Çarpık Sevda

Max Frisch
Çevirmen:
Sezer Duru

Yorumlar ve İncelemeler

Aşırı gerçekçilikten kadere: Sarsıcı sorgular
8/10
·252 syf.··
2022 72. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2022 23:28
"Kendine bir kimlik çizmemelisin" meşhur sözüdür Frisch'in. Eserlerinde çoğu zaman mitolojiye de saparak, doğa-teknik gibi diyalektlere örülü insanı işler, Hegel misali. Filmi de çekilen bu meşhur romanının orijinal adı (Araç yapan insan- #homofaber ) gibi oldukça rasyonel gerçekçi Faber'in hayatta hiç inanmadığı Kader'le yüzleşmesidir. Yaşama rasyonel bakan, tesadüflere inanmayan, her şeyin çözümünü mantıkta arayan Camus'un Yabancı'sı gibi soğuk karakter matematikçi mühendis Faber'in, uçak kazasıyla başlayıp dünya savaşında evlenemediği hamile eski sevgilisiyle 20 yıl sonunda öğreneceği kızlarıyla (Elisabeth) yaşadığı enseste varabilen ilişki ve bir kaza sonucunda karşılaşması anlatılır eserde, inanmadığı KADER gibi. Gittikçe ağır bir drama dönüşen akıcı satırlar arasında; Oidipius sendromu (Ana oğul yerine baba kız!) gibi sorgular yerleşmiştir, mitolojiye vurgularla çıkış ve eserin de final noktası Yunanistan Atina'da. Arada yapılan kürtaj ve kader sorguları da (alıntılara bknz) mükemmeldi doğrusu. İnsanı robotlaştırarak pek çok şeyin düzeleceğini varsayan teknik başkarakterin özelinde, bugünlerde kendilerini elit sayan güçlü neoliberal efendilere ta 1957'lerden verilen derin bir cevap bu. İnsanoğlunun irrasyonelliğini tekrar keşfeden Postmodern gibi, toplumdaki estetik ve doğa bilincini yansıtan müzik ve edebiyat gibi sanat akımlarının önemini de anlatıyor kitap. İlk eseri #stiller 'da (1954) da gördüğüm bu bilinç, kimlik ve kader gibi SARSICI sorgularıyla da devam ediyor ve İsviçre'li yazarı Almanca edebiyatının büyükleri arasında neden sayıldığını da duyumsatıyor. Yazarla tanışmamı sağlayan değerli yazar #ayfertunç 'a bir kez daha sevgilerimle... (NOT: Esere neden Çarpık Sevda isminin verildiği de 70'lerin bu ilk basımı özelinde anlaşılabilir kılar mı
Felsefe-Edebiyat
Çarpık SevdaMax Frisch · Sinan Yayınları · 1972490 okunma
Olasılıkların Ötesinde
Puan vermedi·224 syf.·
2022 11. kitabı
İlk durak ve son durak. Yollarda biçimlenen bir hikaye var elimizde;  dışa akan reel bir yolculuğun  kaderin elinde şekillendirdiği iç yolculuğa dönüşüm hikayesi. Bu eserin incelemesinde anahtar sözcüğümüz kader oluyor, birkaç farklı kombinasyondan geçse de her dönemeçte anahtar kelime ışıldıyor : "Kader" Eserde bir diyalektik anlatısı ile karşı karşıyayız: olasılık-gerçeklik, teknik- doğa, kadın-erkek (Sanat Perisi- Homo Faber), Amerika-Avrupa körlük-görmek, hastalık-yaşam-ölüm, geçmiş- gelecek şeklinde  ve KADER- TESADÜF Yazar anlatıcıya hem sözcülüğünü yaptırıyor hem onu yargılıyor: Ben- anlatıcımızın adı : Walter Faber. Onun bir lakabı var: Homo Faber. Araçlar yapan varlık, teknik düşünen teknik bakan olasılık hesaplayan duyguları hesaba katmayan kişi anlamında. Bu tanımlama çok önemli çünkü ana karakter tamamen bu mizaçta her şeyi matematiksel düşünen yaşayan duygu mahrumu biridir. Karakterimizin karşıtı ise; anaç duygusal ayakları toprağa basan dik duruşlu Hanna ve Hanna'nın hamurundan yoğrulmuş Elisabeth'tir. Faber’in yaşam  yolculuğuna  eşlik eden şeyler var: Fotoğraf makinesi, tıraş makinesi ve Hermes Baby adını verdiği daktilosu. Bunlara değinmek istiyorum . Fotoğraf makinesi  doğa ile bağını kuran tek şey; onunla güzellikleri çeker, ama bu güzellikleri yaşamaktan ve ruhunda  hissetmekten çok onu makinesinde depolar. Her gün kullandığı tıraş makinesi,  tıraş olma durumu,  bir leitmotiftir. Kendi doğasına sürekli karşı gelir sakallarına tahammülü yoktur burada da fotoğraf makinesinde olduğu gibi,  doğalın teknoloji ve modern insan tarafından hapsedilişi anlatılmaktadır. Hermes Baby ise o fark etmese de alın yazısının, yazgısının şahididir,diyebilirim. Bu tanıtmalardan sonra kronolojik yazılmasa da kronolojik olarak olay örgüsünden bahsetmek
1001 Kitap Listesinden
Homo FaberMax Frisch · Can Yayınları · 2019490 okunma
#1001kitap~~~
9/10
·224 syf.··
2020 223. kitabı
"Homo Faber=Teknik İnsan" olasılıkları alt üst edip, 1yandan da siyasi göndermeleriyle ve kadınlara dair yazdıklarıyla etkileyici 1kitap tam anlamıyla, herkesin hayatında 1dönem olasılık olaylarına girdiği vakit olmuştur bilerek ya da bilmeyerek benim çoktur, (oyuzdendir ki yazdıkları beni hep ikna etti sanki, yalnız 1yere kadar...) özellikle ilk atanma dönemimde tüm durumların olasılığını hesaplayıp, bu konuyu gerçekten yaşayarak öğrendiğim doğrudur :-))) hesaplamadığım olasılığın gelmiş olması (tercih dışı:-))) ) insanı düşündürüyor gerçekten, hesaba katmadıklarımızla... Neyazikki hayat istatistiklere bakmıyor robot değiliz ki dünyada 1sonraki olacakları öngörüsün... Hanna, İvy ve Sabeth Walter Faber in hayatına girip, onu etkileyen kadınlar ki hikaye olasılıkları alt üst ederek 1sekilde kesişiyor hayatlar 1yerde, yıllar sonra Hanna yi gördüğünde ve yalnız kaldıklarında hissettiği duygu Kolera Günlerinde Aşkı getirdi aklıma Florentino nun Fermina ya kavuşup 1likte olduğundaki duygu ki Marquezin en sevdiğim kitabıdır, yani hayat sadece matematiksel mantıkla ilerlemiyor hesaba katmadığımız kaderle de ilerliyor... "Homo Faber" ölmeden önce okunması gereken  #1001kitap tan 1idir, ben çok severek okudum, kesinlikle tavsiyemdir, ekstra akıcı diliyle...
Homo FaberMax Frisch · Can Yayınları · 2019490 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2023 61. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2023 00:00
İsviçre ve Alman edebiyatının önemli yazarlarından Max Frisch ve XX. yüzyılın başyapıtlarından biri Homo Faber. Bu modern tragedyanın uzun süredir baskısı yoktu, @sirinetik dizi editörlüğünde yeni kapağıyla tekrar baskı yaptı. Bendeki eski kapak. Önemli bir kitap, hakkında fazlasıyla yazılmış çizilmiş. Ama izninizle Frisch’i ben keşfetmişim gibi biraz yazmak istiyorum:) Mitoloji ve felsefe yüklü bir roman, kurcaladıkça derinleşen bir yapısı var. Tabii böyle olunca okurlar olarak çekinebiliyoruz, çekinmeyin. Müthiş keyifli, akıcı anlatımı. Mitoloji ve felsefe yağ gibi üstte durmuyor, kurguya çok iyi yedirilmiş. Karakter ve olay örgüsü üzerinden gösteriyor. Anlatıcı Walter Faber, onun notlarını-günlüğünü okuyoruz. Eski kız arkadaşının taktığı lakapla Homo Faber. Homo faber, alet yapan insan anlamında. Hannah Arendt, bu kavramı geliştirenlerden. İnsanlık Durumu kitabında oldukça detaylı bahsediyor, çok kısaca değineceğim. Homo faber araçlar kullanarak dünyaya hükmeden insan, bir tanrı gibi. Doğa boyunduruğu altında, bir kumaş gibi kesip biçilebilir. Kadere yer yok, her şey sayılar ile hesaplanabilir, istatistiksel veriler. İnsan homo faber olduğunda araçsallaştırılır, her şey değerini yitirir. Faydacılık esastır. Duyguların, sanatın olmadığı, akılcı -teknik bir yaşam. Homo faberin egemenliği de emeğin sömürüldüğü, bireyin tahakküm altına alındığı, totalitarizme evrilen bir egemenlik. Naz!lerin en pratik yoldan binlerce insanı ölüme göndermeyi hesaplamaları homo faberin davranışlarına iyi bir örnek. Zaten kurguda Holokost dönemine yer verilmiş. Ancak birey üzerinden ilerleyen bir kurgu, bireysel yaşantı ön planda. Homo Faber modern bir Oidipus trajedisi, bu kurgu hakkında bir fikir verir diye düşünüyorum. Bir uçak yolculuğu ile başlıyor, rötar nedeniyle gecikmeli
Homo FaberMax Frisch · Can Yayınları · 2023490 okunma
8/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2017 196. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2017 00:00
Homo Faber, alet yapan insan anlamına gelir ve insanın daha çok teknik ve rasyonel yanına vurgu yapar. Romanın baş karakteri tüm bu özelliklere uyan bir mühendistir. Ancak yaşam sadece teknikten ibaret değildir ve insanın tüm kararları da rasyonalite yani akıl tarafından belirlenmez. Kitap temel olarak bu gerçekliği modern çağın insanının yüzüne sert bir üslupla çarpan bir eser. Sayılamayanın, hesaplanamayının ve elimizde olmayanın yaşamımız üzerinde ne kadar büyük etkileri olabildiğini anlamayan modern insana yapılmış bir gönderme.
Homo FaberMax Frisch · Can Yayınları · 2019490 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2026 19. kitabı
Kader, tesaduf, rasyonalite üzerine yazılmış bir metin Homo Faber. Walter Faber her şeyi aklıyla açıklayan, istatiklere inanan, duygusal zekası gelişmemiş, dünyayı tamamen matematiksel olarak okuyan bir teknisyen. Bu nedenle onun takma adı Homo Faber Yani teknik insan. İşi nedeniyle çok fazla seyahat ediyor, çeşitli projelerde çalışıyor. Ivy isimli bir kız arkadaşı var ama tamamen birbirine zıt karakterler. Ivy duygusal, sanata önem veren, mistisizm merakı olan bir kadın.Yazarın akıl ve sezgisellik ikilemi yaratmak istediği daha ilk başta karakter oluşturma da anlaşılıyor. İş için çıktığı bir seyahatte uçağın arızalanması sonucu çöle mecburi bir iniş oluyor. Bir süre yardım bekleyen yolcular içinde bir adamla yaptığı sohbet, Faber'in hayatında bambaşka bir dönüm noktasının kapılarını açıyor. Konuştuğu adamın erkek kardeşinin eski kız arkadaşı Hanna ile evlendiğini öğrenmesiyle Faber, Hanna'nın izini sürmeye başlıyor. Bu düşünceler ile New York'a geldiğinde kız arkadaşı Ivy'den ayrılıp gemi yolculuğuna çıkıyor. Bu yolculukta Sabeth isimli bir kadınla yaptığı sohbet onu yine kaderin kollarına bırakıyor. Bu noktada metin Sophokles'in Oidipus eserine benzemeye başlıyor. Mitolojinin izleri belirginleşiyor. Son bölümde Yunanistan'a yapılan seyahat tamamen sembolik anlatımın olduğu bölüm. Yunanistan'ın dağları Olmypos'a göndermeler içerirken, yılan ve ölümün birlikte var olması sembolik anlatımı daha güçlü bir hale getiriyor. Çoğu inanca göre; ölüm bir bitiş değil, bir başlangıçtır, dönüşümdür. Yılan ise kabuğunu değiştirmesiyle dönüşümü simgeler. Metin Ivy, Hanna ve Sabeth isimli kadınların izinde Faber'in kader karşısında çaresizliğini anlatır. Olaylar tesadüfler şeklinde ilerler. Faber'in dünyası ise sistemli matematiksel, olasikları kabul etmeyen bir dünyadır.
Homo FaberMax Frisch · Can Yayınları · 2023490 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2020 69. kitabı
İsviçreli yazar Max Frisch, Homo Faber’de, dünyayı matematik ve mantıkla algılamayı ve izah etmeyi ilke edinmiş, kaderi, tesadüfleri ve en önemlisi de insan ve doğa faktörlerini hesaba katmayan Walter Faber isimli bir mühendisin başına gelen trajik olayları anlatıyor. Şansa değil olasılığa, kadere değil bilime inanan insan matematiksel olarak tüm hayatı açıklayabilir mi yoksa gözardı ettikleri onu hata yapmaya ya da bir yıkıma mı götürür, kitap bu soruya cevap sanki. Homo Faber aslında özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında bilim ve teknoloji çağında modern insanın hayat görüşünün, onun teknoloji ve doğayla çatışmasının ve acizliğinin bir eleştirisi. Dünyaya hükmettiğine, teknolojiyle her şeye hakim olduğuna, medeniyeti temsil ettiğine inanan modern, beyaz insanın bu kibrinin doğa ve hayat karşısında yıkımının resmedilişi. Bunların yanında, Frisch’in sömürgecilik, feminizm, Amerikalılaştırılmış dünya ve kültürel tek tipleşmeyle ilgili etkileyici fikirleri var. Kitabın çıkış noktasını ve vermek istediklerini çok sevdim; ancak bunları daha başarılı bir kurgu içinde okumayı isterdim. Yazar, çok iyi bir fikir yakalamış ama sanki bunları kurguya işleme kısmına aynı özeni göstermemiş, bir tesadüfler zinciriyle paketleyip okuyucuya sunmuş gibi. Yine de okuduğuma memnun olduğum, sıkılmadan okuduğum akıcı bir kitap. Modern edebiyattan hoşlanan herkese tavsiye ederim. Yazarın Stiller eserini de okumayı planlıyorum.
Homo FaberMax Frisch · Can Yayınları · 2019490 okunma
Kader - Rastlantı - Olasılık ve İhtimaller...
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2022 03:36
1911 yılında İsviçre'nin Zürih şehrinde doğan, çağdaş İsviçre Edebiyatı'nın temsilcilerinden olan ve savaş sonrası edebiyatının Alman dilindeki en önemli yazarları arasında sayılan Max Frisch'in 1957 yılında yayımlanan en önemli eserlerinden biri olan Homo Faber'de zamane insanının durumu sorgulanmış ve romanda temel olarak iki dünya görüşü, iki ana karakterde temsil edilmiştir. Biri romanın anlatıcısı olan mühendis Walter Faber ya da Hanna'nın onu adlandırdığı gibi "Homo Faber", (Latince bir sözcük olan Homo Faber, en basit haliyle "teknik insan" anlamına gelmekte) diğeriyse sanat tarihçisi ve Walter Faber'in eski sevgilisi Hanna Landsberg ya da Walter'ın onu adlandırdığı gibi "Sanat Perisi". Romanın ana kahramanı olan Walter Faber, ellili yaşlarında ve Unesco için çalışan bekar bir mühendistir. Geri kalmış ülkelere teknik yardım götürmenin erdemine inanan ve işine son derece bağlı disiplinli bir teknik adamdır. Herşeyin mantık dahilinde bir açıklaması olduğuna inanan, istatistik, olasılık ve verilerin güvenilirliğini savunan, rastlantıya, kadere ya da yazgıya inanmayan Faber’in, New York’tan Caracas’a yapacağı iş seyahatinin daha başında çıkan teknik aksaklıklar, Faber gibi teknik bir adam için hazmedilemez bir durum olsa da, Faber’in dışsal bir yolculuk olarak başladığı bu seyahat aslında Faber’i zihinsel ve ruhsal olarak değiştirip, içsel bir yolculuğa dönüşecektir. Yolculuğun başlarında yanında oturan yol arkadaşı Herbert ile (ki daha sonra bir "rastlantı" sonucu onun eski ve yakın arkadaşı olan Joachim’in erkek kardeşi olduğunu öğrenir) olan isteksiz sohbetleri sebebiyle kendi iç dünyasına yönelir. İçsel monologları aracılığıyla aklın ve tekniğin üstünlüğüne inanan, makineye insandan daha çok güvenen, insanın aklı ve mantığıyla her şeyi planlayıp
Edebiyat
Homo FaberMax Frisch · Can Yayınları · 2019490 okunma
Puan vermedi·220 syf.··
2020 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2020 17:48
Bir kitap daha biter ️. Bu defa yazarım İsviçre'den. Corona evime kapatsa da beni, romanlarımla dünyanın her yerine gidiyorum. Bu kitabımda ki kahraman sayesinde Küba'dan, Yunanistan'a kadar her yeri gezdim. Gelelim kitabın konusuna, Walter Faber, bilime ve teknolojiye inanan, her şeyi istatistik olarak hesaplayan bir kişidir. Yaşamında kadere ve onun gibi mistik öğelere yer yoktur. Hayatında üst üste gelen tesadüflerle, kaderi sorgulamaya başlar. Kitapta altı çizilecek, alıntı yapılacak çok cümle vardı. Önce not alıyordum, baktım ki işin altından kalkamayacağım vazgeçtim. Kitabın en güzel yanı, sorgulamalarıydı. Kürtajla, kaderle ve ahlakla ilgili sorgulamalar müthişti. Kitabın dili çok akıcı değil. Hatta bir felsefi eser gibi dikkatle okunması gerekiyor. Aksi takdirde konudan kopabiliyorsunuz. Ama edebi dili çok iyi. Bu yüzden okuyup okumamayı size bırakıyorum.
Homo FaberMax Frisch · Can Yayınları · 2019490 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 19:58
Sarsıcı bir konusu var kitabın, herkesin hazmedemeyeceği bir tabu konu. Ama daha fazla söylesem spoiler olacak. Bu yüzden ana karakterler hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. Walter Faber mühendistir. UNESCO için dünyanın dört bir yanında kalkınma projelerinde montaj sorumlusu olarak çalışır ve el üstünde tutulur. Faber'ın en büyük özelliği tekniği müsrif doğadan üstün görmesi, hayata rasyonel ve duygudan uzak şekilde bakması ve insan arası ilişkilerde 'soguk' denebilecek bir tip olması. Bir dönem sevgilisi olan Hannah Piper ise Walter'in tam tersi. Kendi ayakları üzerinde duran bu güçlü kadın, hayata teknik ve pragmatist gözlükle bakan sevgilisinin aksine sanat ve kültüre meraklıdır. İlişkileri Hannah'nın hamile olduğunu söylemesi ile kopma noktasına gelir. Çünkü Faber, haber aldığında sevinmek yerine, sevgilisine 'emin misin? En son ne zaman adet oldun?' gibi kendince masum (çünkü rasyonel) ve doğal ama bir kadın için 'no go' olan bir tepki vermiş ve Hannah'nın 'bununla birlikte olamam, hele çocuk hiç büyütemem' diye düşünmesine sebep olur. Sevgiliyken Faber'le evlenmeye yaklaşmayan ve hamile kalınca çocuğu aldıracağını söyleyip Faber'den ayrılan Hannah bir zaman sonra onunla ilgilenen Faber'ın yakın arkadaşıyla evlenir ve Faber'ın hayatından çıkarlar. Seneler sonra bir gemi yolculuğunda tanıştığı bir insan, Faber'in ara ara düşündüğü Hannah ve kocası ve mazisi ile tekrar yüzleşmesi gerekir. Max Frisch almanca okuduğum yazarlar arasında en sevdiklerimden. Yazı stili, insan piskolojisine inişleri, hikayelerindeki olay örgülerinin sağlamlığı, kitabın finale doğru akışında ve bilhassa sonunda adamı tokat yemiş gibi bırakması, ruhen sarsması onun edebi gücünün ve değerinin en büyük kanıtı. Andorra ve Mein Name sei Gantenbein favori kitaplarım arasında, onunların yanına yakışan
Homo faberMax Frisch · Suhrkamp · 0490 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Max FrischYazar · 23 kitap
15 Mayıs 1911'de Zürih'te doğan Max Frisch, on altı yaşında yazmaya başladı. Alman dili üzerine eğitim görürken, yirmi iki yaşında babasının ölmesiyle gazetecilik hayatına atıldı. Böylece Doğu Avrupa'ya ilk araştırma gezilerini yaptı. Yirmi beş yaşındayken, Zürih Yüksek Teknik Okulu'na girdi ve 1941'de mimarlık diplomasını aldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında İsviçre ordusunda görev yapan Frisch'in 1934'ten itibaren pek çok romanı ve tiyatro oyunu yayınlandı. Yazar 1958'de Almanya'nın en önemli edebiyat ödülü olan Georg Büchner ödülünü, 1976'da da Alman kitapçıların verdiği Barış Ödülü'nü aldı. Yapıtlarının tümünde çağının genel toplumsal bunalımlarını ve geleneklere dayalı düzene karşı uyanan kuşkuyu dile getiren Frisch, bugün çağdaş İsviçre edebiyatını dünya edebiyatında temsil eden en büyük isimlerden biridir. 1991'de hayatını kaybetmiş olan Max Frisch'in başlıca yapıtları şunlardır: Homo Faber, Stiller, Locarno'u Eczacının Düşü, Biyografi, Mavi Sakal, Adım Gantenbein Olsun.