Adı:
Antonius ve Kleopatra
Baskı tarihi:
1949
Sayfa sayısı:
149
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları
Shakespeare, Roma tarihinden ilham alarak üç dram yazmıştır. Julius Caesar, Antony and Cleopatra, Coriolanus. Bunların ilk ikisi imparatorluğun kurulmakta olduğu devrin dramıdır; Coriolanus, Roma'nın daha eski tarihinden alınmıştır.
Kuvvetli bir ihtimale göre Shakespeare bu konu üzerine Antonius'la Kleopatra tragedyasını 1607-1608 yılları arasında yazmış.
208 syf.
·1 günde·10/10 puan
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: https://youtu.be/rGxh2RVjmNU

Julius Caesar + Kleopatra = Roma İmparatorluğu + Mısır İmparatorluğu

Brutus + yandaşları = Roma İmparatorluğu - Julius Caesar

Kleopatra - Julius Caesar = Antonius

Antonius + Octavius Caesar + Lepidus - Brutus = Roma İmparatorluğu

Antonius + Kleopatra = Roma İmparatorluğu x Mısır İmparatorluğu

Sextus Pompeius > Octavius Caesar + Lepidus

Sextus Pompeius < Antonius + Octavius Caesar + Lepidus

Octavius Caesar > Antonius + Kleopatra

10 (Romeo + Juliet)² = Antonius + Kleopatra

-Antonius + -Kleopatra = Sevgi ≥ Ölüm
164 syf.
Karışan aşk ve devlet işlerinde, tutkulu bir aşkın trajik şekilde son bulması ve Roma İmparatorluğunun yükselişi Shakespear’in muhteşem şiirselliğiyle sizlerle.

Julius Sezar’ın ölümünden sonra, Brutus ve çetesi bertaraf edilmiş, Romalı general Marcus Antonius ve Sezar’ın yeğeni Octavius Sezar’ın birlikleri arasında tekrar iç savaş başlamıştır.

Eser Shakespear’in tarihi tragedyalarından bir diğeri.
Başarılı ve yenilmez general Marcus Antonius, Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın şehvetli kollarında dünya yansa umrunda değildir.
Zevk ve sefa düşkünü bu adamla kraliçemiz tutkulu bir aşk yaşar. Aklı ve güzelliğiyle hem Julius Sezar’ı hem de Marcus Antonius’u etkileyen Kleopatra, dünyanın en güçlü kadınlarından biridir aynı zamanda.

Eser tarihi bir tragedya olsa da tarihi olaylar ikinci plandadır. Ayrıca eleştirmenlerden şiirselliğiyle tam not alırken Shakespear’in dört büyük tragedyasının ayarında olduğu bile söylenir.
Oyun, tarihi olaylar kronolojisi için Julius Caesar'dan hemen sonra okunmalıdır.
Onun incelemesi için --> #70913469
  • Julius Caesar
    8.7/10 (486 Oy)433 beğeni1.670 okunma2.600 alıntı13bin gösterim
  • Hırçın Kız
    7.8/10 (327 Oy)252 beğeni1.184 okunma1.257 alıntı9,8bin gösterim
  • On İkinci Gece
    8.2/10 (455 Oy)444 beğeni1.840 okunma3.659 alıntı11,3bin gösterim
  • Yanlışlıklar Komedyası
    8.4/10 (579 Oy)504 beğeni1.790 okunma2.666 alıntı8,8bin gösterim
  • Fırtına
    8.1/10 (597 Oy)494 beğeni2.062 okunma2.902 alıntı16,5bin gösterim
  • İlahi Komedya
    8.6/10 (831 Oy)1.031 beğeni3.005 okunma6,7bin alıntı51,2bin gösterim
  • Kral Lear
    8.6/10 (806 Oy)754 beğeni3.040 okunma4.355 alıntı21,8bin gösterim
  • Atinalı Timon
    8.5/10 (184 Oy)160 beğeni589 okunma1.328 alıntı4.603 gösterim
  • Müfettiş
    8.6/10 (567 Oy)458 beğeni1.563 okunma1.105 alıntı9,5bin gösterim
  • Ebedi Koca
    7.5/10 (304 Oy)271 beğeni1.300 okunma2.168 alıntı12,8bin gösterim
288 syf.
·1 günde·Puan vermedi
 Bir tarafta Roma'yı feda etmeye hazır bir kalp, diğer tarafta entrikaları ile ünlü Kleopatra.
sevgi ve ihanet o kadar karışıyorki birbirine, Kleopatra Antonius'u sevdi mi diye soruyorsunuz kendinize.Shakespeare'in devrik cümleleri, şiirsel dili esere akıcılık ekliyor olsa da, alışık olmayanlar için oldukça zorlayıcı.2 saatte bitirdiğim tek kitap. :)
164 syf.
·Puan vermedi
Devlerin Aşkı

Antonius namı diğer Marc Antony(İngilizce’de genellikle bu isimle anılır) ve Kleopatra’ya Shakespeare’ın trajedisi dersek büyük haksızlık etmiş oluruz çünkü onlar bundan çok öte gerçek yaşam trajedisidir aslında. Oyunu güzel ve başarılı kılan da belki budur çünkü Antonius ve Kleopatra’yı okurken aynı zamanda hatrı sayılır ölçüde tarih de okumuş olursunuz. Elbette tüm detayların gerçek olması beklenemez ama ana çerçeve tarihten alınmıştır.

Yazarımız Shakespeare olunca eserler de 400 yaşını geçmiş oluyor haliyle ama bu eskimişliği farketmenize imkan yoktur, gerek içerikle gerekse şiirselliğiyle Shakespeare büyüler sizi.

Bir tarafta güçlü, onurlu, yakışıklılığı Adonis’i , tutkuları Eros’u kıskandırabilecek Roma generali Antonius diğer tarafta Mısır kraliçesi Kleopatra. Esasen VII. Kleopatra’dır ama tarihe adını öyle kazımıştır ki başındaki sayı kifayetini yitirmiştir. Sizce nasıl olur bu insanların aşkı, tutkuları? Devlerin aşkı da, tutkusu da, onuru da, savaşı da, ölümü de büyük olur. Okursanız şayet anlayacaksınız muhakkak ne demek istediğimi. Diğer öne çıkan karakter Caesar’dır ama bu bizim iyi bildiğimiz Jül Sezar değildir, oğul Sezardır yani Octavius yani ilk Roma İmparatoru Augustus. Nerdeyse oyun boyu özellikle Antonius’un savaşına tanık olursunuz hem Caesar’a, hem Kleopatra’ya en önemlisi kendi yüreğiyle savaşına.Her Shakespeare trajedisinde olduğu gibi oyun sonuna doğru da epey ceset toplarsınız.

Genellikle Romeo ve Juliet ile karşılaştırılıyormuş bu oyun orda masum, saf iki gencin aşkı konu edinilinirken burda konu edinilen aşkın niteliği çok farklı ancak ben Bernard Shaw’un Sezar ve Kleopatra’sını okuduktan sonra okudum bu eseri, çok daha sonra yazılmasına rağmen Bernard Shaw adeta ön bir oyun yazmış. Onun oynunda Sezar ile Kleopatra karşılaştıklarında Kleopatra çok gençtir ve aralarındaki ilişki arkadaşlık ilişkisinden öte bir şey değildir. Hatta oyunun sonunda Sezar Mısır’dan ayrılırken Kleopatra’ya Antonius’u göndereceğini söyler yani bir nevi oyunun devamını okuyormuş gibi hissettim.

Kısaca oyun sever, Shakespeare sever aynı zamanda tarih sever bir insansanız mutlaka okumanız gereken bir oyun.
208 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Yine bir Shakespeare kitabını inceliyoruz.Kitabın konusuna gelecek olursak;Bir tarafta Roma'yı feda etmeye hazır bir kalp, diğer tarafta entrikaları ile ünlü Kleopatra. Tertemiz bir aşk hikayesinden çok, iktidar hırsına tanıklık ediyorsunuz. Antonius'un Kleopatra'ya duduğu açık güvensizliğe rağmen, bu ilişkiye devam edebilmesi ve sonunda iktidarı; onun uğruna feda etmesi insana ister istemez; aşkı sorgulatıyor.Bu hırsın sonunda da neler olduğunu okuyarak görebilirsiniz.
Kitap bi Romeo ve Juliet değildi yine de Shakespeare'in şiirsel dilini her daim sevdiğim için tavsiye edebilirim.
208 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Hayatımda önceden bir kaç kez Antonius ve Kleopatra oyununu duymuştum, okuma fırsatına yeni eriştim.
Anlatılanları göz önünde bulundurup hayal dahi kurmuştum, açıkçası bu kadar karmaşık bir oyunu ben bile hayal edemezdim.
Roma komutanı Antonius ile Mısır kraliçesi Kleopatra'nın aşkı. Bu öyle bir aşk ki Roma Devleti'nin yönetimini, elinin tersiyle itiyor Antonius. Kleopatra'nın erişilmez güzelliğe sahip olmasıda insanı hayal etmeye sürüklüyor.
Romantik bir insan olduğum için midir yoksa hayata karşı çok mu duygusal bakıyorum bilmiyorum ama Antonius'a hayran kaldım.
Roma Devleti'nin içinde bulunduğu kaos. Octavius Ceaser, Pompeius ve Antonius arasında ki çekişme anlatılmış.
İç savaşların yoğun geçtiği bu dönemde toprak uğruna değil aşk uğruna ölündüğünü okudu bu diller.
Bir çoğumuz bu kitapta kaos ortamlarından ziyade muhteşem aşk hikayesine takıldığımızı, hatta kitap bitmesine rağmen hâlâ bir çoğumuzun kafasında "Kleopatra gerçekten sevdi mi?" gibi soruların olduğunu kabul edelim.
Oyunun sıradan bir konusu olmasına rağmen güzel ve başarılı kılanda belki budur.
Çünkü Antonius ve Kleopatra'yı okurken aynı zamanda hatrı sayılır ölçüde tarih de okumuş oluyorsunuz.
Shakespeare bu oyununda şiirsel dili esere akıcılık verirken Roma tarihinden bahsediyor.
Trajedik aşk hikayesi inanılmaz şekilde büyülüyor ve insanın boğazı düğümleniyor.
208 syf.
·1 günde·10/10 puan
Kaynaklar:
Plutarkhos'un Hayatlar’ının Sir Thomas North çevirisi. (1579)

''Şehvet, şehvet! Hep savaş ve şehvet! Modası geçmeyen yalnız bunlar. Hepsinin canı cehenneme!''
-William Shakespeare, Troilus ve Cressida

Antonius ve Kleopatra Romeo ve Juliet gibi ''talihsiz genç âşıklar'' değildir. Her ikisi de ''toy zamanlarını'' geri bırakmış olgun yetişkinlerdir. Antonius Fulvia'yla evlenir., ama zamanını Roma'daki karısından uzakta ''Mısır kadını''yla geçirmeyi tercih eder. Kleopatra da daha önce evlenmemesine rağmen aşk yaşamıştır:

''Koca Caesar bile
Düştü yatağına kılıcını bir kenara bırakıp.
O yatakta Caesar'ın ektiğini Kleopatra biçti.''
(s. 44)

Antonius ve Kleopatra'nın birbirlerine duyduğu tutkunun yoğunluğu çok baskındır. Shakespeare onların birbirlerine açlığını, arzusunu ve bağımlılığını Shakespeare külliyatındaki en güzel ve ince dizelerden bazılarıyla ifade eder: ''Yaşlılık onları solduramaz,'' çünkü birbirlerinin gözünde ilah gibidirler. Çift olarak kahraman, ihtişamlı ve insanüstü olmalarına rağmen, aynı zamanda acımasız, korkunç, ödlek ve sarhoşlardır. Shakespeare bu karakterleri hem tek tek hem de çift olarak zengin ve hatırlanmaya değer bir biçimde sunar.

Kleopatra, Shakespeare'in yarattığı en büyük dramatik karakterlerden biridir. Bazılarının gözünde en bitap düşürücü ve rahatsız edici karakterlerden biri de olabilir. Shakespeare okuyucusunu (veya izleyicisini) Kleopatra'nın cazibesi ve canlılığıyla etkilemek için tüm yolları dener. Oyunun başından sonuna kadar erkeklerin onun cazibesine nasıl kapıldığını okuruz ve kendini beğenmiş Romalı Octavius Caesar bile Kleopatra'nın öldükten sonra ''başka bir Antonius'u baştan çıkaracakmış gibi'' göründüğünü söyler. Erkekler onu baştan çıkarıcı bir kadın, hatta onları büyüleyen bir cadı olarak görür. İlk önce aşağılayıcı ifadelerle nitelendirilir: Antonius'un iki askerine göre bir ''sürtük'' ve ''çingene''dir. Komutanlarının yeni evcimenliğinden öfke duyan askerler, ondan eskiden ''dünyanın direği'' olan adamı ''sürtüğün ahmağı'' haline getirebilecek bir kadın olarak söz eder. Onlara göre Kleopatra'nın cazibesi zehirli ve tehlikelidir. Antonius'un Roma'ya vazife ve bağlılık duygusunu yok eder. Enobarbus gibi pişkin askerler ise Kleopatra'nın cazibesini onu henüz görmemiş olanlara anlatırken kendilerini en güzel betimlemeleri yaparken bulurlar:

''Yaş yıpratamaz o kadını;
Alışkanlık tüketemez sonsuz değişmelerini.
Başka her kadın uyandırdığı isteği doyurup giderir,
O en çok doyurduğu zaman acıktırır insanı.
En büyük bayağılıklar bile
Bir yakışık kazanır onda çünkü;
En ermiş rahipler bile sevap sayar
Onun hayasızca günahlarını.''
(s. 45)

Enobarbus'un bu sözleri, Antonius'un bu ''eşsiz sevgiliye'' saplantısını bazı bakımlardan doğrular. Böylesine sonsuz bir ruh hali ve davranış çeşitliliğini kucaklayan bir kadına kim karşı koyabilir? Anlaşıldığı kadarıyla rahiplerden dünya geneline kadar herkes Kleopatra'da olağanüstü bir şey bulur. Bu sürekli aynı etkiyi yaratmak için onun görünürde olması veya hatta sahnede bulunması gerekmez. Enobarbus oyunun en şiirsel pasajlarından birinde onun görünüşünü aklında kaldığı kadarıyla anlatır:

''Üstünde yattığı gemi, yaldızlı bir taht gibi
Pırıl pırıl yansıyordu sularda.
Döğme altındandı geminin pruvası.
Yelkenler kıpkızıl ve öyle kokuluydu ki
Sarhoş oluyordu esen yeller içlerine doldukça.
Gümüştendi geminin kürekleri:
Flavta sesleriyle batıp çıkıyorlardı suya,
Şu şıpırtlarıyla sarhoş olup hızlanarak.
Kendisine gelince, diller anlatamaz onu:
Sırmalı tenteler altındaki köşkünde
Gerçekten güzel düşlerin
Yarattığı Venüslerden daha güzeldi.
İki yanında, güler yüzlü Kupidonlar gibi,
Erkek çocuklar vardı gamzeli gamzeli;
Renk renk yelpazeler sallayan çocuklar.
Yelpazelerin yelleri, serin serin
Bir artırıyor bir azaltıyordu sanki
O güzelim yanakların pembeliğini.''
(s. 43)

Enobarbus'un bu konuşması Kleopatra'ya yazılmış bir ilahi gibidir. Buradaki imgelem Shakespeare'in kendisinin de hoşuna gitmiş olmalı, çünkü 1579 yılında Thomas North tarafından İngilizceye çevrilen Plutarkhos'un Hayatlar adlı eserine çok şey borçludur, kitaptaki imgelemlerden çok şey almıştır.

Aralarındaki ilk etkileşimde Kleopatra Antonius'un aşkını ifade etmesi için taciz eder Antonius'un yanıtı Kleopatra'nın abartıdan duyduğu hoşnutluğa hitap eder:

''Bırak, Roma gömülsün Tiber’in sularına;
Çöksün kubbesi koca imparatorluğun.
Benim göklerim burada. Bütün devletler çamur,
İnsanı da hayvanı da besliyor bu çirkef dünya.
Yaşamanın en soylu yanı nedir? İşte bu.
(Kleopatra’yı öper.)
Hele bunu yaşayan bizim gibi iki insan
Bizim kadar uyuşan bir çift olunca.
Dünyada bir eşi var mı böyle bir çiftin?
Var diyen çıksın, ortaya,
Cezasını göze alarak.''
(s. 5)

Antonius'un sözleri Mısırlıların yaşam tarzına ne kadar uyum sağladığını gösterir. Romalı Antonius imparatorlukların kurucusudur. Onun için genişleme ve ilerleme temel hedef ve motivasyondur. Fakat Antonius'un düşüncelerini yerleştirmeye hizmet eden bu erken konuşmanın odağında genişleme yerine daralma ve indirgeme yer alır. Fethetme tutkusu, ''Benim yerim burası'' diyebileceği noktaya kadar daralmıştır; buradan kastı Mısır'da olmak, Kleopatra'nın yanında veya kolları arasında durmaktır. Mısır ve kraliçesi, Antonius'un Roma'ya özgü onur ve soyluluk anlayışını dönüştürmüş olmaktan çıkarıp ''kusursuz bir çift'' olmayı arzulayan bir adam haline getirmiştir. İnsanın bakış açısına göre, bundan daha romantik ve bencilce bir şey olamaz.

Kral Lear gibi Antonius da vazifelerinden kurtulmayı arzular, buna karşın otoritesini korumak ve bu tür bir gücün getirdiği nimetlerden faydalanmak ister. Vicdanıyla hesaplaşır ve Kleopatra'nın peşinden savaşı terk ederken kendi güçsüzlüğünün sorumluluğunu onun üzerine atar:

''Sen çok iyi biliyordun, Mısırlı,
Yüreğimin iplerle bağlı olduğunu dümenine,
Biliyordun beni çekip götüreceğini.
Biliyordun yüreğimi avucunda tuttuğunu,
Gözünü kırpmakla beni
Tanrıların buyruklarından dışarı çıkarabileceğini.''
(s. 97)

Tarihe bakılacak olursa, öldükleri sırada Kleopatra 38, Antonius ise 53 yaşındaydılar. Shakespeare, onların yaşını açıkça söylememekle beraber, genç olmadıklarını hep hatırlatır bize. Antonius, saçlarının ağardığını söyler, sık sık imalar yapar yaşlılığına; Enobarbus kocamış bir aslana benzetir onu. Kleopatra ise, aslında olduğundan da daha yaşlıymış gibi konuşur. Yüzünün derin kırışıklarından söz eder ve yaşlı olduğu halde çılgınlığının geçmediğinden yakınır. Antonius ile Kleopatra, yaşlılık ve ölümün artık acı bir gerçek olduğu, yaşamak için artık önlerinde pek az zaman kaldığı bir dönemine gelmişlerdir hayatlarının. Tutkularındaki şiddetin ve yoğunluğun nedeni de budur zaten. Antonius ile Kleopatra, hem birbirlerine müthiş bir haz verirler, hem de devamlı olarak birbirlerine işkence ederler. Anlayış ve huzur içinde beraber yaşamaları mümkün olmadığı gibi, ayrılmalarının da yolu yoktur. Her ikisi de kuşkular içindedir ve birbirlerinden kuşkulanmakta da haklıdırlar. Antonius’un gözünde, Kleopatra aklın alamayacağı kadar kurnazdır; her an yalan söylemeye hazırdır; öylesine aşiftedir ki, Octavius Caesar’ın uşaklarına bile kırıtabilir. Kleopatra ise, Antonius’un serinkanlı düşündüğü zaman kendisinden kopmaya, Roma’ya kaçmaya can attığını sezdiği için, onu tutmak amacı ile boyuna kurnazca planlar kurmak, hilelere başvurmak zorunda olduğunu bilir, sevgilisinin “Roma’lı düşünceleri” karşısında hep tedirginlik duyar. Antonius onu ne kadar kıskanıyorsa, o da Antonius’u o kadar kıskanır. Her ikisi de birbirlerine yalan söylerler sırasında ve yalan söylediklerini de bilirler. Genç âşıklardan farklı olarak, Antonius ile Kleopatra birbirleri hakkında hiçbir hayal beslemezler; her ikisi de bütün acı gerçekleri olduğu gibi görürler. Böylece çeşitli kuşkular, kıskançlıklar onları kemirdikçe, onlar da birbirlerini kemirirler. Bunu da bildikleri için, öfkeleri kinleri kısa sürer, çabucak bağışlayıverirler birbirlerinin kusurlarını. Birinci karısı öldükten sonra, sevgilisine haber vermeden Roma’da hemen yeniden evlenen Antonius Mısır’a dönünce, Kleopatra hiçbir şey olmamış gibi onu bağrına basar. Antonius da, Kleopatra’nın çeşitli oyunları karşısında, çılgın kıskançlıklar ve öfke nöbetleri geçirdikten, en ağır hakaretler ve küfürlerden sonra, Kleopatra’yı gene sevmeye devam eder.

Aslında oyunda hep bir zıtlık vardır. Caesar Kleopatra'yı ''oruspu'' olarak suçlar fakat kendisi de öz kardeşini politik amaçlar uğruna Antonius'a vermiştir; dolayısıyla o da bir pezevenktir. Ayrıca Antonius da bir yandan Kleopatra'dan nefret eder, bir yandan da ona delicesine âşıktır. Aynı şekilde Kleopatra da değişik ruh hallerine sahiptir. Bazen Antonius'u takmaz, bazen de onun kulu köpeği olur. Bu örneklerde görüldüğü gibi oyunda hep ''insanın kendi kendine tutarsızlığı'' olgusu vardır.

Fakat her ne olursa olsun tragedyanın sonunda sevgi, yalnız Kleopatra için değil, Antonius için de, her şeyi, ölümü bile yenen bir güç olarak yücelir.

Faydam dokunduysa ne mutlu bana, keyifli ve verimli okumalar.

KAYNAKÇA:
1- Shakespeare Kitabı
2- Antonius ve Kleopatra Önsöz, Mina Urgan
208 syf.
·4 günde·Puan vermedi
William Shakespeare’nin, en muhteşem, en mükemmel, en heyecanlı ve en çok şiir yüklü tragedyası olarak kabul eden bir çok kişi var.
Aşk ve tutku tarihi olaylar kadar önem taşır. Bu tragedyanın tarihi mi aşkı mı birinci plana aldığı sürekli tartışma konusu olmuş, Kleopatra’nın Antonius tutkusu, Roma imparatorluğu içindeki karışıklıklar, Antonius’un Kleopatra’dan hem uzaklaşmak istemesi, hem de her seferinde ona koşması eserin çok sevilmesinde etken olan unsurlar olarak kabul edilmiştir.
Tarihin tozlu sayfalarından esinlenerek yazılmış bu güzel eserin bir çok incelemesi olduğu gibi, bir çok filme, kitaba konu olan kahramanları okumanın büyük mutluğuyla okunan kitap listeme ekliyorum. Keyifli okumalar :)
208 syf.
·5 günde·9/10 puan
Antonıus ve Kleopatra/#okudumbitti
Selamlar yine Shakespeare yine harika bir tiyatro ile buradayım.
Hepimiz duymuşuzdur Kleopatra adını. Benim çok merak ettiğim bir tragedyaydı. Özellikle Antalya'daki plajın Antonıus'un Kleopatra'ya hediyesi olduğunu öğrendikten sonra merakım daha da arttı.
Konusuna gelirsek, entrikaları ile ünlü Kleopatra ile onun için her şeyi yapmaya hazır Antonıus'un hikayesi. İşin içinde Roma'nın diğer iki büyüğü Octavius Caesar ve Lepidus'da var. Romeo ve Juliet kadar masum olmayan bu aşk bir devri etkiliyor. Savaşlara, ölümlere, dostluklara ve düşmanlıklara sebep oluyor. Her şeyiyle gerçek olmasa da içinde tarih barındırdığını bilmek insanı daha çok etkiliyor. Ayrıca Shakespeare'in tiyatrolarındaki şiirsel dil bana aşırı okuma sevgisi aşılıyor. Bu konuyla ilgili iki tiyatrosu daha var. Ben sıralamayı biraz bozdum ama onları da mutlaka okumayı düşünüyorum. Kitapta Kleopatra'nın sevgisinden asla emin olamadım sürekli başka tarafa kaçacakmış gibi bir imajı vardı. Antonıus'un da ona bu kadar bağlı olmasına sinir oldum ve Octavia resmen harcandı arkadaşlar. Neyse karakterlerle ilişkimi de söylemesem olmazdı:) Benden bu kadar:) Öneriyorum herkese.
Kitaplarla kalın
208 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Aşk öyle zor elde edilen bir şey ki; bulunduğu zaman, insan, ruhun vücuda son dokunuşunu hissetmek için alacağı son nefesin yolunu gözleyebilir veya inananlar için ölümden sonraki yaşama gözü kapalı gitmek için sürükleyebilir insanı.

Yeryüzünün tanık olduğu en tutkulu aşk öykülerinden biri, Shakespeare'in epik-romantik anlatımıyla daha büyüleyici bir görünüme bürünmüş.
Okunmalı, sahnelenmeli...
208 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Shakespeare'den açık ara en sevdiğim oyun oldu Antonius ve Kleopatra. Bu defa tarihi bir aşk ile sahnelerde. Kişilerin ayrıntılı tasvirleri bizleri Kleopatra'ya hayran bırakmakta. Bu iki büyük ismin arasındaki tutkulu çekime kendinizi kaptırırken, Shakespeare'in aşkı işleyişindeki değişimi fark etmemek de mümkün değil. Tarihi alt yapıya ve dönemin siyasi olaylarına da bağlamda tutarlı bir şekilde yer verdiği için metni ayrı bir şekilde başarılı buluyor ve anlatımındaki ustalık karşısında bir kez daha heyecanla el çırpıyorum.
Benim gibi geç keşfedenler için şimdiden keyifli okumalar
KLEOPATRA :
- Gerçekten seviyorsan beni, söyle ne kadar seviyorsun, ne kadar ??

ANTONIUS :
- Sevgide ölçü mü aranırmış ¿ Dilencilerin olsun öyle sevgi...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Antonius ve Kleopatra
Baskı tarihi:
1949
Sayfa sayısı:
149
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları
Shakespeare, Roma tarihinden ilham alarak üç dram yazmıştır. Julius Caesar, Antony and Cleopatra, Coriolanus. Bunların ilk ikisi imparatorluğun kurulmakta olduğu devrin dramıdır; Coriolanus, Roma'nın daha eski tarihinden alınmıştır.
Kuvvetli bir ihtimale göre Shakespeare bu konu üzerine Antonius'la Kleopatra tragedyasını 1607-1608 yılları arasında yazmış.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0