Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Eylül-İnceleme
Puan vermedi·376 syf.··
2024 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2024 18:30
"İlk psikolojik roman", yazarlarımızın kaleminin bu kadar yetenekli olması ne muhteşem, okurken gerçekten hayranlık duydum, karakterlerin içsel dünyasını, hesaplaşmalarını, çatışmalarını hem psikolojik hem sade, akıcı anlatması gerçekten takdir edilesi. Olay Suat-Süreyya-Necib üçlüsü ettafında geçiyor genelde. Bir de arada bir dahil olan Fatin ve Hacer var, Hacer Süreyyanın kardeşi, Fatin Sürayyanın kocası, onların da durumu üzücü bence çünkü Hacer de babasının bulduğu damat Fatinle kendi isteği olmadan evlenmiş, onun da ruh haline üzülmeden edemedim. Süreyya roman boyunca hiçbir şeyden haberi olmadı çünkü Suad ve Necib o kadar kendi içinde yaşadı ki sadece birkaç bakışma birkaç sözden ibaret kaldı, kendi içlerinde genelde düşünüp söyleyemedikleriyle bitti aşkları, Suad'ın çok seviyorum ve seviliyorum sandığı eşinin aslında tamamen kendi itaatkarliği, suskunluğu, alttan almasıyla evliliğinin devam etmesini fatk etmesiyle hüsrana uğraması, Necib'in kendisi içten saf ve tutkulu bir aşkla sevdiği için kısa bir heyecan duyması, Necib onun gibi namuslu,gönülden bağlı, seven birini bulma arzusu ile günden güne artan aşkı, sadece bir eldivenle bile yetinme çabası... Sonunda ise çıkan bir yangınla zaten yarım kalmış olan her şeyin son bulması... Tabi burda böyle kısa yazması kolay o sözcükleri kesinlikle okumalısınız ama kesinlikle tavsiyem iş bankası yayınlarından okumanız, ben kütüphaneden sadece bu yayını bulduğum için aldım, konuyu bilmesem muhtemelen devam etmezdim. Kelimelerin tabii ki açıklaması paragraf altında belirtilmişti ama cümle içinde türkçe haliyle okumayı tercih ederdim. Kısaca bilindik bir roman herkes okumalı ama doğru yayınevinden. Kitapla kalınız.
EylülMehmet Rauf · Bordo Siyah Yayınları · 201449,9bin okunma
6/10
·360 syf.··
2021 45. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 14:43
Türk edebiyatını seven biri olarak edebi değerine diyecek bir şeyim elbette yok amaaaaaaa... Boğduuuuuu...Aşk eğer yanlış noktadaysa yani yasaksa adamı sersem eder, doğruyu yanlışı birbirinden ayıramaz noktaya getirir, sanılır ki aşkınla olsan her şey toz pembe olur, dünya durur , sadece ikimiz oluruz. Ama öyle olmuyor işte, Feda ettiklerin ya da edeceklerin elbette ağır basar. Necip aşık oldu ama o bile kavuşsak da aramızda başkasıyla yaşanmış bir geçmiş kara kedi gibi duracak korkusuna kapıldı. Salak Süreyya diyesim var ohh rahatladım. Belki de o dönemin tipik Türk erkeği. Bencil, hele boş beleş para da varsa kendi heveslerinin peşinde koşarken karısının psikolojisini, neyi sevip neyi istemediğini mi düşünecek pehhhh. Yazık sana Suad. Hayatı laylaylom yaşarken kim dedi sana yasak aşkın pençesine kapıl diye. İşte böyle eşekten düşmüşe dönersin. Mal Necip... bu kadar sevdin ve anladın o da seviyor ne bileyim sıkıştır bir köşede azcık öp ,sev. Salak. Ancak böyle uzaktan yanar durursun , senin gibi basiretsiz neylesin aşkı. Neyse bir ömür boyu aşktan yanacaklardı ama kaderleri beraber azgın alevler arasında yanmalarına izin verdi. Yazık... Aşırı detaydan boğulmuş bir eser. Galiba Lise yıllarında işledik gördük ama eserin kendisini okumayı istiyordum. Çoook şükür bitti. Keyifli okumalar.
EylülMehmet Rauf · Bordo Siyah Yayınları · 201449,9bin okunma
5/10
·304 syf.··
2025 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 15:09
Kitap, benim keyifli vakit geçirmek için kullandığım bir araç. Bu sebepten beni yormayacak. kitap fena değil de o uzuuun betimlemeler beni o kadar yordu o kadar dikkatimi dağıttı ki bir daha bu döneme ait bir eser okumayacağım sanırım. Siz eğer farklı saiklerle kitap okuyorsanız devam. Ben yoluma Cin Ali'yle devam edeceğim.
EylülMehmet Rauf · Bordo Siyah Yayınları · 201449,9bin okunma
5/10
·304 syf.··
2026 1. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 00:00
[25 Eylül 2025-4 Ocak 2026] Bitti.. Kitabın son sayfasında son dakika golü yedim de geldim..şaşkınım..ağzım bir süre açık kaldı..hiç beklemediğim bir son oldu ama tahminimden etkili bir finaldi. İsmine yakışır bir biçimde eylülde başlayıp, kendime yakışmayan bir biçimde 3 ayda bitirebildiğim kitaptı. Kötü değildi, ama çok fazla da sürükleyici olduğunu söyleyemeyeceğim maalesef.. Bilindiği üzere; Eylül, Mehmet Rauf’un ilk psikolojik romanı, e doğal olarak; kitap olay örgüsünden daha çok, ruh hallerini, duygu düşünceleri, monolog tarzı konuşmaları barındırıyordu. Eylül kitabı; Süreyya, Suat, Necip arasında yaşanan aşk üçgenini ele almakta, ana fikir olarak; sadakat konusu işlenmektedir.(Kitabı bitirene kadar; erkek karakterin adı mı Suad ya da Süreyya, kadın olanın mı diye karıştırmaktan beynim çorba oldu :) Ve ayrıca bu insanların hiçbiri neden işe gitmiyo, neden kimse çalışmıyo, kitap boyunca tekneyle açılıp balık tutmaya gittiler, boğazda, koruda gezdiler keyif yaptılar, kış gelince çiftliğe gidip bir de orada keyif yaptılar!) Her ne kadar elimde aylarca sürünmüş olsa da, yer yer bunaltıp sıksa da, olay örgüsü ve kurulan cümleler bakımından tekrara düşse de yine de okumaktan keyif aldığım bir Türk Edebiyatı romanıydı. !DİKKAT SPOİLER OLABİLİR! Kitapta sonbahar için yapılan betimlemeler, sonbahar hisleri, ardından kara kışın gelmesinin hissi; eylül ayında Suat’ın her şeye geç kalmışlığını hissedip mutsuzluğunu fark etmesi, eylül ayını bu duygularıyla bağdaştırması ve hayatının gittikçe her şeyi çürüten kışa dönmesine benzetmesi güzeldi.
EylülMehmet Rauf · Bordo Siyah Yayınları · 201449,9bin okunma
1900’lerde sarkintilik ve aldatma cok ilgi cekici olabilir de 2026’da maalesef asiri irite edici.. Kitabi son 60-70 sayfasi kalana kadar okuyabildim de devam edemedim maalesef.
EylülMehmet Rauf · Bordo Siyah Yayınları · 201449,9bin okunma
Başyapıt... Peki kime göre, neye göre?
2/10
·268 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 17:51
Bugün incelemesini yapacak olduğum kitap ömrümden ömür yiyen ve uzun bir süre Türk klasiklerinden uzak durmama neden olacak bir kitap. Türk edebiyatının ilk başarılı psikolojik eseri sayılan Eylül... Binlerce kişi tarafından okunulan, önerilen, hakkında incelemeler yapılan, okullarda okutulan bu kitabı dilerseniz bir de benden dinleyin. Arkanıza yaslanın, uzun bir inceleme olacak. Eylül gerçekten kült bir eser olmayı hak ediyor mu? Kitap Süreyya, Suat ve Necip isimli üç karakterimiz arasında dönüyor. Süreyya (erkek) ve Suat (kadın) evli bir çift ve Necip de aile dostları. Süreyya bulunduğu ortamdan son derece bunalmış bir haldeyken bir nevi tatil niyetine karısı Suat'la bir yalıya taşınıyorlar ve sonra dostları Necip de onlara misafir olarak geliyor. Süreyya ve Suat mutlu ve hallerinden mesut bir çift. Necip ise kadınlara güven olmayacağını düşünen biri ve dolayısıyla evlenmeye hayatı boyunca hiç yanaşmamış. Ancak yalıda bulunduğu süre zarfınca Süreyya ve Suat'ın ne kadar mutlu olduğunu görüyor ve acaba, diyor, acaba gerçekten böyle mutlu evlilikler mümkün mü? Cidden Suat gibi melek kadınlar da var mı? Ve bu şekilde başta çiftin mutluluğuna, ardından Suat gibi birinin hayaline ve en sonunda ise Suat'a aşık oluyor. Yorumuma geçmeden önce çok içtenlikle söylemek istediğim bir şey var. Allah belanı versin Necip, sevgiler <3 Bu kitabı okuma nedenim edebiyat okuma sınavımı bu kitaptan olacak olmamdı. Bana bu kitabın denk düştüğünü duyan arkadaşlarımdan biri öyle bir kitap ki kaldığın yeri kapatıp başka bir yerden devam etsen de değişen hiçbir şey olmuyor demişti. O kadar haklı ki... Kitabın doğru düzgün bir olay örgüsü yok. İki yüz küsür sayfa boyunca boğucu betimlemeler, asla umurumda olmayan ve nefret kustuğum karakterlerin ruhsal tasvirleri ve Necip ve Suat'ın o
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
uzun ve detaylı bir inceleme isteyen varsa.. buyurunuz
Puan vermedi·256 syf.··
2021 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 08:29
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen, Mehmet Rauf’un ''İlk eserim son üstadıma'' ifadesiyle Halit Ziya Uşaklıgil’e ithaf ettiği romanı, Eylül. Eylül, benim Mehmet Rauf’tan okuduğum ikinci eser oldu. Öncesinde Genç Kız Kalbi’ni büyük bir hayranlıkla okumuş ve çok sevmiştim. Yazarın, özellikle bir erkek yazarın, içinde yaşadığı dönemde böylesi bir kitap yazması, toplumsal eleştirilerini sakınmadan dile getirmesi, savunduğu fikirleri bende büyük bir hayret ve sevgi oluşturmuştu. İyi ki de Mehmet Rauf’u okumaya o eserle başlamışım. Çünkü direkt Eylül’ü okusaydım yazara dair düşüncelerim şimdikinden bir hayli farklı olurdu. Zira Genç Kız Kalbi, benim gözümde ve gönlümde Eylül’den öndedir. Eylül edebiyatımız içinde bir baş yapıttır gerçi, orası ayrı. Mehmet Rauf, Eylül’ü yazma hikâyesini şu şekilde anlatmıştır: ''Fikret gazeteye yeni bir tefrika arıyordu. Bir gün konuşurken tefrika için bana teklif etti… O esnada bir gün Halit Ziya’nın yanındaydım. Biz konuşurken kendisinin ziyaretine bir genç geldi. Lakırdı arasında bunun o hafta evleneceğini öğrendim. Düğünden ve düğünden sonraki tasavvurlarından bahsederken, bu adam balayını Büyükada’da geçirmek istediğini, orada tuttuğu köşkü döşettiğini anlatıyordu. Ben Halit Ziya’nın gözlerinde acı bir esef bulutunun karardığını fark ettim. Ve bana öyle geldi ki ruhu artık böyle bir saadetin kendisi için imkânsız olduğunu anlamaktan kaynaklanan bir acıyla burkulmuştu. İşte Eylül’ün esasını teşkil eden fikri, yani gençliğin akar bir su, esen bir rüzgâr gibi, engellenmesi ve geciktirilmesi mümkün olmayan bir surette uçup gittiğini takdir etmek, eylülde baharın geri gelmesi nasıl imkânsızsa şimdi her şeyin faydasız olduğunu anlamak, ziyan olarak geçen günlerin hasretiyle harap olmak fikrini buradan kaptım. Bu fikir bana
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
“Bana Göre Aşk Bu Dünyadaki En Tehlikeli İnançtır!”
Puan vermedi·365 syf.··
2025 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 14:13
OKUNABİLİRLİK: “Dil zarif ve akıcı, ancak yoğun psikolojik tahliller ve uzun betimlemeler okuru yer yer yorabiliyor. Cümleler büyüleyici olsa da, olay örgüsünün zayıflığı hikâyeyi geri planda bırakıyor.” FİKRİN DERİNLİĞİ: “Aşkı ahlaki yargılardan uzak, psikolojik bir düzlemde ele alıyor. Suat ve Necip’in evlilik, vicdan ve tutku arasındaki ruhsal çatışmaları, dönemin baskılarını aşan bir gerçeklikle aktarılmış.” KURGU: “Basit bir olay örgüsü var; derin duygularla dengelenmiş, ancak olayların azlığı dramatik ilerleyişi zayıflatıyor. Final, yangın sahnesiyle metaforik olarak güçlü, ancak aceleye gelmiş hissettiriyor.” KARAKTER: “Suat ve Necip’in iç dünyaları son derece iyi işlenmiş; Süreyya'nın pasifliği ise trajediyi güçlendiriyor. Karakter tahlilleri, romanın en güçlü yönü.” GENEL ETKİ: “Yavaş ama derin bir roman. Hızlı kurgu bekleyenler için sabır isteyen, karakter derinliği ve duygusal yoğunluk arayanlar içinse doyurucu bir deneyim.” Aşk insana her şeyi yaptırır. Yapmam dersin, etmem dersin, hatta sevmem dersin; ama bir bakmışsın, onu sadece bir saniye görmek için yarını beklersin. Öyle şey mi olur diye ayıplarsın, ama başına gelince anlarsın. Aklın tavsiyede bulunur: “Böyle şeylerden uzak dur!” dersin; ama bir bakmışsın, cehennemin alevlerini göze almışsın. En akıllısını, en mantıklısını öyle bir hale getirir ki, inanamazsın. Mehmet Rauf’un Eylül’ü, Türk edebiyatında psikolojik çözümlemenin en güçlü örneklerinden biri olarak anılır ve ben romanı okuduktan sonra şunu düşündüm; bu unvanı fazlasıyla hak ediyor. Çünkü yazar, karakterleri yalnızca betimlemiyor, adeta içlerinde yaşıyor. Suat, Süreyya ve Necip arasındaki üçgen, klasik bir “yasak aşk” hikâyesi gibi görünse de aslında iki ruhun çarpışması. Fiziksel değil, sessiz ama yakıcı bir aşkın hikayesi. Gözlerle
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
8/10
·365 syf.··
2025 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 23:41
Eylül – Mehmet Rauf “Eylül”, ilk bakışta bir yasak aşk hikâyesi gibi görünse de aslında ruhun daraldığı, kalbin konuşamadığı bir iç dünya romanı. Mehmet Rauf’un dili öyle incelikli ki, satırların arasında kelimelerden çok sessizlik yankılanıyor. Süreyya, Suat ve Necip arasındaki bu üçlü ilişkide asıl anlatılan şey aşk değil — toplumun bastırdığı duygularla boğulan insan ruhu. Suat, duygularını saklayan, içindeki fırtınayı susturmaya çalışan bir kadın. Onun çekingenliği, vicdanı, tutkusu… her biri dönemin kadınına biçilen rolleri sorgulatıyor. Necip ise duygularını bastırdıkça daha derine gömülen, kendi suskunluğunda kaybolan bir erkek figürü. Bu yönüyle o da aslında Suat kadar çaresiz. Romanın en büyük gücü, psikolojik derinliğinde. Mehmet Rauf karakterlerinin iç konuşmalarını, vicdan çatışmalarını öyle sade ama etkili bir dille yansıtıyor ki, bazı sayfalarda hikâyeden çok bir insanın zihnini okuyormuşsun gibi hissediyorsun. Ayrıca “Eylül”ün atmosferi başlı başına bir karakter gibi — melankolik, durgun, bastırılmış… tıpkı kahramanlarının iç dünyası gibi. Ama elbette eksikleri de var. Roman, özellikle ikinci yarısında fazla ağır ilerliyor. Sürekli iç çözümlemeler, benzer duyguların tekrar edilmesi bazen okuru yavaşlatıyor. O dönemin süslü Osmanlıca üslubu, bugünün okuru için yer yer yorucu olabilir. Ayrıca hikâyede “aşkın trajedisi” çok güzel işlenmiş olsa da, toplumsal yönü biraz geri planda kalıyor — yazar, karakterlerinin iç dünyasına o kadar yoğunlaşıyor ki, dış dünyanın sesi neredeyse hiç duyulmuyor. Yine de Eylül, Türk edebiyatında duyguların derinliğini ilk kez bu kadar cesurca gösteren bir dönüm noktası. Suat’ın sessizliği, Necip’in içsel çöküşü, Süreyya’nın fark edemediği uzaklık… Hepsi, insanın hem kalbine hem vicdanına dokunan bir iç hesaplaşma
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
Eylül: Ezberlenen Değil, Sorgulanan Bir Roman
6/10
·272 syf.··
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 22:04
Lisede sayısal okuyanların en çok zorlandığı konulardan biri ezberdir. Eylül denince de çoğu zaman “ilk psikolojik roman, Mehmet Rauf” diye ezberlediğim günlerin hatrına bu kitabı okumaya karar verdim :) Bir yasak aşk hikayesi okudum.Roman diye bu yasak aşkı normalleştirmeyeceğim. Kadın evli, Necip ise kuzeninin eşi olan bu kadına aşık oluyor. İç çatısmalar müthiş anlatılmış FAKATTTT Karakter deyip geçemeyiz roman diye de alkışlayamayız. Süreyya evliliğin verdiği rahatlıkla eşini ihmal ederken Necip de kuzeninin eşine karşı duygular besliyor. Bu durum ahlaki olarak sorgulanması gereken bir durum. Üstelik bu sadece romanda kalan bir şey de değil. Günümüzde de benzer örnekleri görmek için etrafa bakmak yeterli. insanın nefsine yenildiğinde nasıl yanlışlara sürüklenebileceğini de gösteren bir romandır. Her insan yanlış yapabilecek güce sahiptir ama önemli olan bu güce rağmen kendini tutabilmektir. Romanı okurken bunu da düşünmek gerekir.
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet RaufYazar · 40 kitap
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)