·
Okunma
·
Beğeni
·
7.572
Gösterim
Adı:
Deniz Kurdu
Baskı tarihi:
1973
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
975303098700
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akba Yayınevi
Başıma gelenlerin sebebini şaka yollu da olsa Charley Furuseth'e yüklememe rağmen nereden başlayacağımı kati olarak bilemiyorum. Arkadaşımın Tamalpais dağı eteklerinde, Mill Valley'de bir yazlık köşkü vardır, fakat oraya ancak kafasını dinlemek veya kitap okumak istediği zamanlar giderdi. Yazın sıcak günlerinde kalabalık şehirde kalır ve durmadan çalışırdı.... (Kitaptan)
414 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle bu kitabı okurken sadece bir konu bulmayacaksınız inanın size çok şey katacak ve bir sürü yeni şey öğreneceksiniz. Kurt Larsen ve Van Weyden arasında geçen - tabi daha sonra Maud'un da katılmasıyla birlikte- konuşmalar, varoluşçuluk ve maddecilik konusunda güzel örnekler sunacak. Kitabı okurken aynı soruları kendinize yöneltin. Günün koşturmacası içinde bu tarz sorulara ya da kendimizi sorgulamaya vakit bulamayabiliyoruz. Hem düşünsel bir yapıt hem de nefis bir olay örgüsü var. Sanki Van Weyden en yakın arkadaşınız ve bütün olanlardan sonra size başından geçenleri anlatıyor. Harika harika harika...
376 syf.
·4 günde·7/10
Kitap için karmaşık düşüncelerim var. Wolf Larsen ile çok dominant, acımasız bir karakter çizmiş bize Jack London.
Gemi kazası sonucu kendisini Wolf Larsen'in gemisinde bulan Humphrey Van Weyden'in manevi değişimini gözlemliyoruz kitap boyunca. "Hayalet" isimli gemide zorla alıkonulan karakterimiz; dengesiz, vahşi, kafasına estiğini yapmakta çekinmeyen ve bunun nedenleri ya da sonuçları hakkında bir dakika dahi düşünmeyen kaptan Larsen'in elinde oyuncak olur. Kaptanın vahşiliği ve bağışlamazlığı başlarda kanını donduruken, hayatta kalmak için kaptanın kurallarına göre oynaması gerektiğini öğrenir.

Van Weyden gemide geçirdiği zaman boyunca yavaş yavaş bir hanım evladı olmaktan çıkarak, emek insanına dönüşür. Hayatı boyunca başkaları tarafından desteklenmiştir ve bu gemide yaşadıklarından sonra kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenecektir.Kendi benliğinden farklı bir benliğe bürünmeye başlar farkında olmadan, çünkü kaptan Larsen'e göre zayıf olanlar ezilmeye mahkumdur ve hayatta kalamaz. Ona göre bu yaşamın gerçeğidir. Bu düşüncesini dile getirdiğinde Van Weyden kaptana "Darwin'i okumuşsunuz." der. Yani Wolf Larsen bunu yaşamın özü olarak görür ve yaptığı acımasızlıkların bahanesi budur bir nevi. Bu düşüncesinin doğruluğunu Van Weyden'e kanıtlamak istercesine de sürekli oyunlar yaratır ve dayanıklılığını ölçer. Hatta bir nevi Van Weyden’in güçlenmesinden keyif duyar. Van Weyden ise kaptanın himayesinde hayatta kalabilmek için güçlü olmak zorundadır.
Kitap tanıtımında Wolf Larsen’in üst insanı yansıttığı yazılıdır. Kaptan hem güçlü kuvvetli, vücudunda hiç yağ olmayan, kaslı bir adam olarak betimlenmiş,hem de okuyup araştıran, insan psikolojisini çözmüş bir adam olarak tanıtılmış. Küçük şeyler psikolojisi kısmı müthişti mesela.
Van Weyden ve Wolf Larsen’in bir düşünce ya da yazar hakkında fikir tartışması yaptığı kısımlar ve Van Weyden’in verdiği ölüm kalım savaşı çok iyi olmakla birlikte o kadar çok gemicilik terimi vardı ki okurken epey sıkıldım bir ara. Kitabın sonlarına doğru adadan gitmek için gemiyi tamir ettikleri kısımda verdiği o kadar detay yerine “Ecel Larsen” ya da “Hayalet”in mürettebatının akıbeti hakkında biraz daha detay okumak daha keyifli olabilirdi. İkinci baygınlık veren konu da Van Weyden ve kadın karakterin arasında bir şey olacağı belliyken konunun sürekli uzaması oldu. Etrafından dolanıp dolanıp konuya bir türlü giremedi. Karakterlere sürekli hadi sadede gelin artık bu ne yerli diziye döndürdünüz diye bağırmak istedim.:)) (Ben olsam Larsen ve kadının arasını yapar, kadını biraz ikilemde bırakır Van Weyden’e biraz daha eziyet çektirirdim Larsen tarafından. :) Bir de bu yönden test ederdim psikolojisini. =P ) Kısacası kendi görüşümce güzel konu, sağlam başlayıp zayıf biten kurgu ve yeteri kadar okuyucuya geçirilemeyen duygular kapsayan bir kitap okudum. Tartışılacak pek çok konu içeriyor elbette ve Perşembe akşamı 1k Bursa Okuma Grubu ile kitabı masaya yatırmayı planlıyoruz. :)
  • Yıldız Gezgini
    8.5/10 (192 Oy)162 beğeni445 okunma386 alıntı7.047 gösterim
  • İlahi Komedya
    8.5/10 (382 Oy)430 beğeni1.236 okunma1.089 alıntı21.236 gösterim
  • Demir Ökçe
    8.5/10 (661 Oy)632 beğeni2.048 okunma1.354 alıntı15.927 gösterim
  • Adem'den Önce
    7.9/10 (380 Oy)322 beğeni1.239 okunma274 alıntı9.259 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (1.096 Oy)1.082 beğeni4.607 okunma1.792 alıntı23.629 gösterim
  • Meyhane
    8.1/10 (253 Oy)229 beğeni907 okunma228 alıntı6.002 gösterim
  • Ecinniler
    8.8/10 (227 Oy)266 beğeni697 okunma1.192 alıntı14.937 gösterim
  • Delikanlı
    8.0/10 (153 Oy)176 beğeni677 okunma1.184 alıntı9.319 gösterim
  • Moby Dick / Beyaz Balina
    8.3/10 (235 Oy)215 beğeni967 okunma344 alıntı11.356 gösterim
  • Odysseia
    8.4/10 (197 Oy)197 beğeni690 okunma137 alıntı5.962 gösterim
376 syf.
·3 günde·8/10
Jack London'dan beşinci kitabımı da okudum. Bursa okuma grubuna ve Yadigar Hoca'ya teşekkürler.

Jack London denilince genelde ilkokul ve eskiden ortaokul derlerdi :) akla genelde Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı gelir. Ama benim aklıma ilk önce Martin Eden gelir çünkü okumaya başladığım zamanlarda onunla tanışmam beni kitaba yönlendiren, heveslendiren ve azimlendiren bir eserdir. Neyse biz Deniz Kurdu'na dönelim.

Bu kitabında ise Denizcilik üzerine artık ver Allah ver yapmış. Zaten yine Martin Eden'de bundan söz ediyor. O kadar çok denizlerde yaşamış ve denizler üzerine yazılar yazmış ki sanırım bu kitabı da deniz üzerine en fazla okunan eseri.

Denizde nasıl yaşanır, yardımlaşma nedir ? Görev bölümü ve denizcilik terimlerini çok iyi öğreneceğiniz bir eser. Deniz Kurdu derken gerçek bir deniz kurdunun nasıl bir hiyerarşi ve vahşice yönetim biçimini de öğreneceksiniz.

Kitap ilk başlarda yine o güzel Jack London betimlemeleri ve yaşama üzerine güzel kurgu ve felsefeleri ile başladı. Denizin acımasızlığı, kararlılık ve yüreklilik kavramları, yaşamın devinimi ve ölümsüzlük felsefesi. Ömer Hayyam'dan atıfta bulunmalar ve onun yaşama felsefesi, kapital düzene eleştiri, iş ahlakı ve prensibi bu konular gerçekten güzeldi. Diğerkamlık yani ( Diğerkâmlık veya altrüizm, “başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme” ya da “diğer insanlara maddi veya manevi kişisel çıkar gözetmeksizin yararlı olmaya çalışma ve 'bencillik karşıtı hareketler'de bulunma” olarak tanımlanır. ) bu söz ve tanımı öylesine güzel olan davranışa atıfta bulunma da harikaydı.

Sonra bir anda romana bir kadın giriyor ve roman bambaşka bir kurguya ve yöne kayıyor. Kadından sonraki kısımlar çok ilgi çekici değil ama hareketlilik ve aksiyon tavan yine. Aşk, kıskançlık derken farklı yöne gidiyor olaylar. Kadınla birlikte kahramanın kaçışı ve birlikte yaşayışı ise pek edebi yönleri olmasa da fok katliamını işlemesi ve yazarlık, editörlük ve basım yayın olarak irdelenmesi hoştu.

Bol kavgalı, işkenceli, benlik savaşı dolu, denizcilik terimleri ve savaşlarıyla bezeli, farklı felsefe ve düşünceleri işleyen, her zaman ki gibi hayvanların gözünden bakan ve onları kişileştiren ayriyeten haklarını savunan bir Jack London romanı.

Benim için ilk 5'imde 4. sırayı aldı. Jack London'u gerçekten Martin Eden'deki otobiyografik anlamındaki kişiliğinden dolayı ayrı bir severim. Tadı gerçekten başkadır. Bu yüzden kesinlikle tavsiye ederim ve iyi okumalar dilerim.
376 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Talihsiz bir gemi kazasından sağ çıkmışsınız sonra can yeleğiniz ile sonsuz denizin ortasında oradan oraya savrulup duruyorsunuz, bundan kötüsü ne mi olabilir, Kaptan Wolf Larsen'in gemisi tarafından kurtarılıp ayak basmanızdır bu gemiye elbette, bunun sebebini şimdi burada yazamıyorum fakat hikaye kahramanımız ziyadesiyle rahat hayatından sonra kötülüğün ve zulmün kol gezdiği bir gemide, zor şartlar altında çalışmak durumunda kalır, bu durum zamanla onu farkında oluş ve dönüşüm süreci olacaktır. Serüvenli ve fevkalâde sürükleyici bu hikayede; hayatın ve ölümün anlamları-kıymetleri gibi muhtelif felesefe konularına değinildiğini göreceksiniz. Bütün zalimliklerine rağmen Kaptan'ı da seveceksiniz.
Her yönüyle bir baş yapıt olduğunu söyleyebildiğim bu Jack London romanını okumadan geçmeyiniz derim. Okuduktan sonra düşünecek bir çok şeyiniz olacak...
Keyifli okumlar...
376 syf.
·8/10
Çok beğenerek okuduğum bir kitap. Hem macera hem kişilikler üzerine betimlemeler hem de güçlü bir anlatımla yaşarcasına okudum diye bilirim. Tavsiye ederim.
319 syf.
·37 günde·8/10
Jack London'u her okuyuşumda içimde yine o tarifsiz his. Roman değil de sanki felsefe kitabı okuyorum. Roman değil de sanki kişisel gelişim kitabı okuyorum. Hani hangi kategoriye koyacağımı bilemiyorum ben kendi kafamda. O diyalogların doyumsuzluğu, yaşam ve ölüm üzerine felsefesi, güçlünün ve zayıfın savaşı, daha neler neler... İki entellektüel insanın romanı bu aslında. Kaptan Wolf Larsen ve Humphrey Van Weyden'in çatışması. Materyalist Larsen ve idealist Van Weyden'in çatışması roman boyunca süregeliyor. Etkisi hiç azalmadan, aksine çoğalarak. Zaten London'un hayatını da göz önüne alınca, romandaki natüralist simgelerin etkisinin bu kadar güçlü olmasına şaşmamalı. Edebiyat tarihine böylesine karakterler kazandırdığı için minnet duyuyorum kendisine, kalemine ve aklına...
376 syf.
Her zaman mi Jack London işte...
Hani o aşk, hüzün, acı, ızdırap, sevinç, kötü kötü adamların olduğu ama sonu mutlaka iyiye bağlanıp (Son ile biten) eski Yeşilcam filmleri olur ya,

Ahh işte o 'Yeşilcam Filmleri' tadında bi kitap.
Ne ararsan var içinde...

Peki ya başka neler var içinde ...?

Neler mi var...?

Neler yok ki...!

Onca şey yazıp, başınızı gözünüzü ağrıtıp, zamanınızı alıp "hayyyy senin yaptığın incelemeye, bunca şey yazacağını bilsem valla hiç okumazdım, boşa zamanımı çaldın be" demenize fırsat vermeden (!) şunu ifade etmek istiyorum ;

Dünya iyilerin dünyası değil be arkadaş,
Her ne kadar iyilik sonunda kazanıyor olsa da,
Yıprandığınla, üzüldüğünle kalıyorsun..

Demem ki o ki ;
Sana kitap hediye etme potansiyeli görmediğin arkadaşlarla arkadaşlık kurmayacaksın arkadaş...

-"Ya sen altı üstü bi kitap incelemesi yapmıyor muydun? Şimdi kitap mitap hediye ne alaka be" dediğinizi duyar gibiyim...

Amann napim işte.. Jack London okuyunca akıl makıl kalmıyor insanda. Bi de karnım aç olunca... Mazur görün

İyi Okumalar.
376 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bir deniz kazası ve ardından muazzam bir serüven. Çok yönüyle kendine çeken nefes kesen bir macera.Ama kitabı zirveye taşıyan jack Londan 'ın hayal dünyasında doğup ete kemiğe bürünen kahramanı Wolf Larsen namı diğer Deniz kurdu.
işte tam bu noktada soluklanıp 'ya sen insan mısın?' demek geliyor içimden Jack London'a!
Böyle bir hikayeyi, böyle bir karakteri böyle bir kitabı yazmak için iyi bir yazar olmak yetmez.Bir yazar olmanın ötesinde mükemmel bir gözlemci, tecrübeli bir denizci, akıl mantık kurgusunu arızasız, çelişkisiz başlayıp sonuçlandıracak kadar da üst seviye zeka gerekli.En kaba saba hikaye ve yaşam tarzlarına kadını ve edebiyatı sokuşunda ki nezaket ve letafeti ise ayrıca takdire şayan.
376 syf.
·402 günde·Beğendi·7/10
Varlıklı bir aileden gelen Humphrey Van Weyden, geçirdiği deniz kazasının ardından Hayalet adlı uskunanın kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Barışçıl bir "beyefendi" olarak, iradesi dışında Larsen'in hizmetine girmesiyle kendini şiddet dolu "gerçek dünya"da bulacak; bu deneyim onu elitist bir entelektüelden, cesur bir eylem adamına dönüştürecektir.
376 syf.
·15 günde·7/10
Merhaba arkadaşlar. Dilim döndüğünce bahsetmek için çabalayacağım eser Jack London'ın "Deniz Kurdu" isimli eseri olacak.
Araya giren vize haftası gibi bahaneler sebebiyle kitabın bitmesi tamı tamına 2 haftamı aldı.
Aslında bakınca bunda bir etken daha var: Jack London'ın bu kitabında lafı oldukça uzattığı kanaatindeyim.
Bir faciadan kurtarılarak Hayalet isimli gemiye alınan ve Wolf Larsen isimli bir vahşiyle geçirdiği zamanı anlatan Van Weyden isimli bir kitap kurdunun hikayesiyle karşılaşıyoruz.
Hayatları okyanusun ortasında geçen bu insanlar arasında vahşiliğin ve acımasızlığın sınırsız ölçüsü, eserde bir hayli yer alıyor.
Wolf Larsen isimli kaptan her ne kadar cani olsa da aynı zamanda filozofvari bir karakter. Kitapta Van Weyden ile aralarında geçen çeşitli fikri tartışmalarda aslında Jack London kendi zihin yapısını ortaya koyarak onu meşrulaştırıyor.
El bebek gül bebek büyüyen Van Weyden ise başına gelen bu deniz macerasıyla birlikte adım adım hayata atılıp kendi ayakları üstünde durmanın ne demek olduğunun farkına varıyor.
Dediğim gibi kitabın biraz fazla ayrıntıda boğulduğu kanaatindeyim. Bu da kanaatimce kitabın edebi diline zarar vermiş demek mümkün. Orta bölümlerinde biraz sıksa da, son bölümlere doğru meydana gelen aşk macerasıyla birlikte kitap yeni bir soluk kazanıyor. Maud ile birlikte küçük bir adada yaşamaya başlayan Van Weyden'in hikayesinin bu kısmı bize adeta Robinson Crusoe'yu hatırlatıyor.
İnsan üstü bir yaratık olan Wolf Larsen, adım adım hayata atılan Van Weyden'in bu hikayesinde insan ve doğanın mücadelesi de tıpkı Beyaz Diş'te olduğu gibi tüm tazeliğiyle gözler önüne seriliyor.
Ayrıca İş Bankası Kültür Yayınları'nın kusursuz çevirisi de okuma zevkini güzelleştiren ayrı bir etken.
Jack London'ın bu kitabı okunmaya değer bir eser efendim.
"Yaşamın tek değerinin, kendisine biçtiği değer olduğunu biliyor musun?"
376 syf.
·28 günde·10/10
Yazar ile "Marten Eden" kitabı ile tanıştım. Bir başarı hikayesi, azim, pes etmeme gibi mesajlar içeren mükemmel bir hikayeydi. Okumadıysanız o da okunması gereken kitaplarından. İlk kitabı referans aldıktan sonra okunurluğu ve sürükleyiciliği iyi olan Jack London'ın bütün kitapları benim için artık okunacaklar arasındadır.
Deniz Kurdu'da çok güzel bir kurgu ile süslenmiş başlangıcı ile bitişi arasındaki duygu farklılıkları çok fazla olan bir kitap. Karakterin başladığı nokta ile finaldeki hali arasında dağlar kadar fark var. Bu değişime şahit olmak inanılmaz bir keyif.
Çok fazla hikaye içeriğine girmeden özetleyecek olursak; talihsiz bir deniz kazası sonucu kendini daha önce yaşamadığı bir deniz hayatı ortasında bulan Humphrey Van ile hayatını denizlere adamış Wolf Larsen arasında geçiyor. İkili arasındaki ilişki, birbirlerine bakış açılarının değişimi sürükleyici hikaye ile sizleri de saracaktır.
Okunması gerekenler listenize eklemelisiniz.
376 syf.
·21 günde·Beğendi·7/10
Önce kitaptan unutulmaz cümlelerin alıntısını yapalım:
*Kim bilir belki de o çirkin bedenden güzel bir ruh uçar masmavi göğe
*Siz işte böylesinizdir ölümsüz ruhlardan söz edip sonrada ölmekten korkarsınız.
*Uyur gezer insanlar!
*Güneş arkamda battığında, onun gözleri benim ışığım olmalı,
Sesindeki titreşimler ise, kulağıma gelen en son nağme olmalı...(Dowson)
Şişe cini diyorum Van Weyden'e çünkü içindeki asıl insanı o çıtkırıldım bedenine saklıyor böylece dünyada özgür değil. O şişeyi ovalayıp cini serbest bırakacak olağan dışı biri lazımdı ki ben o kişiye hayran kaldım.
Sarhoşları seyreden ayık bir adam gibiyim. Ve büyük bir tutkuyla ben de sarhoş olmayı diliyorum.
Jack London
Sayfa 261 - Bordo Siyah
Insan doğuştan kumarbazdır ve hayat, en büyük paradır. Kaybetme riski ne kadar artarsa, heyecan da o kadar artar.
Jack London
Sayfa 177 - Bordo Siyah
"Bu kadar küçük bir şeyle canını sıkma. Zamanla bu tür şeylere alışacaksın. Seni bir zaman topallatabilir, ama eninde sonunda yürümeyi öğreneceksin."
Jack London
Sayfa 38 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Bir topluluğun kapıldığı panik, insanın yalnız başınayken kapıldığı panik kadar korkunç değildir.
Jack London
Sayfa 22 - Bordo Siyah
"Ve de asla yaşam üzerine felsefe yapmaz," diye ekledim. Tarifsiz bir hüzün havasıyla, "Hayır," diye yanıtladı Wolf Larsen. "Ve yaşama kafa yormayı bir yana bıraktığı için de çok daha mutludur. Hakkında düşünemeyecek kadar yaşamakla meşgul. Benim hatam ise bir kere kitapların kapağını açmış olmak."
Jack London
Sayfa 100 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Denizin hırçın olması gibi, dünya da vahşetle doludur. Kimini deniz hasta eder, kimini dünya.
Jack London
Eğitim Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deniz Kurdu
Baskı tarihi:
1973
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
975303098700
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akba Yayınevi
Başıma gelenlerin sebebini şaka yollu da olsa Charley Furuseth'e yüklememe rağmen nereden başlayacağımı kati olarak bilemiyorum. Arkadaşımın Tamalpais dağı eteklerinde, Mill Valley'de bir yazlık köşkü vardır, fakat oraya ancak kafasını dinlemek veya kitap okumak istediği zamanlar giderdi. Yazın sıcak günlerinde kalabalık şehirde kalır ve durmadan çalışırdı.... (Kitaptan)

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 12 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları