir şey okuyayım derseniz, dergi okuyun. Bir yazı en fazla 3 sayfadır, mutlaka resim de vardır geniş geniş. Şöyle yavaştan yavaştan okursunuz, böylece vicdanınız da rahatsız olmaz. Yeterince zaman geçtikten sonra okumak isteyeceksiniz merak etmeyin. Sadece okumaya bir mecburiyet olarak bakmayın.

    Toparlayacak olursam, şiir için lise yıllarınızda Sabahattin Ali, Özdemir Asaf, Yavuz Bülent Bakiler, Erdem Bayazıt, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Selçuk İlkan anlamak için daha kolay şairlerdir. Çok da güzel şiirleri vardır. Öncesinde de söylediğim gibi divan edebiyatında açıklamalı mısralara bakın. İskender Pala'nın şiir kitaplarından faydalanabilirsiniz.

    İlerisi için artık şiirden anlıyorum ben dediğinizde ise Metin Altıok, Ahmet Telli, İbrahim Tenekeci, Furkan Çalışkan, Muzaffer Serkan Aydın, Birhan Keskin, Didem Madak, Ah Muhsin Ünlü, Onur Bayrak ve daha niceleri, okumanız ve anlamanız için sizi bekliyor olacaklar.

    ***Not: Çok okumaktan ziyade, okuduğunu anlamaktır iş.>
    https://www.youtube.com/watch?v=Sj85pMwfL1o

    ***Not-2: Okuma ve Tüketmek-2 #40566689

    Sevgiyle ve anlamla kalın...
  • 105 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum

    Hacı Aga'yı biz çok iyi tanıyoruz.

    Her gün aramızda gezen, gezerken fiziki olarak varlıklarının farkına vardığımız fakat onları gerçekten de tanımadığımız için manevi olarak eksik düşüncelerde kaldığımız bir insan tiplemesi var bu kitapta. Namıdiğer Hacı Aga. Kimimiz şişman adam der, kimimiz sakallı adam der. Kimimiz uzun adam der, kimimiz ise ileri görüşlü adam der... Şimdi bu fiziki özelliklerden harici olarak bakılması gereken daha önemli mevzularımız var bizim de ülke olarak.

    Herkesle samimi olup da gönüllerini dini sömürüyle kazanmaya çalışan, kendi çevresine uyum sağlamak adına insanların inançlarını öncül ve onlara yakınlaşma amacıyla bir sebep olarak kullanan, fiziki görüntüsünün altında masum ve inançlı fakat vicdani görüntüsünün altında şeytana bile taklalar attıran, ülkesindeki yağ santrallerinin hepsinden daha çok yağ çekmeyi kendine bir hayat felsefesi edinmiş, kendi hastalıklarını ve fiziki kusurlarını insanlara ajitasyon yapma yoluyla kullanıp kendisini acındırmayı bir hobi ve fetiş haline getirmiş, para konusunda şehvani bir zevk duymadan yaşayamayan -yaşamaya maruz bırakıldığında ise bir uyuşturucu müptelası gibi parasızlık krizine giren-, para nereden gelirse gelsin mübah sayan ve bu konuda elinden gelen her şeyi yapıp 5 vakit namaz yerine 5 vakit para felsefesini kendisine motto edinmiş bir karakterden bahsediyoruz burada. Sanki tam bir doğal seçilim yoluyla parayı elde etme araçlarının tümünün esirgenmeden tabiat tarafından tek bir kişide toplanması da aslında kendisinin ne referandum gibi halkın herhangi bir görüşünü alma gereği duyan bir sisteme ne de etrafındaki rütbeli insanların herhangi birisinin görüşlerini önemseme ihtiyacına gerek olduğunu gösteriyor.

    Bir cümlesinde dine, mezhebe inandığını belirten, diğer bir cümlesinde ise haccı, namazı, orucu parayla satın alabilmenin mümkün olduğunu söyleyen ironizm felsefesinin kitabını yazmış önsözünde de bunların spoiler'ını aslında bu olayların başına geçmeden bir bir vermiş bir adam vardı karşımda. Ama bu adam neden bu kadar tanıdık geliyordu? Neden sanki her gün televizyonu açtığımda karşıma çıkan kişilerden biri gibi hissediyordum ben bu adamın dediklerini okurken? 1. kanal, 2. kanal, 3. kanal, 13. kanal, 25. kanal... O çıkınca sanki bize her yer Hacı Aga oluveriyordu. Hayat duruyordu. Parası olanın iki dünyada da kıçı kurtardığını özellikle de her misafirine söyleyen bu tipleme neden benim bu kadar da gözümün önünde kulaklarımı tırmalayan bir ses halinde canlandırmama sebep oluyordu? Yoksa sinestezi kavramı duyduğumuz siyasi seslerin dini bir huzur almak uğruna duyulan seslerle karıştırıldığı bir çorba çeşidi miydi?

    Siyasete, misafirlik muhabbetlerine, yemek yeme kültürüne, dini ritüellere sadece cebini dolduran bir ticaret gözüyle bakan insandan topluma yön vermesi nasıl beklenebilirdi? Peki Allah birçok ayetinde tevazuyu ve alçak gönüllülüğü sevdiğini söylemiş olmasına rağmen, bu ayetlere inanıp iman ettiğini söyleyen biri namazda ya da takva kavramı dahilinde ön saflarda bulunması gerektiği yerde neden kendisiyle alakasız her yerde bulunmaktan, hep ön saflarda görünmekten ve önemli adam havalarına girmekten hoşlanmayı kendisine bir siyasi erek olarak edinirdi? Yoksa erek kelimesi kulağına hoş gelmeyip parayı bir ereksiyon malzemesi haline getirmekten mi hoşlanırdı bu tip insanlar?

    Hacı Aga gibi dünyayı kazık atma pazarı olarak gören, para çalıntı ise parayı helal haline kolayca çevrilebildiğini papaz eriğini imam eriğine çevirme projesi misali savunma ve halkına tanıtma yeteneği gösteren, kendisine ait olmadığı halde paranın her türlü türevine göz koyan (belki şu an bitcoin'e bile girmiş olabilir), aynı zamanda da halkı yönetme konusunda oldukça keskin bir şeytani zekaya sahip olan güruhla yaşadığımızı hissederiz biz de bazen. Tamam tamam, bazen değil her gün hissettiğimizi ben de biliyorum. Televizyon denen medyanın maske malzemesi haline gelmiş kutuda her gün gözümüzü palmiye ağaçları ve denizin sakin dalgaları eşliğinde açmak varken birilerine atıp tutan fakat atıp tutmalarının eşliğinde gelen hırsızlıklar, yolsuzluklar, çıkar ve rütbe çatışmaları, kibir ustalıkları ve her türlü para aklama mevzuları bize hiç ama hiç yabancı değil.

    Sizin hayatınızın nasıl ilerleyebildiğine, bu niceliksel olarak bize pozitif sunulmaya çalışan fakat nitelikte aslında negatiflerin kralını oynayan Hayvan Çiftliği misali sayıların gözünüze sokulduğu, bir insan üzerinden bir ülkeyi yöneten insana nasıl tümevarım yapabileceğinizi anlayabileceğiniz bir distopyadır Hacı Aga. Gelecekte ise onların sayılarının artıp artmaması tamamen altında onu yücelten, ona tapıp bir şirk misali ona koşan halkın kendilerinin ve potansiyellerinin farkındalığında olmaya başlayıp da internetten kendi çıkarları haricindeki rakamların, vergilerin artmasına "Bu işe bir dur diyelim." diye yazmasıyla değil de eğitimsel, zihinsel, psikolojik, sosyolojik ve buraya bir çok -ojik ekiyle devam edebileceğimiz konularda bir sorgulama kültürü edinmesiyle gerçekleşecektir diye düşünüyorum.
  • 252 syf.
    ·7 günde·Beğendi·7/10
    Kitap yorumlarıma, o kitabı neden ve nasıl tercih ettiğimi açıklayarak başlamak gelenekselleşiyor. Bunun iyi bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Bir kitapsever için günümüzde en zor meselelerden birisi hangi kitabı okuyacağını belirlemek. İyi ve verimli bir okur yılda 25-50 adet arasında kitap okuyabilir. Oysa bir yıl boyunca basılan ve yayınlanan kitap sayısı belki de binlercedir. Bir de, geçmiş zamanlarda kaçırdığımız ya da kendi kişisel tarihimizden önce yayınlanmış ve edebiyata iz bırakmış eserler olduğunu düşününce, kitap seçimi başlı başına bir meseleye dönüşüyor. Hızla akan bir nehirde, sürü ile geçen balıklardan birkaç tanesini yakalamaya çalışmak gibi bir iş yaptığımız. Bunu apayrı bir yazı konusu yapmak gerektiğini düşünüyorum.

    David Cronenberg’in “Tüketilmiş” isimli romanını edinme hikâyesi, uzun süredir internetten yaptığım alışverişlerin, kitabı kitapevlerinden sayfalarına dokunarak, arka kapağını okuyarak, kitap tozlarına bulanarak satın alma geleneğine büyük bir ihanet olduğunu düşünmemle başlar. Bu düşüncenin neticesinde, her ay 1-2 kitabı, kitapevlerinden edinmeye karar verdim. Yaşadığım yerleşmede, yayınevine ait kitapevi olarak Yapı Kredi Yayınlarının işletmesi vardı. İlk ziyaretimde, bu yılın Nobel Ödülü sahibi Kazuo Ishigura’nın iki kitabını edinmek için gitmiştim. “Tüketilmiş”, ikinci ziyaretimde, hedef gözetilmeden yapılan bir alışverişin neticesi oldu. Büyük olasılıkla, İlber Ortaylı’nın “İmparatorluğun Son Nefesi” ve Füruzan’ın “Parasız Yatılı”sından sonra, gözümü bir nebze bugüne ve geleceğe çevirmek istedim. Biraz polisiye, biraz teknoloji içerikli ve ilk bakışta tipik popüler Amerikan edebiyatı izlenimi veren bir eserdi.

    Oysa kitab okumadan önce gerek yazar, gerek kitap hakkında yaptığım kısa araştırmada, en azından tipik “bestseller tarzı”, popüler bir kitapla karşı karşıya kalmadığımı anladım. David Cronenberg aslen bir yönetmen. Filmlerinde insan bedeni ile teknolojinin iç içe geçtiği gelecek senaryolarını işlemeyi seviyor.
    “Tüketilmiş” ise yine teknoloji ve tıbbın iç içe geçtiği bir hikâyeye sahip. Ancak bu kez için içine felsefe de katılmış. Hikâyenin başkarakterlerinden Aristide Arosteguy bir Fransız felsefe profesörü. Kitapta kısa bir ekran görüntüsü ile sahne alan eşi Celestine Arosteguy ise yine bir felsefe profesörü olmakla birlikte, kitapta karşımıza eşi tarafından öldürülmüş ve cesedi yenilmiş bir maktul olarak çıkıyor. Ancak hikâye aslen, sevgili olan iki gazetecinin etrafında dönüyor. Bağımsız çalışan ve biri uluslararası tıp haberleri, diğeri cinayet haberleri peşinde koşan bu iki gazetecinin tuttukları iki farklı ip, giderek birbirlerine dolanıyor ve ortak bir yumağa dönüşüyor.

    Hikâyenin geçtiği mekânlar oldukça geniş. Paris’te başlayan yolculuk, Budapeşte, Tokyo ve Toronta’ya kadar uzanıyor. Hatta Amsterdam’da kısa geçişler de mevcut.

    Kitabın üzerine oturduğu temel felsefi mevzu ise tüketim. Bu mevzu kitabın ismine de yansımış; Tüketilmiş. Kitabın en çarpıcı ifadesi ve belki de özeti, Celestine Arosteguy’un bir sözünde saklı; “Modern çağdaki tek gerçek edebiyat kullanım kılavuzlarıdır.” Kitapta tüketim mevzu, marka fetişizmleri ile örülmüş. Kitaptaki tüm karakterlerin kullandığı ürünlerin markaları ve modelleri, özellikleri ile birlikte sergileniyor; Fotoğraf makineleri, bilgisayarlar, tabletler, cep telefonları, ses kayıt cihazları vs.

    Kitabın polisiye kısmına denk düşen, Fransız profesörün eşini öldürmesi ve cesedini yemesi de, benzer bir tüketim sürecine dâhil edilmiş bir senaryoya dönüşmüş. Ama aynı sürece, tıbbi bir rahatsızlığın da eşlik ettiğini eklemek gerekiyor, Apotemnofili; Yani vücut bütünlüğüne ait kimlik bozukluğu, kişinin herhangi bir uzvunu kendine ait hissetmemesi ve varlığından rahatsız olması. Benim bile ilk okuduğumda gerçek olduğunu düşünemediği sendromun, biraz araştırınca dünyada rastlanan bir rahatsızlık olduğunu fark edince dehşete kapıldım açıkçası.

    Felsefi kökeni ve gerçek bir sendrom üzerine kurulan hikayenin ucunun, sonunda Kuzey Kore ve birazda komplo teorilerine bulaşması, kitabın bir Amerikan Edebiyatı ürünü olduğunu sonlara doğru bana hatırlattı. Amerikalılar büyük olasılıkla, karşılarında karanlık bir düşman üretemeden düşünme becerisine sahip olmayan bir toplum. Bu edebiyatlarına ve sinemalarına da yansıyor. Her gizemli ve kaotik süreci bir karanlık düşmana bağlamayı başarıyorlar. Bu kitapta da benzer bir duruma tanıklık ediyoruz. Cannes film festivaline kadar müdahale eden bir Kuzey Kore’nin varlığına şahitlik etmek mümkün, kitabın sayfalarında.

    Kitabın, Yapı Kredi yayınlarının genel kalite ortalamasından biraz daha düşük olduğunu düşünsem de, farklı tarzlara kaçış yapmak isteyen okurlar için iyi bir tercih olabileceğini düşünüyorum. Tüketim toplumu meselelerine biraz daha derin girebilse, daha anlamlı bir romana dönüşebilecek olan eser, yazarın komplo teorilerine bulaşması ile, Amerikan edebiyatının “bestseller” geleneğinden yeterince sapamamış. Roman sahnelerindeki sinematografi, David Cronenber’in hikâyeyi senaryolaştırma isteğini de ortaya koyuyor gibi.