"DÜZENLEYİCİLER"
"Yüksek sesle, şımarık şımarık ağlamıyordu; gerçekten sevdiği bir şeyi kaybetmiş bir çocuk gibi sessizce ağlıyordu..."
Bir sabah sıradan bir mahallede uyanıyorsunuz. Tanıdığınız komşular, çocuk sesleri, posta kutuları ve çiçekli bahçeler… Derken gökyüzünden bir minibüs iniyor. Ama bu sıradan bir araç değil. Ardından gelen patlama sesleri, yabancı karakterler ve ürpertici bir sessizlik… Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Sıradanlığın yavaşça kabusa evrildiği bir dünya…
Stephen King’in Richard Bachman mahlasıyla kaleme aldığı eser, klasik bir korku romanı olmanın ötesine geçerek, insan zihninin derinliklerine, travmalarına ve hayatta kalma içgüdüsüne dair güçlü metaforlar sunmakta.
King’in daha önce yazdığı Yaratık romanı ile bağlantılı olan bu eser, hem karakter yapıları hem de iç içe geçmiş evreniyle bizleri sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor, bizleri bir kez daha bilinmeyene, bilinçaltının derinliklerinde saklanan en karanlık korkulara sürüklüyor.
Amerika’nın küçük bir banliyö kasabasında sıradan görünen hayatlar, sıradışı bir gücün uyanışıyla altüst oluyor. Otistik bir çocuk olan Seth, ailesini kaybetmiş, halası ve diğer akrabalarıyla birlikte yaşamaktadır. Ancak Seth’in taşıdığı yük sıradan değildir: bedeninin içinde barınan karanlık bir varlık vardır, Tak…
Tak, gücünü topladıkça kasaba değişmeye başlar. Çatal bıçaklar havalanır, evlerin duvarları yırtılır, uzay gemileri sokaklara iner. Görünüşte masum bir çocuk oyuncağı olan “Playskool” telefonun içinden fısıldayan Tak, Seth’i yavaş yavaş ele geçirirken sadece kasaba değil, onun ruhu da yıkıma sürüklenir. Tak'ın etkisiyle, sıradan banliyö evleri birdenbire kütük evlere dönüşür, sokak bir kovboy kasabası sahnesine benzer ve "düzenleyiciler" adını verdikleri, shotgun taşıyan, çocuksu çizgi film