Açlık Sanatçısı

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.658
Gösterim
Adı:
Açlık Sanatçısı
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
49
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057803016
Orijinal adı:
Ein Hungerkünstler
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Kafka’nın, metaforlarla işlediği Açlık Sanatçısı, okuruna sancı ve gerçeklik arasında bir köprü inşa ediyor. Yazarın kendini açık etmek mi, yoksa kimsenin onu bulmaya cesaret edemeyeceği kadar derinlere saklanmak mı istediği sorunsalı, kitaptaki diğer üç öyküde tazeleniyor: “Aç kalabildiği son noktaya kadar gidecekti. Gitti de! İnsanlar onu es geçiyordu. Artık onu hiçbir şey kurtaramazdı. Açlık sanatını bir anlatmaya çalışın! Açlık, hayatında hiç hissetmemiş olana karşı kelimelere dökülemezdi.”
69 syf.
·Beğendi·10/10
Kafkanın hikayeleri, kısa öyküleri pek çok farklı yayıncı tarafından çeşitli kitaplarda toplandı. Bu başlıkta açlık sanatçısı ismiyle bahsedeceğim öykü bir diğer kitabın içinde de geçiyor ve ben oradan okumayı öneriyorum. Açlık Şampiyonu ismiyle şu kitapta yayınlandı,

http://www.kitapyurdu.com/...somurgesi/42110.html

Hikayeye gelirsek çok kısa ama çok şey anlatıyor. Kafka mecaz anlatımın, örtülü ve dolaylı ifadelerin ustasıdır kanaatimce. Belki de bazı açılardan bu anlatımın kurucusudur. Bu hikayede de kısaca, sürekli olarak aç duran bir adamın hikayesi anlatılıyor fakat bu açlık nasıl bir açlık? İşte orada mecazlar devreye giriyor, benim anladığım kadarıyla bu aslında manevi bir açlık, bir duyguya açlık. Kahramanımız bu açlık meselesini hayatının anlamı haline getirir, bir gösterinin parçası olur ve garip bir süreç yaşanır. Kafka kimileri için okuması zor, kimileri için saçma ve gereksiz biri olarak bulunur. Çünkü bize pek çok şeyi alıştığımız gibi değil de başka türlü anlatır, başka türlü bakmayı öğretir. Bunu da herkes kabul etmek zorunda değil elbette.

Birkaç kısımdan alıntı yapalım,

-Yıllarca böyle,düzenli bir şekilde hastalanıp iyileşerek , ihtişam içinde bir ömür sürdü fakat bütün dünya kendisini alkışladığı halde ruhundaki azaptan kurtulamıyor ve kimse bunu ciddiye almadığı için ıstırabı daha bir artıyordu. Nasıl bir teselliye ihtiyacı vardı? Başka ne gibi bir arzusu olabilirdi?

-İstediği kadar aç durabilirdi,durdu da; fakat hiçbir şey kurtaramazdı onu, herkes geçip gidiyordu. Kime anlatabilirdiniz ki açlık sanatını! İlgi duymayan bir kimse anlayamazdı bunu, anlatamazdınız.

- “Çünkü ben aç durmak zorundayım, elimden başka bir şey gelmez ki “dedi açlık şampiyonu.”Ne adamsın sen yahu” dedi idareci, “Neden elinden başka şey gelmesin?” “çünkü”dedi açlık şampiyonu,başını hafifçe kaldırmış ,öpecekmiş gibi dudaklarını büzerek,bir tek hecesi bile kaybolmasın diye tam idarecinin kulağının içine sesleniyordu, “Çünkü istediğim gıdayı bulamadım. Bulsaydım inanın bana hemen tıkınırdım, sizin gibi, herkes gibi.”
69 syf.
Kafka okurken daha önce okumuş olduğunuz veya olacağınız hiç bir eseriyle birbirlerini kıyaslama yapmamanizi öneririm yoksa okuduğunuz eserden memnun olamazsiniz. Toplam 4 hikâyeden oluşan bu eserde okurken hepsinin gizemini sonuna kadar saklamasi insanda merakla okuma hevesini artirmasina neden olmaktadir. Okuduğunuz her hikâyede Kafka bizleri derin düşüncelere dalmamiza neden olacağını bilin. Bir kaç saatte bitirilebilecek hikayelerin günlerce düşünmeye neden olmasi sizce başarı degil de nedir.?
69 syf.
·Beğendi·10/10
Açlık sanatçısı, Çin seddinin inşası, Kardeş Cinayeti, Akbaba, İlk acı, Küçük bir kadın, Şarkıcı josefine veya fareler ulusu vs. Bütün bu hikayeleri farklı yayın evleri, karıştırıp kendi çizgilerine göre bastıklarından dolayı incelemeyi tek kitap üzerinden yapmak daha doğru olacaktır. Eğer Kafka okuyorsanız aynı anda uyarlama yeteneğinizi de kullanmak şart. Yoksa Josefine konserini hayal etmek, yazarın Çin Seddinin inşasında nasıl bulunduğunu düşünmek gibi bir şey olur ki bu kitabı bilim kurgu haline getirmekten öteye gitmez. Ben şahsen bir kafesin içinde 40 gün boyunca aç kalan bir adamın sanatını 2 veya 3 okuma sonrası 18. Yüzyıla uyarlayabilmiştim. Küçük bir kadın hikayesi istisna olabilir ama Franz Kafka okumak güçlü bir hayalgücü gerektirir. 1000 sayfalık bir kitabı bir haftada bitirmek doğal fakat Kafkanın 60 sayfası bir haftada belki idrak edilir. Milena'ya Mektuplar Kafka demektir fakat onu ve hayal dünyasını anlamak için diğer kitaplarını okumak şart. İncelemeye gelecek olursak hikayeler genelde; sıkışmış, kendini bulamayan veya bulduğu karakteri çevresine kabullendiremeyen insanların kalabalıklar içinde eriyip kaybolmasını anlatıyor. Fakat amaç önyargı oluşturmaktan ziyade bir kaybedişin hüzününü hissettirip okuru güçlendirmek. Eğer Kafka okuyorsanız onun dünyasını yaşamaktan korkmamalısınız.
69 syf.
·Beğendi·10/10
kafka'yı anlamak ya da anlayabilmek zor.zaten bu anlaşılamamazlık okuru ya pes ettiriyor ya da hırs yaptırıp defalarca okutabiliyor. dört hikayeden oluşan ve onun son eseri olan bu eser,diğerlerinin aksine son derece yalın bir dille yazılmış ve yazar sadece bu kitabında böyle akıcı bir dil kullanmış. barındırdığı
otobiyografik öğeler ve sürrealist tiplemelerle dikkat çekici,etkileyici.
69 syf.
·1 günde·10/10
Kafka’nın “Bir Açlık Sanatçısı” adlı hikayesi, yazarın ölmeden önce yayınlanan son eseri olarak ta bilinmektedir. Yazar, bu hikayesinde, bir kafeste günlerce aç kalarak şehrin göbeğinde gösteri yapan bir adamın öyküsünü anlatmaktadır. Hayatını yalnızca bu yolla idame ettiren bir sanatçının öyküsüdür bu aynı zamanda. Beslendiği, hayat bulduğu, nefes aldığı dünya bunun üzerine kurulmuştur onun için. Bu yüzden de kafese girmek, orada günlerce aç kalmak, Sanatçının neredeyse dört elle sarıldığı bir istekle/hevesle gerçekleşir. Bu, “Sanatçı” denilenin, “Sanat” yapanın, hayat içerisindeki bir nevi tasviri olarak çıkarılmaktadır karşımıza, yazar tarafından. Kendi ruh durumu asıl besin kaynağı olan bu yaşam tasviri, yazarın büyük eserlerinde de zirveye ulaştığı görmekteyiz. Yazar bu hikayede ironi üzerine ironi yapmaktadır. Yani, Dava ve Dönüşüm adlı eserlerinde özellikle görülen, ardı arkası kesilmeyip gittikçe daha bir çepreşik duruma doğru evrilen “Kafkaesk” atmosfer, burada da, bu hikayesinde de işin içinden çıkılmaz bir gerçeği anlatarak okuyucuya sunmaktadır. Bu ironi, hikayenin daha ilk cümlesinde görülmektedir üstelik.
69 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kafka üzerine yazmak ve Kafka’yı anlamlandırmak için  sanırsam benim gibi yeniyetmelerin yolun başında olduğunu görme sabrını taşımasıyla mümkün hale gelebilir.

  Kafka için söyleyecegimilk sey:
Kafka ve Kafkaesk olanin  neredeyse iki ayrı dünyayı temsil  biçimine dönüşmesidir. Bu temsil biçimi iki ayrı temsil olarak farklı ise de birbirini kapsar. Kafka, yarattığı dünyanın hem yabancılaşmasını işlemiş hem de bu dünyaya yabancilasmistir. Yani bize yabancılaşan bu korku dünyası Kafka için de yabancilastirici etkiye sahiptir. Yine de Kafkaesk olan Kafka'yı kapsarken, Kafka da onu kapsar. Ikili temsil böylesi bir diyalektik ilişki içindedir. Okuyucu da bu iki temsil arasında mekik dokumaya çalışırken bir tür köprü kuracağını düşündüğü an; iki farklı mecranın yabancısı olduğunu anlar ve bir türlü köprü kurma inşasını gerçekleştiremez. Sanırım Kafka ve Kafkaesk olanın çözülmez ritmi buradan kaynaklanır.

Okur, Kafkaeskolanın enerjisini duyumsar ancak onu anlam(adlan)landiramakta zorlanir. Çünkü Kafka ve Kafkaesk olan ikilikte, paradoks gibi görünen bir tür özgün eşsizlik hakimdir. Öte taraftan mevcut yaşamın belirsizliğine ve kusatilmisligina kapılan için Kafkaesk olanı kavramakta zorlanır. Bu nedenle metaforlar arasında sürekli ilişkisel bir bağlam yakalamaya çalışmalıdır. Öte taraftan Kafka'nın dünyasında  zaman belirsizdir. Karakterin milliyeti yoktur. Yabancılaşmış bir karakter ile karşı karşıya kalırız. Kafka bu yabancilasmaya zorunlu olarak kurban olmuştur. Tıpkı babasına karşı olan yabancılaşması gibi. Dava eserinde Josef K'yı pek tanımayız. Neden bankacidir, kişiliği nasıldır? bunu bilmeyiz. Umarsizdir, davayı takip etme konusunda tembeldir. Özel yaşamına bağlı bir bürokrattır. Yabancılaşmış bir bürokrattır. Tıpkı Kafka gibi. Bu yabancilastirici temsil Dava eserinde Josef K. olarak temsil edilir. Böylelikle Kafka’yı ve Kafkaesk olanı  anlam ve adlandırma içine almak için, sabıra , azme ve zamanın yayılımına ayak uydurmak gerekir. Kafka’yı anlamak için ikinci nokta ise, onun döneminin tarihselliği içinde o garip yaratığın şeylerle olan ilişkisini anlamlandirmak ve bunun yanında imgede düşsel bir fantazmayavardırmak gerekir. Çünkü onu anlamak için onun düşsel fantazmasina,  düşsel erotizmine aşina almak gerekir.  


Kafka, bu garip eserde dört ayrı hikayeyi ele alıp iliskisellik kurmadan tasarısını gerçekleştirmeye çalışır. Ve bu eserin yayınlandığını görmeden yasama veda eder. Eserde ele alınan konular: Sanatçı ve Toplum, Birey - Toplum - Aşk ilişkisidir. Her bir öykü ayrı bir fantazma olsa da, ilişkisel bir tür uyumsuzluk uyumunu sergiler. Sanki olumsuzlanarak olumlanircasina tüm bir fantazmayi serimler gibidir. Üzerine her ne söylenirse söylensin, bir tür hermenötik olarak kalmaya yazgiliymiscasina kalır. Her ne kadar bazı yazarlar onu anlamlandirmaya çalışınca onun yaşamından kesitler sunarak yazdıklarını çözmeye cabalasalarda,  bir tür düzensizlik kaotigi olarak kalır. Bu kompleks düğümü oluşturan etken ise iktidar - bürokrasi arasındaki kıvrımların içiçeligi dolayısıyladır. Dava eserinde de Jozef K, bir gün uyandığında kapısının çalındığını ve bir suçtan yargılandığını anladığı vakit kuşatılmışlık hissini yaşar. O güne kadar onun için anlam taşıyan tüm bir yapı; kapının çalınmasıyla beraber bambaşka bir hal alır ve asıl absürd modernizmin işleyişine " katıldığını" anlamaya başlar. Böylelikle her sorgulamada basit gibi görünen düğümler birbirine karışarak bambaşka bir işleyişe  kapı aralar.  Açlık Sanatçısı eserinde işlenen konuda da , Birey kuşatılmıştır. Bir tur gösteri nesnesine dönüşmüştür. Onun sergilediği irade toplum tarafından sahiplenilmiş gibi görünse de, bu sahiplik gostergeseldir. Bir tür simgesellik olarak göze çarpar. Ve terkedilişle muştulanır. Burada işlenen  Kafkaesk tarzdadır. Aç kalmayı bir tür gösteriye dönüştüren karakter; toplum ile olan bağın çelişkisini simgeler. Para ve ün için aç kalındığı düşünülse de, sanatçının asıl gerekçesi, bugüne kadar istediği yemeği yiyememesine bağlanır. Yemek metaforu ile birçok çelişki gösterilmeye çalışılır. Bu Metafor Kafka'nın yaşamında belirgindir. Baba’ya Mektup eserinde de Kafka yemek sembolüne çokça göndermede bulunur. Orada gösterilmek istenen farklı iken, yemek metaforu temsil olarak verilir. Sanatçının tercih konusudur önemli yer tutan. Irade gösterip yemeğe hayır diyebilmesidir. Buna pasif direniş örneği diyebiliriz. Tıpkı Bartlemgibi, yapmamayı ( yememeyi) tercih eder. Beden üzerinden karakterin doğası sergileniyor gibidir.   Kafka’nın görsel fantazyası, psikoanalizme tabi tutulsa dahi  bilinçdışının bu kadar harika imgeler ve alegorilerle donandiginidüşünmek hayret vericidir. Çünkü yazımı bir çeşit adlandırılamayan ancak kasveti duyumsanabilir bir tür cehennem alegorisi gibi dev kostümüyle karşınızda belirir. Kafka’yı bu kadar büyük ve farklı kılan da böylesi bir zayıf
bedenin bu türden bir yasamsalligi barındırması olsa gerek. Öte taraftan onun dünyasının parçası olmanın zorluğu ile karşı karşıya kalınınca, hiç de yüzeysel bir melenkolizmin ürünü olmadığını görmüş oluruz. Geçmişte Kafka’dan tiksinmeme yol açan aşırı popularitesi karşısında bir tür ayrışma yaşamış olsam da, son zamanlarda okuduğum eserlerini gözönüne alınca, benim gibi düşünen orta kafalıların da şuan duyumsadigim pişmanlığı duyumsamalarini umut ediyorum.
69 syf.
·Puan vermedi
Kafka okuma etkinliği için Dönüşüm ve Milena' ya Mektuplar' ı okumaya karar vermiştim. Lakin Milena'ya Mektuplar' a başladığımda çok ağır ilerlediğini fark ettim ve etkinlik sonuna yetişemeyeceğini anlayıp tavsiye üzerine Açlık Sanatçısına başladım. Açıkça söylemem gerekirse Kafka okumak beni yoruyor. Gerçekten kitaplarını anlamaya çalışırken beynim patlıyormuş gibi hissediyorum. Kafka' nın tarzı sanırım mecazi anlatımında. Böyle olması ister istemez kitap ince bile olsa su gibi akmasını önlüyor. Fakat Kafka' yı Kafka yapan da bu okuduğum kitaplarda gördüğüm kadarıyla bu. Dönüşüm' ü okumak yine de diğerlerine göre daha kolaydı. Bu kitapta ilk üç öyküde değil ama son öyküde çok zorlandım. Neyden bahsettiğini azbuçuk anlasam da Kafka' nın düşüncelerine girebilmek kolay değil. Küçük Bir Kadın öyküsünde duygu durumlarını anlatışı muhteşemdi. Açlık Sanatçısının ise ayrı bir etkileyiciliği vardı. Kısacası güzeldi. Tavsiye ederim.
69 syf.
·2 günde·8/10
Kafka yine Kafkalığını yapmış mı desem ne desem bilemedim..

4 öyküden oluşan bu kitapta Kafka yine toplumda öne çıkarak varlık gösteren bireylerin yine toplum tarafından kabul görülme süreçlerindeki sancılarına parmak basıyor.
Anlaşılmamak ve bu yüzden yalnızlığa mahkum edilmek,bireyin ruhuna ağır gelen en büyük problemlerden biri olarak daima ilk sırada yer alıyor.Her ne kadar kendinizi sorumlu olduğunuz kişilere ve gruplara karşı açıklama ihtiyacı hissetseniz de tüm çabalarınızın yetersiz olduğunu bilmek ve o önyargılı kafalardaki kalıplaşmış düz mantık inanışı kırmak başımıza gelen en talihsiz durumlardan olsa gerek..Statünüz ne olursa olsun..Az da olsa farkındalığının bilincinde olan her insanın yaşadığı bu durum, kişiyi düşünsel açıdan farklı bir noktada durmaya mecbur bırakıyor..

Bir insanın en önemli ve birincil ihtiyacı sadece anlaşılmaktır oysa..
Anladığınız ölçüde seversiniz,ona saygı duyar ve onu benimsersiniz..Fakat bunu gerçekten isterseniz!..Anlamayı istemek!
Toplum ise daima en kolayını yapar,direkt yargılar,eleştirir,anlama çabası içine girmeden sadece kendini inandırdığı düşünceye odaklanarak karşısındakine anlam yükler,kişinin yapıp ettiklerinin önemini düşünmeden!..Bu da bireye kaçınılmaz olan yalnızlık yolunun kapılarını aralamaya başlar..Anlaşılmayan ruhlar arasında kirlenmektense bireyin kendi yalnızlığına kaçması ceza değil ödül olur bu durumda..Ne kadar az kirlenirsen,ne kadar az yıpratılırsan o kadar iyi..Nitekim yaşadığımız çağda bile kimsenin kimseyi gerçekten anlamak gibi bir derdi yok..Kimse bu çaba içine girmek istemiyor..Tüm bunlar yabancısı olmadığımız duygu durumları..Bu nedenle Kafka'yı anlamak tam da bu dönemde daha bir anlam kazanıyor...

Keyifli okumalar..
69 syf.
·10/10
Toplumun istediği gibi olmayanların,toplumun istediklerini yapmayıp kendi istediklerini yapan ve sadece farklı olduğu için yapayalnız olmaya(ölmeye) mahkum olanlari anlatmış harika bir kitap.
72 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Yaptığımız eylemlerin kendimiz için mi yoksa bizim dışımızdakiler için mi olduğunu sorguladığımız zamanlar vardır. Ya da eylemlerimizin çizgisini aşmaya çalıştığımız zamanlar. Açlık Sanatçısı bu sorgulamaları hissettirdi bana.
Doğru düşündüklerimiz için yaptıklarımızın bizleri hiçliğe ya da görünmezliğe götürmesi bu yoldaki mutluluğun verdiği tadı azaltmıyor. Yanlış bilinse de kendi doğrumuzun bizlere verdiği mutluluk hissi.
Ölümünden önce yayımlanan dört öyküden oluşan son kitabı.
Açlık Sanatçısı ile Kafka ve kendini bulamamış insanların eriyip gittiği öyküleri.
111 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Franz Kafka'nın kaleme aldığı bu kitap dört hikâyeden oluşmakta.. Bunlardan kitaba adını veren "Açlık sanatçısı" hikayesi favorim olmakla birlikte bu hikâyede azalan ilgiye rağmen sanatını icra etmeye çalışan bir sanatçının ironik yolculuğu anlatılmakta..
Okuyunuz efendim..
69 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Franz Kafka ile tanışıklığımız bundan aşağı yukarı beş yıl önce lise zamanlarımda başlamıştı. Hocamızın önerisiyle ve Dönüşüm kitabı ile tanıdım Kafka’yı. Şimdi baktığımda hocamın önerisinin ilk defa Franz Kafka okuyacak birisi için doğru bir seçim olduğunu düşünüyorum. Çünkü Kafka’nın kendine has tarzı ilk bakışta okuyanı zorlayabiliyor. Ardından Dava’yı okudum ve kendimi yazarı araştırırken buldum. Ailesi ve özellikle babası, yetiştirilmesi, eğitimi, kişiliği diğer eserleri derken zamanla az çok aşina oldum Kafka’ya.
Böylece bugün yazarın benim okuduğum sekizinci kitabı olan Açlık Sanatçısı’nı bitirdim.
Kitap içerisinde daha önce dergilerde yayımlanmış dört öyküyü barındırıyor. Ancak size dört öyküden çok daha fazlasını vaat ediyor. Çünkü yazar dolaylı bir şekilde, alışılmışın dışında bir anlatım tarzı benimseyip de herkes için bambaşka anlamlar oluşturma konusunda oldukça başarılı.
Öykülerin geneline hâkim olan ve bence en çok İlk Acı’da kendini gösteren o karamsar tavır yine bizimle birlikte. Ayrıca bu öykülerin yazarın diğer eserlerine göre daha açık bir anlatıma sahip olduğunu da düşünüyorum.
Kitapta beni en çok düşündüren öykü ise kitaba adını vermiş olan Açlık Sanatçısı’dır. Altını çizdiğim kısımları her okuduğumda farklı bir şey düşünürken buldum kendimi. Açlık sanatçısı, onun açlık rejimi ve seyircileri benim için sanat, sanatçı ve onun toplumdaki yeri, bireyin toplumun itmesiyle, etkisiyle herkesleşme uyumlu olma çabası ya da tersine herkes gibi olmaktan kaçınmak için kendi isteği ile kendini bulma uğraşı… Ve bir yerden sonra ilgisini kaybeden toplumun sizi deli yerine koyup ötekileştirmesi ve bireyin yalnızlığı…
Elbette “Franz Kafka bu öykülerinde şunları anlatmak istemiştir.” gibi kesin bir cümle kurmak pek mümkün değil. Çünkü Kafka demek benim için kesinlikten uzak, tereddüt demek. Çünkü aynı satırları okusak da farklı farklı anlamlar bulabiliriz Kafka’da…
“Daha uzun süre aç kalmaya niyetlendiyse, bu kitle neden kendisine engel oluyordu?”

“… Pekiyi de neden aç kalmak zorundasın?”
“Çünkü,” dedi, “çünkü tadı hoşuma giden bir yemek yok. Böyle bir yemek olsa, asla bu ünün peşinde koşmaz, sizin gibi, diğer insanlar gibi karnımı bir güzel doyururdum.”
Huzur ve güven içinde sessiz bir yaşam, bizim için müziklerin en güzeli.
Franz Kafka
Sayfa 39 - Altıkırkbeş Yayınları
Bu değerbilmezliğe, dünyanın değerbilmez oluşuna karşı koymak mümkün değildi.
Franz Kafka
Sayfa 32 - Altıkırkbeş Yayınları
Fındık kırmak gerçekten bir sanat değildir ve bu yüzden hiç kimse bir seyirci topluluğunu bir araya getirip, önlerinde fındık kırarak onları eğlendirmeye kalkışmaz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Açlık Sanatçısı
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
49
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057803016
Orijinal adı:
Ein Hungerkünstler
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Kafka’nın, metaforlarla işlediği Açlık Sanatçısı, okuruna sancı ve gerçeklik arasında bir köprü inşa ediyor. Yazarın kendini açık etmek mi, yoksa kimsenin onu bulmaya cesaret edemeyeceği kadar derinlere saklanmak mı istediği sorunsalı, kitaptaki diğer üç öyküde tazeleniyor: “Aç kalabildiği son noktaya kadar gidecekti. Gitti de! İnsanlar onu es geçiyordu. Artık onu hiçbir şey kurtaramazdı. Açlık sanatını bir anlatmaya çalışın! Açlık, hayatında hiç hissetmemiş olana karşı kelimelere dökülemezdi.”

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 4 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları