·
Okunma
·
Beğeni
·
22,5bin
Gösterim
Adı:
Görünmez Adam
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052078617
Orijinal adı:
The Invisible Man
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çocuk Gezegeni
4.Sınıf Ve 5.Sınıf öğrencilerine Dünya Klasiklerini Sevdirmek Amacıyla Tasarlanmıştır.Dikişli Cilt Kalın Sıvama Karton Kapak Bir kar fırtınası sırasında tuhaf bir adam Iping adında bir İngiliz köyüne gelir. Köylüler Coach& Horses hanına yerleşen bu adamla nasıl iletişim kuracaklarını bilemezler. Yüzü sargılarla kaplıdır. Ellerinde eldiven, başında ise bir şapka vardır ve tüm zamanını odasında geçirir. Köylüler adamın görünmez olduğunu anladıklarında köyde suçlar işlenmeye başlanmıştır bile. Bir süre sonra herkes onun peşine düşer
232 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Hiç görünmez olmayı istediniz mi? Ya da şöyle sorayım istemeyenler neden istemedi? Görünmez olsaydınız başınıza neler gelirdi diye illa ki düşünmüşsünüzdür. Tarih boyunca herkes düşünmüş merak etmeyin. H.G. Wells’in Görünmez Adam kitabı 1897 yılında yayınlanmış ve o zamanlardaki insanlar için çok ufuk açıcı olmuş bu kesin evet ama görünmezlik denilen kavramı ortaya ilk atan kesinlikle o değil size yanlış bilgiler veriliyor ey ahali!

Klasik haline gelmiş bir eser hakkındaki yazımı okurken klasik haline gelmiş başka bir eseri dinlemeniz için link bırakıyorum: Queen- The İnvisible Man https://www.youtube.com/watch?v=zKdxd718WXg

Her şeyden önce fantastik veya bilimkurgu bir eser okurken yazarın aklına bu nasıl gelmiş diye ben de hep düşünürüm. Ve bu sorumun cevabını da mitolojiyi araştırarak bulurum genelde. Favori mitolojim Yunan mitolojisi olsa da Nordik, Pers, Germen, Asya, Türk ve daha bir çok mitolojide az çok bilgi sahibi olmuş oldum

Gelin örneklerle başlayalım;

Yunan Mitolojisinde Hades üç büyük tanrıdan birisidir ve yeraltı dünyasının efendisi olarak bilinir. Hades adı “Görünmez” anlamına gelir ve ona bu özelliğini veren bir başlığı bir kaskı vardır. Hatta mitolojide bu kaskı zaman zaman başka tanrıların veya yarı tanrıların da taktığını görebiliyoruz. Perseus mitinin bazı versiyonlarında, Perseus bu şapkayı tanrıça Athena’dan ödünç alır ve uyuyan Medusa’yı öldürmek için yanına gizlice yaklaşmakta kullanır. Aynı zamanda Roma mitolojisinde de Hades, “Plüton” ismiyle varlığını devam ettirir.

Alman mitolojisinde Nibelungen Destanında ve Nordik Mitolojide “Tarnkappe” veya “Tarnhelm” adı altında bir görünmezlik pelerini, görünmezlik kaskı olarak karşımıza çıkar.

Galler mitolojisinin önemli düzyazılarından biri olan Mabinogi’nin ikinci bölümünde, Caswallawn(tarihi Cassivellaunus) Caradog ap Bran’ı, bir görünmezlik pelerini giyerek öldürür.

Grimm Kardeşlerin “12 Dans Eden Prenses” masalında prenseslerin ayakkabılarının neden yırtıldığını çözmek isteyen bir genç, bir cadıdan aldığı görünmezlik pelerinini kullanır ve gizemi çözer.

Platon’un Cumhuriyet adlı kitabında bulunan Gyges’in Yüzüğü hikayesinde de takan kişiye görünmezlik özelliği veren bir yüzükle basit bir çoban hile hurda çevirerek kral olmayı başarmıştır.

Sonuç olarak bu kavramı bu artık klasik haline gelmiş kitabı okumadan önce sayısız yerde gördük, okuduk, maruz kaldık mitolojiler ve hatta J. R. R. Tolkien ile J. K. Rowling (Robert Galbraith) sağolsun.

Peki Görünmez Adam kitabında nasıl görünmez olunur? Cisimlerin optik kırılma endekslerindeki farklılıkları sıfırlarsak ışık içinden geçip gideceği için kırılamaz ve cisim de görünemez. İşte böyle çok basit bir mantık üzerine kurulu bu kitapta çok da komplike bir buluş falan yok aslında hatta gözün retinasından da kırılmayacağı için görünmez adamın kör olması gerekirdi ama çok da mantık aramamak lazım önemli olan fikir ve bize hissettirdikleri. Sayın Wells’in olayı da hep böyle olmadı mı zaten. Basit ama farklı ve yaratıcı fikirlerden sürükleyici hikayeler yazmayı başarıyor çünkü okur aşırı bilimsel şeyler anlatılarak insanların kafasını fazladan bulandırmayan fakat yeteri kadar sadelikte olmasını istiyor. Bence kendisine verilen “Bilimkurgunun Shakespeare’i ” lakabını sonuna kadar hak ediyor.

Bilimkurgu denildiğinde aklımıza gelen ilk isimlerden olan H. G. Wells ve Jules Verne birbirlerine benzedikleri yönler kadar benzemedikleri yönler de var tabiki. Mesela Jules Verne daha çok gerçek buluşlar, coğrafi keşifler, yolculuklar ve henüz yapılmamış şeyler anlatıp okuru bunlar üzerine düşünmeyi teşvik ediyor. H.G. Wells romanlarında amaçlanan insanın sürükleyici bir düşte duyacağı inanç kadar inandırıcılığa sahip olsa yeter. Hikayelerin amacı okuru kitabın sonuna kadar ispatlarla veya tartışmalarla değil, bir yanılsamaya çekerek tutmaya çalışmak. İkisi de amacına ulaşıyor ikisi de büyük yazarlar. Birini sevip diğerini sevmeyene pek rastlamadım o yüzden Jules Verne seviyorsanız H.G. Wells okumaya tam da bu kitaptan başlayabilirsiniz. Neden bu kitap çünkü akıcı ve temposu yüksek ayrıca Zaman Makinesi daha ağır veya Doktor Moreau'nun Adası daha acıklı.

Filmlere gelirsek de 1933 yapımı bir efsane haline gelen film gerilim ve aksiyon ögeleri içeriyor o zamana göre teknolojik olarak gayet başarılı ve kitaba çok sadık kalmış zamanının çok ötesinde bir film. 2020 yapımı olan günümüze uyarlama filme gelirsek de kitaba sadece fikir olarak benziyor onun haricinde o da fena sayılmaz.

Yazımı şu kısımla noktalamak istiyorum:

“O öğleden sonrasındaysa, her şey bir hayal kırıklığı haline gelmişti. Bir insanın arzu duyabileceği her şeyin üzerinden geçip gidiyordum. Şüphesiz görünmezlik bunları elde etmemi sağlıyordu ama elde ettiğim zaman onların tadını çıkarmamı da imkansız kılıyordu. Orada görünemeyecek olduktan sonra bulunduğun yerin getirdiği gururun önemi nedir ki?”
218 syf.
·5 günde·9/10 puan
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 18. kitap oldu. Bu kitap, görünmezlik fikrinin ilk defa ortaya atıldığı ve işlendiği kitap olarak bilimkurgu alanında son derece önemli bir yere sahip. Zaten kitabın yazım tarihi 1897. Sadece bu iki bilgi bile yazara ve kitaba ciddi bir saygı duymamızı gerektiriyor.

H.G. Wells, önceki okuduğum Zaman Makinesi adlı kitabında zamanda yolculuk kavramını işlemiş ve zamanda yolculuk yapılabileceği fikrini ilk defa ortaya atmış olan yazardır. Bu kitabında da görünmezlik fikrini ilk defa ortaya atması ve bilimsel açıklamalarla görünmezlik fikrini desteklemesi H.G. Wells'i gözümde bambaşka bir noktaya çıkardı. Gerçekten de anlatımına ve zekasına bir kez daha hayran oldum. Sanırım kendisinin bir bilimkurgu üstadı olduğunu söylemeye gerek yok.

Yazarımız ile ilgili bir paragraf daha açmak istiyorum. Bunun sebebi ise, diğer bilimkurgu yazarlarına göre farklı olduğunu düşündüğüm bir yönünü sizlerle paylaşmak... Wells, kitaplarında yarattığı karakterlerinin psikolojik tahlillerini son derece başarılı bir şekilde yapabilen bir yazar. Hatta bir ara Stefan Zweig okuyormuş gibi hissettiğimi de ifade etmek isterim. İlk okuduğum kitabı olan Zaman Makinesi'nde "zaman yolcusu" adını verdiği karakterinin psikolojik tahlillerini de bu kitabındaki Görünmez Adam Griffin'in psikolojik tahlillerini de son derece güzel bir şekilde okurun önüne sunmayı başarmış. Bu yönüyle bir takdiri hak ettiğini söylemek gerekiyor.

Kitap, bir pansiyona gelen ve yazarın "tuhaf adam" diye nitelendirdiği garip bir yabancının karşımıza çıkması ile başlıyor. Bu garip adam tabii ki Görünmez Adam Griffin'in ta kendisi. Ve Görünmez Adam kolaylıkla tahmin edeceğiniz üzere, görünmezlik iksirini bulmuş olan bir bilim adamı. Yalnız, biraz psikopat bir karakter. Mesela babasının intiharına sebep oluyor ve buna dair bir üzüntü duymuyor yahut gözünü kırpmadan hırsızlık yapabiliyor veya insanları terör estireceğine dair korkutabiliyor. Anlayacağınız, tavırları oldukça kaba ve antipatik. Fakat bence Wells'in ana karakterini sempatik göstermek gibi bir amacı da yok. Onun yapmaya çalıştığı tek şey, görünmezlik kavramının olumlu ve olumsuz yönlerini okuyucunun önüne sermek ve bu konu üzerine okuyucunun düşünmesini sağlamak.

Görünmez Adam, bir bilim kurgu kitabı olması nedeniyle görünmezliği ispatlama amacı güdüyormuş gibi görünse de bence gerçek öyle değil. Zira görünmezliği, ışığın kırılması gibi bir takım bilimsel gerekçelere dayandırsa da, aslında yazar görünmezliğin icat edilebileceğini ispatlamaya çalışmıyor. Onun yapmaya çalıştığı tek şey, görünmezlik tutkusuyla yanıp tutuşan bir bilim adamının, Griffin'in, görünmezliği keşfettikten sonra başına gelenleri, hissettiklerini, sonu gelmez bir çaresizliğe ve trajik bir maceraya sürüklenişini anlatmak.

Zira, görünmezliğin birçok olumsuz yönleri de var. Şöyle ki; Görünmez Adam'ımız üzerine bir şey giyerse hemen şekil alıyor ve doğal olarak görünür hale geliyor; soğuk havalarda bile üstüne bir şey giyemiyor ve dışarıda çıplak dolaşmak zorunda kalıyor; çamurlu yollardan yürüyemiyor, çünkü ayak izleri hemen belli oluyor; yemek yiyemiyor, çünkü yedikleri dışarıdan bakanlar tarafından midesinde hemen görülüyor... İşte görünmezliğin de böyle olumsuz yönlerini ortaya koyuyor yazar... Ayrıca Görünmez Adam, kitabın başından beri kime güvendiyse hep güveni boşa çıkarılan ve adeta sırtından bıçaklanan biri. Böyle olunca da kitabın sonlarına doğru, öfke dolu ve intikam dürtüsüyle yanıp tutuşan, hissiz bir yaratığa dönüşüyor.

