·
Okunma
·
Beğeni
·
18,6bin
Gösterim
Adı:
Deccal
Baskı tarihi:
4 Ocak 2021
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057739537
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
“Bu kitap, en nadir olan insanlaradır. Belki de onlardan biri bile henüz dünyaya gelmedi. Onlar Zerdüşt’ümü anlayanların arasında olacaktır: Ama kendimi bugünden kulak kabartanlarla karıştırmam mümkün mü? Bana ait olan, yarından sonraki gündür. Bazıları öldükten sonra doğar.”
Nietzsche Deccal’i 1888 yılında kaleme almış olsa da, tartışmalara yol açan içeriği nedeniyle 1895’te yayımlanmıştır. Önsöz bölümünde, kitabın anlaşılması için okuyucunun, bizzat kendisinin ciddiyetine ve tutkusuna yalnızca tahammül edebilmek için bile düşünsel konularda katılık derecesinde bir dürüstlüğe sahip olması gerektiğini ileri sürer. Onun okuyucusu dağların doruklarında yaşamaya alışkın olmalı, kimsenin soramadığı sorulara yönelik güçlülerin sahip olduğu bir yatkınlık ve yasak olana yönelik cesaret taşımalı, labirente girmeye önceden hazır hissetmelidir.
İşte bu kişiler de tıpkı kendisi gibi başkalarından ne kadar uzaklarda, ne kadar kopuk yaşadığını iyi bilenlerdir. “Tüm değerleri yeniden değerlendiren” özgür tinlerdir.
132 syf.
Nietzsche bu kitapta mahkemeyi kurmuş, sanık olarak almış karşısına Hristiyanligi; eleştirilerini, yer yer çok sert söylemlerini, tarihten örneklerini, kendi akıl yürütmeleri ve vardığı sonuçlarini bir bir Hristiyanligin suratına vurmuş adeta.

Sonra eline tokmağını almış Nietzsche ve kararını açıklamış:

"—Bununla sonuca varıyor, yargımı bildiriyorum. Mahkum ediyorum Hristiyanlığı; ona, şimdiye dek herhangi bir savcının ağzından çıkan en korkunç suçu yöneltiyorum. O benim için düşünülebilir yozlukların en yükseğidir, olanaklı en son yozluğun istemi olmuştur. Hristiyan Kilisesi yozluğunu bulaştırmadık hiçbir şey bırakmamıştır, her değeri bir değersizlik, her hakikati bir yalan, her dürüstlüğü bir ruh alçaklığı haline sokmuştur."

Ve bize de helvasını yemek kaldı.

Nietzsche, Hristiyanligin (kitapta ağırlıkla eleştirelen ana unsur o olduğu için din demiyecegim) baş düşmanın bilim olduğunu vurgulamis. Hristiyanligin ogretilerinin insanları miskinlestirdigini; bu dünyayı hayal haline getirdiğini, sürekli günah, ceza, ödül, öteki tarafa işleri havale etme gibi ... Tüm bunlara karşı bir tutum alan Nietzsche, bu kavramlar etrafında şekillenen insanın hayata dair sözünün olamayacağını söyler:

"(..) oysa bu kurgular dünyası gerçekliği sahteleştirir, değersizleştirir"

"(..) inanan, neyin «doğru» olduğu neyin olmadığı sorusu için herhangi bir vicdan sahibi olmakta özgür değildir: bu noktada dürüst olsaydı, bu onun batışı olurdu"

Hristiyanligin, bilimsel gelişmelere hazır hale gelmiş Roma-Grek uygarlığınin gelişimini yerle bir ettiğini aynı zamanda şu an bile (19. Yy) o seviyeye varamadiklarini söylediği Müslüman uygarlığınin (Endulus) getirilerini yerle bir ettiğini dile getiren Nietzsche, Haçlı seferlerini de sert bir dille eleştirir.

Keyifli okumalar
128 syf.
·2 günde·Beğendi·5/10 puan
Kitapla ilgili bilgi vermeye başlamadan önce aklıma gelen bir şeyden bahsetmek istiyorum. Kitabın önsözünün ilk paragrafının son cümlesi şu: Kimileri ölümünden sonra doğar. Bu cümle bana hemen yeni okuduğum Bulantı' da ki Anny' nin söylediği şu cümleyi hatırlattı bana " Ölümümden sonra yaşıyorum. " bu iki cümle bize gösteriyor ki J.P Sartre, Nietzsche'den açık bir şekilde etkilenmiş. Bu zaten bilinen bir şeydi fakat yine de bunun kendimde farkına varmam hoş oldu. Sizlerle de paylaşmak istedim. Kitaba geçebilirim artık.

Nietzsche okuyanlar az çok aşinadırlar. Sürekli bir güç istencinin peşinde koşar. Zayıflıktan nefret eder ve mutluluğu güçle özdeşleştirir. Ama bu kadar güçlü ve üstün olmanın varacağı noktayı söylemez bize. Sadece üstün insan olma yolunda acımasız olun. Bana pek doğru gelmiyor bu görüş. Özellikle siyasi arenadaki Realizm'in mutlak güç istencinin, tarafları güç çıkmazına sokacağı bilgisine sahip olduğum için. Buraya da uygulanabilir olduğunu düşünüyorum, bu teorinin.

Nietzsche evrimsel sürecin insanla son bulduğunu iddia eder. Yalnız bu iddiasında insanlar arasından bazı insanların diğerlerinin önüne geçerek " üstün insan" a ulaşabileceğini söyler. Üstün insan sondur ona göre. Toplum üstün insan'dan korktuğu için ona karşıt bir insan türü geliştirmiştir. Sürü insanı yani Hristiyanlar( muhtemelen bir dine inanan bütün insanları kastediyor.) İşte kitap bu iki tür insan arasındaki farklılıkları anlatıyor. Yalnız şu noktaya dikkat çekmek isterim ki Nietzsche'nin eleştirdiği Hristiyanlık, bugün yaşanmakta olan din değil. Çok radikal bir versiyonunu hedef almış. Hani biz deriz ya gerçek İslam bu değil. Nietzsche' de gerçek(!) Hristiyanlığı eleştirmiş. Sadece İsa peygamberi ayrı tutmuş bu eleştiriden. Din, İncil, Hz. İsa ile beraber ölmüştür. Ona göre Hristiyan diye bir şey yoktur. Hristiyan geçinen insan, iki bin yıldır kendini yanlış anlamış insandır. Bu düşüncenin somut tezahürünü dediğim gibi dini olarak Hristiyanlığı karşısına alarak, ahlaki olarak da Kant ve onun temsil ettiklerine savaş açarak gerçekleştirmiş. Budizm, Brahmanizm, Yahudilik, Konfuçyanizm, Müslümanlık değindiği diğer dinler arasında.

True Detective izlediyseniz orada bir sahne vardı. İki baş karakter arabada seyahat ederken, ateist olan diğerine; Evrimde çok ileri gittik. Şu an olan hiçbir şey normal değil minvalinde konuşuyordu. Nietzsche' de insanların evrimin doğal işleyen yasalarının günümüzde bozulduğuna işaret eder. Çünkü acıma denen bir duygu vardır ve tüm soylu yüreklerin zayıflığıdır. Acıma evrimi şu şekilde etkiler: Biz yok olmaya yüz tutmuşlara acıyarak onları hayatta tutmaya çalıştıkça aslında bir doğal dengeyi bozuyoruz. Acımasız ama realist bir söylem. Kişisel fikrim bu görüşün insanların, hayvanlarla aynı cihetten olduğu ön kabülüne dayanarak yapılmasının bu şekilde düşünme sonucuna yol açtığıdır. Çünkü eğer insanlarla hayvanları aynı kefeye koyarsanız. Nietzsche haklıdır ve evrimi bozmuştur insan. Ancak bu iki kategorilendirmeyi ayrı ayrı yaparsanız, İnsanın/ Modern insanın, Evrim'le bağlantısını koparabilir, zayıflık olarak görülen bu duyguların aslında insanlığın temel anlamı olduğu sonucuna ulaşabilirsiniz.

İyi okumalar diliyorum.
172 syf.
·30 günde·Puan vermedi
"Nietzsche,Türkiyede nihilizmin, hatta ateizmin "babası" olarak bilinir.
Oysa bu kitap, Türkiyede Nietzsche algısının ne kadar yanlış olduğunu gözler önüne seriyor.Nietzsche Deccal'de Hint'ten İran'a ,antik Yunandan İslam medeniyetine kadar bütün medeniyetleri dolaşır,Nirvanasına çekilir,sert ama derinlikli bir Hristiyanlık ve Batı uygarlığı eleştirisi yapar;sonra da "İslamin önünde diz çözmeliydik!" diye haykırır."

Bu cins adam Batı medeniyetinin sahte ve sathıleşmiş köklerine döşediği dinamitleri bakımından da mütaala edilmelidir.
Papazların tekelinde insanoğlunun fıtri olarak inanca olan ihtiyacını sömüren Kiliseye yaptığı eleştiriler şüphesiz hem cesurca hem de köklücedir.Ne var ki kendi yapısı itibariyle egoist olan Nietzche her filozofun akıbeti gibi mücerret akılla hakikati bulamamış, kendi meydana getirdiği dünyasından insanlara kendi doğrularını(!) haykırmıştır.

Nietzsche okuyacak arkadaşlara tavsiyem Yusuf Kaplan'ın yaptığı çevirilerden faydalanmalarıdır. Son olarak külliyat yayınlarının çıkardığı kitapların medeniyet inşasında yapı taşı olmaya namzet olduklarını da ayrıca belirteyim.
Selametle.
100 syf.
·10 günde·6/10 puan
"Yeni Ahit'i okumadan önce eldiven takılsa iyi olur, o derece pisliktir bu" kaliteli göndermelerle dolu ve kitabın adı "anti-christ" yani İsa mesih düşmanı, bu sıfat diğer ibrahimi dinlerde de var, mesela İslamda "mehdi ile savaşacak ve insanları dinden çıkaracak kişi" şeklinde geçer. Hemen hemen Hristiyanlık'ta da aşağı yukarı tanım böyledir. Kısaca "Dini yıkan"

Babası rahip olan ve dolayısıyla çocukluğunu son derece dindar bir ortamda geçirmiş çılgın filozof bu kitabıyla artık resmen ipleri koparmış ve kendini "dini yıkacak, insanları dinden çıkaracak" anlamında "deccal" olarak tanımlamıştır.

Felsefi göndermeler, espriler, lafı dolandırmalar vs. bu tarz felsefe ürünlerinin çevrilmesi konusunda detaylı bilgim olmamakla beraber zor olduğunu biliyorum fakat şunu söyliyeyim İş Bankasın bastıkları Mustafa Tüzel'in çevirileri gibi değil ve her sayfasında Say yayınlarına "off" çektiren çevirisi var ama bu tarz kitapların çevirisi kolay olmuyor ve yayın yok. O yüzden yapmaları dahi güzel diyelim, geçelim. Ortalama 90 sayfa kısalığıyla Niçe'nin diğer eserlerine göre bazı kısımları hariç genelde rahat ve anlaşılan cinsten bir kitabı ama yinede ilk defa Nietzsche okuyacaksanız ilk bunu okumanızı tavsiye etmem ki zaten ön sözünde "Bu kitap insanlığın az kısmı içindir. Herkes anlamaz, Zerdüştümü anlayanlar belki anlar" falan diyor. Yani en azından okunmadıysa önce Zerdüşt'ünü okumak gerekiyor.

"Bir savcının şimdiye kadar ağzından çıkmamış en korkunç suçlamayı yöneltiyorum" arka kapağının ilk cümlesi... Ve son 2 sayfadaki 7 maddelik yasaya baktığımızda üstad bu kitabında bir mahkeme kurup Hristiyanlığı yargılıyor.

Baştan sona hristiyanlığa sövüyor diyemeyiz elbette fakat ana fikir "hristiyanlığa lanet" ve bunun en büyük sebebi Hristiyanlığın insanlara acıma ve merhamet duygusunu aşılaması olduğunu söylüyor. Sadece sövgü değil; ince ve hoş, beğendim birkaç alıntı, detay oldu olmasına fakat  kitabın ortalarından sonlara doğru yavaş yavaş hristiyanlığı diğer inançlarlarla karşılaştırıyor Nietzsche. Yahudiliği sıkça övüyor, kısa bir cümlede İslam'ı övüp devamında İslam üzerinden hristiyanlığa gönderme yapıyor. En can alıcı karşılaştırma ise biliyoruz ki Nietzsche doğunun inançlarını, mistisizmi pek seviyor ve hristiyanlığı alıp taa uzak doğu mistik inançlarla karşılaştırıp Budizm'i övüyor. Sebebi ortada Nietzsche'nin ahlak anlayışı ve temellendimesi mistik inançlara çok benziyor.

Yine tabii ki bölümler halinde kitap, beğendiğim birkaç bölüm oldu dediğim gibi. Daha önce Nietzsche okuduysanız ve Nietzsche'ye aşinaysanız tavsiye edebilirim hiç değilse kendisi ve kendisinin mistik inanç sevdasını görmek için ve birkaç beyini çalıştıracak hoş bölüm için okunabilir.

İyi okumalar.
128 syf.
·Puan vermedi
“Benim için önce yarın değil, öbür gün gelmeli. Bazı adamlar ölümünden sonra doğarlar. Herhangi birinin beni anlayacağı koşullar - onları çok iyi biliyorum. O kişi benim ciddiyetime, tutkuma tahammül edebilmek için bile katı bir entelektüel bütünlüğe sahip olmalıdır.
Kimsenin sormaya cesaret edemediği soruları sorabilmeli; yasakları, kader dolambacını, sorgulayabilmelidir.
Şimdiye kadar duyulmamış gerçekler için yeni bir vicdan. Ve büyük meselede tasarruf etme arzusu -gücünü, arzusunu bir arada tutma isteği.. Kendine saygı, sevgi, kesin özgürlük hissi...”
Dipçem; Tartışmalı içeriği nedeniyle yazıldıktan yedi yıl sonra yayınlanmış eser, başından sonuna kadar Nietzsche’nin o kendine has üst perdeden üslubuyla Hristiyanlık eleştirisidir. Teoloji ile ya da incilden ayetlerin didik didik edilmesiyle pek ilgilenmiyorsanız, en azından yazardan bu kitap çok ilginizi çekmeyebilir. Fakat; elinden çıkma hangi eseri okursanız okuyun, inanç konusundaki tavrını direkt ya da endirekt mutlaka farkedersiniz. Ben paralel olarak biyografisini de okuduğumdan, girişteki iddialı hitabı, kitabın kalanında yakalayamadım. Kendimi tekrarın tekrarını okuyormuş hissinden kurtaramamış olma sebebim, okuma sıralamam oldu maalesef. Yine de bir göz atmanızı tavsiye ederim.
128 syf.
·3 günde·Puan vermedi
19. Yüzyılın Alman filozofu Nietzsche bu kitabında, tek tanrılı dinleri ve özellikle de Hıristiyanlığı, kiliseyi, Ruhban sınıfını, din adamlarını çok ağır eleştirmiş.
Hıristiyanlığın insanları düşünmemeye sevk ettiğini, baskı altında tuttuğunu, köleleştirdiğini , yaratıcılığını yok ettiğini, sıradanlaştırdığını ifade etmiş.
Ayrıca; “Güç İstenci”nini (özelliklede Alman ırkını belirterek) esas alan bireyci bir bakış açısıyla “Üstün İnsan” vurgusu yapmış.
Belki de;
Kendi çağının çok zaman sonrasında anlaşılmayı beklemiş olan Nietzche, varolan tüm dinlerin, politik, ideolojik görüşlerin tümünün, “üst İnsan” temelinde insanın gelişmesinde engel görür ve tümüne karşı çıkar.
Bu bağlamda; Kitaptaki alıntılarımda da belirttiğim üzere sosyalistleri de ağır eleştirmiş, ayaktakımı diye ifade etmiş.
Benim için Nietzsche’yi anlamak, anlamlandırmak öyle kolay olmadı. Belki anlaşılması en zor filozoflardan.
Onu anlayabildiğim kadarıyla anlatmaya çalıştım.Sürçü lisan ettiysem affola...
İlgilenenlere keyifli okumalar.
128 syf.
hristiyanlığı ve hristiyanlık nazarında tüm dinlere en ağır eleştirileri getirdiği kitabıdır Nietzsche'nin.

Nietzsche, hristiyanlığı sürekli yeniymiş gibi sunulan eskimiş yırtık bir elbise gibi görür ve buna gerek olmadığını, hristiyanlığın (dinlerin) gelişecek insanı törpüleyerek sınırladığını, dahası buna karşı savaş açtığını söyleyerek yaratılan şeytan (kötü olan) imitasyonu ile kendilerini şeytanla aynı kefeye koyduklarını öngörür.

haçlı seferleriyle, incilde anlatılan hikayelerle papa, katedraller ve papazların bütün savlarını hatta incilin savlarını kendi silahıyla çürütmüştür. hristiyanlığı yerle bir eden Nietzsche incilin ilk hikayesinde bahsi geçen ''bilginin lanetlenmesi'' ve ''bilmeyeceksin!'' alt mesajı ile yozlaşmanın ilk adımının atıldığını söyler.

yazdığı 7 madde ile hristiyanlığa karşı öyle bir ayağa kalkış ki bu. sahte hümanistliklerinin, kutsal kabul gören değerler ardından dönen yalan ve hilenin yani kısaca yozlaşmanın kendisi olmuştur hristiyanlık der Nietzsche.

sanki kitabın adını önce hristiyanlık yazmış, kitabı yazdıktan sonra hristiyanlığı silip deccal yazmış gibidir. ancak hristiyanlık pek silinmemiş yazının gölgesi deccalin arkasında gözükmektedir.
136 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Merhaba, herkesin okuyabileceği ve de kolay kolay tam olarak verilmek istenen düşünceyi anlayacağını pek zannetmiyorum... "Böyle buyurdu Zerdüşt "kitabının aksine didaktik yönü pek ağır basmayan, yer yer Hristiyanlık'a karşı sert bir şekilde görüşünü bildirip bununla biraz aşırıya kaçan cümleler var... Tabii ki herkesin görüşü farklıdır, her dine karşı bakış açısı da... Ama bir dini sevemiyorsanız dahii bu kadar sert bir şekilde yermek bana göre olmaması gereken bir şey... İçerik olarak genel itibariyle böyle. Okumanızı tavsiye eder miyim bilemiyorum ama zaten dinlere bakış açınız saygı çerçevesinde olup, sırf sevemediğiniz için ağır hitaplarda bulunacak bir görüşe de sahip değilseniz okuyun derim. Yazarın bu kitabını eleştirecek çok şey bulacağınızdan eminim... Keyifli okumalar...
250 syf.
Bir fantastika insanı olaraq fəlsəfə oxumağa cəhd etmirdim. Çünki ən nifrət etdiyim şeylərdən biri hər hansı bir kitabı yarıda buraxmaqdır. Amma indi bu riski almağıma sevinirəm. Nitşenin də dediyi kimi- "Bu kitab ən azlarındır."
Kitabda Nitşenin xristianlıqla bağlı görüşləri öz əksini tapır. Buradakı "görüş" sözünü "dərin nifrət"lə əvəz etsək də yanılmarıq. O, xristianlığı bir bəla, xəstəlik adlandırır, Roma imperiyasının süqutunun səbəbini bu din ilə əlaqələndirir, bütün rahiblərə isə nifrət edirdi. Onların hamısını
"yalançı", "kələkbaz"adlandırırdı. Kitabından olan hissələrə diqqət yetirsək bu daha aydın anlaşılar;
Maddə 1- Təbiətə hər cür zidlik günahdır. Ən günahkar insan rahibdir: o, təbiətə zidliyi öyrədər. Rahibə göstərilməli olan səbəblər deyil, dəlixanadır.
Yaxud da;
Maddə 3- Xristianlığın ilan yumurtalarını basdırdığı yerlər lənətlənməli, yerlə bir edilməli və yer üzünün rüsvayçılıq yerləri olaraq gələcəyin qorxulu ibrət yerləri olsun deyə qorunmalıdır. Buralarda zəhərli ilanlar yetişdirilməlidir.
Bu kimi maddələr çoxdur, bunları bilmək üçün kitabı oxumalısınız. Fəlsəfə ilə maraqlanırsınızsa, oxumalı olduğunuz kitablardandır məncə. Olduqca maraqlı və düşündürücü məsələlərə toxunulur əsərdə.

Xoş mütaliələr)
100 syf.
Hristiyanlığı "Deccal" adıyla eleştirip lanetler yağdırması ve tinsel temellere savaş ilan etmesini anlatan güzel bir kitap. Her satırında derin düşüncelere yer veriyor.
113 syf.
Nietzsche'nin felsefesi apaçık olan "kendi çağına tümden bir karşı çıkıştır."
Ve bu düşüncesini de Hristiyanlığa karşı ağır eleştirileri gözler önüne serer. Acizlik, zayıflık olarak görür inanç değerini. Bu eleştiriler arasında Yahudiler, Almanlar da vardır. Nietzsche'nin nerdeyse bütün eserinde "güçlü" olmak vardır. Yani üstinsan olabilmektir. İlk sayfalar da Nietsche; Iyi olan nedir sorusunu yöneltir. Ve o soruya cevap olarak; Güç duygusunu, güç arzusunu ve insanın içinde var olan gücü arttıran her şeydir. Nietzsche felsefesi ne kadar karmaşık görünse de anahtar kelimeler; Güç, Üstinsan, İnanç, karşı çıkış, yıkım, yeni değerler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deccal
Baskı tarihi:
4 Ocak 2021
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057739537
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
“Bu kitap, en nadir olan insanlaradır. Belki de onlardan biri bile henüz dünyaya gelmedi. Onlar Zerdüşt’ümü anlayanların arasında olacaktır: Ama kendimi bugünden kulak kabartanlarla karıştırmam mümkün mü? Bana ait olan, yarından sonraki gündür. Bazıları öldükten sonra doğar.”
Nietzsche Deccal’i 1888 yılında kaleme almış olsa da, tartışmalara yol açan içeriği nedeniyle 1895’te yayımlanmıştır. Önsöz bölümünde, kitabın anlaşılması için okuyucunun, bizzat kendisinin ciddiyetine ve tutkusuna yalnızca tahammül edebilmek için bile düşünsel konularda katılık derecesinde bir dürüstlüğe sahip olması gerektiğini ileri sürer. Onun okuyucusu dağların doruklarında yaşamaya alışkın olmalı, kimsenin soramadığı sorulara yönelik güçlülerin sahip olduğu bir yatkınlık ve yasak olana yönelik cesaret taşımalı, labirente girmeye önceden hazır hissetmelidir.
İşte bu kişiler de tıpkı kendisi gibi başkalarından ne kadar uzaklarda, ne kadar kopuk yaşadığını iyi bilenlerdir. “Tüm değerleri yeniden değerlendiren” özgür tinlerdir.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları