Serinin dördüncü kitabı, ikinci kitapta uygulanan sistemi tekrar ediyor, yani harika bir kitabın ardından o kadar da harika olmayan bir kitap geliyor. George R. R. Martin, kitabın sonunda aslında bu kitapta daha fazla konu işlemeyi planladığını, ancak kitabın çok uzun hale geldiğini ve bu yüzden bir kısmını beşinci kitaba aktarmak zorunda kaldığını açıklıyor. Çok az olay oluyor ve çok az değer taşıyan uzun, sıkıcı pasajlar var.
A Feast for CrowsGeorge R. R. Martin · HarperVoyager · 20114,252 okunma
Serinin her kitabı için söyleyeceğim tek şey, sürükleyici olması. Bazen de keşke mevcut krallıkların, mevcut karakterleriyle devam etseydi diyorum. Fazla kalabalıklaşınca karakterler ve isimler de biraz karışıklaşınca zaman zaman aşina olunmayan karakterler için bu nerenin lorduydu ya da kimdi çelişkisi oluşabiliyor.
Kitapta genel olarak; Demir Adaları'nın kralı olan Balon Greyjoy'un ölümü üzerine demir adamların kendilerine kral aramalarını, Arya Stark'ın Sandor Clegane'i ölüme terk edip Özgür Bravos şehrine yolculuğunu ve orada yaşadığı maceraları, Tywin Lannister'ın ölümü üzerine Cersei Lannister'ın vekil kraliçe olarak parçalanmış yedi krallığı yönetmeye çalışmasını, üstat olabilmek için Samwell Tarly'nin, Sur'un Lord Kumandanı olan Lord Jon Snow'un emriyle Şebboy'u Eski Şehir'e götürmesini, Sansa Stark'ın Kralın Toprakları'ndan Kartal Yuvası'na kaçışını ve yaşadığı maceraları, Briene Tarth'ın Sansa Starkı arayışını, dövüşle yargılama sonucunda Oberyn Martell'in ölümü üzerine Dorne'daki hareketliliği azaltmaya yönelik girişimlerde bulunan Doran Martell'in yaptıklarını görüyoruz.
İlk sıkıldığım kitap buydu. Net. Ortada bir ziyafet falan da görmedim ama karga çoktu.
Greyjoyların dizideki kısımları bile bana sıkıcı gelirken bu kitabın başrolünü yazar adeta onlara vermiş. “Zaten ölü olan ölemez ama tekrar doğar, daha güçlü ve daha zorlu.” Üç cümleden biri bu. Hay sizi ötekiler alsın da kurtulalım.
Ana karakter diyebileceğimiz Jon, Dany veya ne bileyim Tyrion mesela, bu kitapta hiç yok. Dorne mercek altına alınmış biraz. Ortaya biraz Samwell, biraz Brienne.. Arya’nın Çok Yüzlü Tanrı’nın mabedine gidişi ve orada yaşadıklarını anlatan kısımlar güzeldi. Aslında Demirdoğumluların olmadığı her kısım güzeldi.
Bölümler daha uzun gibi geldi bana. Detaycılık her zaman ki gibi yoğundu. Bunlar sevdiğiniz bölümleri okurken göze batmıyor. Yine de gülü dikeniyle sevmek gerek, yapacak birşey yok. Ama ilk kez bir puan kırmamın sebebi tamamen şahsi, antiGreyjoy özelliğimden.
Keşke bunu ilk kitaptan itibaren yapsaydım ama olsun, bilmediğim birkaç kelime daha buldum, yine paylaşıyorum.
Vukuf = anlama, bilme
Mütecaviz = saldırgan
Ufunet = pis koku, irin
Zifaf = gerdek, gerdeğe girme
Leviathan = Tevrat’ta adı geçen büyük su canavarı
Kargaların Ziyafeti ilk kısım; sahneye bambaşka karakterlerin çıktığı, diğer kitaplarda ikinci planda kalan bazı karakterlerin de parlamaya başladığı bir kitap. Özlediğim ve merak ettiğim ana karakterler hakkında bilgi edinememek beni biraz üzdü tabii, çünkü anladığım kadarıyla kitabın ikinci kısmı da böyle ara karakterlerin hikayeleriyle devam edecek ve asıl bombalar Ejderhaların Dansı'nda patlayacak. Sabırsızlıkla okuyorum. =)
Serinin Şu ana kadar yayınlanan tüm kitapları okudum. En kötü kısmı buydu çünkü önemli karakterler yoktu anlatılanlarda pek ilgi çekici değildi. Serinin ortası olduğu için okunması gerekli.
Kalın olan diğer serilerin aksine ince olup su gibi okunan bir kitap. Birçok ana karakterden (Jon Snow, Arya vb) yoksun olduğu ve içinde çok sansasyonel olay barındırmadığı için hayli eleştirilen ve en son çıkmasına rağmen (5.kitaptan sonra çıkmıştır) 4.kitap olarak tanıtılan kitap serisidir.
Serinin 3. kitabını 4 ay önce okuduğum için seriyi biraz unutmuşum. Bu yüzden başlarda kimin kim olduğunu veya yerleri hatırlamakta zorlandım. Aslında seriye ara vermek istemiyordum ama tam kapanma, sonrasında benim finallerim, önceden aldığım kitapları okuyayım derken sıra bir türlü bu seriye gelemedi.
Bu evreni okumayı özlemişim lakin okumak istediğim karakterler yok denecek kadar azdı. Daenerys zaten hiç yoktu, onu geçtim Starklar çok azdı. Sanırım 2 kere Arya, 2 kere de Sansa okuduk. Jon'u da bir kere Samwell bölümü sayesinde okuduk. Bu durum beni çok üzdü. Yeni karakterler romana eklenmiş. Yani aslında önceki kitaplarda isimlerini duymuştuk da ilk kez bakış açılarından bölüm okuduk.
Olay akışı için gereken şeyler muhtemelen ama Greyjoy ve Martell(Dorne) kısımlarını okurken sıkıldım. Olmasını beklediğim hiçbir olay olmadı. Beni aşırı heyecanlandıran bir olay olmadı. Diplomatik ilişkiler filan da yoktu. Genel olarak her krallığın ya da hanedanın kendi içindeki sorunları çözmesi okuduk.
Geçen kitapta Brienne kısımları Jamie sayesinde daha akıcı geçiyordu. Şimdi Brienne kısımları da atraksiyonsuzdu.
Kısım 2 daha güzeldir umarım. İyi okumalar
Kitap kesinlikle sıkıcı değil ama yorumlardan etkilendiğim için yanında başka bir kitapla birlikte yavaş yavaş okudum :)))
Kral Topraklarının detaylı anlatımı olan ilk kitap;
Severek takip ettiğimiz önemli karakterlerin büyük bölümü yok bu kitapta, yazar Ejderhaların Dansında bol bol anlatacağını söylüyor.
Kargaların Ziyafetinde diğer karakterlerin hikayelerini anlatmak istemiş.
*****
Cercei, Jamie, Arya, Sansa, Samwell, Brienne önceden bildiğimiz ve bu kitapta da devam eden karakterler.
Dorne lar ve Greyjoylar ın kendi içlerindeki durumlarından daha detaylı bahsediyor ama bunu yaparken bildiğimiz karakterlere kitapta daha çok yer vermiş.
Diğer kitaplardaki akıcılık, yoğun bir olay örgüsü yok. Daha durağan bir kitap, meydan boşaldı hadi hepimiz kral olalım ya da hadi benim istediğim kişi olsun karmaşası var.
Kargaların Ziyafeti, daha önceki kitaplara göre oldukça durgun geçiyor. Özellikle de favori karakterlerden ender bahsedilmesi, kitabın okudukça sayfa sayısının azalmasından ziyade artar gibi olduğunu hissettiriyor. Benim hiç ilgilenmediğim ve sevmediğim karakterlerden fazlasıyla bahsediyor ve onları tanımamız adına uzun uzadıya anlatılıyor. Bu yüzden benim için biraz daha fazla sıkıcı oldu bu kitabı okumak. Bir de uzun bölümler, kitap okumayı zorlaştırıyor. Keşke yazar daha kısa bölümler yazsa dediğim çok yer olmuştur. Yine de bu seriyi seviyorsanız bu kitabı da ilgi ile okuyabileceğinizi söyleyebilirim.
Bir diğer gözlemim ise dizi yapımcı ve senaristlerinin de bu kitaptaki durağanlığı fark ederek kitaptaki bazı olayları erken, bazı olayları daha geç vererek dizide bir denge sağlamış olmalarıdır. Birinci ve ikinci sezonda kitapla dizi neredeyse aynı doğrultuda ilerliyordu ancak üçüncü sezon itibariyle sapmalar olmaya başladı. Ayrıca diziye katmadıkları birçok şeyi kitaptan okuyabilmek, sizin bilmediğiniz sırları birinin kulağınıza fısıldaması kadar tatmin edici.
George Raymond Richard Martin (d. 20 Eylül 1948), Amerikalı yazar ve fantezi, korku ve bilim kurgu senaryo yazarı. Kendisi en çok Türkçe'ye Buz ve Ateşin Şarkısı olarak çevrilen ve daha sonra Game of Thrones adıyla dizisi çekilen A Song of Ice and Fire isimli epik fantezi roman serisinin yazarı olarak bilinir. Martin, Time tarafından "2011'in en etkili 100 kişisi" arasına seçilmiştir.