Dreyfus Davası

Sami Selçuk
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 48 dk.
Sayfa Sayısı:
99
Basım Tarihi:
1 Ekim 2019
İlk Yayın Tarihi:
Nisan 2016
Yayınevi:
İmge Kitabevi Yayınları
ISBN:
9789755337661
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·99 syf.··
2021 60. kitabı
İnsan, bunların gerçekten yaşandığına hayret ediyor. Tüyler ürpertici bir yargılama yanılgısı. Kurtlar sofrası gibi. İnsan dosdoğru yolunda gitse de bela gelip onu bulabiliyor. Karakterler biraz kafa karıştırıcı geldi bana, isimlerin, rütbelerin ve ünvanların fazlalığından dolayı sanırım. Bu sebeple muhakkak tekrar üstünden geçilmesi gerekir. Çok fazla gerek olmasa da bir ön araştırma istiyor. Emile Zola'nın Suçluyorum kitabıyla peşpeşe okunmalı. Emile Zola zaten sevdiğim bir yazardı. Bu kitabı okuduktan sonra da anladım ki hayran olmamak elde değil. Davanın sonuçlanmasında çok büyük katkısı olan Zola'ya göre her şeye karşın "Gerçek yürümektedir."
1000Kitap
Dreyfus DavasıSami Selçuk · İmge Kitabevi Yayınları · 2019209 okunma
Puan vermedi·99 syf.··
2021 161. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2021 22:27
Özellikle hukukçular arasında bilinen ve verilen hükümlerle, yaşanılan olaylarla tarihe geçen ünlü davalar vardır. Dreyfus Davası da bunlardan birisi. Bu dava, Fransa'da haksız yere casuslukla suçlanan Alfred Dreyfus'un davasıdır. Olaylardan biraz bahsetmek gerekirse... Hem Fransa Savaş Bakanlığında Haber Alma Servisi görevlisi hem de Almanya Büyükelçiliğinde hizmetli olan bayan Marie Bastian, Alman Büyükelçiliğindeki askeri ataşe Maximillian von Schwartzkoppen'in çöp sepetinde imzasız bir mektup bulur ve bu mektubu Fransız Haber Alma Servisindeki subay Henry'e iletir. Mektupta, Fransa'ya ait bilgilerin verilmesi vaadedilir. Bu kağıdın bir belge niteliğinde olduğuna kanaat getirenler, indirgemeci bir mantıkla şöyle düşünür: "Olsa olsa bu belge, genelkurmaydaki dört birimden birinden çıkmıştır. Başka kaynaklardan olamaz." Araştırmalar bu dört birimle sınırlı tutulur ve şüpheler Yahudi kökenli Alfred Dreyfus'ta buluşur. (Neden bir başkasından değil de Alfred Dreyfus'tan şüphelenildiğinden kitapta yeterince bahsediliyor.) Belgedeki yazıyla, Alfred Dreyfus'un yazısının karşılaştırılmasına öncelik verilir. Sonunda Dreyfus'un suçlu olduğuna ve ajanlık yaparak bilgi sızdırdığına kanaat getirilir. Aslında olay bundan sonrasında başlıyor. Olayın içerisine birçok isim, birçok rütbe dahil oluyor. Kimilerinin başına, Dreyfus'un suçsuz olduğunu savunduğu sırada gelmeyen kalmıyor; kimileri de Dreyfus'un suçsuz olduğunu bile bile onu mahkum etmeye çalışıyor. Ta ki Dreyfus'un tamamen suçsuz olduğu kesin olarak anlaşılana kadar... Bu sırada kimisi intihar ediyor, kimisi yaralanıyor, kimisi ise çabalayarak kazandığı ünü riske atıyor. İşte burada sahneye giren isim Emile Zola oluyor. Zola, Dreyfus'un suçsuz olduğunu biliyor ve "Suçluyorum" ismiyle hazırladığı açık mektubunda şöyle
1000Kitap
Dreyfus DavasıSami Selçuk · İmge Kitabevi · 2016209 okunma
9/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2018 131. kitabı
Kitap İnceleme Yazısı Kitap Adı: Dreyfus Davası Yazarı : Prof.Dr. Sami Selçuk Yayınevi : İmge Kitabevi Baskısı :3.Baskı / Haziran 2018 Bireylerde hukuk bilinci gelişmeden, hukuk toplumu olmadan, tüm sistematiğinde, hücrelerinde, genlerinde, adaletin dolaştığı bir devlet düzeni oluşmayacağı anlaşılıyor. Kronolojik tarihsel olaylardan Bu kanıya varabiliyoruz. Hukuk; adalet, güven, kalıcı düzen, özgürlük, barış ve sevgi eksenli bir dayanışma doğurmuyorsa, toplumsal dokudan kaynaklanan yapısal bir sorun var demektir. “Hukuk nedir, hangi sorunları çözer, niçin gereklidir” diye sokakta bir anket yapalım, hukuk zihniyetimiz ortaya çıkacaktır. “İcra, çek, senet, boşanma, trafik kazası, vergi borcu, cinayet, iflas, yaralama ve benzeri sorunları çözmek için gerekli bir kural, kurum ve yöntemler bütünü” olarak algılandığı ortaya çıkacaktır. Hukuk elbette bunları da kapsayan, kural koyan, çözüm sunan bir sosyal bilim dalıdır. Tarih, felsefe, mantık, sosyoloji, psikoloji ve diğer fen bilimleri ile iç içedir hukuk. Adalet; mülkün güvencesi, insanlığınsa temelidir. Adaletle inşa edilemeyen hiçbir yapı ve organizasyon kalıcı değer üretemez. Allah uzun ömürler versin, 80 yaşını aşmış, kitabın yazarı, hukuk duayeni, Sayın Prof. Dr. Sami Selçuk, bilim ve insanlık aşkıyla halen eserler yazıp, üniversitede ders anlatıyorsa, biz de bu kervana, ayda en az 2 kitap okuyarak katılmamız gerekiyor. Yazarın 7 kitabını temin ettim, hepsini dikkatlice okuyacağım. Hukuk literatürüne, “Dreyfus Davası” diye geçen olay, 1894 yılında Fransa’da geçer ve 12 yıl sürer. Yüzbaşı Alfred Dreyfus, Fransız ordusunda görev yapan Yahudi asıllı bir askerdir. Almanya hesabına casusluk yapmakla suçlanır. Askeri, siyasi, ekonomik başarısızlıkların üstünü örtmek için bir suçlu aranmıştır
Hukuk
Dreyfus DavasıSami Selçuk · İmge Kitabevi · 2016209 okunma
Suçluyorum
Puan vermedi·99 syf.··
2019 19. kitabı
(Spoiler içerir) Öncelikle davanın filmi kitabından daha güzeldi. Yüzbaşı Dreyfus Yahudi olması sebebiyle önyargı ile mi ordusunda muvazaaf görev yaptığı Fransa ülkesine karşı vatan hainliği ile suçlandı yoksa sadece Yahudi olduğu için suçlu bulunmak mı istendi? Önyargının etkisi olsa da Yüzbaşının suçlu bulunmasının asıl nedeni yalnızca Yahudi olmasıydı. Kolayca ona iftira atıldı. Yüzbaşı Dreyfus'un hocası olan Fransız Yarbay Picquait Yahudileri sevmezdi. Fakat Dreyfus'un suçsuz olduğunu gördüğü için davanın yeniden görülmesini istedi. Vicdanının sesini dinledi. Yüzbaşı suçsuz olduğu için, onun hapishanede yatmasına göz yumamadı. Tutuklanmayı, belki de hayatının manası olan ülkesinin ordusundan atılmayı göze aldı. Oysa ki Yahudileri sevmediği için belki Dreyfus'un suçlu olmasını dahi isterdi. Fakat o masumdu. Gizli bir belgeyle suçlandı. Aleyhine delil yoktu. Aksine lehine olan deliller karartıldı. Trajikomik olarak Yarbay Picquait sırf adaletin peşinden koştuğu için aslında sevmediği Yahudileri korumakla suçlandı. Sürüldü, tutuklandı... Emile Zola'nın 'İtham Ediyorum' başlığı altında Dreyfus'un suçsuzluğunu kamuoyuna duyurması, davanın yeniden görülmesi Yüzbaşı'nın yeniden suçlu bulunmasını engellemedi. Fakat bilindiği üzere gerçekler er veya geç ortaya çıkar. Adaletin tecellisi için er veya geç yoktur. Onurunu korumanın körü körüne inançtan daha iyi olduğunu bilen ve bunu uygulayan Yarbay Picquait, Dreyfus ve ailesi, Emile Zola ve diğer adaletin peşinden gidenlerin çabaları sonucunda Yargıtayca Yüzbaşı Dreyfus 7 yıl sonra suçsuz bulundu. Görevine iade edildi. Kendisine rütbeleri geri verildi... Montaigne'nin dediği gibi 'Adaletin olmadığı yerde ahlâktan bahsedilemez.' Ve adaleti olmayan bir millet, yok olmaya mahkumdur.
Hukuk
Dreyfus DavasıSami Selçuk · İmge Kitabevi · 2016209 okunma
DREYFUS DAVASI VE HUKUKUN SOPA GİBİ KULLANILDIĞI DAVALARLA İLGİLİ İNCELEME
8/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2022 14:38
Dreyfus Davası bizim için özel ve irdelemeye değer bir dava değil. Zira bizde bütün davalar birer Dreyfus Davası’dır hatta daha da beter. Kitabın tanıtımında “Anayasa Mahkemesinin AK Partiyi kapatma davası, Ergenekon-Balyoz" davalarından söz ediliyor olmasından dolayı almıştım kitabı ama kitapta bizim yerli Dreyfus davalarımızla ilgili bir irdeleme yok. Kitabın konusu benim için çok bilinen bir konudur ve bu kitaptan sadece Sedan hezimetini unutturmak için Dreyfus’un kurban seçildiğini öğrenmiş oldum. Bizdeki her Dreyfus Davası için bir kitap yazılacak olsa, her halde yüz bin ciltlik bir hukuk faciaları ve devlet terörü külliyatımız olurdu. Örneğin Ermeni Tehciri, Mustafa Suphiler, Kemal Tahir, Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Menderes, Deniz Gezmiş, Erdal Eren ve bütün Ergenekon, Balyoz, FETÖ, Gezi davaları birer Dreyfus Davası’dır elbette. Aynı Sedan yenilgisi gibi, bu davlarda da ana gaye yönetenlerin kirli, karanlık, hukuksuz işlerinin üstünü örtmektir. SONUÇ OLARAK: Yahudilerin üstün meziyetlerinden birisi de kendilerine yapılan hiçbir haksızlığı sineye çekmemeleri ve unutturmamalarıdır. Dreyfus şayet Yahudi olmasaydı, birinci derece akrabaları hariç bu davayı hiç kimse hatırlamaz, şüphesiz unutulur giderdi. Fakat mağdur bir Yahudi olunca, işte böyle dünyaya mal oluyor ve asırlarca unutulmuyor, unutturulmuyor. Oysa bizde hukuk daima sopa olarak kullanılmıştır ama biz yine de “Şeriatın kestiği parmak acımaz” diyerek, bu zorbalıklara, bu devlet terörüne meşruluk kazandırmaya çalışırız. Menderes’i idam edenler, onu katletmeyi az bulmuş olmalılar ki, idamdan bir gün önce ona makattan prostat muayenesi yapacak kadar alçalmışlar, Erdal Eren ise daha çocuk olduğundan, yaşı büyütülerek katledilmiştir. Ve tarihimiz bu ayıplar, bu facialarla doludur. Kirli, karanlık, ahlaksız
Dreyfus DavasıSami Selçuk · İmge Kitabevi · 2016209 okunma
9/10
·99 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
Kitapta aslında temel olarak bilmediğimiz bir şey yok fakat dünyanın en önemli davalarından biri olan dreyfus davasını, Sami Selçuk, çok yalın ve anlaşılır, üstelik okuyucuyu hiç sıkmadan özetlemiş. 1800lü yılların sonunda almanlar karşısında tökezleyen ve yenilgi yaşayan fransız askeri kanadı, yenilgiye fatura ararken, tam da istedikleri profilde (yahudi) yüzbaşı dreyfus’a denk geliyorlar ve onun alman casusu olarak haksız yere yaftalanması, bu iftiradan, 10 yılın üzerinde süren bir mücadele sonucu kurtuluşunu konu alan kitapta, emile zola’nın muazzam kalkışması/dik duruşu tüyleri diken diken ediyor. Bir entellektüel ile bir aydın arasındaki farkın ne olduğunu zola’da görüyorsunuz… koskaca fransa’ya hatta ülke yönetimine fikirleri/savunusuyla yön veriyor ve mahkemenin kararını etkiliyor.. mutlaka okunmalı, çok güzel bir eser olmuş.
Dreyfus DavasıSami Selçuk · İmge Kitabevi · 2016209 okunma
Dreyfus Davası
8/10
·99 syf.·
2021 24. kitabı
8/10 1. Dünya hukuk tarihinin önemli olaylarından bir tanesi olan 'Dreyfus Olayı'nın irdelendiği, kısa, akıcı bir kitap. Kapak kısmında Alfred Dreyfus'un nişanlarının sökülmesi ve kılıcının kırılmasına ilişkin resim vardır. Emile Zola'nın "Suçluyorum" başlıklı açık mektubu Dreyfus Davası nedeniyle kaleme alınmıştır. 2. Ele geçen bir casusluk belgesi kimin tarafından yazılmıştır? Bu basit sorunun, önyargılı cevaplarıyla karmaşıklaşan yargılama ve yeniden yargılama süreçleri. İntiharlar, toplumun ikiye bölünmesi, iktidar ve hukuk ikilemleri... Olaya ilişkin kısa bir ön bilgi için bkz. tr.wikipedia.org/wiki/Dreyfus_Ol... 3. Kitapta yer yer isim, anlatım karmaşası hissettim. Okumanın öncesinde kısaca olayı araştırmak daha yararlı olacaktır. Daha güzel bir anlatım olabilirdi. Ancak okunmaya değer bir eser olduğu ortadadır. Aynı meselenin irdelendiği başka eserler de vardır: "Dreyfus Olayı", "Subay ve Casus"...
Dreyfus DavasıSami Selçuk · İmge Kitabevi · 2016209 okunma
Dreyfus
9/10
·99 syf.··
2017 8. kitabı
·
90 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2017 00:00
Dreyfus davası olarak bilinen bu önemli dava 19. yüzyılın sonlarında hukuksuz bir yargılama sonucunda casusluk yaptığı gerekçesiyle haksız yere tutuklanan Yahudi bir Subay olan Dreyfus'un davasıdır. Yahudi toplumuna karşı , diğer azınlık olan toplumlara karşı ön yargılarla, uydurma hikayelerle, mitlerle insanları birbirine düşman etmek, mevcut durumu muhafaza etmek ve yanlışların üzerini örtebilmek, başka önemsiz konuların konuşulup, daha önemli meselelerin üzerini kapamak için, kötü yöneticilerin daha iyi bildiği bir yöntem yoktur. Sami Selçuk, haksız hukuksuz yargılamalara karşı ünü dünyaya yayılmış, hukuk fakültelerinde okutulan bu davayı herkesin anlayabileceği bir dille aktarmış yorumlamış...
İnsan ve Toplum
Dreyfus DavasıSami Selçuk · İmge Kitabevi · 2016209 okunma

Yazar Hakkında

Sami SelçukYazar · 21 kitap
Sami Selçuk (d. 1937, Taşkent, Konya), Türk hukukçu. 1955 yılında Konya Lisesini, 1959 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmiştir. Ankara yargıç adayı olarak mesleğe başlamış sonra sırasıyla, Sütçüler, Akşehir, Yenice ve 1972'den sonra Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulunmuştur. 21 Eylül 1982 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilmiştir. Fransızca ve İtalyanca bilmektedir. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde doktora yapmış, 1986 yılında Doçent olmuştur. Birçok basılı eseri, Varlık (İstanbul), Türk Dergisi, Revue penitentitiare et de droit penal (Paris), Revue de droit penal et de criminologie (Bruxelles), Archivio penale (Milano), Cuadernos de politica criminal (Madrid) adlı yerli ve yabancı dergiler ile günlük basında yayımlanmış Türkçe ve yabancı dilde; hukuk, dil, laiklik ve Atatürkçülük ve çeşitli konularda makale ve denemeleri vardır. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 7 Temmuz 1999 tarihinde Yargıtay Birinci Başkanlığına seçilmiştir. 15 Haziran 2002 tarihinde yasal yaş sınırı nedeniyle emekliye ayrılmıştır. 3 Kasım 2002 Türkiye genel seçimleri'nde ANAP'tan Ankara 2. bölge 1. sıradan milletvekili adayı olmuş ancak milletvekili seçilememiştir. Emekliye ayrıldıktan sonra Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin öğretim üyeleri kadrosuna dahil olmuştur ve Ceza Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığına seçilmiştir. Fakültede Ceza Hukuku ve Ceza Usul Hukuku dersleri vermektedir. Ayrıca Aralık 2010'dan itibaren AİHM Danışma Paneli (AİHM yargıçlarını değerlendirmek yeterliliğini incelemek üzere kurulmuştur) üyeliğine seçilmiştir. Kamu Görevlileri Etik Kurulu üyeliği görevini de yürütmüştür.