Angels & Demons (Robert Langdon #1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
68,4bin
Gösterim
Adı:
Angels & Demons
Yazar:
Alt başlık:
Robert Langdon #1
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
569
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780671027360
Kitabın türü:
Dil:
İngilizce
Yayınevi:
Pocket Star Books
World-renowned Harvard symbologist Robert Langdon is summoned to a Swiss research facility to analyze a cryptic symbol seared into the chest of a murdered physicist. What he discovers is unimaginable: a deadly vendetta against the Catholic Church by a centuries-old underground organization--- the Illuminati. Desperate to save the Vatican from a powerful time bomb, Langdon joins forces in Rome with the beautiful and mysterious scientist Vittoria Vetra. Together they embark on a frantic hunt through sealed crypts, dangerous catacombs, deserted cathedrals, and the most secretive vault on the earth... the long-forgotten Illuminati lair.
576 syf.
·9 günde·8/10
Harvard Üniversitesi simgebilim profesörü Robert Langdon bir sabah evinde bir fax alır ve faxta, Cern’in saygın bilim adamı Leonardo Vetra’nın göğsünde illuminati simgeyle damgalanarak öldürüldüğünü öğrenir ve alel acele İsviçre’deki Cern Bilim Merkezi’ne gelir.
Yıllardan beri etkin olmadığı bilinen İlluminati’nin bu şekilde ortaya çıkması yetmezmiş gibi bir de çok gizli ve tehlikeli bir madde olan karşımadde de yüksek güvenlikli laboratuvardan İlluminati tarafından çalınıp (acaba nasıl çalındı? Okurken kanım dondu.) Vatikan’ın merkezine konulmuştur ve Vatikan’ın tamamen havaya uçması an meselesidir, geri sayım başlamıştır! Ama bu karşımadde teknolojisi sadece Leonardo Vetra ve kızı Vittoria Vetra tarafından bilinmektedir. İlluminati nasıl olur da bu teknolojiyi öğrenir?
Bu karşımaddenin Vatikanda kimsenin bilmediği bir yere saklanması ve 4 ünlü kardinalin kaçırılıp 4 temel elemente göre (toprak, hava, ateş, su) öldürüleceğini öğrenen Langdon ve Vittoria Vetra Vatikana gider. 4 kardinali kurtarabilirler mi? İlluminati’nin sırrını çözebilirler mi? Vatikan’ı havaya uçmaktan kurtarabilirler mi?
Gerçekten çok güzel bir bilim kurgu kitabı. Bu kitaptan öğrendiğim çook fazla şey oldu gerçekten. Yanlış bildiğim çoğu şeyin (illuminati, masonlar ve katoliklik) doğrusunu öğrendim. Pek bilim kurgu okumam benim en sevdiğim tür polisiyedir ama Dan Brown’un anlatımını çok sevdim. Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum :)
576 syf.
·9/10
Dan Brown okumaya başladığım kitap beni resmen içine aldı. Hiç bu kadar hızlı bir şekilde okuyacağım düşünmezdim. Aynı kahramanımızı olay sabahı CERN'e götüren uçak hızında gelişti olaylar. Birbiri ardına dinmek bilmeyen aksiyon ve macera örgüsünün içinde öyle güzel yerlere gidiyorsunuz ki hem CERN'i gezip aynı gün Vatikan'daki o güzel eserleri inceleme fırsatımız oluyor hem de gizli bir örgütün varlığına dair kanıtlarla karşı karşıya geliyoruz. Hiç gitmememe ve eserlerin neler olduğunu bilmememe rağmen öyle güzel tasvir edilmiş, öyle yalın bir dille anlatılmış ki sanki 3. Bir kişi olarak ben de olayların içindeydim kitabı okurken. Kahramanımızla birlikte şapelleri gezip kiliselerin gizli geçitlerinin arasında dolaşıp eski kütüphane raflarında bulmam gereken eserleri ararken kitapları karıştırıp oranın tozunu yuttuğumu hissettim resmen. Bu eseri çok beğendim ve oraları gidip görme isteği doğdu içimde. Kitabı okuduktan sonra kitapta geçen yerleri inceledim, gerçekten de gidip görmen gerek diye hissettim. Hala kitabın nasıl bu kadar çabuk bitip beni kadar çok etkilediğini düşünüyorum.
  • Da Vinci Şifresi
    8.7/10 (6,6bin Oy)6,8bin beğeni27,6bin okunma3.706 alıntı81,4bin gösterim
  • Empati
    8.4/10 (4.761 Oy)4.816 beğeni20,3bin okunma5,1bin alıntı80,4bin gösterim
  • Aklından Bir Sayı Tut
    8.2/10 (5,6bin Oy)5,3bin beğeni23,8bin okunma5bin alıntı85,4bin gösterim
  • Cehennem
    8.6/10 (3.817 Oy)3.833 beğeni14,9bin okunma4.273 alıntı45,7bin gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (13,6bin Oy)14,8bin beğeni52,6bin okunma11bin alıntı221,9bin gösterim
  • Semerkant
    8.6/10 (8,2bin Oy)8,4bin beğeni29,4bin okunma30,2bin alıntı147,4bin gösterim
  • Sefiller
    9.2/10 (10,6bin Oy)12,5bin beğeni43,4bin okunma49,1bin alıntı279,4bin gösterim
  • Beyaz Diş
    8.5/10 (7,6bin Oy)7,3bin beğeni31,3bin okunma11,2bin alıntı255,2bin gösterim
  • Açlık Oyunları
    8.5/10 (3.863 Oy)3.430 beğeni17,7bin okunma1.070 alıntı56,2bin gösterim
  • Sineklerin Tanrısı
    8.1/10 (10,2bin Oy)9,1bin beğeni35bin okunma14,5bin alıntı146,1bin gösterim
576 syf.
·Beğendi·10/10
Merhaba arkadaşlar! Bugün gene güzel bir romanın incelemesi için birlikteyiz. Sevdiğim ve tüm kitaplarını okuduğum Dan Brown’un “Melekler ve Şeytanlar” kitabını enine boyuna ele alarak düşüncelerimizi karalamaya çalışacağız. İncelememin size faydalı olacağı düşüncesindeyim ve bizzat kitabı okuyanlar içinde ayrı bir deneyim olacağı düşünmekteyim. O zaman şimdi yavaş yavaş romanımıza geçelim mi? Geçelim, geçelim!!!

Birçok okurumuzun, Dan Brown’un bundan önceki ya da sonraki kitaplarını okuduğuna eminim. Özellikle, Da Vinci Şifresi’ni okuduktan sonra, Dan Brown'ın Melek ve Şeytanlarını okuyanlarınızın daha bir keyifle okuduğunu görür gibiyim. Bu incelemeyi okuyacak çoğu okura şu soruyu sormak istiyorum: "Melekler ve Şeytanlar’ı, Da Vinci Şifresi ile nasıl kıyaslayabiliriz ki?" Cevap çok basit: Eğer Da Vinci Şifresi’nin tadını çıkarabiliyorsan, o zaman Melekler ve Şeytanları okurken hiç sıkılmayacağına, yabancılık çekmeyeceğine ve tadını çıkaracağına eminim. Bu sebepten kıyaslamak pek mümkün değil gibi. :)

Melekler ve Şeytanlar biz okurlara, Harvard Üniversitesi'nde görevli, simge bilim profesörü Robert Langdon'un karakterini iyi bir şekilde tanıtıyor. Kahramanımız romanımızın başında, İsviçre'nin Cenevre şehrinde bulunan, dünyanın en büyük bilimsel araştırma merkezi olan CERN'in direktörü Maximilian Kohler'den gelen bir telefon görüşmesiyle gecenin ortasında uyandırılıyor. Araştırma merkezinin en iyi fizikçilerden Leonardo Vetra, göğsünde "illuminati" sözcüğü yazılı bir şekilde, hayvan damgalanır gibi dağlanmış ve öldürülmüştür. Ünlü fizikçinin göğsüne dağlanmış bu yazı, uzun yıllar önce kurulmuş olan, fakat yüzyıllardır faaliyette olamadığı düşünülen gizli bir kardeşlik tarikatı “illuminati”ye aittir ve geçmişte bu tarikatın üyelerinin birçoğu da kilise tarafından öldürülmüştür.

Cinayet kurbanı Leonardo Vetra, dünyanın önde gelen fizikçilerinden sadece biri değil, aynı zamanda bir Katolik rahip idi. O ve kızı Victoria, CERN'de karşı madde ile ilgili olan çalışmalarını birlikte yürütmekteydiler. Vetra ve kızı, antimaddeyi yaratmak için dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısını kullanıyorlardı ve madde ile etkileşime girmeyecek şekilde, antimaddeyi güvenilir bir şekilde kutular içine almayı başardılar. Fakat cinayet mahallinde yapılan ufak bir tahkikat ile, antimaddelerden bir tanesinin olduğu kutunun kayıp olduğu anlaşılır. Bu esnada Vatikan’da bulunan güvenlik kameralarına yansıyan bir görüntü, herkesin dikkatini buraya çekmeye fazlasıyla yetecek ve artacaktır bile. O ana kadar, orada bulunan kimsenin bilmediği bir yerde, bir kutu içinde ve temassız olarak bir boşlukta dururcasına havada asılı olan antimadde görünmektedir. Artık herkes antimaddenin Vatikan’da bir yerlerde olduğundan emindir ve Kohler acil bir şekilde Vatikan’a çağrılır. Bir kutu içinde olan antimadelerden herhangi birisi, birbirinden ayrılmak suretiyle manyetik sistemden çıkarılırsa, antimaddeleri güvenli bir şekilde askıda tutması gereken yedek piller 24 saat boyunca bu amaca hizmet etmek için devreye girerler. Bahse konu bu 24 saatlik sürenin olumsuz tamamlanmasıyla, her iki antimadde de çarpışacak ve bugüne değin görülmemiş bir güçte patlama yaşanacaktır.

Lenoardo Vetra, bir Big Bang arayışında olduğu ve onu simüle etmek istediği için antimaddeyi yarattı. Deneyimlemek istediği bu şey, aslında Tanrı'nın var olduğunu, Tanrı'nın evreni yarattığı gibi yeni bir madde ve antimadde oluşturabildiğini kanıtlayacaktır. Yine de Vetra'nın öldürülmesi, kutulardan birinin çalınmasını engelleyememiştir. Kutu içerisindekileri kimin çaldığı ve bununla ne yapmayı planladıkları sorusu yakında cevap bulacaktı.

Antimadde, sadece Vatikan'ı tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda son ölmüş olan Papa sonrasında devamında yerine geçecek olan yeni papanın seçilmesi hususunda ağırdan alan Katolik Kilisesi'nin kardinalleri ve şehir içinde bir tehlike arz etmektedir. Kutsal Kilisenin yasalarına göre, Kardinal Heyeti’nin, görevi devir alacak olan yeni bir papa seçilinceye kadar, kalmaları gereken Sistine Şapeli'nde kilitlenmeleri gerekmektedir. İçeride, aheste aheste seçim ilerlerken, dışarıda tek tek öleceğinden haberleri olmayan dört kardinal ve belki de yok olacak Vatikan Şehri sokaklarında bu seçimin sonucunu bekleyen binlerce masum insan vardır. Tüm bu yaşananların dışında, arka planda olan hırsızın bir tek dileği vardır; Katolik Kilisenin yüzyıllardır bilim adamlarına ve illuminati'ye karşılık olan tutumunu, davranışını, düşünceleri çürüterek onu yok etmektir…

Langdon ve Victoria Vetra için zamana karşı bir yarış başlamıştır. Sanat tarihi ve dini semboloji de geniş bir arka plan gerektiren ipuçlarını bulmak için arşivleri ve eski gizemleri inceleyip çözmeleri gerekmektedir. Kahramanımız Robert Langdon, tüm bu gizli ve saklı kalmış şeyleri ortaya çıkarabilmek adına, üstün zekâsından, bilgi birikiminden, uzman olduğu her şeyden fayda sağlayabilmek için elinden gelenin en iyisini yapar. Langdon, her bir gizemi ve bulmacayı çözmek için gerekli olan eksik parçaları bulmak adına önüne çıkan her gizemi yeterince anlar bu cevaplar da onu birinden bir diğerine götürür. Victoria güzel, sert, zeki bir kadındır ve artık kendisini babasının cinayetinin intikamını almaya adamıştır. Her ikisi de, illuminati'nin bir adım yakıdır, ama İsviçreli Muhafızlar ile Vatikan Şehri'nde kime güveneceklerini kesin olarak bilmemektedirler. Bu macera ve kovalamaca onları tarihi kiliseler, çeşmeler, mahzenler, unutulmuş pasajlar, gizli geçitler ve katakomlara götürecektir. Ölüm onları her fırsatta teğet geçse de, bir biçimde ya da bir başka şekilde enselerinde takip etmektedir.

O zaman şimdi, Melekler ve Şeytanlar ve Da Vinci Şifresini karşılaştırılmanın zamanı geldi diyebiliriz. Öncelikle bazı yönlerinden dolayı, Melekler ve Şeytanlar, Vatikan Şehri'nin yok edilmesini önlemek için antimadde ve patlayacak olan bomba yarışı/macerasından dolayı daha bir şüpheci hikâyeye sahiptir. Her iki kitap da bir katili, Langdon'un sevdiği yakın birinin ölümüne üzülmesini, sanat tarihini, dini sembolojileri ve gizli topluluklar hakkında kapsamlı bilgi birikimi olan güzel bir kadını konu olarak ele alır. Robert Langdon’un zekâsı, karakteri ve kendisinin romanda kadınlar için olan çekiciliği, kendisini sevilen bir kişilik olarak algılamamızı sağlar. Dan Brown'un yazım tarzı, edebiyatta asla bir dünya klasikleri gibi yer edinmeyecek olsa da, açıkça ifade etmek gerekir ki, yazar bu iki kitabı kaleme alarak daha da olgunlaştı. Bazı mantıklı düzenlemeler onu daha sıkı ve daha odaklanmış bir yazar haline getirmiş olsa da, Melekler ve Şeytanlar hala oldukça keyifli bir okuma türüne sahip kitaplardan birisidir diyebilirim. Konuyla ilgisi olan, bu tür romanları sevenler ve her şeyi birbirine bağlayan tuhaf bilgilerle dolu gerilim ve gizemleri merak edenler için, Melekler ve Şeytanlar kitabını temin ediniz ve kendinize rahat, konforlu bir sandalye bulunuz ve son sayfasına kadar tadını çıkarınız derim.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
576 syf.
·9/10
Okuduğum ilk Dan Brown kitabıydı. O kadar sardı ki arka arkaya bütün kitaplarını okudum. Şahane kurgusu şaşırtıcı olay döngüsü merak uyandıran sayfaları yıllar önce okumama rağmen hala aklımda. Macera deyip geçmeyin edebi bir şaheser kitap
576 syf.
·9 günde·6/10
Kitap ciddi anlamda başlarda sıktı. Ama sonrasında hızlı gelişti ve bir anda ters köşe yaptı. Kitabı okurken sürekli sanırım bu tarz kitaplardan hoşlanmıyorum dedim ama sonrasında bir baktım acaba ne olacak diye diye bir baktım gece 3 ve kitap bitmiş. Cuma günü okula gidemedim Dan Brown sağolsun. Ama devamsızlığa değecek bir kitapmış diyebilirim. Her ne kadar daha edebi kitap seviyor olsam da film olmak için yazılmış gibi dursa da olaylar o kadar ilgi çekici ki sevmemek sadece bahane bulmaktır derim.
576 syf.
·Beğendi·10/10
Küçümsenmeyecek bir alt yapı ve donanımla yazılmış, olay kurgusunun şahane, anlatımının akıcı, heyecanın sürekli zirvede hissedildiği, harika bir roman diyebilirim. Okumamın üzerinden 10 yıldan fazla geçmesine rağmen kitaptaki bazı sahneler canlandırdığım şekliyle halȃ aklımda. Kesinlikle “Da Vinci Şifresi”nden bir adım daha önde. Mutlaka okunmalı!!!
576 syf.
·8 günde·9/10
İncelememin tamamı blogumda yayında, okumak için; https://adastraperaspera2.wixsite.com/...%87nceleme-dan-brown

“Bazen gerçeği bulmak için dağları yerinden oynatmak gerekir.”

Dan Brown okumayı o kadar özlemiştim ki, bu kitap şu karantina günlerinde o kadar iyi geldi ki… Bu kitap aslında Robert Langdon serisinin ilk kitabı olmasına rağmen benim seriden okuduğum dördüncü kitap. Normalde serileri düzgün okumaya çok takıntılı olsam da, şans eseri Cehennem kitabını okuyarak başladım Dan Brown okumaya ve sonra elime hangi kitabı geldiyse okumaya devam etmemle oldukça karışık bir durum oldu. Bu kitabı da serinin okuduğum diğer kitapları gibi heyecan doluydu ve aşırı sürükleyiciydi. Yine bilim ve din çatışması okuyacağımız bu eserde, babasının Başkanlık Ödülü almış bir matematik profesörü annesinin ise ilahiyat müzisyeni olduğunu düşünürsek Dan Brown’ın zaten din ve bilim çatışmasında büyüdüğünü görürüz, kitapları da kendisini en rahat hissettiği konuların etrafında şekilleniyor. Eski gizli örgütleri, sanat tarihi ve sembolojiyi polisiye bir macera romanına çeviren Dan Brown’a gerçekten bayılıyorum.


....

