Don Kişot/Cervantes
"Yol Arkadaşım Kitap" projemiz kapsamında her ay okuyup, üzerinde konuştuğumuz programımıza tatlı bir kahvaltı ile başlayıp, son kitabımızı bitirmiş olduk, katılım saglayan tüm öğrenci ve öğretmen arkadaşlarımla şükranlarımı sunarım.
Cervantes acaba 1600 yıllarda bu kitabı yazarken, *ilk modern roman olarak kabul edileceğini ve çağlar aşacağını, herkese ilham veren bir roman olacağını düşünür müydü?*
Bilemeyiz.
*Yaşar Kemal, Don Kişot’un biri gençlikte, biri orta yaşta, diğeri de ilerleyen yaşlarda olmak üzere üç kere okunması gerektiğini* söylemiş. Çok haklı. Öğrencilerime "İlkokulda muhtemelen okuduz simdi genç yaşta okuyup tadını çıkarmanın zamanı" dedik ve beraber okuduk
Birkaç karakter üzerinden yol alayım.
Sanço, adamım benim, ilk başlarda çok değil küçük bir ada sahibi olayım, şehri yönetiyim halleri taşıyan ikinci sınıf karakter oyuncusu, hayalleri ancak Don Kişot ile gerçekleştirebilir, çok zorluk çekti, ada sahibi bile oldu ama anladi ki bu işler ona göre değil, Ferdi Tayfur dinlemezdi ama o da lisan-ı hâl ile "Hadi gel köyümüze geri dönelim" demeye başlamıştı.
Berber ve rahip, her mahallenin demirbaşı, samimiler, kahramanımız mahalleye geri kazanma derdinde
Dulcinea, hayali karakter, olmayan dünyalar güzeli prenses, olsaydı ne iyi olurdu, görülmemiş tutkuyla bir aşığı var.
Don Kişot, çocuk olsa yanaklarını sıkarım, saf, masum, temiz, okuyan, araştıran, geçmiş ile gelecek, gerçek ile hayal, modern dünya ile eski dünya arasında sıkışıp kalmış bir şövalye, bir beyefendi. İnandığı dava peşinde canı pahasına koşuyor, bir söz var, yanlış bildiğim yolda milyonlarla yürümektense doğru bildiğim yolda tek başıma yürürüm, işte tam da bu. Koşuyor, vuruyor, vuruluyor ama vazgeçmiyor.
Ha bir de aşık, kime ? Dulcinea'ya , öyle biri var mı ?