Drizzt Efsanesi Anayurt. Serinin bayıldığım ilk kitabı. Kara Elfler, yani Drow'ların hikayesi yurtları Menzoberrazan'da başlıyor.
Kara Elf Prensi Drizzt Do'Urden'in hikayesi…
Menzoberrazan, Karanlıkaltı denilen yeraltında mağaralara oyulan çok büyük bir şehir. Bu şehir bana Auri'nin (Kralkatili Güncesi) Şeyaltı'sını hatırlattı ve orayı çok sevmiştim. Drow'lar, yani Kara Elf'ler karanlığa alışmış varlıklar, günışığının kendilerini yakacağını düşünen, Örümcek Kraliçe Lolth'a tapan, Beyaz Elf'lerden nefret eden varlıklar.
Çocukluktan itibaren kötülükle, entrikayla, birbirlerinin kuyusunu kazmak için yüzyıllarca yaşayan, birbirini sırtından vurmayı marifet sayan, kardeşin kardeşi, kızın anneyi, oğulun babayı öldürmesini çok doğal karşılayan varlıklar... Kısacası kötüler, vahşiler, acımasızlar, hainler... Bu böyle gider. Bir Drow'a asla sırtınızı dönemezsiniz. Döndüğünüz an bir hançeri sırtınızda bulabilirsiniz. Yani oldukça şahsına münhasır kişilikler.
Drizzt Do'Urden tam da bu kaosun içinde doğuyor, kendi ailesi başka bir haneyi komple yok etmiş, aslında onu da Örümcek Kraliçe'ye kurban vereceklerken son anda ilk oğulun ölmesiyle yaşamasına izin verilmiş. Ne kadar da şanslı değil mi? Annesi ise bir Yüce Rahibe ve bu da Drizzt’i bir Drow Prensi yapıyor.
Drizzt çok farklı bir Drow, inanılmaz bir dövüş yeteneği var ama her şeyden önemlisi onun merhameti var. Çünkü Drizzt'in babası da kendisi gibi ama o zincirlerini kıramamış ve ait olmadığı bir dünyada yaşamaya devam etmiş. Drizzt ise Drow'ların onursuzca ve haince birbirlerini katletmesini kaldıramıyor, içindeki merhamet buna izin vermiyor ve böylece Drizzt ruhen ait olmadığı bir dünyada ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak ruhen ait olmadığınız bir dünyada sonsuza kadar ayakta kalamazsınız, bir yerde patlarsınız.