Merhaba kitap dostları !!!
Ve yine etkileyici iz bırakan bir eserin daha sonuna geldim , tüm duygu ve düşüncelerimi sizlere elimden geldigince aktarmaya çalışacağım...
Bugüne kadar siyasi ,politik hiçbir eser okumamıştım ,kendimi siyasetin o çirkin ve karanlık dünyasına atmak istemediğim için... Bu eser her ne kadar hiciv tarzında yazılmış gözükse de , eserde geçen olaylar , işkenceler , geçmiş tarihten hepimizin kafasında acı hatıralar ve anılar canlandıracak tarzda... Sayfa 235' e kadar sabırla okuduysanız , geri kalan kısmını nefesinizi tutatarak okuyacaksınız , çünkü ; eserin akıcı ve sürükleyici kısmı başlıyor...
Bu eseri okurken bir insanda var olabilecek tüm duygu ve düşünceleri yaşayacaksınız , bir anda neşe , sevinç , aşk, sevgi ve mutluluk ekseninden çıkıp , kin, öfke, nefret , hüzün, üzüntü ve acının çarkında dönmeye başlayacaksınız...
Gelelim eserin kısa ,bir o kadar da acı özetine !!!
Aslında 1947 ve 1948 yıllarında yazılan ama 1984'ü hayali olarak işlenen olaylar zinciri, eserin kahramanı Winston Smith' in " Hakikat " adını verdiği bir binada çalışıyor ,tele ekran adını verdigi kutudan gördüklerini duyduklarını ve yaşadıklarını yazar akıcı, sürükleyici bir dille anlatıyor...
Winston Smith Okyanusya adını verdiği bir ülkede yaşıyor ve bu ülkede bakanlıklara bile hayali bile olsa ilginç ve düşündürücü isimler veriyor ( Gerçek Bakanlığı , Sevgi Bakanlığı ) gibi. Winston Smith işten gelince hem korkuyla, hem Büyük Birader' e olan nefretiyle günlük tutar ve yazar. Bir gün çalıştığı iş yerinin zorunlu tuttuğu bir programa katılır orada bir dergi üyesi olan Julia ile tanışır , birbirlerine aşık olurlar , gizli gizli buluşmaya görüşmeye başlarlar , ama unuttukları bir sey vardır , tele ekran onların tüm sırlarını öğrenir , ve her ikiside Sevgi Bakanlığ'