·
Okunma
·
Beğeni
·
4.319
Gösterim
Adı:
Bizim ya da Hiç Kimsenin
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257191050
Orijinal adı:
To Have and Have Not
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Scala Yayıncılık
"Çünkü, biz buradakiler hepimiz çaresizleriz." dedi.

"Kaybedecek hiçbir şeyi olmayanlar. Tam anlamıyla vahşileştirilmişleriz biz. Biz, orjinal Spartaküs'ün birlikte çalıştıklarından da beteriz. Ama aynı zamanda, artık birlikte birşeyler yapılabilecek tipler olmaktan da çoktan çıktık. Çünkü bugüne kadar yalnıza dayak yedik, kaybettik. Bu nedenle tek tesellimiz demlenmek... Elbette en büyük onur da demlenebilmek. Ama, buradaki herkes böyle değil elbette. Aramızdan bazıları, zamanı gelince bütün bunları iade etmesini bilecek".

"Kampta çok Komünist var mı?"

Uzun Adam, "Yalnızca kırk kadar" dedi. "İki bin kişi içinde komünist olmak demek disiplinli ve fedakar olmak, reddetmek demektir. Bir ayyaş komünist olamaz.'' Kırmızı kafalı eski asker araya girdi, "Dinleme şunu" dedi.

"O yalnızca lanet olası bir radikal."

Richard Gordon ile bira içmekte olan diğer eski asker de, "Dinle" diye söze başladı. "Sana donanmada neler olup bittiğini anlatayım. Sen de dinle lanet olası radikal." Kırmızı kafalı yeniden söze girerek, "Dinlemeyin şunu." dedi. "Filo New York'a yanaştığında, gemiden kıyıya atlayıp doğru nehir boyundaki, sakalları uzamış, bir dolar verseniz sakalına işemenize izin verecek bir sürü moruğun doldurduğu mekanlara takılırsınız. Bütün bunlara ne dersin?"

Uzun adam, "Sana bir içki ısmarlıyorum"dedi. "Ama sen de bunları unut. Böyle şeyleri duymaktan nefret ediyorum."
244 syf.
·9/10
Yazarın diğer kitapları gibi ilginç bir roman Küba’yı bize bir mozaik gibi acımasız renkli kavgacı sorunsuz insanlardan oluşan insanların gözlerinden anlatıyor o zamanın elit tabakasının nasıl sorumsuzca yaşadığını güçlü gözlemlerle anlatıyor yazar toplumsal konulara ağırlık verdiği eserde okurlarını güzel bir yolculuğa çıkarıyor
244 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Merhaba dostlar 14 ay süren ve muhteşem bir külliyat sahip olduğum Ernest Hemingway'in son kitabı Ya Hep Ya Hiç...
Nasıl mutlu ve gururluyum böyle bir külliyata sahip olduğum ve onları azimle okuduğum için anlatamam Darısı çok sevdiğim yazar #johnsteinbeck külliyatımı tamamlamaya Kitabı çok severek okudum. Küba ve West Adası arasında kaçakçılık yapan Harry Morgan'ın üzücü hikayesi vurucu ve yine Hemingway tarzı yalın bir şekilde anlatılmıştı ve oldukça başarılı bir kitaptı. Renkli, acımasız bir doğa içinde, doğa kadar renkli ve acımasız insanların kıran kırana kavgasını okudum. Kübalı balıkçıların doğayla savaşını, Kübalı devrimcilerin savaşımıyla iç içe anlatır Hemingway. Sorumsuzca yaşayan zenginlerin bu genel görüntüyle çelişkilerini de öyle güzel anlatılmış ki üslubuna bir kez daha hayran kaldım. Tavsiyemdir.
244 syf.
·Beğendi·8/10
Bazı insanlar bazı eserleriyle özdeşleşirler değil mi? Sadece kitap olarak değil. Mesela Kemal Sunal dediğimizde aklımıza İnek Şaban gelir. Mario Puzo dediğimiz zaman BABA; The Godfather olarak söylediğimizde ise üstad Marlon Brando gelir akıllara. İşte böyle değerlendirdiğimizde de Ernest Hemingway dediğimizde aklımıza Yaşlı Adam ve Deniz gelir. Tabi benim de aklıma hemen şu gelir; Efsanelere en iyisinden başlarsam beklentiyi büyük tutacağım, beklentiyi büyük tutarsam diğer eserlerinde bunu göremediğimde ondan uzaklaşacağım. Önce anlatıcıyı anlayabilecek bir eserle başlayıp sonradan severek onun eserlerini okumak isterim her yazarda. Tabii Stephen King, Tess Gerritsen gibi KÜLT olarak kabul edilmiş insanları her alanda bunun dışında tutarım. Bu kitabını da bu yüzden seçtim biraz. Okuyanını mutlu eden ya da tamamen kendini beğendirmeyen bir eser arıyordum. Bu eserin ortası yok çünkü ve ben böyle kitaplara aşırı bayılıyorum. Bir kararsızlık yok. Ya iyidir ya kötüdür. Çünkü okuyucu için arada kalmak kadar kötü bir his olamaz kanımca. Böylelikle bu eseri seçtim kendime, yazarın da dediği gibi: Ya Hep Ya Hiç!

Kitabın önsözünde Amerikalı büyük gazeticilerden Lillian Ross’u görüyoruz. Yayınevi de buna sadık kalarak kendi önsözü öncesinde bunu ekleyerek büyük kıyak geçmiş diyebilirim. Ross oldukça güzel bir biçimde onunla ilgili anılarını sırasıyla anlatıyor ve bu da beni oldukça duygulandırdı haliyle. Kitabı size şöyle anlatayım. Kendini çok hızlı okutturuyor. Yani belirli bir olay akışı ve hazin bir sonumuz var ama kitap kendini hayli okutturuyor. Bunda şüphesiz yazardan sonra en büyük pay Tarık Dursun Kakınç’a ait. Bu merhum ve yaşadığı dönemin şen ihtiyarının çok kaliteli bir çeviri yaptığını belirtmek istiyorum. Ayrıca ruhu şad olsun.

Hemingway’a (burayı uyduruyorum) bir gün DENİZ mi yoksa KADIN mı diye sormuşlar. Kadın, Deniz’de olursa neden olmasın, demiş. Böyle deniz aşığı bir kişiliğin böyle bir roman yazması beni şaşırtmadı haliyle. Tabi beklediğimin çok ötesindeydi. Ben açıkçası bu kadar güzel bir roman beklemediğim için şaşkınım. Şimdiden günün ikinci romanı oldu bu kitap. Şuan zorlasam 1 tane daha bitirebileceğimi düşünüyorum ama tadında bırakmak lazım bazen. Arzulayan olursa Mayıs 1983 baskısını hem de o günlerin kalitesinde kendilerine iletirim. Keyifli okumalar, mutlu akşamlar dilerim..
236 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Ernest Hemingway'in oxuduğum ilk kitabıydı.
Açığı daha böyük bir həzz alacağımı düşünərək başlamışdım, amma, bilsəydim oxumazdım dediklərimnəndə olmadı. Yeddini(puan) qazanacaq kitablardandı.
Spoiler vermək istəmirəm kitabda mövzu əsasən XIX əsrin ortalarında pulun insan həyatındakı rolundan gedir. Baş obrazın ailəsini daha yaxşı keçindirməkçün əl atdığı qeyri-qanuni və təhlükəli işlərindən bəhs edir. Oxumağa dəyər vaxt itkisi sayılmıyacaq bir kitabdı qısası.
230 syf.
·2550 günde·Beğendi·10/10
Hemingvey in tüm kitaplarını tavsiye ederim..
Kendisi aktif bir direnişçi iyi bir boksör ve büyük bir yazardır..
tüm kitapların da ki genel durum mevcut sisteme kafa kaldıran hakkını arayan insanları merkeze alır..
steinback e sorarlar hemingway nasıl bir yazardır ?
der o yazarken kendini rink de hissederdi... boks yapar gibi daktilo başında oturmadan ayakta yazardı..
gece de bölgedeki direnişi örgütlerdik...
244 syf.
·7/10
Ya Hep Ya Hiç Hemingway'in ilginç romanlarından biridir. Renkli, acımasız bir doğa içinde, doğa kadar renkli ve acımasız insanların kıran kırana kavgasıdır roman. Kübalı balıkçıların doğayla savaşını, Kübalı devrimcilerin savaşımıyla iç içe anlatır Hemingway. Sorumsuzca yaşayan zenginlerin bu genel görüntüyle çelişkilerini de sergiler. Kısacası, hangi ülkede hangi zamanda yaşanırsa yaşansın, hiç eskimeyen, ama hep ilgi gören bir öyküdür bu. Hemingway gibi yazarları evrenselleştiren, hep güncel kılan da bu yanlarıdır işte.
244 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Hemingway'in mükemmel anlatısı. Kurduğu gerçek hayatların anlatısı. O gerçek hayatların aslında mutlaka birinin başına gelmiş olabileceği olasılığı. Henry Morgan isimli bir tekne sahibinin artık para kazanamaması sebebiyle kaçakçılığa başlaması. Bir insanın onurlu onursuz fark etmez hayatını istediği gibi yaşayamayacağı gerçeğini bu kitabında Hemingway kendi gerçekliği ile çok üstün bir şekilde anlatıyor. Çanlar Kimin Için Çalıyor'u okurken karakterlerin hayatlarını, onların yaşadıkları zorlukları, amaçları için çabalarının aslında her insanın hayatında bir şekilde yer alabileceği olasılığı bu kitabında da yer almakta. Insan para kazanmak istiyor. Çabalamak zorunda. Onurlu ya da onursuz. Ya hep ya hiç diyor Morgan.
230 syf.
Evli ve üç çocuk babası, balıkçı bir adam. Ailesini balıkçılıkla geçindirir ancak zamanla kazandığı yetmez ve teknesini başka amaçlarla kullanmaya karar. Önce kaçak içki ve kaçak yiyecekler taşırken, sonra bunu kaçak insan taşımaya kadar vardırır ve tabi ki bunların da ödenmesi gereken bedeller ve karşılanması gereken tehlikeleri vardır. Her bir sevkiyatta yeni bir macerayla karşı karşıya kalıyorsunuz. Yıllar önce okumuştum ve ilk okuduğum kitabında çok sıkıldığımdan, bunda da aynını yaşarım diye düşünmüştüm. Ama okudukça yanıldığımı anladım.
230 syf.
·2 günde·7/10
Ailesine bakmak için hayatını balıkçılık yaparak geçiren, kırklı yaşlarda birinin hikayesini konu almaktadır. Harry Morgan teknesini belli ücret dahilinde insanlara kiralamaktadır. İş yaptığı insanlar tarafından aldatıldıktan sonra bu duruma dayanamayıp yasa dışı işlere girişir. Roman tıpkı diğer karakterlerde olduğu gibi genel olarak Harry Morgan'ın var oluş biçiminden yok oluş biçimine geçerek ölümüne kadar olan yaşadığı olayları anlatmaktadır. Açık konuşmak gerekirse beni bu romana bağlayan tek karakter olan Harry'nin ölümü canımı sıktı. İyi okumalar (:
244 syf.
·7 günde·5/10
Kübalı balıkçıların doğayla savaşını, Kübalı devrimcilerin savaşımıyla iç içe anlatır Hemingway. Sorumsuzca yaşayan zenginlerin bu genel görüntüyle çelişkilerini de sergiler.
244 syf.
·14 günde·Beğendi·6/10
Deniz insanlarının az kelimeyle tarif edilen bir karakteri oluyor sanırım. Game of Thrones'taki demir adalılar gibi; tuz ve demir; sert, taviz vermez, düz, pürüzsüz.
Seviyorsa seviyordur işte; süs yoktur, aklı oradaysa, kaygısı oysa seviyordur. Para kazanması gerekiyorsa sevdikleri içindir; kendi ihtiyacı ne ki zaten?
Öncesi sonrası da çok yoktur; hızlı mı unutur, umrunda mı olmaz, anda yaşamayı çok mu iyi becerirler? Belki geçim sıkıntısı onları günü kurtarmak zorunda bıraktığı için uzun vadeli değil anlık mı karar alırlar?
Hayatının büyük bir kısmını deniz insanlarıyla geçiren Hemingway, onların bu yalın ruh halini anlatmanın yolunu onlara yakışır yalın bir dil kullanmakta bulmuş; belki de zamanla onlara benzeyerek olayları az kelimeyle anlatmaya alışmıştır. Gerektiği için yapması gereken her şeyi yapan gözü pek bir deniz adamının onu sona götüren son kararlarını anlatmış. Her şeyi olduğu gibi o çok yoğun aşkı, kaybetmenin acısını öyle basit yaşatıyor ki son sayfalarda, insan düşünüyor: "Aşk bu kadar düz yaşanabilir mi?"
"İnsan ne kadar yalnız önemli değil, yalnızsa şansı yoktur."

Gözlerini kapadı. Anlatması uzun sürmüştü ya, anlaması bir ömür almıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bizim ya da Hiç Kimsenin
Baskı tarihi:
Kasım 2020
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257191050
Orijinal adı:
To Have and Have Not
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Scala Yayıncılık
"Çünkü, biz buradakiler hepimiz çaresizleriz." dedi.

"Kaybedecek hiçbir şeyi olmayanlar. Tam anlamıyla vahşileştirilmişleriz biz. Biz, orjinal Spartaküs'ün birlikte çalıştıklarından da beteriz. Ama aynı zamanda, artık birlikte birşeyler yapılabilecek tipler olmaktan da çoktan çıktık. Çünkü bugüne kadar yalnıza dayak yedik, kaybettik. Bu nedenle tek tesellimiz demlenmek... Elbette en büyük onur da demlenebilmek. Ama, buradaki herkes böyle değil elbette. Aramızdan bazıları, zamanı gelince bütün bunları iade etmesini bilecek".

"Kampta çok Komünist var mı?"

Uzun Adam, "Yalnızca kırk kadar" dedi. "İki bin kişi içinde komünist olmak demek disiplinli ve fedakar olmak, reddetmek demektir. Bir ayyaş komünist olamaz.'' Kırmızı kafalı eski asker araya girdi, "Dinleme şunu" dedi.

"O yalnızca lanet olası bir radikal."

Richard Gordon ile bira içmekte olan diğer eski asker de, "Dinle" diye söze başladı. "Sana donanmada neler olup bittiğini anlatayım. Sen de dinle lanet olası radikal." Kırmızı kafalı yeniden söze girerek, "Dinlemeyin şunu." dedi. "Filo New York'a yanaştığında, gemiden kıyıya atlayıp doğru nehir boyundaki, sakalları uzamış, bir dolar verseniz sakalına işemenize izin verecek bir sürü moruğun doldurduğu mekanlara takılırsınız. Bütün bunlara ne dersin?"

Uzun adam, "Sana bir içki ısmarlıyorum"dedi. "Ama sen de bunları unut. Böyle şeyleri duymaktan nefret ediyorum."

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0