Aşk ve GururJane Austen

·
Okunma
·
Beğeni
·
59.291
Gösterim
Adı:
Aşk ve Gurur
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054756025
Kitabın türü:
Çeviri:
Derya Öztürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tutku Yayınevi
Gurur ve önyargı sahibi iki kişinin tanışması ve başlayan karşı cinslerin savaşı.

Aşk uğruna huyunu değiştiren bir genç erkekle, kararını değiştiren bir genç kızın öyküsü.

Gururları ve önyargıları yüzünden bir araya gelmeleri imkânsız gibi görünen bu iki insanı aşk birleştirebilecek midir?

Aşk ve Gurur her satırının sizi derinden etkileyeceği bir solukta bitirmek isteyeceğiniz bir Jane Austen başyapıtı.
Çeviri kitapların da en çok sıkıntı yaşadığım şeylerden birisi içinde fazlaca isim olması. Bu kitapta da o kadar çok isim vardı ki ara ara geri dönüp hangi isim kime ait diye bakmak zorunda kaldım. Bir ara karmaşa ile baş edemeyip isimlere Ayşe Fatma Ahmet Mehmet falan bile yazmayı düşünmedim değil. Çünkü Mr'ler Mrs'ler havada uçuşuyordu.  :》

Her neyseee kitabın konusuna gelince çok süprizli bir şey yok adından da anlaşılacağı üzere Gurur ve Önyargı :D
Kitaba bayıldım, şahanee çok etkisinde kaldım diyemesem de kesinlikle kötü, okumayın diyeceğim türden de bir kitap değildi. Biraz pembe dizi tadında, bolca diyalog içeren, kızlarını zengin koca ile evlendirme derdine düşen Mrs Bennet ve müthiş tespit, iğneleyici tavırları ve zaman zaman bana kahkaha attıran Mr Bennet'in kızlarının balolara katılıp koca bulma maceraları çerçevesinde şekillenmiş bir olay örgüsü var. Çok yoğun bir anlatım olmadığı için başka kitap ile de zaman zaman açıp okunabilecek türden. Ama böyle yaparsanız benim gibi 14 günde bitirirsiniz :D

Merak edip internetten Jane Austen hakkında bir iki şey okumak istedim. İlginç ve bilgilendirici şeylere ulaştım. Şöyleki; kendisi çok mutlu bir hayat yaşamamış. Aşık olduğu kişi kendisinden maddi anlamda yukarıda olduğu için evlenememiş. Daha sonra iyi bir hayat yaşarım diye düşünerek zengin birisinin evlenme teklifini düşünmeden kabul etmiş ama ertesi günü pişman olduğu için vazgeçmiş. Aşk hakkın da tavsiye isteyen yeğenine de kesinlikle aşık olmadan kimseyle evlenmemesi gerektiğini söylemiştir.
Jane, öldüğü zaman aşık olduğu kişi Jane'in mezarını ziyaret etmiştir. Kendisine Jane ile olan aşkını sordukları zaman "çocukça bir şeydi" dese bile evlendiği zaman ilk çocuğuna Jane ismini vermiştir.

Aslında kitabında da bu konuyu işliyor. Hiç bir kadının para ve statü için değil de sadece aşk evliliği yapmalarını istemiştir. Kendisi sevdiği adam ile kavuşamamış olmasına rağmen kitaplarını da genel de mutlu son ile bitirmiş.

*Son olarak bununla alakalı bir bilgi bulamadım ama kurstaki hocam o dönem de kadınların kitap basımlarında kendi isimlerini kullanmayıp  erkek isimleri ile bastıklarını söylemişti. O dönemde ki şartlardan dolayı sanırım...
Doğruluğu hakkında bilgi sahibi olan birisi yoruma ekleyebilir.

Yukarıda Jane Austen hakkında bahsettiğim bilgilerin tamamına ulaşmak için  http://www.thereadingladyy.com/...jane-austen.html?m=1 ziyaret edebilirsiniz.

Filmi de varmış sanırım. Henüz izlemedim ama izlemeyi düşünüyorum. Zira isim karmaşasından atladığım olaylar bile vardır muhtemelen  :D
Okuyalım mı diye soranlara gönül rahatlığı ile okuyun ve sevgi ile kalın diyorum.

^_^
Okumaya başladıktan yaklaşık 400 sayfa sonra kitaptan istediğimi tam anlamıyla almış oldum. Tek kelimeyle nasıl olduğunu açıklamam gerekse "muazzam" kelimesini tercih ederdim. Oldukça yavaş işleyen fakat yine de sıkılmadan ilerleyebileceğiniz bir eser. Karakterlerden nasıl bahsedeceğimi bilmiyorum, her türden insan var. Yalnız okuyanların Darcy'e aşık olmalarına gerçekten şaşmamak gerek. Sonuna yaklaştıkça gözlerim doldu mutluluktan. Elizabeth'e oldukça kızdım ben okurken. Elinize geçerse mutlaka okuyun. Düzgün bir yayın tercih edin mutlaka... Bir sürü yazım hatasıyla uğraşıp durdum ne yazık ki...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.121 Oy)17.512 beğeni39.561 okunma2.120 alıntı165.659 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.019 Oy)12.495 beğeni31.801 okunma2.797 alıntı132.775 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.160 Oy)10.824 beğeni26.591 okunma1.386 alıntı139.906 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.984 Oy)8.374 beğeni23.272 okunma1.151 alıntı113.116 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.872 Oy)8.156 beğeni26.062 okunma628 alıntı126.927 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.239 Oy)8.158 beğeni24.021 okunma1.937 alıntı102.680 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.489 Oy)8.434 beğeni22.893 okunma1.456 alıntı105.868 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.069 Oy)7.333 beğeni19.864 okunma3.233 alıntı116.818 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.8/10 (4.026 Oy)4.836 beğeni17.689 okunma640 alıntı72.125 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.261 Oy)5.368 beğeni18.176 okunma689 alıntı92.451 gösterim
Zengin koca bulmak üzerine kurgulanmış bu kitabı okudum .Tamam. Peki bana ne verdi? Hiç. Bu günkü değer yargılarımla, kitaba yaklaştığımda, kitabın klasik olamayacağı kanaatine vardım. Sanat yok sanat.
Okumaktan keyif alcaksınız. Böyle bir kitap okumamışsınızdır. Okumanızı tavsiye ederim. Bu arada kitabın konusu önyargı ve gurur.. Herkese keyifli okumalar:):)
Aşkı romantizme çok girmeden ama duyguları çok güzel ifade ederek anlatan güzel bir aşk kitabı idi. Oldukça severek okudum.
Devrik uzun ve felsefi kısımlarını saymazsak kısa tasvirleri ile iyi çevrilmiş bir klasikti. Zira klasikleri sevsem de bazen sayfalar ya da paragraflar süren tavsirler sayesinde konudan kopabiliyorum :) Bu defa kopuşlar kısaydı çabuk döndüm.
Özellikle lise üniversite döneminde içindeki edep ve ahlak ile ilgili ipuçları sebebiyle okutmak lazım.
Kitap ilk başlarda yavaş ilerlese de öyle bir noktaya geliyor ki her an her yerden Mr. Darcy çıkacak gibi oluyor.

"Klasikler neden korkutur"? un cevabı genelde ya dillerinin ağır olması ya da karakter sayılarının fazlaca olmasıdır.
Gurur ve Önyargı da karakter sayısı oldukça fazla. Tüm isimlerin akılda kalması da ancak sade bir dil ve yalın anlatım ile gerceklesebilirdi zaten.
Hepsi birbiri ve olaylar ile bağlantılı o kadar çok isim var ki kim kimdi diye geriye dönüp bakmanız gayet doğal.

18. yy. İngiliz aile hayatının aristocrat tabakanın yaşam kurarken maddeciliğe nasıl da önem veriyor olduğunu gamsız bir baba kızlarını bir an önce zengin soylu ve de yakışıklı ingiliz erkekleri ile evlendirmek isteyen bir anne ve o annenin beş kızı üzerinden anlatmış Austen.

Gurur mutluluğunuza Önyargı ise Aşık olmanıza engel olabilir. Fakat gururlu olmak bir duruştur. Aşk ise gurura yenik zavallı bir duygu.
Yazarla, Jane Austen Kitap Kulübü filmi sayesinde tanıştım. En çok bahsedilen kitabı bu olduğu için de bununla başladım. Öğrendim ki Aşk ve Gurur= Gurur ve Önyargı'ymış. Ben de olsam Gurur ve Önyargı ismini tercih ederdim.

Çok fazla uzatılıp anlatılacak bir şeyi yok esasen. Pişman mıyım ? Değilim. Vazgeçtim mi Jane Austen'den ? Hayır. Austen akıcı ve sürükleyici bir dile sahip. Anlattığı döneme bağlı olarak kişiler arasında kullanılan dil biraz resmi gelebilir ama buna alışıyorsunuz.

Güzel gözlemler yapabildiği konular var. Kadın erkek ilişkileri, toplum ve evlilik kurumları, çıkar ilişkileri, paranın insanlar üzerindeki etkisi, saygınlık konularında gözlemleri etkileyiciydi. Ama yazarın bir fikri olmasını istemişimdir hep. Benim hayat görüşüme ters olsun isterse ama bir fikri olsun. Austen'i bu noktada anlayabildiğimi sanmıyorum. Biraz basit buldum desem yeridir. Kitabın en iyi elle tutulur karakterleri Elizabeth ve babası onları diğerlerinden ayıran tek özellik kitap okumaları. Ama bu bile net olarak anlatılmamış. Yani kitabı okuyan, kitap okuyan birinin olayları anlayış kavrayış ve çözüm üretme konularındaki farklarını görebilmeliydi bence. Elizabeth babası ya da Darcy kitabı okuyanın örnek alacağı karakterler olabilirdi. Yani bende böyle olacağım dediği. Bazı noktalarda kitap okuyanları övmüş mü yermiş mi anlayamadım.. Sonuç olarak anlama isteğimde ısrarlıyım :) Bir kitap daha şans vereceğim. Bunu da herkes yapmaz yani :))

Kitabı okurken hep kuşağımda bu ezgi çınladı durdu. Kitabı bu ezgi eşliğinde okudum denebilir. Bunca yazdığımın ardına buraya güzel bir şey bırakmadan gitmeyeyim bari :) Keyifli okumalar..

https://youtu.be/J36lOVRqVog
Aşk ve Gurur, Jane Austen'ın yirmi bir yaşlarındayken yazdığı ikinci romanı, mutlaka okunması gereken akıcı bir dille yazılmış en güzel klasiklerden biridir. Türkiye'de büyük çoğunlukla Aşk ve Gurur adıyla bilinse de, orijinal adı olan 'Pride and Prejudice'nin karşılığı Gurur ve Önyargı'dır.

Kitabın yazarı olan Jane Austen'ın çok çalkantılı bir aşk yaşamı olmuştur. Mutsuz biten bir aşka sahip olan Jane Austen'ın kendi mutsuz sonuna inat her kitabını mutlu sonla bitirdiği söylenir. Aynı zamanda Aşk ve Gurur'da kendi aşkından izler olduğu öngörülmektedir.
Jane Austen’ in okuduğum ilk kitabı oldu Gurur ve Önyargı. Kitap yazıldığını dönemin aynasını, toplum yapısını anlatıyor diyebilirim ama bundan sonra yazacaklarım kesinlikle beni bağlayan düşünceler. Kadınların sırf evlilik yoluyla hayatlarını kurtarma düşüncesi bana çok itici geliyor. Mutluluğu , hayata olan bağı bir kişiye bağlamak çok yanlış. Kitapta’ da yok şununla evlilik yaparsam böyle hayatım kurtulur gibi düşünceler yazıldıkça üzüldüm diyebilirim ama aynı durum günümüzde de devam ediyor diyebilirim. Çıkar ilişkisi adına mantık dedikleri şey her şeyin önüne geçiyor. Kadın / Erkek eşittir düşüncesine girmeyeceğim bana göre birbirlerinin tamamlayıcısıdır. Hayatta ister birbirinizi tamamlayacağız birisi olsun isterse sadece tek olun ama önemli olan “ Siz , Siz Olun “ olun. Saygılarımla ...
Aşk ve Gurur'a (Gurur ve Önyargı) tavsiye üzerine başladım. Atmosferi, yer, zamanı ve karakterleri tanıyıp, onlarla beraber hareket ettikten sonra kitabı elimden düşüremedim. Kitap ilerledikçe olay örgüsünün akışı okuyucuyu kitaba bağlıyor. Her karakterin kendine özgü karakteristik özellikleri ve dönemin yaşam tarzıyla beraber birleşince insan günümüz zamanını sorgulamıyor değil. İnsanların birbirine olan saygısının bu kadar güzel olması ve bu şekilde yansıtılması çok hoş. Kitapta en çok hoşuma giden bir diğer bölüm ise yazılan mektuplardı günümüzde mektup nerdeyse tüm önemini yitirdi lakin benim gibi düşünenler bu gönderilen ve geldiğinde büyük meraklarla açılıp bir çırpıda okunan mektupların değerini bileceklerdir. Tabii ki kitabın asıl konusu olan aşkın, çok güzel işlendiğini söylemek gerekir keza basit bir aşk hikayesi kesinlikle değil. Elizabeth'in önyargısı ve Darcy'in gururu ve buna rağmen oluşacak aşkın serüveni. Kesinlikle tavsiye edilir.. Okunması gereken bir eser...
Aşk ve Gurur, taşralı bir beyfendinin kızı olan Elizabeth Bennett ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Fitzwilliam Darcy arasındaki çatışmayı anlatır. Gerçi Jane Austen bu iki karakteri birbirlerinin tuzağına düşmüş kişiler gibi sunar, ama "ilk izlenim"i tersine çevirmekte gecikmez: Soyluluk ve servetten kaynaklanan "gurur" ile elizabeth'in ailesinin soylu olmayışı karşısında beslediği "önyargı", Darcy'yi mesafeli davranmak zorunda bırakır. Elizabeth'in davranışında da hem özsaygının uyandırdığı "gurur", hem de Darcy'nin züppeliği karşısındaki "önyargı" etkili olur. Zeki ve coşkulu Elizabeth yalnızca Austen'ın en çok sevdiği kadın kahramanı değil, aynı zaman bütün İngiliz edebiyatının en çok ilgi uyandıran kadın roman kişiliklerinden biridir.
"Bırakın başka yazarlar suçun ve acının üstünde dursunlar ben elimden geldiği kadar çabuk bırakacağım bu nefret uyandırıcı konuları"

Jane Austen başka bir yerde böyle yazmış kendisi için. Kendisinin okuduğum ilk romanı oldu ve kesinlikle oldukça etkileyici olduğunu söylerim. Mükemmel mi, o konuda tartışma başlatmak istemiyorum ama kesin olan oldukça etkileyici olduğu.

Bu romanı okurken, "Jane Austen aşk ilişkilerinden bahseder" öğretisini kesinlikle terkedebiliriz. Elbette ki kadın-erkek ilişkileri önemli bir ilham kaynağıdır ama klişe bir romantizmden uzak olduğunu söyleyebiliriz. 1813'te yazılan roman dönemin özelliklerini tamamen yansıtıyor ve okuyucuyu adeta oradaymış gibi büyülüyor. Bu açıdan bakınca, yer yer yaşadığımız dünyaya uzak geldiğini söylemek yerinde olacaktır. Konunun işlenişi olarak öyle olsa da, temelde kadın-erkek ilişkileri olunca ve daha da önemlisi, bunu kadın bir yazarın gözünden okuma şansı olunca yüzyıllar boyunca önemi azalmayan bir roman ortaya çıkıyor.

Kitapta onlarca karakter var, karakterlerin çok olmasından ziyade hangi ortamda, kimin nerede ortaya çıktığı belli değil. Austen, bunu da kasten yaptığını düşünüyorum. Dönemde kadınlar üzerindeki baskıyı daha iyi hissettirmek ve üzerine vazife olmayan kişilerin de kadın yaşamı ve evlilik üzerine söz söyledikleri ve işleri fazlasıyla bulanıklaştırdıkları söylenebilir.

Batı Avrupa felsefesi ve edebiyatının, özellikle 19.yüzyılda erkek yazarlar tarafından oluşturulduğu net bir gerçek. Hemcinslerimi bilmem ama şahsen, dönem ustalarının kadınlar konusundaki görüşlerini soğuk ve yer yer de sığ bulurum. Bu açıdan, konuya kadın bakış açısı ile yaklaşmak muazzam. Birincil olarak, her erkeğin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum...
Aşkın ana ürünü birbirini deli gibi seven iki insan ise, yan ürünü edebiyattır. Bunu yaklaşık iki yüzyıllık bir kitabı okuduğunuzda kolaylıkla anlıyorsunuz.

Jane Austen, İngiliz Edebiyatının modernleşme sürecinin temsilcilerinden birisi. Modernleşme süreci ile kasıt, romanın konusunun gündelik yaşama ve sıradan insanlara indirmesini içeriyor olması.

1813 yılında yazılmış Jane Austen’in bu romanı, “okunması gereken kitaplar” listelerinin bir çoğunda gözüme çarptı. Klasikler, okuduğum kitaplar listemin önemli bir eksiğidir. Lise ve üniversite çağlarımda bitirilmesi gereken önemli klasiklerin birçoğunu okumamış birisi olarak, olgunluk çağımda bu kitapların çoğunu utancımdan elime alamadığımı söyleyebilirim.

Aşk ve Gurur, 1800’lü yılların İngiltere taşrasında yaşayan centilmen ama soylu olmayan bir ailenin 5 kızının etrafında dönen duygusal ve toplumsal ilişkileri anlatan bir roman. Bir dönem romanı olması nedeni ile ilk başlarda zorlanacağımı düşündüğüm roman, son derece akıcı bir dile sahipti. Ancak bu akıcı dilde yazarın mı yoksa çevirmen Nihal Yeğinobalı’nın mı daha çok katkısı var emin değilim. Dönem romanı olmasını romanın dilinde değil ama roman karakterlerinin diyaloglarında, kültürel ve toplumsal formlarda kolaylıkla görüyorsunuz.

Romanda 5 kız kardeşten daha zeki ve akıllı olan en büyük iki kız kardeş Jane ve Elizabeth’in yakın yörede bir evde yaz tatillerini geçirecek olan bir soylu bekar genç ve onun arkadaşı ile olan gelgitli ve gerilimli ilişkileri anlatılıyor. Romanı bu kadar değerli kılan özelliklerden birisi kendi döneminin toplumsal yapısını aktarması kadar, roman karakterlerinin kişilik özelliklerinin detaylı bir şekilde tanımlanması olmuş. Karakterlerin kişilikleri düz ve geçirimsiz değil, aksine roman boyunca değişken bir seyir izliyor. Sanki siz romanı okurken, onların da sizinle beraber değiştiğini ve geliştiğinizi hissediyorsunuz.

Romanın kurgusu, evin ikinci kızı Elizabeth üzerine kurulmuş. Romanda her zaman onun olduğu yerde bulunuyoruz. Romanın başlangıcında esas aşk konusu, Elizabeth’in ablası Jane’in ilişkisi gibi hissedilirken, roman ilerledikçe ablasının ilişkisi gölgesinden gelişen ve nefretle başlayan Elizabeth ile Darcy arasında bir başka ilişki romanda filizleniyor. Elizabeth önce kendi evlerinde, sonra ise farklı ziyaret ve gezilerinde, ablasının ve kendi duygusal ilişkisinin yeniden örülmesine neden olan olayların içinde bulunuyor. Farklı akrabalık ilişkileri üzerinden kurulmuş ince düğümler, yazarın mantıklı hamleleri ile uygun bir şekilde çözülüyor.

Romanın aslen bir aşk hikâyesi olması ve mutlu sonla bitmesi, bende bir nebze, pembe roman kültürünün ilk dönem eserlerine bir kazı yapmışım hissini de uyandırmadı değil. Hatta aşk romanlarının vazgeçilmez konusu olan zengin oğlan- fakir kız – ya da tam tersi- bu romanın da ana konusunu oluşturduğu söylenebilir. Ama romanın yazıldığı dönem itibari ile değerlendirdiğinde, oldukça kıymetli bir eser keşfi yaptığımı düşünüyorum.

Romanın konusu haricinde, detayları da oldukça ilgi çekici. Romanda İngiltere’nin sınıflı toplum yapısının katı çizgileri çok açık bir şekilde hissediliyor. Ayrıca ataerkil hukuk sistemi – mirasın kızlara kalmaması, babanın diğer akrabalarına geçmesi-, evliliklerde ve toplumsal ilişkilerde sınıflar arası yazılı olmayan katı kurallar, her diyalogda ve her sahnede karşımıza çıkıyor.

Diğer dikkat çeken bir husus, roman boyunca, roman karakterleri arasında yaşanan mektup trafiği. Elbette 1800’li yılların başında insanlar arasında en temel iletişim yöntemi mektuptur. Ancak bu iletişim yönteminin gündelik yaşamın bir parçasına dönüşmesi ve bu iletişimi sağlayan iyi işleyen bir posta işletmesinin varlığı son derece şaşırtıcı. Aynı dönemde, Osmanlı topraklarında bu yoğunlukta bir mektuplaşmanın yaşandığını, bu kadar çok mektup yazacak okur yazar bulunduğunu ve bu mektupları iletebilecek yaygın bir posta işletmesinin olduğunu zannetmiyorum. Bu açıdan bakınca, bu kadar mektup yazılan bir toplumda edebiyatın gelişmesine, daha fazla yazar çıkmasına ve daha fazla okurun olmasına şaşmamak gerektiğini düşünüyorum.

Romanın, roman tarihinde, normal insanların yaşamını aktaran modernleşme sürecinin bir parçası olduğunu söylemekle beraber, gündelik yaşamına indiği toplumsal seviyenin taşra beyefendileri seviyesi olduğunu, daha aşağılara inemediğini de söylememiz gerekiyor. Hizmetçiler, çalışanlar, sürücüler, bahçıvanlar, esnaflar romanda gölge olarak geçiyor ama isim ve cisim olarak romanda bir yer kaplamıyorlar.

Okumaktan memnuniyet duyduğum Aşk ve Gurur, beni zenginleştirdiği kadar, klasikleri zaman zaman da olsa elime almam konusunda beni cesaretlendiren bir kitap oldu.
"İtiraf ediyorum, kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! İnsan kitap okumak dışında her şeyden çabucak sıkılıveriyor. Kendime ait bir ev sahibi olduğumda, şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum."
Dans etmeyi sevmek, aşka atılan ilk adımlardan biri anlamına gelirdi...
Jane Austen
Sayfa 17 - Martı Yayınları
"Sen bana, gerçekten sevilmeye değer bir kadının sevgisini kazanabilmek için daha başka erdemlere sahip olmam gerektiğini öğrettin."
Karşısındakinden cesaret almadan gerçekten âşık olabilecek kadar pişkinlik gösterebilen azdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk ve Gurur
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054756025
Kitabın türü:
Çeviri:
Derya Öztürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tutku Yayınevi
Gurur ve önyargı sahibi iki kişinin tanışması ve başlayan karşı cinslerin savaşı.

Aşk uğruna huyunu değiştiren bir genç erkekle, kararını değiştiren bir genç kızın öyküsü.

Gururları ve önyargıları yüzünden bir araya gelmeleri imkânsız gibi görünen bu iki insanı aşk birleştirebilecek midir?

Aşk ve Gurur her satırının sizi derinden etkileyeceği bir solukta bitirmek isteyeceğiniz bir Jane Austen başyapıtı.

Kitabı okuyanlar 5.797 okur

  • berna canan
  • Hande
  • Celal Erdem
  • Ayşe S.
  • Bahattin Furkan Demirtaş
  • Merida..
  • Emrah
  • Ayşenur Yalçın
  • nihil nehir
  • Serpil Alp

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.8
Erkek
%18.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0.1 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları