·
Okunma
·
Beğeni
·
15846
Gösterim
Adı:
Gülistan
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
179
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756199649
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları
265 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Sadi-i Şirazi’nin en beğendiğim kitabı olan Gülistan’ı en az beş altı defa okumuşumdur.Kitap ahlaki ve didaktik türde yazılmış bir eser.Yazarın üslubu sade ve çok akıcı.Kitabın içerisinde kısa kısa ders verici ve ders çıkartılması gereken öykülere yer vermiş.Okuduktan sonra kitaplığa bırakılıp orada kalacak bir eser değildir bilakis okuyucuların tekrar tekrar okumak isteyeceği bir eserdir.Kitap düzyazı ve şiirin bir arada olduğu muhteşem bir eserdir.
Kitapta en beğendiğim alıntılar ;
“Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın kemer bağlayıp bir kişinin karşısında ayakta durmaktan iyidir.”
“Kötü kişilere iyilik edenler iyilere fenalık etmiş olurlar.”
Okumanızı Tavsiye Ederim
265 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
GÜLİSTAN
Merhaba Değerli Okurlar
Öncellikle böyle bir eseri okumama vesile olan biricik kardeşime teşekkürü borç bilirim. Şu an ne yazacağımı bilemez halde yanıp sönen fareye bakıyorum... İnceleme yazmak hiç bu kadar zor olmamıştı benim için... İki saat sonra...
Bu güzide eserin yazarı hakkında biraz bilgilendirmek istiyorum siz değerli okurları... İsmini duydum ama kendisine dair hiç bilgim yoktu. Ayrıca hiçbir eserini okumamıştım. Bu kitapla onun hakkında birçok şey öğrendim. Özellikle isminin hikayesi çok güzel Şiraz'da doğmuş ve Sa’di mahlasını kullanmasıyla bu lakabı edinmiştir. Şairlerin neden isimleriyle değil de lakaplarıyla anıldıklarını hiçbir zaman anlamadım ama bunun ki mantıklı ve akılda kalıcı...
Bu arada spoiler denen şeyden içerebilir :)
“ “Sa’di” mahlasıyla ünlenen İranlı şairin asıl adı Müşerrefüddin Muslih bin Abdullah’tır. Dönemin aydın ailelerinden birinin çocuğu olan Sa’di bugünkü İran’ın Şiraz şehrinde dünyaya gelmiştir. 13.yy.’da Sa’di’nin yaşadığı coğrafya tam bir kargaşa içindeydi. Buna rağmen ciddi bir eğitim alan Sa’di, ömrünün büyük kısmını bir seyyah olarak geçirmiştir. Gülistan, başta Latince olmak üzere birçok Batı diline çevrilmiş ve Osmanlı eğitim kurumlarında yüzyıllarca ders kitabı olarak okutulmuştur.
Öğrendiği bilgileri hayata geçirmek ve yeni bilgiler edinmek için uzun yolculuklar yapmış. Kah Şam Camii’nde insanları aydınlatırken, kah bir derviş kılığıyla şarkılı türkülü meclislerde, kah yaşlı bir kadının dırdırını dinlerken, kah Diyarbekir’de, kah Malatya’da görürüz.
Sa’di çoğu sözleri, sevinç veren hoş şeylerdir. Sa’di, şifalı öğütleri söz ipliğine inci gibi dizmiş, acı öğüt ilacını zarafet balıyla karıştırmıştır.”
Kitabı okumaya başladığımda ‘Tanrı’ kelimesi geçince daha başta hayal kırıklığına uğradım. Ama dipnotta bunu niçin yaptıklarını not düşmüşler aslında ‘Hüdâ’ olarak geçmekte onlarda çeviri de Allah yerine Tanrı demeyi uygun bulmuşlar. Ama ben bulmadım... Hüdâ’da diyebilirlerdi neyse beni ilgilendirmez niçin bunu seçtikleri ama hoşuma gitmedi hatta ben yanlış kitabımı okuyorum düşüncesine kapılmıştım... Bunun dışında kitabı sevdim.
Kitap hakkında bilgilendirecek olursak siz değerli okurları ve okur görünenleri ;)Kitabımız bölümlere ayrılmış, her bölüm bir konuyu içeriyor... Öğütleri kısa öykülerle ve şiirlerle bizlere iletiyor. Herkes kendine bir pay çıkarabilir en azından ben öyle düşünüyorum... Dipnotları unutmamak gerek bilmediğim ve mana veremediğim birçok şeyi de orda buldum. Pek bu incelemeye uygun olmayacak ama teşbihte hata olmaz diyerek şu örneği verebilirim; her şarkı her kişide nasıl farklı hisler uyandırdıysa bu kitapta öyle... Mesela ben bu aralar ders çalıştığımdan olsa gerek ilim ve alimler hakkındaki nasihatlar hoşuma gitti. Hazırlayacağım vaaza uygun olanları not aldım... Bir diğer dikkatimi çeken konu ise kaybettiğim ya da aslında hiç kazanmadığım dostluk üzerine yazılan hikaye ve şiirlerdi.
Dostunu iyi seçmeli insan çünkü gün gelir de saplarsa kör hançeri sırtına inan çok acıtıyor canını... Ama insan karar veremiyor canını yakan hançer mi yoksa kaybettiğin dostun mu? Bu kitapla öfkemi kontrol etmeyi ve böyle bir durumda ne yapılacağını öğrendim. Susmayı...
Evet kitaba dönecek olursak en beğendim sözler şunlardır:

"Birinin gönlünü bir kez kırdın mı, sonradan ona yüz türlü rahatlık sağlasan bile, o bir tek kırgınlığın öcünden sakın. Temren yaradan çıkar, ama acısı canda kalır !"

“Herkesin nasibi bellidir, ancak onu bulmak için de çaba gerekir. Bela alnımızda yazılıysa da, gireceği kapılardan sakınmak gerek !”

“Mademki her şeyin sonu şu toprak...
Toprak olmadan toprak olmaya bak!” Beni en etkileyeni buydu...

“Kurtuluş yalnızlıktadır...”

"Kalıcı olmayana gönül bağlamamalı !"

"En büyük düşmanın, senden hiç ayrılmayan nefsindir !"

"Bir şeye çok fazla gönül bağlama,
Ayrılması çok zor gelir adama !"

"Ey zenginleri övüp yoksulları cefaya layık gören, bil ki, gülün dikeni vardır. Şarapla baş ağrısı bir aradadır. Gömünün başında yılan da olur! İncinin çıktığı yerde insan yutan timsahlar vardır. Dünya dirliğinin lezzeti ardında ölümün zehirli iğnesi, cennet nimetlerinin önünde ise ıstırapların duvarı vardır.”

İncelememin sonunda şunu söylemeliyim Sa’di Şirazi’nin bunu ya da başka bir eserini okumanızı tavsiye ederim. Anlattığı öykülerle onun hakkında az çok bilgi edinebilirsiniz. Ben okurken keyif aldım bir yandan öğreniyor bir yandan eğleniyordum. Nasıl derseniz bazı hikayeleri çok komikti ve ibretlik...
Sa’di’nin bir sözüyle son veriyorum incelememe... Allah’a emanet olun canlar
“Kalbi kırıkların hatırını sor, Onları sevindir. Bir gün senin de Gönlün incinir.”
265 syf.
Sanırım Sadi-i Şirazinin en meşhur kitabı 8 bölümden oluşuyor. Nazım nesir karışık. Didaktik ve ahlaki hikayeler var.


Kitabın önsözünde; münacaat ve na't olarak değerlendirilebilecek bölümlerin yanında kitabın ithaf edildiği kişi yani Atabek Muzafferidüddin Ebubekir ve Sebeb-i Telif yer almakta.


Kitabın Bölümleri Kısaca:
1. Hükümdarların Hâl ve Hareketleri
2. Allah Dostlarının Ahlakı
3. Eldekiyle Yetinmenin Güzellikleri
4. Susmanın Faydası
5. Aşk ve Gençlik
6. Güçsüzlük ve İhtiyarlık
7. Terbiyenin Önemi
8. Sohbet Yöntemi


Kitap genel olarak nasihat niteliğinde. Yıllarca önemini kaybetmeyecek olan evrensel ahlaklı, erdemli bir insan olmanın yollarını anlatıyor.
367 syf.
Yeni güne yeni bir inceleme ile paşlamak istedim... Kitabımız Sâdí-ì Şìrazî'nın Gülistan eseri, sitede gördüm kitabı baktım, araştırdım, okuyayım dedim kapattım. Keşfete geçtim o ara bir de ne göreyim adaşım https://1000kitap.com/mervience bazı kitaplarını paylaşmak istiyormuş seçtim ve söyledim, sağolsun kırmadı gönderdi :) yani kitap beni oku diye adeta kitaplığıma geldi. İyi ki okudum dediğim kitapların arasına yerleşti.
Kitaba gelecek olursak ;
*Kitabımız düyazı ve şiir harmanlanarak, başlıkların bile özlü söz, nasiyat gibi olduğu çok güzel bir kitap, kitapta kendimize dair doğruluk, dürüstlük, iyilik, aşk... O kadar çok konu işlenmiş ki herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, öğreneceği çok güzel bir kitap. Baştan sona sıkılmadan okunacak bütün sayfaları dolu dolu bir kitap.
Kitabı okumanız dileğiyle, sağlıkla kalın...
224 syf.
·10/10
Selâmün Aleyküm 1k ahalisi :)
Öncelikle incelememe başlamadan önce bu hususta olan acemiliğimden ötürü sizlerden özür dilemek istiyorum. Lütfen hoş görünüz kusurlarımızı... O Hâlde başlayayım..

Her birimiz Sadi Şirazi'nin hikmetli söz ve hikayelerinden bir kaçını bilir ancak onun hikayesini bilmeyiz.

Kimdir "Sadi Şirazi" "Hafız Şirazi" " şeyh Sadi Şirazi"?
Fars edebiyatının büyük şairlerinden olup, bir islâm âlimi bir sûfidir. Asıl ismi Muslihuddin Ebu Muhammed b. Müşerreftir. Başta İranda olmak üzere yaşantısında ün ve şöhret kazanmasına rağmen hayatı hakkındaki bilgiler sınırlıdır. Sizi sıkmak istemiyorum birkaç birşey söyleyip kitaba geçeceğim.. Hafız Şirazi, 98 senelik bir ömür sürmüştür. Eski biyografi eserleri Sadi'yi anlatırken şöyle bir ayrıma gider;
10 yaşından sonraki ilk 30 yılı devamlı öğrenme aşkıyla,
ikinci 30 yılı sonu gelmez seyahatlerle,
üçüncü 30 yılı ise bilgi ve tecrübesini belagat ve fesahatle yoğurup yazıya dökmesiyle geçmiştir. İlk ve en meşhur eserleri Bûstan ve Gülîstan'dır.

