Ergenekon Devlet İçinde Devlet

6,6/10  (13 Oy) · 
53 okunma  · 
3 beğeni  · 
802 gösterim
1996 Kasımı'ndaki Susurluk kazasının ardından başlayan süreçle, kapkaranlık koca bir tarihin sayfaları aralanmaya başladı. Zira toplumda büyük travma yaratmış cinayetler ve cinayet girişimleri, 12 Eylül öncesindeki provokasyonlar, Güneydoğu'daki yargısız infazlar ve daha birçok yasadışı faaliyetin ardında gizli bir örgütün olduğu ortaya çıkmış; örgüt yavaş yavaş deşifre olmaya başlamıştı.

Eldeki ipuçlarından ve tanıklıklardan yola çıkarak, "devlet içinde devlet" yapılanmasını, hem de "Ergenekon" adıyla, ilk kez bu kitapta gözler önüne sermiş olan Can Dündar ve Celal Kazdağlı, on yıl sonra aynı ismin, Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli ve en çok tartışılacak davasına verildiğine tanık oldu. Ne var ki, 2007 Haziranı'nda başlayan dava süreci, başta büyük umutlar yaratsa da, zamanla siyasi bir mahiyete bürünerek başka soruları da beraberinde getirecekti.

Elinizdeki kitap, yetmiş yıllık geçmişi olan bu karanlık yapılanmanın temel taşlarını tespit etmeyi amaçlıyor. Ergenekon, NATO bünyesinde Amerika'nın inisiyatifinde kurulmuş bir örgüt mü? Tüm Avrupa'da tasfiye edilen bu yapılanma, neden Türkiye'deki varlığını devam ettirebildi? Söz konusu örgüt sadece emniyetçiler ve paşalardan mı oluşuyor, yoksa bünyesinde profesörler, gazeteciler ve işadamları da mı var?

Can Dündar ve Celal Kazdağlı, bu gibi kilit sorulara cevap aramakla kalmıyor yanı sıra, Uğur Mumcu suikastından Mehmet Ağar'ın önlenemeyen yükselişine, Özal'ın kuşkulu ölümünden Çiller'in özel istihbarat bürosuna kadar pek çok ilginç dosyayı yeniden gündeme getiriyor.

Oldum olası elimizi kolumuzu bağlayan "unutkanlık" virüsüne karşı hatırlamak, unutmamak, unutturmamak ve gerçeklerin üzerine gidebilmek için...

Kitabın bu yeni baskısına, Can Dündar ve Celal Kazdağlı'nın 2012 tarihli "Ergenekon Davası" duruşma tutanakları eklenmiştir.
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    317
  • ISBN:
    9789750715327
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 8 Alıntı

12 Eylül darbesi, ülkücü hareket için tam anlamıyla bir hayal kırıklığı ve yıkımdı. Yıllardır sokaklarda, okullarda, meydanlarda devlet adına savaşıp kan dökmelerine rağmen sonunda takdir yerine tektirle karşılaşmışlar, iktidar koltuğu beklerken kendilerini birden cezaevinde buluvermişlerdi .Öpmeye çalıştıkları elden tokat yemenin acısıyla şaşkına döndüler, kırılıp küstüler ... Fikirleri iktidarda, kendileri zindandaydı. Mahkemeye çıktıklarında öfke doluydular. Türkeş sorgusuna" Cumhuriyet tarihimizin en önemli davasına bakıyorsunuz. Bizi yargılıyorsunuz. Tarih ise bizi olduğu gibi sizi de, iddia makamını işgal eden bu zevatı da yargılayacak. Hükmünü verecek" sözleriyle başlayacaktı.

Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 23 - İmge kitabevi)Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 23 - İmge kitabevi)

1970'lerin sonuna doğru Türkiye'de siyasal tansiyon doruk noktasına çıkmıştı. Sol hareket yükselirken, sokağa devleti koruma gerekçesiyle ülkücüler sürüldü ve silahlı bir çatışma sokakları kana buladı. Cinayetler, sabotajlar, katliamlarla Türkiye, koşar adım bir askeri müdahaleye doğru sürükleniyordu.

Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 16 - İmge kitabevi)Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 16 - İmge kitabevi)
seher 
17 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Söz ’ün bir kulaktan girip diğer kulaktan uçan bir hercai kuş olması karşısında sığınabileceğimiz tek liman ‘ yazı ’dır.

Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 7)Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 7)

Soğuk savaş yıllarında Amerikalılar , komünizmin yayılmasını önlemek için CIA desteğiyle çeşitli Avrupa ülkelerinde paramiliter örgütler kurmuşlardır. Amaç, komünizmin gerilla savaşına karşı, kontrgerilla faaliyeti yürütecek birimler oluşturmaktı . Komünizmin en güçlü olduğu İtalya'da başlayan bu faaliyet , kısa zamanda tüm NATO ülkelerine yayılmıştı. Hazırlıklar o kadar gizli yürütülüyordu ki, bu gizli örgütün örtülü faaliyetlerinden bazen başbakanların bile haberi olmuyordu . Gladio, kadrolarını kurmak için çok da elverişli bir kaynak bulmuştu: ikinci dünya savaşında nazilerin yanında saf tutup, savaş sonrası işsiz kalan faşistler, bu yeni mücadelede tetikçi olarak görevlendirileceklerdi. Onlara " artakalanlar" deniliyordu.

Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 14 - İmge kitabevi)Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 14 - İmge kitabevi)

Bir tek Türkiye'de Avrupalı gladyatörlerin örtülü uzantıları açığa çıkarılmamış, "kılıç" düğümü çözülememişti. Ama Abdullah Çatlı'nın cenazesindeki bildiri onun örütülü bir savaşta yan tutup, bir kılıç gibi savaştığını söyleyerek her şeyi açığa vurdu. Bildiride denildiği gibi bu hizmeti kimse anlamamıştı. Ta ki Susurluk kazasına kadar . İzmir-Bursa karayolundaki kazadan gelen ilk haber, dikkatleri araçta bulunan üç isme topluyordu: İstanbul eski emniyet müdür yardımcısı Hüseyin Kocadağ, DYP Şanlıurfa milletvekili Sedat Bucak ve Interpo'ün bütün dünyada aradığı ülkücü Abdullah Çatlı ...

Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 15 - İmge kitabevi)Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 15 - İmge kitabevi)

Abdullah Çatlı, okumak için geldiği Ankara'da liderlik yeteneği ve gözü karanlığı ile kısa sürede ülkücü hareket içinde sivrildi ve Ankara Ülkü Ocakları Başkanı oldu. Artık Başkent'teki ülkücü eylemler " Büyük Reis"ten soruluyor, gençlik içindeki antikomünist müdaleye o önderlik ediyordu. 25 ağustos 1978'de bir arama sırasında Sakarya'da yakalandığında dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, polisle pazarlığa girişiyor ve " Arkadaşımızı bırakmazsanız Ankara'da 150 bomba patlatırız" diyordu. Çatlı bu tehdidin ardından bırakılacak ve çok değil, iki ay sonra adı 7 TİP'linin katledilmesi olayına karışacaktı. O günden sonra da Balgat katliamı , ipekçi cinayeti gibi dönemin en önemli eylemlerinde gündeme gelecek, hatta İpekçi'nin katili Mehmet Ağca, anılarında Çatlı'dan " Türkiye'deki liderimiz" diye söz edecekti.

Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 18 - İmge kitabevi)Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 18 - İmge kitabevi)

İtalyanca gladio, kılıç demekti. İtalyanlar bu sözcüğün gerçek anlamıyla ancak 1988 yılında tanıştılar. O yıl, küçük bir İtalyan köyü yakınlarında şüpheli bir aracın aranırken patlamasıyla üç kişi öldü ve gizli bir örgüt tesadüfen ortaya çıktı. İtalya'da NATO bünyesinde kurulan bu gizli örgütün adı Gladio'ydu .

Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 14 - İmge kitabevi)Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 14 - İmge kitabevi)

Kısa zamanda çeşitli Avrupa ülkelerinde faili meçhul cinayetler, bombalı sabotajlar, kanlı saldırılar gerçekleşmeye başladı. Gladio, bu eylemleri bazen solcuların üzerine atıyor, bazen de bu yolla halkın devlete bağlılığını artırmayı amaçlıyordu. 40 yıl süren bu faaliyet nihayet 1990 kışında İtalya'da açığa çıktı ve arkası çorap söküğü gibi geldi . Gladio'nun faaliyetleri bütün NATO üyesi ülkelerde birer birer ortaya çıkarıldı; meclisler ayağa kalktı, hükümetler devrildi. yalnızca tek bir ülke temizlik kampanyasının dışında kaldı: Türkiye .

Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 14 - İmge kitabevi)Ergenekon, Can Dündar (Sayfa 14 - İmge kitabevi)