Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 23 dk.
Sayfa Sayısı:
296
Basım Tarihi:
1967
İlk Yayın Tarihi:
Ağustos 2017
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Orijinal Adı:
The Alexandria Quartet 1: Justine
Orijinal Dil:
İngilizce
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Edebiyatın gücü adına..
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2023 264. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2023 16:59
"İnsan yüreğini kim icat etti,merak ediyorum.Şunun adını söyle bana,sonra da asıldığı yeri göster” Trajedi doğmadan önce doğmuş bir şehir var bu kitapta.Tarihin hasisliğine kayıtsızmış gibi güneşlenen,yüzü kavruk,elleri nasırlı,ayakları devasa bir şehir.Ve o ayakların altında kımıldanan Justine’ler,Melissa’lar,birileri.Birileri,kendi kendinin sessiz filmini oynayan.Ayrı ayrı ben’lerinden ördükleri bir lifle zamanı yıkamaya,onun kendilerini nereye sürüklediğine bakmaya çalışan. ‘Bulmaktan korktukları şeyi aramaya yazgılı kadınlarına hazdan değil,acıdan şehvet duymayı buyuran’ kendisi değilmiş gibi gülümsüyor şehir.Öyle güzel gülümsüyor ki,ah canım,rüzgarlarının bile hıçkırıklı olduğunu sezemiyor insan.Ve İskenderiye’nin ağır,tarihi semirmekten şişmiş baldırları altında sakladığı bir şeyleri arıyor bu birileri.Ruhlarının ince derisinin altında,yaşamın yüreğinde bir yerde,yeterince sevecen bakarlarsa bulabilirlermiş gibi.Ah canım. 291 sayfalık bu uzun şiirin konusu bu birileri mi,yoksa İskenderiye’nin kendisi mi,bilemiyorum.Durrell,bu şehrin güneşte kavrulmuş yüzünü avuçlayıp bu kitabın sayfalarına serpmemiş de ne yapmış,bilemiyorum. Her ne kadar kitabın sonunda ‘siyah bir göz çatkısının,bir saat anahtarının ve bir çift sahipsiz evlilik yüzüğünün’ leylak rengi bir buğunun içinde kaybolup gidişine bakakalsam da,tüm bu birileri olmasaydı,tüm bu olaylar keza,yine de aynı aşkla okurdum bu kitabı ben. Çünkü kelimeleri Durrell’in,düşlerin arasındaki boşlukları dolduran kelimeleri,291 sayfa boyunca sadece Al Aktar kahvesinin bir köşeciğini bile anlatmış olsaydı,yine de aşık olurdum bu kitaba ben.Soluklarını birbirlerinin ağzına üfleyen o dökük sokakları,menekşe rengi kapıları yazsaydı sadece,yine.Denize tepeden bakan zeytin ağacının altındaki tahta masayı yahu,yine.Deniz
Edebiyat
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 202273 okunma
10/10
·296 syf.·
2024 30. kitabı
"İnsan aşık olduğu kişinin aşık olmayı seçtiği kişiye de aşık olur." "İnsan yüreğini kim icat etti, merak ediyorum. Şunun adını söyle bana, sonra da asıldığı yeri göster." Epeydir okumayı ertelediğim İskenderiye Dörtlüsü'nin ilk kitabı Justine bana tam bir edebi şölen yaşattı. Öyle ki Kayıp Zamanın İzinde'nin bıraktığı etkiye -neredeyse yaklaştı. Ve hatta anlatıcının Justine'i anlattığı satırlar bana Marcel Proust'un Albertine'ini hatırlattı. Varlığında da yokluğunda da hasret duyulan, anlatıcının gözünde eşsiz, okuyucunun gözünde merak uyandırıcı Albertine ve Justine. Her iki karakterin de ortak noktası, bambaşka sebeplerle de olsa ulaşılamaz olmaları. Yine her iki romanda belki en önemli unsur olan "hafıza"yı da unutmamak gerekir elbette. Anlatıcı, "belleğin demir zincirini halka halka geriye doğru izleyerek" bizi İskenderiye'ye götürüyor. Bir sis bulutunun ardından tanık olabildiğimiz bu hikayede İskenderiye'yi, Justine'in büyüsünü, aşıkları ve ıstıraplarını okuyoruz. Büyülü bir atmosfer içerisinde kimi zaman karakterler kimi zaman da şehir, mekan ya da zaman öne çıkıyor ve bunların içinde barındırdığı detaylarla roman genişliyor. Çok, çok beğendim kitabı. Justine'in gizemi ve hüznü, derinine inilemez bir karakter olması, kendini asla tam olarak teslim etmeyişi romanın en çok ilgimi çeken kısmı oldu. Bu şahane anlatımdan 3 kitap daha okuyacağım ve hikayeyi diğer karakterlerin cephelerinden de göreceğim için heyecanlıyım.
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 202273 okunma
İskenderiye Dörtlüsü
Puan vermedi·296 syf.··
Beğendi
·
2022 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2022 00:00
Lawrence Durrell bu seriye ‘çağdaş sevgi’yi irdelemek diyor. İlk kitap Justine’de anlatıcı, Justine aşık olduğu zamanı yazıyor. İskenderiye’nin kozmopolit yapısı ile birlikte çeşitli karakterler ve ilişkiler ağı. İkinci kitap Balthazar ile birlikte gerçeklik değişiyor, anlatıya Balthazar’ın bakış açısı dahil oluyor ve karakterler derinleştiriliyor. Zaman kullanımı özellikle ilk kitapta dağınık. Sanat, insan doğası, etnik gruplar, dönemin siyasi ilişkileri de karakterler üzerinden irdeleniyor. “Kendi yeğlediğimiz kurmacalarda yaşıyoruz.” Balthazar kitabından Balthazar :) Daha önce ikinci kitapta anlatıcının değişmesiyle gerçekliğin değiştiğinden bahsetmiştim. (Instagram yorumumu kopyaladım.) Üçüncü kitap Mountolive ile birinci tekil şahış anlatıcı yerini tanrısal anlatıcıya bırakıyor ve kişisel ilişkileri şekillendiren siyasi ilişkileri öğreniyoruz. Gerçeklik bambaşka bir boyuta taşınıyor. Akdeniz’in incisi İskenderiye, Ortadoğu’ya açılan bir kapı. İngilizlerin sömürge politikaları, İskenderiye’de farklı etnik grupların siyasi-dini girişimleri bu kitapta detaylı anlatılıyor. Biraz İngiliz:) Burada şunun da altını çizeyim, ilk kitap Justine’de bizi karşılayan ‘beş insan soyu’ söylemi hikaye sürecinde karşımıza sık çıkıyor. Hesiodos’un Theogonia kitabında geçer ilk beş insan soyu. Zaten mitoloji, siyaset, tarih, sanat, psikoloji üzerinde yükselen bir kurmaca. Dördüncü kitap Clea ile yine anlatıcı Darley’i okuyoruz. Yaşadığı Yunan adasından ayırılıp yıllar sonra İskenderiye’yi ziyaret ediyor. Geçen zamanda yaşan olaylar ile ziyareti ve sonrasında yaşananlar. Geçmişe dönük bazı sırlar açığa çıksa da aslında yeni bir hikaye var. Son kitapta aktarılan olayların ardında bambaşka bir gerçeklik olabileceğini de çok düşündüm. Kısaca seri hakkında düşüncelerim bunlar. Akşit
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 201773 okunma
8/10
·296 syf.··
2023 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2023 23:11
justine, ne zamandır merak ettiğim iskenderiye dörtlüsü’nün ilk kitabı. lawrence durrell’in biçim ve anlatım olarak deneysel bir çalışması olarak nitelenen roman, gerçekten kronolojik gitmeyen anlatımı ve derin betimlemelerle bezeli şiirsel diliyle benzersiz. zamanda atlamaların kafa karıştırıcı olduğu eleştirisine sık rastlansa da yazar, olayları önem sırasına göre yazdığının altını çiziyor. hatta kitabın sonunda “yazarın notları” olan bölümde, romandaki karakterlerden biri olan pursewarden’in ağzından yazdığı notta -bence bu konuya atıf var. ("Anlatının ileriye doğru olan hızı zamansal geriye gönderimlerle frenlenir, böylece a noktasından b noktasına doğru ilerleyen değil, bütünü kavramak amacıyla zamanın dışında, zamana yukarıdan bakan ve kendi ekseni çevresinde ağır ağır dönen bir kitap izlenimi yaratılır. Her şey bizi ilerideki şeylere götürmez; bazıları da geriye, geçmiş şeylere götürür. Geleceğin uçuşan çeşitliliğiyle birlikte geçmişle şimdinin uzlaşarak tek bir şeye doğru koşması.) dörtlünün bu ilk kitabında anlatıcıyla ismen tanışmıyoruz. anlatıcımız irlandalı yoksul bir yazar. küçük bir yunan adasında üzerinden vakit geçmiş çalkantılı bir aşkı anlatırken, dönemin iskenderiyesinin kültür ortamını, savaş öncesi politik havayı ve çokdinli/çokuluslu renkli bir dünyayı da tanıştırıyor okura. uzun zamandır bu kadar her açıdan doyurucu bir kitap okumamıştım. ancak kesinlikle konsantre olarak okunmasını tavsiye ederim. aksi takdirde hakkı verilebilecek bir roman değil. ülker ince çevirisine diyecek yok elbette. ben 13. baskıdan okudum kitabı ve pürüzsüz bir çalışma olduğunu net olarak söyleyebilirim. emeği geçen herkesin eline sağlık.
Edebiyat & Roman
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 202273 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2023 65. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2023 00:00
İskenderiye ve karakterler için ilk durak: Justine. İnanılmaz bir tasvir gücü var Durrell’in. Sıradan bir deniz düşünü bile, zamana bağlayabilen bir yazar. Bağdaştırmalar kendine özgü, felsefik alt metni harika. Serinin üçüncü kitabını okurken Justine’e geri döndüm. Şu ana kadar okuduklarımdan beni en çok etkileyen ve dönüp dolaşıp altını çizdiğim yerleri sıklıkla tekrar tekrar okuduğum bir kitap. Bu kült seriye yazılabilecek en iyi başlangıç bence. Çağdaş sevgi ve erdemleri irdelerken, altında bir medeniyet barındırıyor. İskenderiye kitap boyunca asla bir “yer” veya “şehir” olarak kalmadı. Belki de en güçlü ana karakter. Görmeden, bilmeden bir şehri hayal edip, bünyesine katılmak o kadar zorken; Durrell henüz daha ilk ciltte bunu başarıyor. Dini atıflar, mitolojik semboller… çok dolu dolu bir kitap. Çooook iyi. Tek kelime ile şahane. Aklımın köşelerinde gezinecek bu seri. Kendisi hakkında neler neler yazılır ama gerçekten nasıl toplanır kelimeler bilmem Durrell’den sonra. Bu seriyi okuduktan sonra eski ben değilim diyor bir eleştirmen. O noktadayım. Seri hakkında inceleme yazma düşüncem vardı. Üçüncü kitabı yarılamışken bu eylemin çok gereksiz olacağına karar verdim. Bu derinliği ve ilişki-şehir ağını okurlar keşfetmeli. Okuyan kişiler ile her an her saniye konuşabilirim ama hiç okumayanlara ancak önerebilirim, mutlaka okuyun. Başlangıçta çok derinlerine inemediğim ve henüz daha seriden bir kitap okuduğum için 9/10 şeklinde bir değerlendirme yapmıştım… fakat seri devamında harikalığına ve kendini sürekli hatırlatışına hayran kaldım. Evet bu incelemeyi yalnızca Justine övmek için yazdım. :D Bu seriye toptan şekilde puanlamak sanırım haddime bile değil. Yalnızca Balthazar beni biraz zorladı. Onun dışında hayatıma kattığım en güzel ve en derinlikli seri ve
Roman
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 202273 okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2024 61. kitabı
Lawrence Durrell'ın İskenderiye dörtlüsünü 80'li yılların sonunda okumuştum.30-35 yıl oluyor.Elbette hiçbir şey kalmadı aklımda.Şimdi Hülya'nın öncülüğünde küçük bir grupla birlikte okuyoruz. Lawrence Durrell, İskenderiye Dörtlüsü'nü 1957-1960 yılları arasında yazar. Sadece Justine'i okuyarak, üzerine konuşmak zor.Sonraki kitap aydınlatacak bazı şeyleri diye düşünüyor insan. Karakterlerin kimi zaman belirgin kimi zaman puslar ardında olması, zaman geçişleri, metnin türler arasında gidip gelmesi anlamayı güçleştiriyor. Anlatıcımız bir adada yaşayan, İrlanda asıllı bir öğretmendir.İskenderiye'de memurluk yapmaktadır.İsmini ilk kitapta bilmiyoruz. Hikâyeyi bize anlatırken kendisi de bir şeyleri anlama çabasında anlatıcımız. Kitaba ismini veren Justine Musevi'dir, çocukluğunda bir akrabası tarafından tacize uğramıştır ve kayıp bir de çocuğu vardır. Güzel piyano çalar, kitaplarla arası iyidir, her şeyden çok cinselliği ve cinselliği yaşayışı ile dikkat çeker. Aşırı uçlarda gezinir Justine.Justine'in eşi Nessim, oldukça zengin, iyi eğitim almış, romanda adı geçen hemen hemen herkesle çeşitli nedenlerle yolu kesişmiş biridir. Anlatıcımız, başlangıçta Justine ve Nessim'i ulaşılmaz bulur.Büyük bir hayranlık besler her ikisine de. Justine ile yaşadığı zorlu aşk zaten sürüklemiştir onu adada yaşamaya. İkinci kitaba adını veren yakın arkadaşı doktor Balthazar ile de tanışırız ilk kitapta. Bir yandan da Justine'i önceki evliliğini yaptığı Jacob Arnauti'nin yazdığı, evliliğini anlattığı Moeurs adlı romanı üzerinden tanımaya çalışırız. Pursewarden, Pombal, Toto, Keats, Melisa, Mnemjiyan, Scobie, Clea, farklı ağırlıklarla Justine'de yer alan karakterlerden bazıları. Justine'de bize aktarılan bilgiler, bütünlükten uzak, parça parça. Sonraki ciltlerin başlangıç bölümü gibiydi,
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 201773 okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2022 113. kitabı
Akıllara Sade'nin "Justine: Erdemin Felaketleri adlı kitabı getiren ve yazarın isimini bu kitabından esinlienerek eserine hayat verdiği "İskenderiye Dörtlüsü" serisinin ilk kitabı Justine! Uzun bir giriş olduğunun pekala farkındayım zira kitabın ağırlığı ve kusursuzluğu bunu gerektiriyor. Seriye Justine, Balthazar, Mountolive ve Clea adını verdiği Durrell, 20. yüzyılın açık ara en iyi dörtlüsüyle hem şiirsel hem edebi hem de insan ilişkilerinin duygudaşlığını inanılmaz bir dille edebiyata kazandırmıştır. Hindistanda doğup, İngiltere'de eğitime giderek daha sonra pek çok ülkede bulunması kitapta hissediliyor. Hal böyleyken kitapta İskenderiyeli olmanın bir lütuf, büyük bir şans olduğunu ve halkını sevgiyle kucaklarak övgülere boğması en az kitaptaki karakterimiz kadar önem taşır. Justine, dillere destan bir güzelliktedir. Anlatıcımız henüz bu kitapta ismini zikretmesede Justine'e olan tutkusu, aşkı ve önüne geçilemeyen kıskançlığını dillendirip onunla yaşadığı anılarını ve çevresindeki karakterleri tanıma şansına erişiyoruz. Burada belirtmek istediğim önemli iki unsur ise; kitapta öyle gerçekçi karakterler yaratılmış ki her an kapınıza gelecek gibi bir his oluşturuyor. İkinci olarakta kafanızda nedenler niçinler dolaştığı için kitap bitiminde o sorular havada asılı kalıyor. Bu yüzden devam kitaplarını okuduktan sonra ancak bir sonuç elde edebileceğimizi düşünüyorum. Yer tasvirleri, edebi açıdan kullanılan anlatım, ilişkiler üzerine düştüğü yoğun aktarım ve pek çok kültürün harmanlandığı ayrıtılı bir düzlemde kaleme alınmış. Zira şu zamana kadar okuduğum 20. yüzyıla ait en iyi eserlerden biriydi. Herkese hitap ettiğini düşünmüyorum, oldukça yoğun bir şekilde karakterlerin burhalıklarını, yarım kalmışlıklarını ve en önemlisi düşsel yolculuklarını (aşka, dine, topluma,
Edebiyat & Roman
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 201773 okunma
9/10
·296 syf.··
2024 56. kitabı
“Bir kentte sevdiğiniz biri yaşıyorsa orası sizin için dünya olur.” (s. 78) Dalgalı bir deniz gibiydi Justine. Kıyısında yalpalayıp ayakta durmakta güçlük çektiğiniz ama sabırla ilerleyince sırtüstü uzanılan masmavi dinginlik. Meşhur İskenderiye Dörtlüsü’ne ilk adımı attım böylece. Önce kıyıda dayağımı yedim, zorlandım sonra çok uzun bir şiirin kollarına kendimi bıraktım. Kitap ne anlatıyor derseniz ben sadece “aşk” derim, aklımda kalan tek şey. Güçlü tasvirleri ve karakter tahlilleriyle, edebi doyuruculuğuyla “aşk, sevgi, tutku” temalarıyla tanıştığıma çok memnun olduğum bir kitap oldu. Bir olay örgüsünden ziyade karakterler, temalar ön plana çıkıyor yani. Karakterlerin de kim olduğu, kimlerin kimlerle nasıl bir ilişkisi olduğu kitap ilerledikçe oturuyor. Yine de bir düzen içinde gitmiyor doğrusal değil mümkün olduğunca dikkatinizi diri tutmanız gerekiyor. Yazarın tarzına da alışıyorsunuz bir süre sonra ama tabii sabır gerektiriyor biraz. Zordu fakat güzeldi.
Edebiyat
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 202273 okunma
9/10
·296 syf.··
2026 7. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 21:25
İskenderiye’nin sıcak ve karmaşık sokaklarında dolaşan bir roman Justine. Lawrence Durrell bu kitapta klasik bir hikâye anlatmıyor; daha çok hatırlamanın, arzunun ve insanın kendi geçmişini yeniden kurma çabasının izini sürüyor. Okurken bazen bir aşk hikâyesinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz, bazen de bir şehrin belleğinde dolaşıyormuşsunuz gibi. Durrell’in dili yoğun ve şiirsel; bu yüzden roman hızlı okunmuyor, aksine sayfalar arasında durup düşünmek istiyorsunuz. İskenderiye burada sadece bir mekân değil, karakterlerin tutkularını ve yalnızlıklarını büyüten yaşayan bir organizma gibi. Bence Justine, olaydan çok atmosfer ve düşünce okumayı sevenler için unutulmayacak bir roman. Okurken şunu fark ettim: bazı kitaplar hikâye anlatır, bazıları ise insanın hafızasında bir şehir kurar. Justine ikinci türden bir kitap.
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 202273 okunma
Puan vermedi·296 syf.·
2022 19. kitabı
İskenderiye.. "Bulmaktan korktukları şeyi aramaya yazgılı kadınlarına hazdan değil, acıdan şehvet duymayı buyuran bir kent!" Büyülü, güzelliğiyle göz dolduran, akıl çelen, sırlara ev sahipliği yapan.. İskenderiye'nin büyüsü ile yarışan Justine oldukça farklı, dikkat çekici ve tutkulu. Âşığı çok da acaba âşık olduğu kim diye sorgulamamak imkânsız. Bu ilk kitapta birçok olaydan ve karakterden bahsedilse de tüm yollar yine Justine'e çıkıyor. Bana kalırsa onu seven bu kadar insanın arasında yapayalnız ve bu hissini öyle güzel ifade ediyor ki yaptığı hatalar varsa bile insan asla yargılayamıyor onu. . Anlatım son derece insanı esir alan türden. Tasvirleri, benzetmeleri ve duygu değişimlerini yansıtma açısından çok başarılı. Düzenli bir olay örgüsü ve zaman kavramı olmadığı için kopukluklar hissedilebilir ama bunu ancak kitabı elinizden uzun bir süre bırakırsanız yaşarsınız. Öyle şiirsel bir anlatım var ki sayfalar akıp gidiyor, bütünlük arama ihtiyacı bile hissetmiyorsunuz. Hikâye belki dağınık ama hatıralar öyle yaşanmış, duygular öyle gerçek ki.. İç içe geçen bir sürü hatıra, bir sürü ilişki. Bazısı gizli, bazısı gizlenemeyecek kadar coşkulu. Justine, Melissa, Balthazar, Nessim, Clea.. Hangi âlemde şimdi merak ediyorum. Çünkü onlar bir yerde yaşıyor gibi hissediyor insan kitabı bitirdiği vakit. Hepsinin hissini, düşüncesini, hayalini, yaşanmışlıklarını ve yaşayamadıklarını, çekip gidişlerini, kalışlarını, sevgilerini, nefretlerini ve aşklarını sahiplendim. . Durrell, İskenderiye Dörtlüsü'nde çağdaş sevgiyi irdelediğini söylemiş. Ve sevgiyi sadece kadın-erkek arasında oluşan bağ olarak da işlememiş. Ben ne desem eksik kalacak, o yüzden seriye başlamanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Durrell, Sade'in görüşlerine, Freud'un aşk psikolojisi kuramına bol bol değinmiş. Sade'den
JustineLawrence Durrell · Can Yayınları · 201773 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Lawrence DurrellYazar · 18 kitap
Lawrence George Durrell (d. 27 Şubat 1912 - ö. 7 Kasım 1990) Britanyalı romancı, şair, oyun yazarıdır. Kendisini Britanyalı olarak görmemiştir. Ölümünden sonra Britanya vatandaşı olmadığı ortaya çıkmıştır. En bilinen çalışması İskenderiye Dörtlüsü'dür. 27 Şubat 1912 tarihinde Hindistan'da doğdu. Öğrenimi için on iki yaşında İngiltere'ye gitti. Londra'da çeşitli işlerde çalıştıktan sonra, Yunanistan'da Korfu adasına yerleşti. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve savaştan sonraki yıllarda Rodos, İskenderiye, Kıbrıs gibi Akdeniz ülkelerinde yaşadı. Şiirleri, romanları bu yerlerin yankıları ile doludur. "Justine" adlı romanının yayınlandığı 1957 yılına değin az tanınan bir ozan iken "Justine", "Balthazar", "Mauntoliv", "Clea" adlı roman dizisinden sonra günümüzün en çok okunan ve sözü edilen yazarlarından biri oldu.