Peki Gülîstan neden yazıldı?
Rivâyet odur ki Sadi 50 yaşlarında kendi kendine nefis muhasebesi yaparken karar alır, bir daha asla konuşmayacak ömrünü ûzlete çekilip ibadetle tamamlayacaktır. Bir müddet karar aldığı gibi yaşamını sürdürür. Taa ki Hicaz'dan bir dostu ziyaretine gelene kadar. Tabi gönül gönlü bulunca sohbete muhabbete meyleder. Dostu latifelerle sohbet etmeye çalışsa da bakar ki Sadi de ses yok. Bir dener iki dener yok olmuyor. Orada bulunan biri, dostuna; "Sadi kelam etmez daha, var git yoluna" der. Gidilir mi dosttan öyle. Nice nasihatler eder Sadi'ye.. Şükür ki bizim Hafiz sonunda onu kırmamak için kararından dönmeyi seçer. O gece sohbet eşliğinde yürüyüşe çıkarlar. Mevsim de ilkbahar, türlü türlü güller açmış bağlarda bahçelerde.. Geceyi dostlarından birinin bağında geçirirler ama bu nasıl bahçe. Sadi "Buna benzer bir yer dünyada bulmak imkânsız" der...Tefekkürle, teşekkürle sabaha ulaşılır. Artık ayrılma vakti gelmiştir. Bağın sahibi de onlara güllerden demet yapıp hediye edecek. Tabi bu sırada güllerin güzelliklerini övmeyi de es geçmemiş. İşte Sadi'nin teli orda kopar :) "Senin güllerinin mevsimi geçince kurur, solar ama ben gönüllerin rahatlamasına, okuyanların neşelenmesine yol açacak bir Gülistan yazacağım ki onun çiçekleri solmadan her mevsim taptaze kalır." der. Bunun üzerine önce Bûstan, 1 yıl sonra da Gülistanı kaleme alır. Ben ters insanım(:)) önce bu kitabından başladım maalesef ki. İki eserde de aynı nüktelerle yer yer karşılaşabilirsiniz. Ancak mana öyle derin ki, yine de bana hakkıyla anlayamıyorum gibi geliyor.. Eserde güzel konuşma yöntemleri ve hoşca geçinmenin usulu ortaya konmuş. Sadi, her eserinde olduğu gibi eğitici ve öğretici konular işlemiş. Okuyucuyu usandırmamak için de kısa ve özlü olmasını yeğlemiş. Ayrıca Sadi " bu güzel bahçenin cennet gibi Sekiz bölüm olması karar kılındı" der. (bu çok hoşuma gitti paylaşmak istedim :) )
peki Gülistanın içeriği nasıldır ?
Eserde Beyitlerle bağlanmış, Şiirsellikle süslenmiş öyküler, hikmetler, latifeler ve öğütler bulunuyor. Beni çok etkilediğini söyleyebilirim, anlamadığım yerlerde oldu ama yine de inanılmaz derecede ürperdim, gülümsedim, şehir şehir gezdim, saraylara dahi konuk oldum, zindanlara uğradım... Yaşadım efendim yaşadım...

Sadi'nin sözüyle bitireyim o halde.. "Muradım öğüt vermekti; verdim, Hakka emanet ederek gittim"..
210 syf.
·Beğendi·10/10
Derin anlamları bulunan gerçekçi düşünceleriyle ders veren,öğüt verici nitelikteki hikayeler gerçekten çok güzel her bir cümlesini gönül hazineme işledim ...Doğu edebiyatında öne çıkan bu eser özellikle gençlerin okuması gereken bilgi verici bir eser...Anlatımı sade,samimi ve gayet anlaşılır bir üslupla gönüllere zuhur edilmiş,her kesimin kitaplığında olması gereken bize biz olduğumuzu hatırlatan bir kitap. 

Alıntılar

"Birinin gönlünü bir kez kırdın mı, sonradan ona yüz türlü rahatlık sağlasan bile, o bir tek kırgınlığın öcünden sakın. Temren yaradan çıkar, ama acısı canda kalır !"

“Herkesin nasibi bellidir, ancak onu bulmak için de çaba gerekir. Bela alnımızda yazılıysa da, gireceği kapılardan sakınmak gerek !”

“Mademki her şeyin sonu şu toprak...
Toprak olmadan toprak olmaya bak!” Beni en etkileyeni buydu...

“Kurtuluş yalnızlıktadır...”

"Kalıcı olmayana gönül bağlamamalı !"

"En büyük düşmanın, senden hiç ayrılmayan nefsindir !"

"Bir şeye çok fazla gönül bağlama,
Ayrılması çok zor gelir adama !"

"Ey zenginleri övüp yoksulları cefaya layık gören, bil ki, gülün dikeni vardır. Şarapla baş ağrısı bir aradadır. Gömünün başında yılan da olur! İncinin çıktığı yerde insan yutan timsahlar vardır. Dünya dirliğinin lezzeti ardında ölümün zehirli iğnesi, cennet nimetlerinin önünde ise ıstırapların duvarı vardır.”

Tanıtım Bülteninden

“Şirazlı Sadi’nin Bostan’dan bir yıl sonra yazdığı Gülistan, şiirle nesrin ve öğütle iç konuşmanın iç içe geçtiği, şiirsel bir anlam bahçesidir. Bizi, yüzyıllar önce bir gülistana çağıran şair, Bostan’a nazaran bu eserinde daha olgun ve daha kalıcı düşüncelere imza atmıştır. Gülistan da Sadi’nin toplumcu ve ahlakçı tutumundan nasibini alır.
 
Burada da zalim sultanlar, bildiğiyle amel etmeyen âlimler, yoksulu gözetmeyen zenginler, yalancı, ikiyüzlü ve nefsin aşağılık isteklerine boyun eğenler eleştirilir, evrensel bir kavram burada da adım başı karşımıza çıkar: Ahlak.
 
Sadi öykücüdür, lakin şiirle masal arasında bir vadide akar onun öyküleri. Bu yüzden hem şiirsel bir dille yazılmıştır hem de savunulan düşüncelere ilişkin hikmetli şiirler de yer alır kıssaların sonunda. Söz ustası Sadi, gül bahçesinde ötüşen bülbül gibi sergilemekten geri durmaz.”
294 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Böyle yumuşak dilli bir kitap görmedim hiç. :)

Defalarca okunsa bile insanı sıkmayan, kitaba bağlayan, düşündüren, öğreten bir kitap. Dili o kadar hafif ki, rahatlıkla okunabilecek bir eser. Tarzı bana Mevlana'yı çağrıştırdı. Onun gibi birbirinden kısa ve öz hikayeler, şiirler ve hikmetli sözler barındırmış bu muhteşem eserin içinde.

Gülistan, birbiriyle bağlantılı hikayelerden oluşuyor. Konuları: Adalet, terbiye, tevazu, ahlak ve edeptir. Bütün hikayelerini temelinde insan vardır. Şöhretini Bostan ve Gülistan kitaplarıyla kazanmış olmasına hiç şaşırmadım çünkü insanı temele alan, insana insanca seslenen hiçbir eser okursuz kalmaz.
Sadi, Sultanların şairi değil, halkın şairidir. (Mehmet Akif Ersoy)

Üzerinde fazla söylenecek söz bulamıyorum çünkü Sadi'nin de dediği gibi "Güzel olanın güzelleşmeye ihtiyacı yoktur." Bütün güzellik kitabın içinde zaten :) Güzel arıyorsan, aç kitabı oku.

İyi okumalar :)
265 syf.
Gülistan, Sadi Şirazi'nin çok bilinen ve tanınan eserinin adıdır. Bu eser, şiir ve düzyazı karışık bir biçimde kaleme alınmıştır.
İnsanlarda bulunması gereken ahlak ve terbiyenin önemini belirten konular yer almaktadır.Çeşitli hikâye ve fıkraların eklenmesiyle zenginlemiştir.
Bu eserdeki şiirlerin de ayrı bir güzellik kattığı söylenebilir. İşlenen konular, kişinin günlük hayatında karşılayacağı durumlarda ne gibi tavırlar takınması gerektiğini anlatan örnekler vermektedir.
Canlı hayatın içinde her kesimden meslekten kişiler bulunmaktadır; halk ve yönetici ayrımı yapılmaksızın esere yansıtılmıştır. Kimi zaman şiirle kimi zaman da hikaye ele alınmıştır.
Okunması gereken güzel bir kitap.
265 syf.
·Puan vermedi
Kötü bir demirden nasıl ki iyi bir kılıç yapılmazsa, Soysuz bir insandan da terbiye ile adam olmaz.Yağmurun doğasında güzellik ve temizlik varsa da Yağmasıyla bahçede lale;çorak yerde de diken yetişir. Çorak yerde sümbül yetişmez. Onun için boşuna emek harcama. Kötülere iyilik yapmak demek, İyilere kötülük etmek demektir.
.
.
.
Bir mürşid, müridine şöyle dedi: “Eğer insanın gönlü rızkına bağlı olduğu kadar Razik'ına (rızkı veren Allah'a) bağlı olaydı, manevi derece bakımından meleklerden üstün olurdu.”
.
.
.
“Gönlün sevdiği her şeyi göz güzel görür (…)
Her kim sevmeyerek bakarsa Yusuf’u bile çirkin görür..”
265 syf.
·Puan vermedi
Şeyh Sadi Şirazi; sahra çölünün en sıcağında bir vaha serinliğinde ve soğuk bir su mahiyetindeki hikayeleriyle insanı tarihin tozlu sayfalarına götürüp getirirken hiç bir zaman eli boş göndermiyor, gerçekliği bu kadar güzel, masal tadında anlatan bilgeye zamanın ötesinden Selam olsun
265 syf.
Osmanlı döneminde uzun zaman boyunca ders kitabı olarak okutulan bu eser, bir sufi olan yazarı Sadi'nin mutluluğun ancak kişilerin nefislerini yelmesiyle mümkün olacağına dair önermesi üzerine kurulmuştur.

"Bilgelerden birini dinledim. 'Diyordu ki hiçbir kimse cahilliğini itiraf etmez. Biri Konuşurken daha sözünü bitirmeden lafa başlayan kimse müstesna.'"

Hayatın içindeki küçük ayrıntıların düşünüldüğünden çok daha büyük önem arz ettiğini yazan Sadi'nin bu gibi konularda ki görüşleri Gülistan'ın Osmanlı'da neden yıllarca bir ders kitabı olarak kabul edildiğini göstermeye yetiyor:

"Altın da, gümüş de topraktan çıkar, ama her taşın içinde bunlar bulunmaz. Süheyl yıldızı bütün alemin üstünde parlar, öyleyken, bir yerde meşin yapar, bir yerde sahtiyan."
220 syf.
·6 günde·7/10
Kısa kısa doğruluk, dürüstlük, tevazu, kanaat, iyilik, cömertlik, cesaret ile ilgili kıssalardan, hikayelerden, rivayetlerden oluşan bir kitap. Bir kısmı bana göre biraz havada kalmış, çok düz, bilindik, sıkıcı. Bir kısmı gayet özlü, orijinal. Genel olarak puanım yedi...
Birisi gece boyunca
hastanın baş ucunda ağlamış,
gün ağarınca ağlayan ölmüş,
hasta kalkmış, yaşamış.
Acımasız hükümdarlardan biri, bir gün iyi ibadet eden birisine sordu:
- İbadetlerden hangisi daha üstündür?
- Senin için öğleye kadar uyumak daha iyidir, hiç olmazsa uyuduğun zaman halka eziyet edemezsin.
Ciğerlere çekilen hava ömrü uzatır, bırakılan soluk bedeni rahatlatır, öyleyse bir nefeste iki nimet gizlidir ve her bağış şükrü gerektirir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gülistan
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
179
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756199649
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları

Kitabı okuyanlar 1.429 okur

  • Okumalısın
  • gürkan güreşci
  • Adem Alparslan
  • Şeyda
  • Hermes
  • Zeynep Güzel

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.3 (1)
7
%0
6
%0.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları