"Bir gün doğru yöne doğru da gideceğiz en nihayetinde..."
Kitabın önsözünde bulunan, yazarın kendi kaleminden küçük bir kısımla başlayacağım...
"Aslında en başta anlamam gerekirdi fakat şimdi açık bir şekilde görebiliyorum ki kaleme aldığım bu kısa eserimde hiçbir şekilde eleştirel bir tavır takınmamış hatta ölçüyü tamamen kaçırarak son derece şairane bir tutum içerisinde bulunmuştum. Bütün bu olanlardan uzun bir süre sonra o dönemin ne kadar da kendine özgü bir karmaşası olduğunu düşündüm..." Henry James, 1907
Kitap temelde romantik bir tanışma ile 'kültür çatışması' üzerine kurulmuş. Özgür ruhlar ülkesi Amerika ile katı kurallar ve aristokrasi merkezi Avrupa kültürünün çatışmasını alt metinde çok rahat hissediyorsunuz.
İki gencin merkezinde olduğu romantik ama eleştirel bir kitap.
Çok güzel, aşırı zarif, akıllı, hazır cevap, fikri ağzında, sivri dilli, açık sözlü ve oldukça göz alıcı bir bayan Daisy Miller ...
Çok fazla an'ı yaşayan birisi an'da kalan birisi. Milletin ne dediğini zerre önemsemeyen, kendine güveni yüksek olan bir karakter. Etrafının ne düşündüğüne hiç takılmadığı gibi kendi karakterinden dolayı, onu ayıplayan herkese de çatır çatır cevabı veriyor. ( Bu kısımlar beni keyiflendirdi yalan yok. )
Diğer tarafta ise Winterbourne... Yakışıklı, ağır başlı, kibar, tam bir salon beyefendisi... Kitap boyunca Daisy hakkında sürekli ikilemde kalıyor. İçinde Daisy'yi nereye koyacağını bilemediği için teyzesinin olumsuz fikirlerine de maruz kalıyor...
->
'Son derece cahiller, görgüsüzler ancak o kadar masumlar. İnan bana kötü insanlar değiller.' (s60) Winterbourne teyzesine karşı savunma yapıyor...
Teyzesinin olumsuz propagandaları sebebiyle Winterbourne ve Daisy istedikleri yakınlaşmayı sağlayamıyorlar. Katı kurallar, adetler, gelenekler,