Görünmez Adam, H.G. Wells'in okuduğum ikinci kitabıydı ve Zaman Makinesi'nde olduğu gibi yine beni kendisine hayran bırakmayı başardı. Son derece beğendiğim ve tavsiye ettiğim bir eser oldu. Görünmezlik fikri üzerine bir kere daha düşünmemi sağladı. Daha fazla ilginizi çekmesi için düşündüren bir soruyla yazımı sonlandıracağım. Çünkü görünmezlik üzerine biraz düşünmenizi istedim...

Görünmez bir insan olsaydınız ilk yapacağınız şey ne olurdu ve bunu yaptığınızda vicdanen rahatsız olur muydunuz?
192 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Hayal kurup görünmez olsak ne güzel avantajlar elde ederiz diye düşünmeyen yoktur aramızda. İşte Griffin bunu yaptı. Fakat herşey düşündüğü gibi mükemmel gitmedi. Görünmez olduğu ilk andan itibaren tekrar hissedilir görünür bir hal almak için çabalayıp durdu. Geçirdiği sinir krizleriyle kendisine ve çevresine verdiği her hasarda kendi sonunu hazırladı. Okurken hem kızdım hem şaşırdım hem de çok üzüldüm. Bu kadar zeki bir insanı hırsı uğruna kaybetmek üzdü. Sizde hayallerinizi gerçekleştirirken hırsınıza yenik düşmeyin ve mutlaka okuyun.
232 syf.
·2 günde·Beğendi
Herkes hayatının bir döneminde gerek izlediği bir filmden esinlenerek, gerek okuduğu bir kitaptan heves ederek görünmez olmanın hayalini kurmuş nasıl bir şey olduğunu merak etmiştir. Bu kitapta da görünmez olan birinin yaşadıkları ve aklımızdaki bütün o soruların cevapları anlatılıyor.
Kitabın yazım tarihi 1897 senesidir. Bu tarih ve o tarihteki teknoloji dikkate alınarak böyle bir konunun hayali bile o dönemde imkansızken bu kitabın yazılması açıkçası benim tarafımdan yazara karşı büyük bir saygı uyandırdı. Bu tarz bilim kurgu kitabı yada filmi yaşadığımız dönemde pek ilginç gelmeyebilir. Fakat yazarın bulunduğu dönemi dikkate alarak düşünürsek gerçekten büyük bir eser olduğunu göreceğiz.
Diğer taraftan en çok şaşırdığım konu ise kitapta görünmez olan bilim adamının bu çalışmayı yaparken izlediği metodu ve bulduğu fikri bilimsel açıklamalarla dile getirmesi oldu. Bu konudada yazarın olduğu dönemi düşündüğümüz takdirde gerçekten yazara tekrardan saygımın artmasına sebep oldu. Kitabı okuduktan sonra internetten baktığım da gördüğüm kadarıyla yazarın bu kitabından sonra dönemde görünmezlik ile ilgili araştırmalar yapılmış ve bu fikir ilk defa bu kitap sayesinde kabul edilip dile getirilir bir hale gelmiş.
Ayrıca yazar kitaptaki karekterlerin pskolojik analizini gerçekten çok ama çok iyi bir şekilde yapmış. Okurken acaba yazar da görünmezliği bulduda o hislerlemi yazdı diye düşünüyor insan.
Kitabın önsözünde yazarın kitaplarından ilk bu kitabın arkasından dünyalar savaşı ve sonrasında zaman makinasının okunulması önerilmiş. Sebep olarak ise yazarın uslubuna alışılması için ideal sıralama olarak örneklendirilmiş. Ben tamamen şans eseri olarak bu kitaptan başladım. Bu kitaptan sonra muhtemelen tüm kitaplarını okuyacağım ve bu sıralamayı takip edeceğim.
Kitaba gelecek olursak isminden de tahmin edileceği üzere bir bilim adamının yaptığı çalışma sonucunda kendini görünmez yapmasını konu alıyor.
Kitabın başlangıcında ana karakterin ismi verilmiyor ve Yabancı olarak adlandırılıyor. Bu yabancı bir pansiyona gelerek çeşitli araştırmalarına devam etmek istiyor. Fakat bu sırada görünmez olan yabancının görülür biri olabilmesi için bütün vücudu sargılarla kaplıdır. Tabi buda pansiyonda ve ufak olan kasabada farklı söylentilere sebep olmaktadır.
Tuhaf yabancı olduğu durumdan dolayı aslında ilk etapta yaşamsal faaliyetlerini yerine getirebilmek için kendini saklamaktadır. Dışlanma korkusuyla yeme uyku gibi faaliyetlerini hırsızlık ve toplumdan kaçarak gizlilik içersinde yapmaya çalışmaktadır. Fakat sonrasında her insanda olduğu gibi bu yabancı farklılığının gücünü kullanmaya başlamakta ve içinde varolan büyük bir pskopat ortaya çıkmaktadır. Kitap bunu konu etmektedir.
Kitapta bir diğer husus ise çok büyük bir buluşun arkasında çok ufak detayların hesaplanmamasıdır. Mesela görünmez olmasına rağmen yediği yemeğin bile sindirene kadar midesinde gözükmesi, yada kıyafetlerinide görünmez yapmadığından dolayı karlı havada aşırı üşümesi bu sebeple Cezayire gitmek istemesi gibi. Kısacası çok büyük planlar için insan uğraşırken çok küçük fakat hayati önem taşıyan detayları göz ardı etmesi sonrasında büyük sorunlar yaratmaktadır yazar güzel bir şekilde bize bunun da mesajını vermiş.
Kitap 200 sayfa civarında yazarın kalemi gerçekten çok anlaşılır ve sade bu sebeple okumak çok zaman almıyor. Kitap zaten sürükleyici olduğu için insan elinden bırakamıyor ve merakla okuyor.
Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
218 syf.
Görünmez olmayı kafaya koyan bir adam düşünün. Bu hedefine yönelik şöyle bir düşünceden hareket eder ilkin: Görmeyi sağlayan ışıktır, ışığın çarptığı cismin üzerine kırılması, emilmesi veya yansıması sonucu farklı dalga boylarında, renklerde ve şiddette görüntüler ilişir gözümüze. Peki bir sıvı enjekte edip, kendi bedenimizi ışığın yansıtamayacağı, soğuramayacağı yahut farklı yüzeylerde farklı şekillerde kıramayacağı bir hale getirebilirsek ne olurdu? Kahramanımıza göre yanıt açıktır: Görünmezlik.

Ana karakter, nam-ı diğer "Görünmez Adam", insanlar tarafından görünmemekle ne denli avantajlı olacağını, kitabı okuyan herkes gibi hissedip harekete geçer. Ancak başarılı geçen onca kimyasal işlemden sonra elde edilen bu durum, giydiği kıyafetler görünür olduklarından, dondurucu havalarda kahramanımızın görünmek istemiyorsa çıplak dolaşmasını, yahut görünür bir şekilde toplum tarafından kabul görmek istiyorsa, giydikleriyle gözlerden, ağızdan kol ve bacaklara kadar, bir mumya gibi sarılıp sarmalanmaya razı olmasını gerekli kılacaktır (Söz gelimi, bir kapıyı açmak için bile, kapı kolunu ve ona uzanan elimizi görmemiz gerekir; görünmeyen bir el ile bir ortamın ne derece rahat değiştirilebilir olduğu, tökezleyip düşmemek için ayakların görünür olmasına ne derece ihtiyaç duyulacağı açık).

Görünmezliğin toplumdaki etik boyutu, insanların ilk şaşkınlıklarını attıkları andan itibaren, durumu nasıl da sıradanlaştırıp, kahramanımızı bir suçluyu kovalar gibi kovaladıklarını, hatta bir hayvanı avlar gibi avlamaya uğraştıklarını anlatmak, kitap hakkında fazla ipucu olur, burada kesmeliyim.

Yine bir Wells romanı, yine insanın başına bela olacak bilimsel buluşlar, sıradışı deneyler, yine hayatını bilime adamış pırıl pırıl bir zekanın yokoluşu..
218 syf.
·7 günde·9/10 puan
Görünmez Adam'ın macerası, bir bilim insanı olup görünmezlik iksirini bulmasıyla başlıyor.

Evet günlük yaşantımızda hangimiz bu fantastik düşünceyi hayal etmedik ki? Görünmez olsam şunu bunu yaparım her yeri gezerim gibi gibi... Yazarımız da bunu çok güzel bir şekilde ele alıp kurgulamış ve 'neden görünmez olmamalıyız' adlı antitez fikrini ortaya koymuş.
Aslında düşününce çok haklı yerleri var çünkü fantastik bir varlık yok karşımızda. Karakterimiz her şeyden önce bir insan ve tüm insani ihtiyaçlara gereksinimi var.. Kıyafet, Uyku, Barınma, ve en önemlisi Yemek gibi.
Gorunmez olup, her şeyini yakıp kendini hür sanınca işler sarpa sarıyor, yaşadığı yeri terk ediyor ve kasaba değiştiriyor. Çok geç olmadan fişleniyor tabii. Insanlar 'Gorunmez Adam' fikrine aşina olmadıkları için korkuyorlar ve istemiyorlar. Iyi bir insan olmasına karşın koşullar onu kötü etkiliyor. Havanın soğukluğuna karşı soyunmak, yediği yemeğin sindirilmesi için beklemek gibi.. çünkü bu gibi unsurlar onu görünür kılıyor ve bu ihtiyaçlarından vazgeçmek zorunda kalıyor. Günlerdir sefil hayatı yaşayıp perişan olunca bir iki insandan zoraki yardım talep ediyor. Geri dönüşler olumlu değil ve Görünen Adam için yine hüsran vakti.
Koşullar karşısında zorlanınca elindeki tek kozu gorunmezligi kullanarak Terör Dönemi başlatacağını söylüyor buna karşın polisler geniş kapsamlı harekatlar başlatıyor. Evet sonunda da bu macera Görünmez Adam'in yakalanmasi ile bitiyor.

Okurken ordan oraya sürükleyen ve aşırı eğlenceli bir kitap olarak okunmayi hak ediyor bence.
((He Onur Ünlü'nün ironiyle karışık absürt olan kısa metraj dizisi Görünen Adam'da izlenmeli derim:))
 Iyi okumalar.
240 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitabımız adeta görünmez olsaydım neler olurdu sorusuna nitelik yazılmış... Çok şahane bir kitap...

Çok eski zamanların eserinde bile böylesine bilimsel bir eser... Sırf bundan dolayı alıp okumaya değerdi ve alıp sürükledi beni...

Karakterimizin görünmez olduktan sonraki yaptıkları, çektiği sıkıntılar ve yakalanması... Kesinlikle fazla söze gerek yok...

Okuyun, okutun efendim...
232 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 6. ve H. G. Wells yazarına dair ise okuduğum ilk kitap. Öncelikle H. G. Wells bu kitabı 1897 yılında yani 123 yıl önce yazmış.
Bunu öğrendiğimde hemen aklım o dönemdeki buluşlara gitti. Gerçekten yazarımız çok başarılı ve büyük takdir hak ediyor.
Kitap için de şunu söyleyebilirim, o kadar sürükleyici ve akıcı bir anlatıma sahip ki bu özellikleri kitabı bir günde bitirmemi sağladı. Bilimkurgu adına sevdiğim yazarların arasında yerini aldı. Yakın zamanda diğer kitaplarını da severek okuyacağıma eminim.


Kitap, küçük bir kasabada bir pansiyona gelen ve “tuhaf adam” diye bahsedilen bir yabancının karşımıza çıkması ile başlıyor. Bu tuhaf adam elbette ki Görünmez Adam, gerçek adıyla Griffin.

Griffin üniversitede tıbbı bırakıp fizik bölümüne geçen ve hayatımı buna adayacağım dediği ışık alanında “optik yoğunluk” üzerine çalışmalar yapan bir bilim adamı.
Görünmez Adam isminden de anlaşıldığı üzere yaptığı çalışmalar sonucunda görünmezliği keşfediyor ve görünmezliğin kendisine kazandıracağı avantajları düşünerek görünmez olmaya karar veriyor. Her ne kadar olumlu yönleri ağır basıyormuş gibi gözükse de görünmezlik ile ilgili çeşitli olumsuzluklar yaşıyor.
Yeni hayatında ifşa olmamak ve yaşamını devam ettirebilmek adına sürekli konumunu değiştirerek yeni yerlerde yaşamaya başlıyor.

H. G. Wells bu kitapta, Griffin’ in kendisini kamufle ederek gittiği yerlerde halkın ona yabancı olmasından dolayı önyargılarla yaklaşması ve görünmez olduğunu anladıklarında ise onu kabul etmemeleri ve düşman gibi davranmaları üzerine başına gelen olayları ve bitmeyen çaresizliğini anlatıyor.

Yeni hayatında daha psikopat bir karaktere bürünen Görünmez Adam; en başından itibaren kime güvendiyse, kimden yardım istediyse güvenini boşa çıkardıkları için hep hüsrana uğruyor. Aslında tek istediği temel yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek yani başını sokacak uyuyabileceği ve soğuktan korunabileceği bir ev, birkaç parça giysi ve en önemlisi yemek.
Ama Görünmez Adamın bu küçük isteklerinde kimse yardım etmemekle birlikte aksine hiçbir açıklama fırsatı vermeden onu vicdansızca yargılıyor ve sanki bir suçlu gibi yakalanmasını istiyorlar.

Görünmez Adam ise tüm bu karşılaştığı haksızlıklar ve zorbalıklar karşısında kendi türüyle olan ilişkisini kopararak bencil ve hissiz bir adama dönüşüyor. Ayrıca insanlara son derece öfkeli ve intikam arzusu ile yanıp tutuşarak terör dönemi diye adlandırdığı insanları öldürme planını gerçekleştirmeyi düşünüyor.
232 syf.
·4 günde·6/10 puan
Bir araştırmacı bilim adamı gizlice yürüttüğü araştırmaları sonucu görünmezliği elde etmenin yolunu bulur. Görünmez Adam bu buluşuyla birden ünleneceği ve şöhret olacağı hayalleri kurmaya başlar. Araştırmalarının daha tamamlanmadan açığa çıkmamasına titizlendiği için ifşa olma tehlikesiyle karşılaştığında sürekli mekan değiştirir.

Kitap boyunca Görünmez Adam'ın oradan oraya koşuşturmasını okuyoruz. Yazıldığı döneme bakarsak (1800lü yılların sonu) zamanının yenilikçi ve ilginç bir fikri ele aldığı söylenebilir. Ancak günümüzde görünmezlik konusu çok kez karşımıza ısıtılıp ısıtılıp çıkarıldığı için kitap ilginçliğini bir hayli kaybetmiş.

Olay örgüsü ve yaşanan gelişmeleri çok kısıtlı buldum. Sanki sürekli aynı şeyi okuyormuş hissine kapıldım. Dili sade ve akıcı olmasına rağmen hızla okuyup bitirebildiğim bir kitap olmadı.

Bilimkurgu severler için okunabilir bir kitap olduğunu ancak bu türün çok daha iyi alternatifleri bulunduğunu düşünüyorum.
218 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Görünmez Adam, daha çok Zaman Makinesi ve Dünyaların Savaşı kitaplarıyla tanınan (Doktor Moreau'nun Adasını da unutmamak lazım) Herbert George Wells'in, bilinen adıyla H.G. Wells'in; Bilimkurgu, kendi deyimiyle birazda 'Fantastik' edebiyatın temellerini atan önemli kitaplarından biridir.

Temel atma meselesini biraz açmamız lazım. H.G. Wells Görünmez adamı 1897 yılında yani günümüzden tam 120 yıl önce yazmıştır. Bu yılın bir başka özelliği de Thomas Edison'un ampülü icat ettiği yıldır. Yani Televizyon, bilgisayar, internet gibi günümüz teknolojinin yüzde birinin bile olmadığı bir dönem. Hatta "Bilimkurgu" kavramı bile bu kitap yazıldıktan 30 yıl sonra ortaya çıkmış. O dönemde bu tür kitaplara "Bilimsel Romans" deniyormuş. Okumayı düşünen arkadaşlar burada yazdıklarımı dikkate alarak okumaya başlarsa kitabı daha doğru değerlendirecektir.

Kısaca konuya değinecek olursak sunuş kısmında ABD'li Bilimkurgu yazarı Gregory Benford'un da bahsettiği gibi, görünmez olmayı hayal etmeyenimiz yoktur herhalde istediğimiz her şeyi yapabiliriz. Ama bir de aynanın diğer yüzü var işte Wells'de kitapta tam da bu noktaya parmak basıyor. Görünmez adam olmak bir lütuf mu, yoksa bir lanet mi? Görünmez olma yeteneği insanı ne kadar yozlaştırabilir? sorularına cevap arıyor.

Okumayı düşünenlere önemli bir uyarı daha yapmak istiyorum. 2000 yılında Kevin Bacon'un oynadığı başarısız bir Görünmez Adam filmi var (http://www.imdb.com/title/tt0164052/) Bu filmin kitabımızla tek ortak yanı ikisinde de bir tane görünmez adam var bunun dışında konu tamamen farklı. Bu filme göre değerlendirme yapmamak lazım. Asıl film 1933'teki Görünmeyen adam filmidir (http://www.imdb.com/title/tt0024184/)

Baskısı güzel, dili gayet akıcı, bir iki günde rahatlıkla okuyabileceğiniz bir kitap. Ben kendi adıma keyif alarak okudum.
120 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Tek kelimeyle kitap beni içine aldı ve sürükledi...

acaba ben niye bu kitabı daha öce okumadım dedim.

kitap ben görünmez olsam acaba hayatım nasıl olurdu?
nasıl yaşardım?
görünmezliğin iyi yanları ne?
görünmezliğin kötü yanları ne?

sorularına yazılmış resmen...
hele ki o sonu beni çok etkiledi...
herkese buradan

OKUYUN!
ve diyorum, bayılacaksınız...
OKUTUN!
Bir insanın arzu duyabileceği her şeyin üzerinden geçip gidiyordum.. Şüphesiz görünmezlik bunları elde etmemi sağlıyordu ama elde ettiğim zaman onların tadını çıkarmamı da imkansız kılıyordu.Hırs...orada görünmeyecek olduktan sonra bulunduğun yerin getirtiği gururun önemi nedir ki ?
Çalışıp üstesinden gelmeyi başardığım her zorlu dağın zirvesinde yeni bir dağ görünüyordu. Sonu gelmeyen ayrıntılar! Ve insanı çileden çıkaranlar...
H. G. Wells
Sayfa 139 - İthaki

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Görünmez Adam
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052078617
Orijinal adı:
The Invisible Man
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çocuk Gezegeni
4.Sınıf Ve 5.Sınıf öğrencilerine Dünya Klasiklerini Sevdirmek Amacıyla Tasarlanmıştır.Dikişli Cilt Kalın Sıvama Karton Kapak Bir kar fırtınası sırasında tuhaf bir adam Iping adında bir İngiliz köyüne gelir. Köylüler Coach& Horses hanına yerleşen bu adamla nasıl iletişim kuracaklarını bilemezler. Yüzü sargılarla kaplıdır. Ellerinde eldiven, başında ise bir şapka vardır ve tüm zamanını odasında geçirir. Köylüler adamın görünmez olduğunu anladıklarında köyde suçlar işlenmeye başlanmıştır bile. Bir süre sonra herkes onun peşine düşer

Kitabı okuyanlar 2.694 okur

  • Burcu Gül ÜLKER
  • Sanem Büyükcengiz
  • Sanem Büyükcengiz
  • Sümsümo
  • Melike
  • Sude Mazlum
  • Ezgi Duman

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları