• Ama doğru dürüst bir kalbiniz varsa nasıl mutlu olabilirsiniz ki?
    Anonim
    Sayfa 38 - Yky Yayınları
  • 304 syf.
    ·10/10
    Yeni yıla girmeden hemen şunu şuraya sıkıştırayım dedim djdksd Yani pek sıkıştırmak denemez sadece tembellik yapıp bu zamana kadar bekledim o kadar.

    Bu kitap yeni yıl biterken ilaç gibiydi gerçekten. O kadar tatlıydı ki, bu kadar güzel olmasını ve sevmeyi hiç beklememiştim.

    Dash gibi bir karaktere o kadar aç kalmışım ki, direk saldırıya geçtim jksd.

    Kitap, Noel arifesi zamanı Lily’nin abisinin ve onun erkek arkadaşı Benny’nin fikrine uyup, Strand'de ki rafların arasına, içine çeşitli görevlerin yazılı olduğu kırmızı defterini bırakması ve bu defteri Dash’ın bulmasıyla başlıyor.

    Dash, Noel’den pek hoşlanmadığı ve o an için yapacak daha iyi bir şeyi olmadığı için defterdeki görevleri yapmaya başlıyor ve böylece Lily ile olan mahalleler arası iletişim başlıyor.

    Mahalleler arası diyorum çünkü defteri birbirleri için bıraktıkları yer, hep tanıdıklarının çalıştıkları yerler falan. Yani pek önemli bir detay değil ama ben böyle oluşunu çok sevdim. Küçük, herkesin birbirini tanıdığı ve bildiği yerlerde geçen kitapları ve gerçekten böyle yerleri çok seviyorum. Belki İstanbul’da oturuyor oluşumun da etkisi büyüktür zira burada komşularımın bazılarının isimlerini bile bilmiyorum.

    Kitap böyle çok sıkıcı ve durağan gibi gelse de, aslında gerçekten öyle değil. Çünkü kalbiniz sürekli YETER ARTIK, KARŞILAŞSINLAR! Diye çığlık çığlığa bağırırken ve Boomer’ın o hiperaktif cümlelerini okurken sıkılarak okumak imkansız gibi bir şey zaten.

    Ve o karşılaşma anı geldiğinde… hissettiğiniz o, “Nasıl ya? NASIL? LİLY NAPTIN SEN?” diye haykıran iç sesiniz Dash’ten bile daha fazla hayal kırıklığına uğramışken, yani diyecek bir şey bulamıyorum. Lily için bir dakikalık saygı duruşuna kalktım.
    Resmen Dash’le ilk karşılaşmalarında geğirdi, yüzüne doğru. İnanabiliyor musunuz? Djdkdjds

    Hayal kırıklığına uğradım falan diyorum ama oraları okurken gülmekten de kendimi alıkoymadım. Böyle de koca yürekliyim işte.

    Kısaca, çok eğlenceli, komik ve müthiş bir kitaptı. Lily ve Dash’ın, özellikle Dash’ın yazdığı şeyler, sizi gülümseten ve içinizi sıcak yapan güzelliğe ve çekiciliğe sahipken, Boomer’ın olduğu bölümler sizi sesli güldürecek kadar komikti.
    Yani her şeyiyle benim için yazılmış gibiydi.

    Karakterlere sarınım değinmeme gerek yok bile.

    Dash alaycı ama ukala değildi, zekiydi, komikti, intihara meyilli değildi ama sanırım nasıl bir ruhaniyeti olduğunu tarif edemeyeceğim için anlamanız için en uygun tanımlama bu olur, hafif intihara meyilliydi ve Boomer ile birbirlerine o kadar zıtlardı ki, bu onu daha çok sevmeme neden oluyordu. Çünkü Dash bilemiyorum, sıcakkanlı birisi ya da konuşkan birisi değildi ama dışarıdan baktığınızda, bu insandan bana zarar gelmez, iyi dersiniz ya, öyle biriydi işte. Boomer’a sen benim insanlığa olan inancımı ayakta tutuyorsun dediğinde, sanki Boomer onun sadece bir arkadaşı değildi de, yaşamak için ihtiyaç duyduğu oksijen gibi hissettirmişti ve onların dostluğunun sıcaklığını böyle derinden hissetmek beni çok mutlu etti ve gülümsetti.

    Ayrıca Lily Dash için, “Evet, Dash fazlasıyla alaycı bir tipti ama yine de yüzüne baktığınızda orada duran o sıcak şefkati görebilirsiniz,” diye tanımladığında, zihnim de Dash çok güzel bir yansıma yaptı.

    O an, “o benim karakterim,” dedim sanırım.

    Evet, Dash ve Boomer’ı sıcak kitap karakterleri aileme dahil ettim.

    Lily, Langston falan da çok sevimliydi ama… Dash ve Boomer hepsini ne yazık ki gölgede bıraktı. Özür dilerim Lily.

    Esin’in de dediği gibi bu kitabı kar manzarası eşliğinde, yılın bu zamanları okuyabilirsiniz ama eğer kar yağmıyorsa ve manzaranız pek hoş değilse, odanız da iş görecektir djdkfjd. Veya otobüs, size kalmış tamamen.

    Eğer Dash gibi karakterleri seviyorsanız, saldırın!!

    Dipnot: Sevgili Levithan, seninle tanışma zamanımızın geldiğini düşünüyorum, iki tane ortak yazdığın kitabı okudum ve sıra sadece sende. Her gün'ü seven biriyle karşılaşmamış olsam da... sanırım bu kitaptan sonra senin için riske gireceğim. jdkdfj Bekle beni.
  • 80 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Hani dünyanın çilesi, hüznü, ihaneti, yakıcı yüzü, kirli sesi, korkunç kolları sizi çepeçevre kuşatır, aklınız tıkanır, kalbiniz kararır, acılar üst üste yıkılır ruhunuza, artık hiç bir mecaliniz kalmaz kımıldamaya, kabre gömülü bir insan halini alırsınız işte o an hepimiz bir amok koşusu olmaya aday bir birey oluruz, modern hayatta çok amok koşucusu vardır, Zweig'de onlardan biriydi, sonunda yaşamına bir amok koşucusu gibi son vermişti, kitap güzeldi, ilk defa duyduğum yeni bir kavram öğretti, zorlukların insanı ölüm sahnesine kadar nasıl vardırdığını kavrattı, tşk ederim Zweig.
  • Hem, yabancı insanların arasında ne yapacaksınız? siz herhalde daha bilmiyorsunuz yabancının ne demek olduğunu? hayır, izin verirseniz ben anlatayım size yabancının ne demek olduğunu. onu tanıyorum, canım, ben çok iyi tanıyorum; onun ekmeğini yedim ben. kötüdür o, varenka, kötüdür, hem de öyle kötüdür ki sizin küçük kalbiniz katlanamaz, sitemle, yakınmayla ve bakışlarıyla kötülük saçar. siz şimdi sıcaktasınız, iyisiniz, yuvanızda gibisiniz.
    Ama olacak şey değil! nasıl yaparsınız, canım, nasıl? şimdi gitmemeniz gerekir, kesinlikle olmaz, asla olmaz. büyük alışverişler yapmanız lazım, araba da tutmak lazım. bu arada hava da kötü; baksanıza, bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor ve böyle bir yağmurda, yani... üstelik, üşütürsünüz, meleğim; kalbiniz üşür! siz korkuyordunuz yabancı bir insandan, ama gidiyorsunuz. peki ben burada nasıl tek başıma kalacağım?

    Bende bir kitabınız kaldı, “biyelkin’in hikâyeleri”, ama siz, canım, almayın onu benden, hediye edin bana, güvercinim. kitabı yine okumak istediğimden değil. ama siz de biliyorsunuz, canım, kış geliyor; geceler uzun olacak hüzünlü olacak, işte o zaman okunur.
  • Duyarlılığınızla övünüyorsunuz ama zekanızdan haberiniz yok. Zekanızın aktif olmasına karşın kalbiniz karanlıklarda. Saf bir kalp olmadan gerçek ve tam bir duyarlılık olmaz. Ne kadar sıkıcısınız! İnsanları nasıl da aldatıyorsunuz! Nasıl da caka satıyorsunuz! Yalan, yalan, yalan!
    Dostoyevski
    Sayfa 37 - Öteki Yayınevi