·
Okunma
·
Beğeni
·
206966
Gösterim
Adı:
Genç Werther'in Acıları
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Erasmus Yayınları
160 syf.
·36 günde·10/10
Eser sahibi Goethe 1774 yılında sadece iki haftada yazılmıştır. Böyle bir eseri iki haftada yaratabilmek mümkün müdür diye sormadan da edemiyor insan..

Kitapta imkansız aşkını arkadaşına mektuplarla anlatan Werhterin sarsıcı bunalim halini bulacaksınız. Sevdiği nişanlı bir kadındır ve toplum gelenekleri buna müsade etmez. Çünkü Lotte Werther'e sevgisine rağmen nişanlısıyla evlenir.

Dipnot bir donem bu kitabın fanları oluşmuş ve etkilenenlerden dolayı intihar vakaları o kadar arttmiski yasaklanmış. Yine aynı etkiden bir dönem sarı pantolon mavi ceket furyası başlamış ( Werther gibi giyinme)

Keyifli okumalar diler, yazar hakkında detaylı bilgi almak için bloguma beklerim. https://1yazar1kitap.blogspot.com/...-goethe-ve-genc.html
126 syf.
·9/10
Dikkat: Spoiler İçerir !!!

Tarihsel olarak bu kitabın incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle küçük bir araştırma yaptığımda kitabın Goethe tarafından 1774 yılında tam iki haftada yazıldığı bilgisine ulaştım. Bu kadar kısa sürede böyle nitelikli bir kitabın yazılabilmesi bana imkansız gibi gelse de hemen hemen her yerde bulunan bu bilgiyi sizinle de paylaşmak istedim. Mümkün müdür gerçekten iki haftada böyle bir eser yaratabilmek?

Kitabın yazılmasından sonra Werther holiganları tarafından Almanya'da intihar olayları artmış ve bu yüzden kitap uzun bir süre yasaklanmış. Hatta o dönem Almanyası'nda kitabın okuyucuları kitaptan öyle çok etkilenmişler ki, kitaptaki ana karakter olan ”Werther gibi giyinme ” modası başlamış. Ortalığı mavi ceket ve sarı pantolon giyen gençler sarmış. Bu bilgi gerçekten çok hoş bir bilgi. Düşünün, bir kitabın bir insanın kılık kıyafetini nasıl değiştirebileceğini... İşte öyle etkileyici bir eser.

Konu ise şöyledir: Werther adındaki genç bir hukuk stajyeri, Lotte isimli bir kadına aşık olur. Bu aşk ıstırap ve acı doludur aynı zamanla imkansızlıklarla ve engellerle sarmalanmıştır. Çünkü Lotte nişanlı bir kadındır ve toplumsal kurallar Werther ile Lotte'nin birleşmesine imkan tanımaz. Burada karşımıza şöyle bir soru çıkabilir: Nişanlı veya evli bir kadına/erkeğe aşık olmak etik midir?

Dünya Klasikleri arasında en önce okunması gereken kitaplardan biri olmasının yanında, konusunun özgünlüğü ve tarihsel açıdan insanları bu denli etkilemiş olmasıyla türevlerinden birkaç adım önde olan kitaptır. Mutlaka bir gün okunmalıdır.
190 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı okumak kimsesiz karanlık bir sahilde dolaşmak gibi gerçekten. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biri diyebilirim. Sayfalara post-it yapıştırmaktan kitap şişti, kalınlaştı. Ne yazsam ne söylesem bu kitabı ve Werther'in acılarını size anlatamam. Alın ve okuyun. Beğenmezseniz bana getirin ben bir daha okurum :)
126 syf.
·Beğendi·10/10
İmkansız bir aşkın pençesinde can çekişen, yanıp tutuşan bir adam düşünün ve onun ne düşündüğünü ne hissettiğini, yüzyılların etkisini silip süpüremeyeceği dimdik bir heykel gibi ayakta duracağı sözlerle ve tespitlerle anlatıldığını düşünün.

Bu kitabı okurken bir insanın -malum sona- doğru yol alan emin adımlarını, arkanızdan biri yürüyormuşçasına hissedeceksiniz. Zaman geçtikçe yaklaşıp yakasına yapışacak ve onu amansız bir girdaba hapsedecek olan kaderini okurken, yürek burkan cümlelerin zalimliğiyle ruhunuzun harap olduğuyla tanışacaksınız.

Zamanındaki kuşaklarına neden intihar vakaları yaşattığını şaşkınlıkla karşılamama son verdi. Okuduktan sonra gayet doğal dedim.

Goethe’yi ilk kez okudum ve etkisini uzun süre üzerimde hissedeceğim bir sarsıntı geçirdim. Şiirsel kaleminden süzülen destansı sözlerini hafızamda biriktirmek, hiç de zor olmayacak.

İyi bunalımlar...
126 syf.
Genç Werther'in Acıları, Goethe ' yi 25 yaşında şöhrete ulaştıran, kendi hayatından da esinlenerek 1774 yılında yazdığı kurgu mektuplardır. Yazıldığı dönem intihar salgınına sebep olmuş, gençleri intihara sürüklemiştir.


Goethe asistanlık yaptığı dönem, birlikte çalıştığı ve nişanlı olan bir kıza aşık olmuştur. Aynı tarihte arkadaşı olan Wilhelm yasak bir aşk yüzünden intihar etmiştir. Kendi yasak aşkını ve arkadaşının intiharını birleştirip bu mektupları ortaya çıkarmıştır. Kitapta Werther nişanlı olan Lotte ' ye aşık olmuş ve bu aşk zamanla saplantıya dönüşmüş. Aşkını ve acılarını arkadaşı Wilhelm e mektuplarla anlatmış. Yalnız Lotte nin tutarsız davranışları kitabı bitirene kadar beni çıldırttı. Werther e mi kocasına mı aşık bir türlü anlayamadım. Beni konusu ve akıcılığıyla etkileyen bir kitap ve tavsiye ederim.
126 syf.
·20 günde·Beğendi·8/10
*Kısa Bilgi*

Johann Wolfgang von Goethe tarafından 1774 yılında, iki hafta içerisinde yazılan mektup romanıdır. (Vikipedi)

*Özellikleri*

Romanda mekan, duygu ve düşünce tasvirleri müthiş bir dille yapılmıştır. Goethe'nin ressam oluşu doğa tasvirlerini ayrıca mükemmel kılmıştır.Akıcı, sürükleyici ve duygusal bir anlatımı vardır.

*Üzerimde Bıraktığı Etkiler*

Kitaptaki bir çok satır gerçekten çok duygusaldır.Ayrıca Werther'in son mektubunun son satırlarına yazdığı:"Elveda! Lotte elveda!" sözleri de gerçekten çok akılda kalıcı ve etkileyicidir.
Ve de "Genç Werther'in Acıları" isimli bu kitap, çok yönlü kişiliğinden ve bir çok dal ile ilgilenmiş olmasından dolayı edebiyat alanında aşırı başarılı olamayacağına inandığım Johann Wolfgang von Goethe 'ye karşı bütün önyargılarımı yıkmış ve beni şaşırtmayı başarmıştır.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ediyorum :)))
126 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kentin kalabalığından bunalmış, sade bir yaşam sürmek isteyen bir genç adam Werther... İçinde duyumsadığı o sıkıntıdan kurtulmak için bir kasabaya yerleşiyor ve ilk izlenimlerini, alışma sürecini arkadaşı Wilhelm'e aktarıyor. Mektup tarzıyla yazılması karakteri tanımamız açısından oldukça iyi, düşüncelerini, hislerini çok daha iyi anlayabiliyoruz. Werther bir davette tanıştığı Charlotte adındaki genç bir kadına aşık oluyor ama aşkı karşılık bulmuyor ne yazık ki, Charlotte yalnızca bir dost olarak bağlanıyor Werther'e. Mektuplar yalnızca genç adamın ağzından yazıldığı için o nasıl görmek istiyorsa o şekilde görüyoruz ve ben Werther'in "beni seviyor" demesine rağmen Charlotte'nin onu sevdiğini düşünmüyorum, bir bağlılık, değer verme, belki içgüdüsel bir arzu... Charlotte'ye gittikçe artan tutkusu Werther'i büyük bir çıkmaza sokuyor zira Charlotte nişanlıdır ve yakın zamanda evlenecektir. Werther bu süreçte genç kadının nişanlısı Albert'i yakından tanıma imkanı buluyor, düşüncelerinin aksine iyi bir dost, iyi bir insan olduğunu fark ediyor ve vicdanı daha fazla sızlıyor... Yazdığı mektuplardan da anlıyoruz ki Werther işin içinden çıkamıyor. Evli bir kadına duyduğu tutkuyu ahlaklı olarak bulmuyor fakat kalbine de bir türlü söz geçiremiyor. "Niçin ben Werther? Niçin bir başkasına ait olan ben?" (syf 134)

Yaşanılanlar o kadar gerçek ki, basit bir olayı bu kadar güzel kılan da bu, sanki o mektuplar size yazılmış... Denildiğine göre zamanında Goethe de böyle umutsuz bir aşka düşmüş ve şu sözleri söylemiştir: "Beni çok etkileyen kişisel durumlardan doğdu Werther. Yaşamış, sevmiş ve çok acı çekmiştim!"

Werther, kendini doğanın bir zerresi olarak tanımlar ve insanın bazı şeyleri başarabilmesi için doğanın kurallarına uyması gerektiğine inanır. Resmi iyi olan Werther içgüdüleriyle hareket edemediği, toplum kurallarına uymak zorunda kaldığı için doğayı duyumsayışı zayıflar, genç adam resim yeteneğini kaybeder ve çevresini, varlığını, Tanrı'yı sorgulamaya başlar... Umutsuz bir aşkın genç adamı nasıl mahvettiğine, ruhsal durumunu nasıl bozduğuna ve Charlotte'yi nasıl saplantı haline getirdiğine, keder ve acı dolu mektuplarında yavaş yavaş tanık oluyoruz. Dünyaya bakışı değişen Werther daha önce "cennet" benzetmesi yaptığı doğada artık ölümü görüyor... "Böyle mi olmalıydı: İnsanın mutluluğu, aynı zamanda kederinin kaynağı mı olmalıydı?" (syf 69)
Werther'in doğayı ruh haline göre algılaması bize şunu sorgulatıyor, bahsedilen ilişki yalnızca Werther'in hayal gücü mü acaba? Charlotte Werther'i gerçekten sevdi mi yoksa Werther mi öyle görmek istedi?

İşte Genç Werther'in Acıları... Tek kelimeyle ba-yıl-dım! Bu nasıl bir anlatım nasıl bir duygu aktarımıdır? "Lütfen Werther'e bir şey olmasın!" diye yazara yalvara yalvara okudum... Açıkçası başlarda biraz sıkılmıştım çok bir şey de beklemiyordum kitaptan, yanılmışım. O kadar güzel ki, bitirdiğimde bir kez daha okudum. Bazı yerlerde Werther'in hareketleri çok tuhaf geldi, kadın ona huzurum için evime gelme diyor bu hala vedalaşma, mektup yazma derdinde. Hiç mi gururun, kendine saygın yok be adam? Anladım ki hayatım yalanmış, ben hiç aşk yaşamamışım. :/ Yinede bu günden itibaren en sevdiğim erkek karakter ilan ediyorum Werther'i. Mutlaka okunması gereken bir eser, Werther'in acılarına ortak olun derim...
126 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Ah Werther ah! Var mı acaba senin gibi güzel, her şeye rağmen, karşılıksız sevenler?!

Goethe bu kitabında Wertherin kadına karşı aşkını o kadar kutsallaştırmış ki, hayran olmamak elde değil.
Romanın önsözünde bazı kişilerin bu romanı okuduktan sonra intihara kalkıştığını okudum ve kitap bittiğinde nedenini anladım. Biraz psikolojiniz bozuksa ve ölüme meyilliyseniz kitap sizi intihara kadar götürebilir:D.

Goethe kitapta öyle bir etki yaratmış ki, okuyunca sana ölümü daha cazip göstermeyi başarıyor. Eğer karşılıksız aşk yaşıyorsanız okumanızı pek tavsiye etmem zira mazallah kötü etki yapabilir:D

Şimdiye kadar hiçbir şeyin insan hayatından vazgeçecek kadar büyük olduğunu düşümemişimdir. Yaşamak savaşmak gerekir söylerim hep. Ama bu kitap benim fikirlerimi bulandırdı. Wertherin acısını o kadar hissettim ki, bir yerden sonra kararına hak bile verdim.

-“İnsan tabiatının, sınırları var: sevinç, üzünç, acıları bir ölçüye kadar kaldırabilir ve bu aşılırsa, mahvolur. Yani sorun burada, birinin zayıf ya da güçlü olması değil, acısının ölçüsüne dayanıp dayanamayacağıdır.”
Bu alıntı aslında tüm kitabı özetliyor bence.

Kesinlikle okunması gereken kitaplardan biri diye düşünüyorum. İyi okumalar:))
126 syf.
·1 günde·8/10
- İnceleme yazmayı düşünmüyordum ama WERTHER RÜYAMA GİRDİ !!!

- Ben bu kitaba haksızlık ettim, o yüzden Werther gelip benim rüyama girdi arkadaşlar. Nasıl mı? İşyerimde okurum diye yanıma aldım kitabı, ama işimden dolayı gerek arandım ve gerekte dolaşmak zorunda kaldığım için bir türlü kitaba odaklanıp tek solukta okuyamadım. Böyle olunca da kitapla biraz kopukluk hissettim. Siz böyle yapmayın lütfen. Bu kitabı tek solukta okumaya çalışın.

- Bu kitabın 1770'li yıllarda yazıldığı düşünülürse, zamanın bütün duygularını içine hapsetmiş gibi. Sanki bütün güzellikler Werther'in yüreğinde toplanmış ve bütün ızdırabı çekmek için o görevlendirilmiş, herkes adına gülüp ağlayacak tek kişi o. Yazdığı mektuplarda anlattıkları, insanın duygu değişimleri ve bunun önüne geçemeyişi, aynı anda birden fazla duygunun etkisinde olması(bir yerden ayrıldığı için duyduğu sevinç ve o yerdeki dostları adına duyduğu hüzün gibi) ve kendiyle ilgili yaptığı tahliller son derece etekleyici.

- Spoiler var!!

- Lotte.. Werther'in ilk görüşte vurulduğu kişi. Mektuplarında ilk karlılaşmalarından sonra bolca adını görüyor ve O'na duyduğu sevginin uçsuz bucaksızlığında yüzüyoruz. Pembe dizi havasında geçeceğini düşünüyorsanız yanıldınız. Bu iki kişiyi birbirinden ayıran çok önemli bir neden var.. Buna rağmen Werther içinde yanan ateşi her geçen gün daha da harlıyor. Elindeki her fırsatı onunla değerlendirmekten keyif alıyor. Saygısından ve ona duyduğu hislerden hiçbir şey kaybetmeyerek devam ediyor mektuplarında adını yazmaya. Her ne olursa olsun Lotte'nin mutlu olması için dua ediyor sürekli. Böyle temiz ve saf bir sevgi işte Werther'in yaşadığı.

- Lotte'de boş değildir elbette ama bu ilişkinin bir yolu yok, o da farkında. Bakması gereken çocukların da sorumluluğu buna eklenince birden fazla şeyle mücadele etmek zorunda kalıyor. Yine de güçlü, çok güçlü bir kadın Lotte. Her zaman hayata karşı dik duruyor ve asla yıkılmıyor. Yaşadığı duygu fırtınalarından her seferinde sağ çıkmayı başarıyor.

- Werther yalnızca Lotte'ye olan ilgisinden dolayı değil, hümanist oluşu ve insanlarla olan bağları yüzünden de sempatimi kazandı. Sokaktaki çocuklarla çocuk olabilecek ve onları mutlu etmekten her zaman keyif alan birisi. Merhamet duygusu ağır basıyor her zaman ve ihtiyacı olana yardım etmekten geri kalmıyor. Ne yazık ki hayat ona kendisi kadar sevgi dolu yaklaşmıyor ve rüzgara karşı gittiği zor zamanlar gösteriyor kendini. Ne yapacağına karar verdiğinde ise bundan pişman değil aksine mutlu oluyor!! Bir karar verebildiği için (oysa bu en kötü karardı bence).

- Gelelim rüyama..

- Sabah işten yorgun bir şekilde gelmiş, yatağıma uzanıp gözlerimi kapatmıştım ve hemen bir soluk arkasından gözlerimi açtım. Werther'in en iyi dostuydum. Mektuplarını bana yazar ve merakla benden cevap beklerdi. Birbirimizden ayrıldığımız için ikimiz de üzüntü duyuyorduk ama hayallerimiz farklıydı, hayatımız da öyle. Ne olursa olsun seni seven birisi ne kadar uzaklaşabilir ki senden? Cümleleriyle ve hisleriyle her daim yanındadır. Kalbinin atışını her defasında kulağının dibinde duyabilirsin mektubundaki heyecan dolu satırlarda ve onunla ağlayabilirsin hüzünlendiği yerde. Ben de Werther'e yazarken böyle yapıyor, onunla aynı şeyleri hissediyor ve yazıyordum. Bazen mektupla sınırlı kalmıyor, onun en sevdiği ıhlamur ağacının altında bir şeyler içiyorduk ve kimseye anlatamadığı sırlarını yine orada bana döküyordu. Günü geldiğinde o kararı verene kadar. Bu anın geleceğini çoktan biliyordum ve her nerdeysem çıkıp onun yanına geldim. Bundan sonra olanları bir hayalet gibi izliyordum. Bana ve Lotte'ye yazdığı mektupları yazarken başucundaydım ama müdahale edemiyordum. En kötüsü de buydu. Boğazım parçalanana kadar bağırıyor ama sesimi ona duyuramıyordum. Her şeye tanık olup hiçbir şeye müdahale edememek kadar insanı aciz bırakan ne var? Ben rüyamda bunu yaşadım Werther ile. Verdiği kararı uygularken de yanındaydım. Buna şahit olmak kadar kötü pek az şey yaşar insan hayatında. Ben yalnızca kitaptaki cümlelerle tanıdığım birini ete kemiğe bürütüp, koşarak yanına gittim ve yaşadığı her şeye şahit oldum. Böyle bir etki bıraktı bende. Okuduğumuz kitabın içine girmemiz gerekiyordu. Ama Werther 250 yıl sonra gelip benim rüyama girdi. Etkisinde kaldığım ve bence herkesin okuması gereken bir kitap.


-İncelememi okuyan herkese teşekkürler.
126 syf.
·1 günde·1/10
Linç edilme ihtimalim var ama olsun...
Dünyanın en boş ve gereksiz kitabıdır kendisi.
Bence kitabın ismi Genç Werther'in Ahmaklıkları olsa daha güzel olurdu.
Kitabı beğenmeyip nefret etme seviyesine gelme nedenime gelirsek ki çok fazla sinirlendirdi beni bu kitap.
Ölüm ve intihar hakkındaki araştırmalarıma katkı sağlasın diye okuduğum kitabın ana karakteri saçma bir nedenden dolayı intihar ediyor. Bir kadın seni sevmek zorunda değildir. Niye bu kendini küçültme çabaları...
Demek istediğim o ki çok büyük bir beklenti ile başladığım bu kitaba hayal kırıklığı ile veda ettim. Beni tatmin etmeyen bir kitap olmasının yanında En sevdiğim yayınevi olan İş Bankası'nın böyle bir kitabı da nasıl Hasan Ali Yücel Klasikleri Dizisine koyduğuna şaşıyorum!
Bir insana bağlanabilirsin, aşık olabilirsin ama hiçbir zaman bu kadar salakça davranmamak gerekir bence.
Hayattan hiçbir şekilde anlam çıkaramayan birisinin bir kadın yüzünden intihar etmesini aklım almıyor.
Neyse kitap hakkında fazla konuşmak istemiyorum konuştukça sinirlerim bozuluyor.
Okumak isteyen herkese kolay gelsin.
Herkese iyi okumalar dilerim...
202 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10
> Evet, bir incelememi daha tamamlamış ve sizin için yayına hazır hale getirmiş bulunuyorum. Son günlerde inceleme yazmamamın sebebi, grupta yaşanan olumsuzluklardan ötürüydü ve kişisel tepkimin de yavaş yavaş sonuna geldiğim için bu zamana dek okumuş ve incelememiş olduğum eserlere incelemeler yazıyorum. Allah’tan bu aralar işler seçimlerden ötürü durgun, yoksa hareketli bir zamana denk geldiğimde bırakın inceleme yazmayı, kitap okumaya bile zaman kalmıyor diyebilirim. Bugün sizler ile birlikte, Genç Werther’in Acıları’na ortak olacağız ve yazarın kendisinin hayatına dair detaylı bir bilgi edineceğiz. Arada boşluklar olabilir ve atlamış olduğum detaylar olabilir, şimdiden bunlar için özür dileyerek, artık incelemeye geçelim isterim. :)

> Johann Wolfgang Von Goethe’nin "Genç Werther'in Acıları" adlı eseri için, İngiliz yazar Samuel Richardson 'un 1740 yılında yazdığı " Pamela "sı ya da Cenevreli filozof ve yazar Jean-Jacques Rousseau 'nun 1761’de kaleme aldığı " Yeni Heloise (2 Cilt Takım) "i gibi duygusal romantizm akımına, geleneğine uygun mektupların derlemesinden oluşan kısa bir romandır diyebiliriz. Romanda konu olan karakterlerin ve trajik yaşanan olayların dışında, anlatılan tüm hikâye, Werther'in arkadaşı Wilhelm'e gönderdiği mektuplardan ibarettir. Bu son söylemek istediğime dikkat çekmek isterim, çünkü kitabın popülizmine kapılan birçok okur, bu eseri ele aldıktan sonra, hayal kırıklığına da uğrayabilir. Elimizde tuttuğumuz bu eser, aklınıza gelebilecek türden bir aşk romanı kesinlikle değildir!!! Okur olarak buradan çıkarmamız gereken sonuç: “Kitabın toplum ve ahlak konusundaki bütün düşünceleri kapsayan, tutku ve erdem hakkındaki fikirler arasında git gel yapan bir edebiyat örneği olduğudur.”

Kitaba Dair
> Hayatının baharında olan genç Werther, içinde bulunduğu hayatın tecrübesizliğinin de vermiş olduğu duygu dolu hisler ile ne yapacağına bilmemekle birlikte, bir kararsızlık içerisindedir. Kendisinin de içinde bulunduğu bu tanıdık çevreden uzaklaşmak ve hayatına değişiklik katmak adına, annesinin miras işini halletmek için Weimar’a gelir. Ruhi olarak doğa ile ilgilenmekten ve çizimler yapmaktan hoşlanmaktadır. Bulunduğu yörenin alt tabaka insanlarının kendisine çok sıcakkanlı yaklaştıklarını, kendisini sevdiklerini, ama çocuklar hakkında da üzücü tespitlerinin olduğunu ifade eder. Weimar’da geçirdiği günlerden bir gün, bir kâtibin kızı olan Lotte'ye eşlik edeceği bir baloya davet edilir. Annesinin ölümünden beri, kardeşlerinin bakımı ile Lotte ilgilenmektedir. Werther, baloda gördüğü bu güzel kadının, Lotte’nin nişanlı olduğunu öğrenmesine rağmen, genç tecrübesizliği ve kadına karşı hissettiklerinin de vermiş olduğu duygulardan dolayı, kendisini ona âşık olmaktan engelleyemez.

> Balo esnasında yaşanan olumsuz hava muhalefeti ve fırtına o geceye, davetlilere bir korku getirse de, ikisine kaçınılmaz duyguları da beraberinde getirmiştir. Tanrı’nın yalnızca azizlerine bağışladığı türden günler geçirdiği hissiyle, genç Werther bundan böyle, Amtsmann'ın kızınını hemen hemen her gün ziyaret ediyor ve onunla olabildiğince çok zaman geçirir. Fakat Lotte'nin nişanlısı Albert, gitmiş olduğu bir iş gezisinden geri döndüğünde, Werther'in hislerinde görülebilir, hissedilebilir bir değişim baş göstermektedir. Âşık olduğu bu güzel kadının nişanlısının varlığı artık onun sevgisinin gelecekteki umutsuzluğunu ve bir gün bu güzel geçen zamanın biteceğini haberdar etmekte, hissettirmektedir. Burada aklıma, Uygurların, "Her şey güzel olunca vakit çabuk geçermiş" sözünün doğruluğu geldi #37622289 ve ufak bir tebessüm ile okumaya, acılara şahit olamaya devam ettim. Sempatik ve iyi huylu bir insan olan Albert ile Werther arasındaki ilişki, normalmiş gibi görünse de, Albert’in varlığından rahatsız olan Werther, Lotte'ye duyduğu güçlü ve umutsuz duygularının kendisi için tehlikeli olabileceğini kısa süre içerisinde anlar ve kendisini bekleyen bu kaçınılmaz acılardan kaçıp kurtarmak için şehri terk etmeye karar verir.

> Bu süreç içerisinde Werther, bir Kont’un kendisine yapmış olduğu iş teklifini hem mekânsal hem de duygusal olarak Lotte'nin etkisinden kaçma fırsatı olarak görür. Ancak kabullenmiş olduğu bu işin görgü kurallarının sıkılığı, işin asil tarafının ağırlığı ve zorluğu kendisinin kaçış umutlarını mahveder ve içsel bir hayal kırıklığı ile Werther, ruhunun oraya ait olduğunu düşündüğü, vatanı olarak gördüğü şehre, Lotte'sine geri döner. Ama artık Lotte ve Albert’in evlenmiş olduğunu bilerek orada, Weimar’da yaşamak, zaten Lotte için çırpınan yüreğine ve daralan ruhuna daha da ıstırap dolu acılar yüklemektedir. Albert’in işi ile ilgili meşguliyetini, Lotte’nin kocası ile mutlu olmadığı ihtimalini de göz önüne alan Werther, Lotte'ye açılarak, onunla olan eski samimiyetini özlediğini ifade ederek, duygularına dile getirir. Albert’in yolda olduğu bir akşam, Werther’in ziyareti ile romandan da anlaşılacağı gibi, ikili arasındaki bu tehlikeli yaklaşım aniden bir eyleme dökülür ve ateşli bir tutku içerisinde birbirlerine sarılıp yakınlaşırlar. Werther dayanılmaz acılar içerisinde kendisini Lotte’nin önünde yere atar ve Lotte, genç aşığı Werther'in tutkusuna boyun eğmemek için çareyi yan odaya kaçmakta bulur ve onu bir daha görmek istememektedir. Sonu olmayan tehlikeli ilişki de yaşanan bu trajik olaydan sonra, Werther tüm umutlarını yitirir. Genç âşık artık bütünüyle çaresizdir ve artık sonunu göremediği bu hayattan ve hiçbir şeyden tat almamaktadır. Bunu kendisinin son mektubunda ve o ezici ruhsal çöküntü ile daha iyi anlayabiliyor ve sonun nasıl olabileceğini de az çok tahmin edebiliyoruz. (Daha fazla spoiler vermemek adına burada içeriğe son veriyorum.)

Yazar Hakkında
> Goethe'nin hayatındaki renkli, parlak birkaç satırı ele almak ve yazar hakkında bir şeyler yazmanın herkesi canlandırmak adına iyi geleceği düşüncesindeyim. Kendisi, 28 Ağustos 1749'da Frankfurt am Main'deki (ah, güzel şehir FFM ve anılarım) Hirschgraben'deki o birçoğumuzun bildiği güzel evde dünyaya geldi. 39 yaşında olan yetenekli, ancak mutsuz bir baba ve 18 yaşında, her zaman mutlu, güleç bir anne’nin oğluydu o. Frau Rat, Frau Aja (Bayan Rat, Bayan Aja) olarak bilinen bir anne’de, unutulmaz bir Alman kadın karakteri vardı. Çocukluğu ona güzel şeyler katan güçlü izlenimlerle doludur. Bunların arasında, kendisinin edebi gelişimine katkısı olan İncil dersleri, kukla tiyatrosu, Kont François de Théas de Thoranc’ın kendisine olan özel ilgisi*, Fransız tiyatrosu**, Gretchen'a ilk aşk, vb.); Özel dersler, Goethe’ye erken yaşta tüm edebi bilgi alanlarında katkı sağlamıştır.

* Goethe’yi çocukluk yıllarda etkileyen önemli bir olay, Yedi Sene Savaşları'dır. Frankfurt şehri, 1759'da, Avusturya ile birleşen Fransızların işgaline uğramış, bu arada Goethe'lerin evi de Fransız sivil idare sinin komutanı Kont François de Théas de Thoranc'a iki buçuk yıl boyunca karargâh olmuştur. Küçük Goethe ile dostluk kuran bu Fransız subayı, güzel sanatlara, özellikle resme meraklı olduğundan sanatkâr misafirleri eksik olmuyordu. Goethe onun aracılığıyla plastik sanatlara karşı ilgiyi küçük yaşta kazanmıştır.

** Fransız işgalinin Goethe’nin kültür dünyasına olumlu katkılarından biri de Frankfurt’ta temsiller veren bir Fransız gezici tiyatro trupunun etkisidir. Muntazam olarak izlediği bu oyunlarda daha on bir yaşındayken, Racine'i, Moliere'i tanıma fırsatı bulmuştur.


> 1765 Ekim'inde, çok özensiz yaşadığı ve sıkıcı bir hayat sürdüğü Leipzig'teki hukuk çalışmalarına devam etti ve 1768'de Frankfurt'a geri dönerek, kendisini, sağlıklı bir şekilde bakmaları için annesini ve kız kardeşinin emin ellerine teslim etti. 1770 Nisan'ında Strazburg Üniversitesi'ne katıldı ve 1771 yılında lisans tamamlayarak derecesini aldı. Burada hayatına yön veren iki deneyim belirleyicidir: Herder ile karşılaşması ve Friederike Brion'a olan sevgisi. Herder sayesinde, "Fransız" edebiyatının ve sanatının tadına nail olan Goethe’ye, Alman sanatına işaret eden Herder, ona, Alman sanatını, Homer’i, Shakespeare’i, aşılar. 1774’ün başında, iki hafta gibi bir süre içerisinde "Genç Werther’in Acılar" adlı edebi eserini kaleme aldı ve diğer deneyimlerini yürüttü. Neredeyse aynı zamanda, Faust I'in büyük bir kısmını tamamladı ve Gretent trajedisinin tamamını içeren Prometheus, Mahomet, Ebedi Yahudi, Clavigo ve Stella’ya da dâhil ettiği çalışmasını yürüttü. 16 yaşındaki, güzeller güzeli ve zeki bir bankacının kızı olan Lili Schönemann ile nişanlanır. Bu büyük aşkına rağmen, bu ilişki, çevre ve yaşam tarzı açısından, ailelerin uyuşmazlığı nedeniyle yıpranmıştır, buna ilişkin olarak Goethe, kendi idealleri ile evliliğin bağdaşmayabileceği konusunda endişeye düşmüştür. Bu boşluğu doldurabilmek için ise, Cristian ve Friedrich Leopold zu Stolberg-Stolberg kardeşlerin, İsviçre’yi dolaşarak, aylarca sürecek olan seyahat davetini dikkate almıştır. Ekim ayında bu nişanlılık durumu tamamen sona ermiştir. Döndükten sonra 7 Kasım 1775'te geldiği genç Dük Karl August'un Weimar'a davetini takip ederek Frankfurt'tan ayrılır.

> 1776 yılında hükümete atanan Privy Konseyi'nin hükümdarlığına atananların muhalif itirazlarına rağmen, 1782 yılında Kaiser (İmparator) Josef II. Goethe’yi Asiller sınıfına kabul eder. Wieland ile arkadaşlık küuar ve Herder tarafından Weimar'a davet edilir. Ancak hayatının en büyük tecrübesini kendisinden yedi yaş büyük, yedi çocuk annesi, hasta ve güzel olmayan Charlotte von Stein ile yaşar. Charlotte Goethe üzerinde anlaşılamaz bir güç sahibi olur ve uzun yıllar yazarın kalbini Charlotte için atar. (Burada aklıma; “Gönül bu, ota da konar b… da konar” sözü gelmedi değil.)

> Ruhsal olarak kendisini bulmak adına, 1786'da Karlsbad'dan İtalya'ya geçer. Venedik, Floransa, Roma, Napoli, Sicilya onu büyülemiştir ve "Tauris'teki Iphigenia" burada son halini alır. Gene kendisinin kaleme aldığı "Egmont"u, İtalyan şair Cortesan Torquato Tasso ile deliliğe inişle ilgili bir oyun olan "Tasso" ele aldı ve tabi ki Faust ile devam ederek, bu içsel dönüşümünü İtalya'da tamamlandı. 1788 yılının haziran ayında Weimar'a geri döndü. Frau von Stein ile arasına giren soğukluk ve yabancılaşma sonrasında, Aralık 1789'da, genç sevgilisi Christiane Vulpius'la yaşadığı ilişkiden doğan ilk oğlu sonrasında, Frau von Stein ile yolları ayrıldı.

> Friedrich Schiller (1794) ile yakınlaşması, o zaman için olağanüstü öneme sahipti. Her ikisi de, onurlu sanat eserleri ve büyük girişimleri olan, Xenien (1796) sonrasında, mahkeme tarafından genel bir yargılamaya maruz kaldılar.

> 1798 yılında, Heinrich Meyer ile birlikte, tüm idealleriyle klasik ideallerini temsil eden "Propylaen"i kurdu; Ama kendisinde bunun dışında, kansız, stilistik “doğal kız” bir olarak yarattığı Weimar "Örneksahne - Musterbühne"nin endişesi vardı. Arkadaşı Schiller’in ölümü (1805) onu çok aşırı etkiledi ve derinden sarstı. Artık kendisi için zor zamanlar kapıdadır ve Jena Savaşı’ndan dolayı tüm güvenli yaşam koşullarının tehlikeye girmesi, onu 19 Ekim 1806'da Christiane Vulpius ile evlenmeye mecbur kılmıştır. Törende tebrikler edenlere cevaben: "O her zaman benim karım olmuştur." demiştir. 1808'de Frau Rat (annesi) ölür. "Bir devlet adamının kalbi göğsünde değil, kafasında olmalıdır," diyen Goethe’nin çok değer verdiği bu yiğit lider, Napolyon şimdi Almanya’yı tehdit etmektedir ve yine aynı yıl içerisinde Napolyon ile hafızalara kazınan o unutulmaz görüşme yapılır.

> Bu arada eşi Christiane, 1816 yılında hayata gözlerini yumar, ancak 1817'de, Goethe'nin oğlu August'un karısı Ottilie von Pogwisch, evlerine sıcak bir katar. Edebiyata adeta kalemi ile ruh veren 74 yaşındaki bu yaşlı kurt, tekrar ateşli bir tutkuya kapılır ve 1822, 1823'te Marienbad ve Karlovy Vary'de tanıştığı 18 yaşındaki Ulrike von Levetzow ile evlenir. Parlayan "tutku üçlemesi" ise bu açgözlü sevginin güzel bir meyvesiydidir. Yaşamının sonlarına doğru Faust II'nin çalışmasını devam eden Goethe, "uzun süre hayatta kalmanın birçok insanın da hayatına mal olabileceği" anlamına geldiğini de acı bir şekilde tecrübe eder. Frau von Stein, oğlu Dük, Düşes August ve onun etrafında olan birçok sevdiği insan öldü. Temmuz 1831'de Faust'un ikinci bölümünü tamamlandı ve Goethe, gelecekte onu bekleyen yaşamı kendisine saf bir armağan olarak görüyordu. İlerleyen yaşta yakalanmış olduğu bir soğuk algınlığı, bu asilzade yazarın hayatının sonuna geldiğine işaretti. Johann Wolfgang von Goethe, 22 Mart 1832 tarihinde, öğlen saatlerinde hayata gözlerini yumdu ve bu ölüm haberi bütün Avrupa’yı derinden salladı.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?
"Siz insanlar," diye haykırdım, "bir şeyden söz ederken, 'bu yanlıştır, bu doğrudur, bu iyidir, bu kötüdür' diye kestirip atmadan yapamazsınız. Bu ne demektir? Herhangi bir olayın asıl nedenlerini araştırdınız mı? Bu olayı doğuran, önüne geçilmez hale koyan sebepleri arayıp buldunuz mu? Eğer bunu yapsaydınız, hükümlerinizde bu kadar aceleci olmazdınız."
Dünyanın bütün işleri sonuçta aşağılıkçadır. Başkalarına yaranmak, zenginleşmek ve ünlenmek uğruna didinen bir insan da bence kesinlikle bir budaladır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Genç Werther'in Acıları
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Erasmus Yayınları

Kitabı okuyanlar 21.366 okur

  • Merve Mercan
  • Desem ki..
  • Yunus ERDEM
  • İrem Nur
  • Şeyma Aydın Avcu
  • Kadir Yılmaz
  • Onur Kanaz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0 (1)
8
%0
7
%0 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları