Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat&Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.341
Gösterim
Adı:
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat&Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
Çeviri:
Veysel Lidar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Baskılar:
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Bir Kadının Hayatından 24 Saat
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat&Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
“Senin için ölü olduktan sonra neden seve seve ölmeyeyim ki, sen benden gittikten sonra neden ben de daha ileriye gitmeyeyim ki?”

Biyografileriyle özellikle sanatçı ruhunun derinliklerine ışık tutmakta ne kadar usta olduğunu gösteren Stefan Zweig, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat’te bu defa dikkatini “sıradan” bir yaşamın olağanüstü bir gününe ve yirmi dört saatlik bir fırtınaya tutulan bir kadının ruhuna yoğunlaştırıyor. Bu küçük kitap aynı zamanda, Zweig’ın birçok öyküsü ve novellası gibi analize açık, klasik bir “vaka örneği” niteliğinde.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig’ın kaleme almayı sevdiği marjinal karakter ve olaylardan bir başkası. Bir ömrü dolduran büyük bir suskunluğun, tek bir mektupla, son bir patlamayla bozulması. “Mektup”un ne kadar tehlikeli bir edebi form olduğunun göstergesi.
128 syf.
·Beğendi·8/10
Okuduğum ilk Stefan Zweig kitabı olan bilinmeyen bir kadının mektubu ve bir kadının hayatından 24 saat 'e tek kelimeyle bayıldım. Nihayetinde bir kadının hislerini bu kadar iyi anlayabilen ve bunu tereddütsüz kelimelere döken bir erkek 1942' de intihar etmiş de olsa insan keşke seni tanısaydım demekten kendini alamıyor. Öncelikle kitabı can yayınlarından okumamin sebebi iki öyküyü de aynı kitapta vererek okuyucuya yardımcı olması oldu. Diğer yayinevlerinde bu kitaplar ayrı ayrı basılmış ama sorun da değil zaten inceliklerinden mütevellit oldukça uygun kitaplar. Yorumuna gelirsek okurken o kadar çok kendime ait o kadar cümle buldum ki yazar gerçekten kadınların hislerine tercüman olmuş dedim. Ben kitabı çok beğendim ama karşılaştırma yapmam gerekirse ilk öykü yani bilinmeyen bir kadının mektubu beni benden aldı hem üzdü hem içindeki paragraflarda kendimi buldurdu. Ben çok beğendim okuyacak olanlar tereddüt etmeden alıp okuyabilirler tabi biraz romantizm biraz da dram seviyorsanız hiç kaçırmayın derim. İkinci öykü olan bir kadının hayatından 24 saat'te ise şunu anladım her kadın aşık olduğunda tam bir deli cesaretine bürünüp gözünü kapatıp uçurumdan atlayabilir. Hatta bunu gözleri açık olarak da yapabilir :) ister yaşınız 20 olsun ister 50 fark etmez aşık olan kadın bu dünyada korkulacak nadide varlıklardan biridir ancak tutacak bir el ister. Kitabın yorumunu uzattıkça uzatabilirim ama spoiler vermekten korkuyorum. Kitaptan seçme cümleler kısmına geçmek istiyorum ama hangi birini yazacağımı bilmiyorum o kadar çok işaret koymuşum ki:) başlangıç cümlesi zaten başlı başına beni benden aldı. "Beni hiç tanımamış olan sana" mektup bu cümleyle başlıyor ben o an zaten tamam dedim bu kitap okunur.
️Ama inan bana, kimse seni ben olan ve senin için daima öyle kalacak bu varlık kadar esirce, köpekce, böylesi bir sadakatle sevmemiştir.
️Tuttuğun kapı tokmağıni öptüm, binaya girerken attığın bir puro izmaritini aldım; benim için kutsal bir izmaritti, çünkü ona dudakların değmişti.
Orada ışık vardı, orada ev vardı, orada sen vardın, orada benim dünyam vardı.
️Beni tanımamıştin, o zaman ve hiçbir zaman, hiçbir zaman beni tanımadın.
️Ve sanırım beni ölüm döşeğimden çağırsan, birden ayağa kalkıp sana gelecek gücü bulurdum.
️Ama sadece gülümsedin ve teselli edercesine, 'Geri döner,' dedin. 'Evet,' dedim, 'geri döner ama unutmuş olur.'
️Bütün, bütün insanlar beni şımarttilar, hepsi bana karşı çok iyiydi - yalnız sen, yalnız sen, yalnız sen beni unuttun, yalnız sen, yalnız sen beni hiç tanımadın!
️Ama sen benim için kimsin ki, beni asla, asla tanımayan, suyun kenarından geçer gibi yanımdan geçen, taşa basar gibi üstüme basan, sürekli çekip giden, çekip giden ve beni ebedi bir bekleyiş içinde bırakan sen...
️İçim rahat ölüyorum, çünkü sen bunu uzaktan hissetmiyorsun. Ölümüm sana acı verseydi, ölemezdim.
️Kapıldıgim öfkeyi, ümitsizliği size anlatamam. Ruh halimi düşünsenize: Bütün hayatınızı feda ettiğiniz bir insan için, onun boşta kalan elini hafifçe sallayarak kovaladığı bir sinekten farksız olmak...
️Bir kadının hisleri her şeyi, kelimelere ve bilince ihtiyaç duymaksizin bilir.
128 syf.
Öncelikle bu kitap hakkında ne yazsam diye uzun uzun düşündüm ama o kadar yoğun duygu dolu ki neresinden tutsam neresini incelesem diye uzun uzun düşündüm :)

Kitaba gelirsek yavaş yavaş sindire sindire okunması gereken bir kitap bence . O kadar çok duygu yoğunluğu yaşıyorsun ki ara ara ara vermek zorunda kalıyorsunuz . Özellikle eğer bir yaranız varsa bu kitap bazı noktalarda tam o yaraya vuruş yapıyor diyebilirim. Okurken hayatımdan kendimden çok şey gördüm bu yüzden sanırım çok beğendim. Bir kadın neler yapabilir ? Bir kadın sevdiği insan için nelerden vazgeçebilir? Bir kadının kalbi kaç defa bölük börtük olabilir? O kadar çok soru yağmuruna takılıyorsun ki kaç defa diyorsun kendine her zaman ne kadar daha dayanabilirsin bu acıya ? Kadınlar ve duyguları yaptıkları yaşadıkları hiç bir zaman tam olarak cevap alınmayacak bir soru olarak kalacak bence. Kitap hakkında aslında o kadar şey var ki anlatmak istediğim ama kalanı bana kalsın :) Tavsiye edilir. Kadın duygu düşüncesini azda olsa anlaybilirsiniz :)

İyi Okumalar .(:
128 syf.
·Beğendi·10/10
Hayatımda okuduğum ve beni en çok etkileyen kitaplardan biridir. Şu ana kadar 2 kez okudum, tekrar tekrar okuyabilirim. Bir erkek olarak Zweig'in kadın duygularını bu kadar anlatabilmiş olmasını hayret ve takdir edilesi buldum. Bir adam benim duygularımı nasıl bu kadar anlatabilmiş demekten kendimi alamadım. Kitabın neredeyse tamamını alıntıladım, spoiler istemeyen alıntıları okumasın :)
128 syf.
·Puan vermedi
Gerçekten okumaya değer bir kitap. Gece bu kitabı okuyordum ve ağlamıştım. Fazlasıyla etkilemişti beni ve bazı şeyleri sorgulamamı sağladı. Yazar okuyucunun ruhuna dokunuyor tam anlamıyla.
Ama doğruyu söylemek gerekirse abartı buldum kadının aşkını. Bir insan nasıl bu kadar çok sevebilirki ? Tapıcak kadar... Ve bu yazılarının kaleme alınması için kesinlikle yaşanılmış olması gerekiyor.
Okuduklarınızın arasında mutlaka yer edinsin.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazmak , güzel yazmak böyle bir şey olsa gerek diye düşünüyorum . Bir kadının duyguları bu kadar ince kaleme alınabiliyor ne güzel. Dili güzel sakin , içten etkileyici . Bir erkeğin bunlar kaleme bunca güzel alması çok etkileyici . Özellikle birinci bölüm çok mu çok güzeldi .
128 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Gerçekten trajik bir aile dramını anlatıyor hayatın acı gerçekleri paranın acımasızlığı adaletsizligi bir adamı karısı ve öz kızı tarafından nasıl rencide edildiğini samimi dille anlatıyor yazar etkilenmemek mümkün değil... farzi'h
128 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bir kadının duygulari ancak bu kadar güzel anlatılabilir ama bu dediklerim ilk bölüm için geçerli.. Gerci ikinci bölüm de çok güzel ama ilk bölümle karşılaştırdığımda daha geride kaliyor. Okumanızı tavsiye ederim zaten ince bir kitap hemen bitiveriyor ve etkisini de hemen gösteriyor kendinizi ağlarken bulabilirsiniz
128 syf.
Stefan Zweing bağımlılık yapan bir yazar. Dönemimizde yaşasaydı tanışmak isteyeceğim nadir yazarlardan olurdu. Okuyup bitirdiğim zaman bir süre son sayfaya bakıp kalıyorum. Ne oldu şimdi ? Dedikten sonra tüm kitabı yeniden düşünüyorum. Evet. Evet. Her kitapta bu şaşkınlık oluyor benim için ve bu durumu seviyorum. Ama bazen betimlemeler ve detaylar beni sıkıyor itiraf ediyorum ki bazen paragraf atladığım oluyor.
128 syf.
·10/10
Başyapıt mı okumak istiyorsunuz, kendinizi insanın fıtratıyla tanışmaya hazır mı hissediyorsunuz kimin ne olacağının ne yapacağınının belli olmadığını mı anlamak istiyorsunuz o halde hadi okuyun ne duruyorsunuz.
128 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Stefan Zweig'in ilk okuduğum (ama okuduğum bütün kitaplarından sonra) en sevdiğim iki öyküsünün birleştirildiği bu kitap: benim gibi betimleme sevmeyen insana bile betimleme aşkı aşılayan, insan psikolojisinin sınırlarını bir hayli zorlayan, okuyanı kızdıran ve üzen, bir yandan sürekli okumak istediğiniz diğer yandan bitmesin diye uğraştığınız benim için başyapıt niteliğinde olan harika bir eser.
128 syf.
·7/10
Ilk hikayeyi begendigim ama ikincisini begenemedigim icin 7 puan veriyorum. Ilki cidden hostu yani sanki gercekten o kadin varmis da bu mektubu yazmis gibiydi. Ama ikinci hikaye olmadi ya
128 syf.
·Beğendi·10/10
Bence bir kadının çaresizce aşkını ve o aşkın getirdiği acıları anlatması çok cesurca fakat kadının sevdiği adama bu mektubu yazarken bunu ölen oğlunun hemen yanı başında yazması ve biraz sonra belki de kendisinin de öleceğini söylemesiyse ölmeden önce bunu platonik aşkınında bilmesini ve bununla yaşamasını istemesinden. Yazarın 4 kitabını okudum ve diğer 3'ünde de ana karakter intihar ediyor. Bu da bence bize yazarın psikolojisinin çok düzgün olmadığını ve intihara meyilli bir birey olduğu izlenimini verebilir.
Çoğu insanın hayal gücü kıttır. Kendilerine doğrudan ilişmeyen, sivri ucu ısrarla hassasiyetlerini kaşımayan hiçbir şey onları tahrik etmez ama gözlerinin önünde, duygularına temas edecek yakınlıkta ufacık bir olay olmayagörsün, bu onların içinde derhal sınırsız bir infial yaratır. O zaman da tabiri caizse gösterdikleri ilgideki kıtlığın yerini yakışıksız ve abartılı bir galeyan alır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat&Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
Çeviri:
Veysel Lidar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Baskılar:
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Bir Kadının Hayatından 24 Saat
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat&Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
“Senin için ölü olduktan sonra neden seve seve ölmeyeyim ki, sen benden gittikten sonra neden ben de daha ileriye gitmeyeyim ki?”

Biyografileriyle özellikle sanatçı ruhunun derinliklerine ışık tutmakta ne kadar usta olduğunu gösteren Stefan Zweig, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat’te bu defa dikkatini “sıradan” bir yaşamın olağanüstü bir gününe ve yirmi dört saatlik bir fırtınaya tutulan bir kadının ruhuna yoğunlaştırıyor. Bu küçük kitap aynı zamanda, Zweig’ın birçok öyküsü ve novellası gibi analize açık, klasik bir “vaka örneği” niteliğinde.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig’ın kaleme almayı sevdiği marjinal karakter ve olaylardan bir başkası. Bir ömrü dolduran büyük bir suskunluğun, tek bir mektupla, son bir patlamayla bozulması. “Mektup”un ne kadar tehlikeli bir edebi form olduğunun göstergesi.

Kitabı okuyanlar 388 okur

  • Semanur Aykut

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0