• Tatlı, tanıdık bir ses,
    Korkunç kargaşadan beni çıkarıp,
    Çocuksu duygulardan arta kalanı,
    Sevinçli zamanların vaadiyle,
    Kandırdıysa da,
    Ruhu kuşatan tuzak ve kandırmacaları,
    Ve onu kör ederek, yaltaklanarak,
    Bu yas dolu mağarada tutsak eden,
    Bütün güçleri kahrediyorum!
    Ruhun içine sarıldığı,
    Kendini beğenmişliği kahrolsun.
    Duyularımızı bırakmayan görünüşün,
    Körleştiriciliği kahrolsun!
    Kahrolsun düşlerin ikiyüzlülüğü,
    Ünümüz ve adımızın sözde kalıcılığı!
    Kahrolsun yaltaklanan mal ve mülk,
    Kadın, çocuk, hizmetçi ve kul!
    Kahrolsun, hazineler vaat ederek,
    Akıl almaz şeyler yaptıran,
    Ya da tembel bir zevk için,
    Yastığımızı hazırlayan Para Tanrısı!
    Üzümlerin uyuşturan sıvısı kahrolsun!
    En yüksek aşk, umut, inanç,
    Her şeyden önce sabır kahrolsun!
    Johann Wolfgang Von Goethe
    Sayfa 81 - 2. Baskı, Kasım 2015
  • Senden sonra ihanet ettik birbirimize
    Senden sonra bütün hatıraları
    Kurşun parçalarıyla ve dağılmış kan damlalarıyla
    Sokak duvarlannın alçılı şakaklarından temizledik.

    Senden sonra meydanlara gittik
    "Yaşasın!",
    "Kahrolsun!" diye bağırdık.

    Ve meydanın kargaşasında, zekice şehri görmeye gelen
    Şarkıcının paralarına alkış tuttuk
    Senden sonra, birbirimizin katili olan bizler
    Aşk için yargıda bulunduk
    ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
    بعد از تو ما به هم خیانت کردیم
    بعد از تو ما تمام یادگاری ها را
    با تکه های سرب، و با قطره های منفجر شده خون
    از گیجگاه های گچ گرفته دیوارهای کوچه زدودیم.

    بعد از تو ما به میدانها رفتیم
    و داد کشیدیم
    زنده باد
    مرده باد

    و در هیاهوی مبدان، برای سکه های کوچک آوازه خوان
    که زیرکانه به دیدار شهر آمده بودند، دست زدیم.
    بعد از تو ما که قاتل یکدیگر بودیم
    برای عشق قضاوت کردیم
    Furuğ Ferruhzad
    Sayfa 41 - Türkçesi: Ali Güzelyüz
  • Sınavda Çıkmayacak Sorular

    Teşekkür ediyorlar, çok yaşıyorlar, işe geç kalmıyorlar

    Çeyrek altını önemsiyorlar, küresel ısınmayı ve beş çaylarını

    Ortadoğu’yu ihtiyaç halinde seviyorlar, gökdelenleri her haliyle

    Eve geç gelmeyi borsaya bağlıyorlar, geriye kalanları astrolojiye

    ‘Konuşan tartı’lardan korkmuyorlar bir de, 

    -Ben bazen korkuyorum-


    Artis diyorlar erken ölenlere bir akşamüstü her yer kalabalık

    Her yer kalabalık, üzgünüz yeteri kadar ve Rimbaud mahkemelerde sanık

    Sırayla ölüyor kumbarası kırılmış çocuklar, tez konusu bile değiller

    İçinde Ortadoğu geçmeyince şiir de olmuyor, bir şeyler kahrolsun!

    -İşgal edilmiştir inandığımız tüm çiçekler!-


    Stratejik bir aşk yaşıyorum devlet görmesin, keşişleri hemen soboleyin

    Bu saklambaç bizden uzak, kavimler göçü konumuz değil, seni seviyorum!

    İdeolojiler söylüyorum dünya kurtarmak isteyenlere ve çok rüya görüyorum

    İnsanı anlamakla meşgulüz, üstelik görünürde hiç ipucu da yok

    Ben bazen korkuyorum, annem duruyor hemen kalbime

    Beni hep yanlış öldürüyorlar anne diyesim geliyor

    Sonra cihad geliyor aklıma, cihad’ı çok seviyorum

    -Ama bunları coğrafi keşiflerle açıklayamam-


    Çocuğu okula yazdırıyorlar, merkez sağ’ı ve dedikoduyu çok seviyorlar

    Üniter yapı diyorlar, uluslararası toplum, en az iki yabancı dil

    Minareler gölde ediyor, başka ihsan da istiyorlar

    Akşam ezanında eve giriyoruz, üzgünüz yani gereği kadar

    Demokraside ısrar ediyorlar bir de, ben rahatça ölsek diyorum.


    Yemeklerde sonra pişman oluyorlar, kravat takıyorlar, az seviyorlar

    Aşık olamıyorlar, çok şişmanlıyorlar ve hiç gülmüyorlar

    -Manavlar da şiire inansın diye kırmızıydı belki elmalar-

    Elmalar deyince aklıma annem geliyor ve taksitli sancılar

    Bir yanağın elma oluşunu,

    Devrik cümlelerle düşünüyorum…


    -Sigortalı bir işe girmeden aşık olunmuyor-

     

    Güven Adıgüzel
  • 495 syf.
    ·6 günde·Beğendi·8/10
    ÖLEN BİZLERİZ, ÖLEN İNSANLIK VE BU ÇANLAR HEPİMİZ İÇİN ÇALIYOR!

    Hem hayatın savaşının hem de kafamızdaki savaşların kâğıda yansımalarını görmekteyiz!

    Bizim kendimizle savaşımız bitmezken bir de bu birbirimizle ve doğayla verdiğimiz savaşlar neden?

    Kitapta cevap belli:
    Yaşasın özgürlük, yaşasın Cumhuriyet!

    Peki ölüm de yaşasın mı?

    Hayır, hayır, hayır!

    Tanrı olsun ya da olmasın: savaş gerekli, zorunlu ya da değil, "insan öldürmek büyük bir suçtur diyor"

    Ama illa ölecekse birileri: "kahrolsun faşizm!"

    Uyarayım, benim gibi en kalın kitabı bile standart üç günde bitirmek istiyorsanız ki sayfalara karşı büyük bir sabırsızlığınız varsa kiiii "ama kitabı hızlı okursan anlayamazsın, sindirmek için ağır ağır okuman gerekir" diyen tayfanın aksine " yo, hızlı okusam da gayet anlayarak okuyorum ve 'hız tutkunuyum' diyorsanız stopppppp derim:) bu kitap o kitap değil:)

    Yazarı ve düşünce dünyasını, kitabın ne ifade ettiğini tam anlamıyla kavrayabilmek için kitabın son sayfasına kadar sabırla gelmeniz gerekiyor, ha tabi bu her kitap için geçerli ama bu kitap için biraz daha fazla!

    Dil sade ve akıcı gibi görünse de heyecan eksikti bana göre, o sayfadan o sayfaya savrulamadım açıkçası, kendimi zorla sürüklediğim anlar oldu!
    Ama tüm bunlara rağmen kitapta verilen mesajlar o kadar taktire şayan ki ehh, yani kaptık bir şeyler demekten alıkoyamıyorsunuz kendinizi ki bu anlamda yazar sağolsun :)

    Neler anlattı bu kitap bir bilseniz:
    Entrikalar, kaoslar, yıkımlar, ihtiraslar ve aşk...

    Ahhh Aşkkkk!
    (Bildiğimden değil tabi bilmediğimden ama her yerde bir şekilde yer ettiğini(savaşta ve ölüm anında bile) görüşümden sitem ediyorum, senin derdin nedir oğlum bu milletle, hıı? :) )

    Tam aşk demişken ve çat kapı ölüm ( yine mi yaa) !!!!!

    Neyse işte, bakın yine Çanlar çalıyor!
  • 136 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Van Gogh ya da sanata ilgisi olanlar okuyabilirler. Içinde az çok terimsel ifadeler yer alsa da bence sanat hakkında bilgisi olmayan kişiler de okuyabilir. Sonuçta internetten bakarsınız da öğrenirsiniz. Geçen tabloların çoğunu merak edip araştırmıştım ve bunu yaparken hoşuma gidiyordu. Hatta birkaç tanesini belki çıktı alırım.
    Okuduğum şeyin gerçek olması beni daha çok etkiliyor. Üzücü bir hayat geçirmiş ve yüzü gülmemiş.
    Ah Vincent! Hayatı fakirlik içinde geçerken sanatını satamasa ve beğenilmese bile ortaya koymaya devam eden ressam. Portre çizmek için model araması, sadece ekmek ve kahve ile yemek sofrası kurması, derdini -parasızlık, hastalık, işlerin kötü olması, aşk hayatı- kardeşi Theo ile yıllarca mektuplaşarak paylaşması, psikolojik sorunlar yaşaması, sonunda tımarhaneye düşmesi işte bunlar Van Gogh un hayatını kısaca özetleyen cümleler.
    Köylülerin temasını oluşturduğu resimler çizmeyi severdi garibim. Tek kulağı yoktu ama sanat için kendini vermişti. Pek şikayet de etmezdi durumundan aç kalsa da borçlu kalmak istemezdi kimseye. :(
  • Ruhun içine sarıldığı,
    Kendini beğenmişliği kahrolsun.
    Duyularımızı bırakmayan görünüşün,
    Körleştiriciliği kahrolsun!
    Kahrolsun düşlerin ikiyüzlülüğü,
    Ünümüz ve adımızın sözde kalıcılığı!
    Kahrolsun yaltaklanan mal ve mülk,
    Kadın, çocuk, hizmetçi ve kul!
    Kahrolsun, hazineler vaat ederek,
    Akıl almaz şeyler yaptıran,
    Ya da tembel bir zevk için,
    Yastığımızı hazırlayan Para Tanrısı!
    Üzümlerin uyuşturan sıvısı kahrolsun!
    En yüksek aşk, umut, inanç,
    Her şeyden önce sabır kahrolsun!
  • Üzümlerin uyuşturan sıvısı kahrolsun!
    En yüksek aşk, umut, inanç,
    Her şeyden önce sabır kahrolsun!