Dördüncü Kitap

Durgun Don

Mihail Şolohov
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·616 syf.·
2020 45. kitabı
Bazı kitaplar komünist kitap diye mimlenmiş bu da onlardan biri fakat ben herhangi bir komunistlik görmedim bu kitapta. "Esas komünistlik bundan sonrasında beybaba" diye diye bütün ciltleri bitirdim ama yok. Dolayısıyla vatan millet aşkıyla yanan kardeşlerim gönül rahatlığıyla okuyabilirler. Kazakları kime benzetebiliriz bilemiyorum çok Rus bir oluşum. Belki biraz Kürtler ama çok da değil çünkü Rusça konuşuyorlar dinleri de aynı ama farklılar. Kitapta bir yerde Stokman askerî bir kast diyordu kazaklar için en akla yatkın olan tanım bu. Zamanında Rusya'yı çok ugrastirmis olsa da sonrasında tabiri caizse çarın köpeği olmuş bir halk. Dolayısıyla devrimcilerle çatışma yaşamaları şaşırtıcı değil. Kitap da bu çatışmayı kazakların cephesinden göstermeye çalışmış denebilir. Üçüncü ciltteydi sanırım, Luhaçev'in şehadeti kitapta en sarsıcı kısımlardan biriydi. O ağır işkence ve barbarlık sonrası bir an tüm soğukkanlılığımı yitirip Menemen olayları sonrası M.Kemal gibi "Yakın, yıkın.. kesin kazakların alayını" diye bir alevlendiysem de sonrasında kavradikca daha anlayışlı oldum diyebilirim. Beğendim ama ben ne beklerdim biraz Kızıllar'ı övsün biraz farkı ortaya koysun ki az keyiflenelim, helal yoldaşlar diye kendimizden geçelim. Eğer fark yoksa da bunu bilelim bunun neden böyle olduğunu bilelim. 'Savaşta iki taraf da birbirine benzer gerçekçiliği'ni anlıyorum lakin onaylamıyorum. Kurgu eserden bahsediyoruz savaş güncesi değil. Kurguda yazar yeni bir dünya yaratıyor hele ki devrimini yeni yapmış bir ülkenin yazarı için bu çok daha büyük bir sorumluluk. Hiç bilmeyen biri, "bu kızıllar da neyin nesi sictilar adamların hayatına" der bu romanı okuduktan sonra, diyebilir. Bunu dedirtmemek lazım işte. Çar döneminde ölmüyorduk belki ama zaten yasamiyorduk demeli roman. Tanrılar
Durgun DonMihail Şolohov · Sosyal Yayınlar · 1965885 okunma
10/10
·616 syf.··
Beğendi
·
2022 92. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2022 14:19
Dört ciltlik Durgun Don bitti. Ama ne yalan söyleyeyim, İnce Memet’ten sonra bu kadar akıcı ve sürükleyici bir nehir roman okumamıştım. Kazak Melehovların ve Kazakların etrafında, 1914-1920 yılları arasında yaşanan 1. Dünya Savaşı ve özellikle Bolşevik İhtilali ile Rusya’da başlayan iç savaş muhteşem bir şekilde işleniyor. Topluma ve hayatın içine harika bir tarzda dokunarak tarih apaçık ortaya konmuş. Benim asıl aradığım tarih de bu zaten. İnsanların yaşadığı… Son ciltte Gregor Panteleyeviç Melehov’un iç savaşta savrulmaları ustaca işlenmiş. Bir o yana, bir bu yana fikirsel ve tutum olarak yaklaşması hatta içine girip mücadele etmesi, Gregor’un şahsında Kazakların/Rusların Bolşevik ihtilalinde yaşantısını yansıtıyor.
Durgun DonMihail Şolohov · Sosyal Yayınlar · 1965885 okunma
9/10
·496 syf.··
2022 56. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2022 07:06
Tüm savaşlar korkunçtur, ama hiç bir şey iç savaştan daha korkunç değildir. O öyle bir savaştır ki ; Ayni ailede kardeş kardeşin peşine düşer, baba oğlunun peşine düşer. Şolohov'un yazma süreci 15 yıl sürdüğü eserinde 1.Dünya savaşı ,1917 Devrimi ve iç savaşı kaleme almış. Çarlığın yıkılışını, Bolşevikler ve çarlık yanlıları arasındaki savaşı Kazakların gözünden anlatılıyor. Yazar romanda doğayı öyle bir anlatmış ki hayal etmekten öte;doğanın kokusunu içinize çekiyorsunuz . Bu konuda Tolstoy'dan iyisini okumamıştım ama bu eserle Tolstoy'u sollamış Şolohov. Tarih ve kurgu sentezi olan bu çalışmada 982 karakter yer alıyor, ve bunlardan 363 tanesi gerçek tarihi karakterden oluşuyor. İç savaşı ve Devrimi ,Kazakların yaşamları hakkında bilgi sahibi olacağınız, bazı yerlerde askeri detaylardan dolayı sıkılacağınız ama bittiğinde "iyi ki" diyeceğiniz bir okuma sizi bekliyor.
Edebiyat
Durgun Don - Cilt 4Mihail Şolohov · Yordam Edebiyat · 2021885 okunma
Hep beraber olunca ölüm o kadar kötü gelmez insana
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2016 42. kitabı
·
245 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2016 00:00
Mihail Şolohov 4. Ciltte bizlere Don Kazakları'nın ayaklanmaları, Don bölgesinde kurulan bağımsız cumhuriyetler, İç Savaş ve Avrupa'nın bu iç savaştaki rolü üzerinde duyulmaktadır. Bu kargaşada savrulan kahramanlarla canlı bir belgesel ve çağdaş bir destan sergiler Şolohov adeta bir sov yapmaktadır. Kazaklar hakkında birçok doneler vermektedir bu eserinde bizlere. Şolohov emek harcayıp 14 yılda yazmış iyi ki okumuşum dediğim eserlerin başında geliyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Durgun Don - Cilt 4Mihail Şolohov · Yordam Edebiyat · 2021885 okunma
9/10
·496 syf.··
2020 45. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2020 23:53
DURGUN DON-ŞOLOHOV -Zengin içerikli, destansı romanla karşınızdayım. Öncelikle eserde (4cilt) anlatılan hikaye yaklaşık olarak on bir yıllık dönemi kapsamaktadır. Mayıs 1912’den Mart 1922’ye kadar olan sürecin işlendiği epik anlatıda Melehov ailesi üzerinden birçok olay anlatılır. İlk ciltte Don Kazaklarının yaşantıları üzerinde fazlaca durulmuş, onların sosyal ilişkileri, gelenekleri ve geçim kaynakları sıralanmış. Bunlar dışında cildin sonuna doğru 1.Dünya Savaşı patlak verir. Şolohov ilk cildi 22 yaşında kaleme almıştır. İkinci cilt ise Şubat, Ekim devrimleri ile birlikte eski Rusya’nın çöküşüne vurgu yapılmaktadır. Üçüncü cilde gelirsek bana göre 1 ve 2.ciltten daha akıcı olduğunu söyleyebilirim. Tam burada Gregor Melehov karakterine bir parantez açayım. Gregor ve ailesi Don Nehri kıyısında yaşar, hayvancılık ve tarım neredeyse tek geçim kaynaklarıdır. Gregor eğitim almaz, oldukça kabadır ama aynı zamanda da çok güçlüdür. Öte yandan yarı Türktür…Başkası ile evli olan Aksinya ile aşk yaşar. Üçüncü ciltte bölge insanları devrimden ve karanlık atmosferden kurtulup yeni bir yaşam biçimi aramaktadırlar. Ayaklanmalar da yavaştan meydana gelir. Dördüncü ciltle beraber iç savaş hemen hemen son bulur ve insanlar geri evlerine, köylerine dönerler. Tabii artık geride pek bir şey kalmışsa… -Genel olarak son iki cildi okurken daha çok keyfi aldığımı söyleyebilirim. Önemli noktalardan bir tanesi de Rus Halk Edebiyatı ile Rus Klasik Edebiyatını kaynaştıran bir tarafı vardır bu anlatıların. Şolohov, Gregor karakterini bir bir kızıllar tarafına geçirir bir beyazlar tarafına şüphesiz iki tarafı da detaylı anlatmak için böyle bir yöntem tercih etmiştir. Bu eser Sovyet Edebiyatında Toplumsal Gerçekçilik akımının dışında Yeni Realizm akımı içerisinde adlandırılabilir. Savaşın insan
Edebiyat
Durgun Don - Cilt 4Mihail Şolohov · Yordam Edebiyat · 2021885 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2019 65. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2019 01:15
Çok ama çok severek okudum, elimden bırakmak istemedim. İlk 3 cildi arka arkaya okudum, araya birkaç kitap aldıktan sonra da 4.cildi okuyarak seriyi tamamladım. Hem büyük bir heyecanla çevirdim sayfaları hem de hiç bitsin istemedim. Yine de böyle muazzam bir seriyi bitirmiş olmanın hazzı başka. Serinin son kitabında, Bolşeviklerle Beyazlar arasındaki iç savaşın bitişini ve Don Bölgesi’ndeki Kazakların akıbetini okuyoruz. Yürek burkan yerleri var kitabın, özellikle benim gibi bağlandıysanız kahramalara. Hiç unutamayacağım kitaplardan biri oldu. Uyandırılmış Toprak ile devam edeceğim. Mutlaka okuyun.
Durgun Don - Cilt 4Mihail Şolohov · Yordam Edebiyat · 2021885 okunma
9/10
·496 syf.·
2021 133. kitabı
4 ciltlik kitap. Don Kazaklarının yaşamlarını anlatan ,1.dünya savaşı, çarlık rusyasının yıkılışı, bolşevik devrimi, Kazakların ayaklanmasını anlatan kitapda Gregor Melehov ,ailesi ve çevresinde gelişen olaylar zinciri anlatılıyor en çok 4.cilti beğendim, savaşta ölenler, yaralı dönenler, tifüs salgını, savaşın anlamsızlığı,acımasızlığı çirkin yüzünü yazar iyi yansıtmış. Ben beğenerek okudum sizlerde okuyun.
Durgun Don - Cilt 4Mihail Şolohov · Yordam Edebiyat · 2021885 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2021 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2021 14:29
Serinin son kitabı. Savaş, aşk, yaşamlardan kareler... Hİç yormadan sıkmadan tekrara düşmeden okunan bir seri. Çeviri de oldukça iyiydi. Her ciltte ayrı bir tat. Gregor ile yaşanıyor resmen hayat.
Durgun Don - Cilt 4Mihail Şolohov · Yordam Edebiyat · 2021885 okunma
10/10
Durgun Don serisini okumak oldukça keyifli bir okuma deneyimi. Öyle akıcıydı ki, dört ciltlik kitap, Durgun Don nehrine gürül gürül akarak dökülen dereler gibi akıp geçti. Harikulâde, capcanlı doğa tasvirleri nasıl da beni alıp içine çekti. Sanki bozkırda seyahat ettim; Don Nehrinde yüzerek karşıdan karşıya geçtim; at toynaklarının, karda yürüyen insanların, ormanda ötüşen kuşların seslerini dinledim. Yazık ki kılıç seslerini, vızıldayarak geçen ya da vücuda saplanan kurşun seslerini, takırdayan makinalı tüfek seslerini, top seslerini de bol bol dinlemek zorunda kaldım. İnsanlar gördüm: önce birinci dünya savaşında cepheden cepheye sürüklenen, savaşın vahşetini tepeden tırnağa yaşayan; sonra da hiç ara vermeden iç savaşta Kızıl ordunun ya da Beyaz ordunun saflarinda, ya da Asi birliklerinde savaşmaya devam eden insanlar. Bir de cephe gerisinde onları umutla ya da umutsuzca bekleyen kadınlar, çocuklar, yaşlılar gördüm. Paramparça olan aileler , insanlar, yaşamlar gördüm. Savaştan bıkkınlık gelmiş, yetti artık ne zaman bitecek diye feryat edenler canlar gördüm. Nasıl bıkmasınlar ki, önce 1. Dünya savaşında 1914-1917 arasında Prusyalı Almanlarla, Avusturyalılarla, devamında 1917 Bolşevik devriminden 1920'li yıllara kadar da iç savaşta durmadan savaştılar. Don kazanlarının köylerinde yaşlılar ve çocuklardan başka erkek kalmadı. Savaşanların ya da geride kalan ailelerin umutlarını, acılarını, trajedilerini görmezden gelen acımasız savaş, alıp yuttu herbirini. Ve sadece gözyaşı bıraktı ardında... Anlatım harikulade, karakterleri yaşamın içinden çekip almış yazar. Önüne kattığı herseyi dişlilerinin arasında ezip gecen zamanın acımasız çarkı bir süreliğine duruyor, içinden çıkan her biri yaşam dolu capcanlı karakterler ve onların yaşamları gözümüzün önünde öyle güzel
Durgun Don - Cilt 4Mihail Şolohov · Yordam Edebiyat · 2021885 okunma
8/10
·496 syf.··
2021 9. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2021 00:03
Durgun Don serisinin ilk cildinde, Don Kazaklarının geleneklere bağlı yaşamlarına tanık olurken, bir yandan da yaklaşmakta olan 1. Dünya Savaşının adımlarını okuyoruz. İkinci ciltte Şubat ve Ekim devrimleri ile birlikte eski Rusya'nın çöküşüne tanık oluyoruz ve iç savaş da hemen kapıdadır. Üçüncü cildin arka planında, General Krasnov'un, Bolşeviklerin yenilgisi halinde bağımsız bir Don'un mümkün olabileceği yalanıyla Ataman seçilişi ve gitgide harlanan İç Savaşı okuyoruz. Dördüncü ve son ciltte ise, Ekim devrimi sonrasında yaşanan İç Savaşın sona ermesi, sağ kalanların eve dönüş hikayelerini ve aslında iç savaş bitse de, kapanmayan hesapların intikamları ve sorunlarını okuyoruz. Yazar seri boyunca bize karşı karşıya olan ve bir türlü bir noktada buluşamayan, iç savaş bitsede hala çatışmada olan kızıllar ile beyazların kendilerince haklı davalarını ayrıntılı ve açık bir şekilde okura sunuyor. Bunu da kitabımızın baş karakteri Gregor'u seri boyunca bir kızıllar tarafına, bir beyazlar tarafına geçirerek yapmaktadır. Her iki tarafın düşüncelerine, savunmalarına ve yanlışlarına tüm açıklığı ve netliği ile okuyoruz. Benim kitabı bu kadar uzun sürede okumanın sebebi tamamen okuduklarımı kolayca hazmedememem oldu. Çünkü serinin bu son kitabı tam bir yaprak dökümü olmuş. Yaşamlarına, her hallerine tanık olduğumuz karakterlerle vedalaşmam çok zor oldu, benim için. Durup dinlenme ihtiyacı hissetim. Yazar Mihail Şolohov gerçekten de büyük bir başarı ile bir dönemi muazzam bir şekilde anlatmış. Kitabı okurken anlattığı yerler gözümde kartpostallar gibi canlandı. Kendisi övgüleri sonuna kadar hak eden bir yazar. Diğer serisi olan Uyandırılmış Toprak kitabını da biran önce alıp okumak istiyorum. Ve kitapta benim için yeri çok ayrı olan bir karakter oldu. Canım Natalya....
Edebiyat
Durgun Don - Cilt 4Mihail Şolohov · Yordam Edebiyat · 2021885 okunma

Yazar Hakkında

Mihail ŞolohovYazar · 24 kitap
Mihail Aleksandroviç Şolohov, 1905'te Don Bölgesi'nde, Viyesenskaya'nın Krujilino köyünde Rusya’da doğar. Annesi bu köyden bir Kazaktır. Babası Orta Rusya'nın Riyazan Bölgesi'nden Don kıyılarına yerleşmiş biridir. Sholohov lisedeyken; I. Dünya Savaşı başlar, bunu 1917 Ekim Devrimi ve iç savaş takip eder. 16 yaşındayken, devrimcilerin yanında savaşa katılır. İç savaş sona erdiğinde, bir süre; hamallık, taşçılık, ilkokul öğretmenliği ve gazetecilik yapar. Yazmaya 17 yaşında başlar. İlk hikâyesi Doğum Lekesi’ni 19 yaşında yazar. 1922 yılında Moskova’ya gider ve gazetecilik yapar. Test adlı makalesi yayımlanır. Fakat geçimi için gazetecilik yeterli değildir. Bu dönemde taş işçisi, rıhtım işçisi ve muhasebeci olarak da çalışır. 1924’de Veşenskaya’ya geri döner ve kendini tamamen yazmaya verir. Aynı yıl Mariya Petrovna Gromoslavskaya ile evlenir. Bu evlilikten iki kız, iki de erkek çocukları olur. İlk kitabı, 1. Dünya Savaşı ve İç Savaş yıllarındaki Kazakları anlatan Don Hikayeleri, 1926 yılında basılır. Aynı yıl Ve Durgun Akardı Don -Durgun Don diye de bilinir.- adlı romanını yazmaya başlar. Bu romanı yazması 14 yılını alır ve Stalin nişanı ile ödüllendirilir. Bu roman Sovyetler’de zamanın en çok okunan yapıtlarından biri olur ve 1965’de Nobel Edebiyat Ödülü alır. Bitirmesi 28 yılını aldığı Uyandırılmış Toprak adlı romanı ile de 1954 yılında Lenin Nişanı’na layık görülür. Bu roman Yarınların Tohumu (1932) ve Don’da Hasat (1960) olmak üzere 2 kısımdan oluşmaktadır. Bu romanda da kollektivizmin uygulandığı yıllardaki günlük hayatı yansıtır. 1957’de yazdığı kısa hikâyesi İnsanın Kaderi (Sudba çeloveka) film olarak da çekilir.Vatan için dövüştüler‎ isimli eseri bitirilememiştir. II. Dünya Savaşı boyunca Gerçekler (Pravda) Gazetesinde savaş hakkında yazılar yazmıştır. 1956-1960 yılları arasında toplu eserleri sekiz kitap olarak yayımlanır. Şolohov, Aleksandr Solzhenitsin tarafından Ve Durgun Akardı Don adlı romanında çalıntı yapmakla suçlanmıştır. Delil olarak da eserle yazarın diğer yapıtları arasındaki kalite farkını göstermiştir. Şolohov kendini romanın taslaklarını göstererek ispatlayabilirdi. Ancak tüm taslakların II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından yok edildiğini belirtti. 1984 yılında monograf Geir Kjetsa bilgisayar yardımıyla romanda yapılan incelemelerin sonucunda Ve Durgun Akardı Don adlı romanın Şolohov’un eseri gibi göründüğünü söyledi. Daha sonra da 1987’de de romanla ilgili yazara ait binlerce not, taslak bulundu. Şolohov 21 Şubat 1984’de, Rostov ilinde hayata gözlerini yumar. Mezarı Don nehri kıyısındaki Veşki köyündedir.. Şolohov 1932’de SSCB Komünist Partisi'ne, 1939’da SSCB Bilimler Akademisi’ne üye oldu ve yine 1939 yılında da Seçkin Sovyet unvanı aldı. 1959’da Sovyet Başkanı Nikita Kuruşkev’e Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri gezisi sırasında eşlik etti. 1961’de SSCB Komünist Partisi Merkez Komitesi'ne seçildi. İki kere Sosyalist Kahramanlık Madalyası ile ödüllendirildi. Sovyet Yazarlar Birliği'nin yardımcı başkanlığını yaptı. Eserleri Ve Durgun Akardı Don - Durgun Don Uyandırılmış Toprak Don Kıyısında Hasat Don Öyküleri Vatan İçin Döğüştüler Mavi Bozkır İnsanın Kaderi