Kahramanımız Robert’ın yine bir telefon almasıyla olayların içine giriyoruz. Bu sefer telefon CERN direktörü Maximilian Kohler’den geliyor. En önemli fizikçilerinden biri Leonardo Vetra oldukça cani bir ölüme kurban gidiyor. Öldürülmeden önce yapay bir Büyük Patlama yaratarak karşı maddeyi bulan fizikçi aynı zamanda bir rahipti ve bu buluş için uğraşmasındaki en önemli etken bilim ve dinin düşman değil, aynı şeyi açıklamaya çalışan iki paralel yol olduğunu göstermekti. Harvard’da dini ikonoloji ve semboloji profesörü olan Langdon’ın bu maceraya dahil olmasının sebebi ise, cesedin bir ambigramla dağlanması. İlluminati ambigramı. Langdon’a bu serüveninde her zamanki gibi çekici bir kadın eşlik ediyor, Vetra’nın evlatlık kızı Vittoria Vetra. Kendisi de babası gibi CERN’de çalışan bilim insanı olan Vittoria babasına karşı madde buluşunda yardım ettiği için Langdon ile bu serüvene atlıyor.


...
576 syf.
·Beğendi·10/10
Okuduğum ilk Dan Brown kitabıydı.O kadar beğenmiştim ki sonrasında tüm kitaplarını alıp hepsini 2 ay içinde okumuştum. Mekanları o kadar güzel anlatıyor ki insanda her şeyi bırakıp oralara gitme isteği uyandırıyor. Yurt dışına çıkma fırsatı bulduğumda ise gideceğim ilk yer bu kitap sayesinde kesinlikle 'Roma' ..
576 syf.
·Puan vermedi
Başından sonuna kadar sürekli ilgi ve merakla okuyacağınız çok sürükleyici bir kitap. Kurgu ve gerçekler çok güzel harmanlanmış, olaylar zekice örülmüş. Kitabın ilk kısımlarında bahsedilen şeylerin bağlantısı sonlara doğru çıkıyor. Sadece katilin bakış açısına daha fazla yer verilmesini isterdim o kadar.. Kitap sonuna yaklaştıkça heyecan artıyor, tam bitti kalan sayfalarda ne olabilir ki diyorsunuz ama yazar aklınıza yeni pencereler açıyor. Yani özet olarak kalınca bir kitap olmasına rağmen hiç sıkılmadan, soluk soluğa okuyacağınız bir eser...
576 syf.
·15 günde·9/10
Elinize alıp okumaya başladığınızda zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız bir kitap...
Mükemmel bir kurgu ve akıcılıkla yazılmış bu kitaptan bir polisiyeden alabileceğiniz maksimum verimi alıyorsunuz. Adeta bitmek bilmeyen bir satranç oyunu gibi her hamleyi merakla bekliyorsunuz ve kitap kahramanlarının o hamleleri, içinde bulundukları bulmacayı nasıl çözdüklerini okurken büyük bir haz alıyorsunuz.
Kitapta tarihsel açıdan da birçok bilgi mevcut. Özellikle bilimsel tarih açısından çok fazla şey kattı bana ve eski bilim insanlarına hayranlık duyarak okudum.
Bahsettiğim tüm bu hayranlıklar ve polisiye heyecanı birleştiğinde de sürekli bir aydınlanma yaşamak kaçınılmaz oluyor. Hatta bu aydınlanmalardan dolayı sersemleyeceğinizi bile söyleyebilirim.
Şiddetle tavsiye.
Her keşif, yeni keşiflere kapı açıyor. İnsanlığın tekerlekten arabaya geçmesi binlerce yıl almıştı. Ama arabadan uzaya geçiş arasında on yıllar var. Artık bilimsel gelişmeleri haftalarla ölçüyoruz. Kontrolden çıkmak üzereyiz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Angels & Demons
Yazar:
Alt başlık:
Robert Langdon #1
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
569
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780671027360
Kitabın türü:
Dil:
İngilizce
Yayınevi:
Pocket Star Books
World-renowned Harvard symbologist Robert Langdon is summoned to a Swiss research facility to analyze a cryptic symbol seared into the chest of a murdered physicist. What he discovers is unimaginable: a deadly vendetta against the Catholic Church by a centuries-old underground organization--- the Illuminati. Desperate to save the Vatican from a powerful time bomb, Langdon joins forces in Rome with the beautiful and mysterious scientist Vittoria Vetra. Together they embark on a frantic hunt through sealed crypts, dangerous catacombs, deserted cathedrals, and the most secretive vault on the earth... the long-forgotten Illuminati lair.

Kitabı okuyanlar 21,5bin okur

  • Fatma uzun
  • Zeynep Tunç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları