Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·210 syf.·
2023 21. kitabı
Kitabın başına aldanıp okumayı bırakmayın. İlerledikçe derinleşiyor. Farklı perspektiflerden kadına bakış açışı oldukça iyi işlenmiş. Özellikle sonuç bölümü tekrar tekrar okunulası.
Edebiyat
KadınSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1969768 okunma
9/10
·417 syf.·
2019 93. kitabı
Bu kitabı Taksim’de sahaflık yapan emekli, yaşlı bir edebiyat öğretmeninden satın almıştım. Hatta oturup birer çay içip Beauvoir'nın Sartre ile ilişkisi üzerine konuşmuştuk. Kitap, Payel Yayınları'nın ilk baskılarından. Aralık 1971’de basılmış.(İkinci baskı) Her şeyden önce anlamak ve anlaşılmak için kadınların okumasının gerekliliği kadar erkeklerin de okuması gereken bir kitap. Okumadan önce kemikleşmiş yargılardan olduğu kadar uzaklaşmak, daha sağlıklı bir okuma yapmanızı sağlar, çünkü Beauvoir yaptığı tahlillerle beraber çoğu yerde eleştiriye başvurmuş. Feminizm, kadını erkekten üst tutma çabası, karşı cins düşmanlığı değil; toplum ve sistem eleştirisidir. Kadının üzerinden kaldırılacak olan prangaların, sömürünün bir yerde erkeği de aynı duruma düşürdüğünü gösteren bir düşüncedir. Amacı karşı cinsleri yarıştırmak ya da ayrıştırmak değildir, Beauvoir çoğu yerde buna değinir. Tabi kitaba belirli yerlerden, belirli konularda eleştiriler de getirilmiştir. O yüzden tavsiyem; genel olarak öncelikle bir görüşü iyi öğrenmenin, anlamanın yanında, görüşün eleştirilerini de okumanız. Bu mukayese ile daha objektif bir perspektif kazanılabilir. Kitabın bazı yerleri sıkıcı gelebilir size lakin ben neredeyse yarısının altını çizdim. Dikkatle okunması gereken bir kitap, ki çıkarılacak notların da bilincin taze kalması için tekrarlanması gerek. Simone de Beauvoir’nın yazdığı Kadın (Le Deuxieme Sexe - İkinci Cins) üçlemesinin ilk kitabı.(1. Genç Kızlık Çağı, 2. Evlilik Çağı, 3. Bağımsızlığa Doğru) Dönemin Fransa’sında yazılan bu kitap iki yılda doksan yedi kere basılarak rekor kırmıştır. Kitap sadece ‘’kadının’’ tarihine bir bakış açısı değil aynı zamanda toplumsal ve ekonomi politik açısından tarihi incelemesi bakımından da değerli bir eser. Kadının nasıl nesneleştirildiğini,
Edebiyat
Kadın - İkinci Cins 1Simone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1993768 okunma
"Kadın doğulmaz, kadın olunur."
Puan vermedi·760 syf.·
2025 58. kitabı
Simone de Beauvoir’ın başlıkta yer alan sözü, kitabın özünü çok iyi anlatıyor. Kadınlık, doğuştan gelen bir kader değil; bize öğretilen, dayatılan ve çoğu zaman sorgulamadan kabul ettiğimiz bir rol aslında. Kitabın temel sorusu şuydu: "Kadın neden erkeğin karşısında özne değil de hep "Başka" olarak görülüyor?" Beauvoir bu sorunun peşine düşüyor ama bunu ağır, sıkıcı bir dille değil, aksine oldukça sade, anlaşılır bir dille yapıyor. Bedenimiz, davranışlarımız, hayallerimiz... Hepsi kültürün etkisi altında şekilleniyor; din, eğitim, gelenekler bu şekillenmede baş rolü oynuyor. Biyolojik farklılıklar elbette var ama kadının yazgısını belirleyen şey biyoloji değil, toplumun ona yüklediği anlamlar. Mesela; erkek çocuğa cesur, bağımsız, özgür olması öğretilirken; kız çocuğuna susmak, utanmak, korunmak öğretiliyor. Erkek çocuk topla kız çocuk bebekle oynar. Erkek çocuk mavi, kız çocuk pembe giyer... Toplumun bize ‘uygun’ diye öğrettiği şeylerin aslında ne kadar kısıtlayıcı olduğunu fark ettim. Ben de çocukken pembe elbiseyi sevmek zorundaymışım gibi hissederdim... Belki de o yüzden, bugün giysilerimde pembeyi tercih etmiyorum:) Kitabın ilk cildinde Beauvoir, tarihten mitlere, psikanalizden edebiyata kadar kadınların nasıl tanımlandığını anlatıyor. Ya kutsal anne diye yüceltilmiş ya da baştan çıkarıcı, günahkâr olarak küçümsenmiş. Freud’un kadınlıkla ilgili tartışmalı teorileri, Jung’un edilgenlik ve anne arketipleri, edebiyatın erkek bakışını güçlendiren dili… Hepsi aynı noktaya çıkıyor: Kadın, kendi deneyimiyle değil, hep bir başkasının gözüyle tanımlanıyor. İkinci ciltte ise kadının yaşam döngüsünü inceliyor; doğum, çocukluk, genç kızlık, aşk, evlilik, annelik ve yaşlılık... Her aşamada kadının karşılaştığı beklentileri, baskıları ve hayalleri gösteriyor. Ve sürekli
Araştırma-İnceleme
İkinci Cinsiyet (2 Cilt Takım)Simone de Beauvoir · Koç Üniversitesi Yayınları · 2025768 okunma
Birinci Cilt Üzerine
Puan vermedi·730 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2022 00:00
İkinci Cinsiyet. 1949’da yayımlandığından bu yana sayısız insanın zihninde yankı uyandırmış, sayısız insana ilham olmuş bir eser. Artık ben de o insanlardan biriyim. Dilimize ilk olarak Payel yayınları tarafından “İkinci Cins: Genç Kızlık Çağı, Evlilik Çağı ve Bağımsızlığa Doğru” olarak çevrilmesine karşı, 2016 yılında Gülnur Acar Savran tarafından Koç Üniversitesi yayınları bünyesinde bir yeni çevirisi daha yapıldı. İyi ki de yapıldı. Payel yayınları çevirisini okumuş biri olarak gerek kitabı üç kitap halinde yayımlamış olmaları gerek ise üç kitabı da aynı çevirmenin çevirmemiş oluşu bu düşüncemde etkili ama en önemli sebep şu ki, Gülnur Acar Savran çevirisinden okurken bambaşka bir kitap okuduğumu hissettim. Çevirmenlerin nasıl değerli bir iş yaptığını bir kez daha anladım. Gülnur hocanın Beauvoir felsefesine ne denli hakim olduğu yaptığı çeviriden belli. Bu incelemeye ona bir kez daha teşekkür ederek başlamak istedim. İkinci Cinsiyet’in birinci cildini bitirdim ve şu sıra eser üzerine ek okumalar yapıyorum. İkinci cildi okumaya da bugün itibariyle başladım. İki cildi de ayrı ayrı incelediğim bir inceleme serisine başlıyorum. Zihnimdekilerin yazıya dökebildiğim kısmını filtrelemeden paylaşacağım ve elbette bu denli hacimli bir eseri zihnimin mümkün kıldığı ölçüde inceleyeceğim. Önsöz üzerine İkinci Cinsiyet’in önsözü Zeynep Direk tarafından kaleme alınmış. Kendisi Koç Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Yazdığı önsözde dikkatimi çeken bazı yerler oldu. Direk, Michele LeDoeuff’un Sartre’ın Beauvoir’i son derece yıkıcı bir biçimde eleştirerek onun felsefe yapma arzusunu kırdığını düşündüğünü ifade etmiş. Hatta LeDoeuff’un Sartre’ı eril bir ideolojinin savunucusu olarak yorumladığını da yazmış. Bunun beraberinde Beauvoir’ın Sartre’a duyduğu bağlılığın hayatında
Kadın
İkinci Cinsiyet (2 Cilt Takım)Simone de Beauvoir · Koç Üniversitesi Yayınları · 2019768 okunma
10/10
·730 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2025 21:49
İkinci Cinsiyet” (Le Deuxième Sexe), ilk kez 1949’da yayımlanmış ve feminist felsefenin temel taşlarından biri haline gelmiştir. Beauvoir, bu eserde kadının tarihsel, toplumsal ve kültürel olarak nasıl “öteki” konumuna itildiğini derinlikli bir felsefi ve sosyolojik çözümleme ile ortaya koyar. En meşhur alıntısı şudur: “Kadın doğulmaz, kadın olunur.” ÖNEMLİ BÖLÜMLERİN ÖZETİ 1. Gerçekler ve Mitler (Cilt I) Bu bölümde Beauvoir, biyoloji, psikanaliz ve tarihsel materyalizm gibi çeşitli bilimsel ve felsefi yaklaşımların kadını nasıl tanımladığını analiz eder. • Kadın Biyolojik Olarak mı “İkinci”dir? • Kadının doğurganlığı ve adet döngüsü gibi fiziksel özelliklerinin onu “eksik” veya “doğaya bağlı” olarak görme eğilimini eleştirir. • Freudyen Psikanalize Eleştiri: • Freud’un fallus merkezli yaklaşımını, kadını “eksik erkek” gibi gören perspektifini reddeder. • Beauvoir’a göre kadın, erkeğin yansıması değil, kendi başına bir özne olmalıdır. • Tarihsel Materyalizm ve Kadının Konumu: • Engels ve Marx’ın kadının ezilmişliğini ekonomik temellere dayandırmasını önemli bulsa da, bu yaklaşımın kadının öznel deneyimini yeterince açıklamadığını savunur. 2. Kadının Tarihi Beauvoir, kadının tarihsel olarak nasıl edilgen bir varlığa dönüştürüldüğünü açıklar: • Kadınlar tarih boyunca hem aile içinde hem de toplumsal kurumlarca ikincilleştirilmiştir. • Mitolojik anlatılar, dinler, edebiyat ve felsefe tarihinin çoğu, kadını erkeğin “öteki”si olarak kodlamıştır. • Kadın bir “kader” ya da “doğa” değil, tarihin öznesi olabilir. 3. Kadının Yaşam Döngüsü (Cilt II) Bu bölümde kadının doğumdan ölüme kadar geçirdiği evreleri inceler: • Çocukluk: Kız çocukları, erkek çocuklarından farklı olarak toplumsal beklentilerle şekillendirilir. • Ergenlik: Kadın bedeninin
İkinci Cinsiyet (2 Cilt Takım)Simone de Beauvoir · Koç Üniversitesi Yayınları · 2019768 okunma
Simone De Beauvoir - İkinci Cinsiyet
Puan vermedi·760 syf.··
2025 27. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 21:39
İkinci cinsiyet kitabı, basitçe özetleyecek olursak Simone De Beauvoir’ın kadınların “ikinci” cinsiyet olmasına sebeb olan unsurları incelediği oldukça yoğun ve derin bir bilgi birikimi barındıran iki ciltten oluşan eseridir. Fransızcası “le deuxieme sexe” ki Simone de Beauvoir Fransız asıllı olup ana dili fransızcadır. Kitaba geçmeden önce Sİmone De Beauvoir’in bir varoluşçu olduğunu ve feminizmi daha doğrusu “kadının durumunu” varoluşçu felsefe ışığı altında incelediğini söyleyebiliriz. Birinci ciltte kadının toplumla beraber evrimini ilk çağlardan günümüze kadarki sürecini tarihsel, biyolojik olarak incelediğini görüyoruz. En son bölümde ise efsaneler başlığı altında “kadın” a yüklenen anlamlar ve bunun edebiyata yansımalarına değiniliyor. Simone’a göre kadınlar biyolojik yapılarından(doğurma işlevi, kas kütlesinin azlığı vb.) dolayı türün kurbanı olmuş ve erkekler tarafından “başka” olmaya mahkum edilmiştir. Günümüzde asıl özne olan erkektir ve kadın ancak başka olarak kendini var edebilir. Toplum kadının özgürleşmesini istememektedir çünkü türün devam etmesi ve aile kurumunun kadınların boyun eğmesi ile sürdürülmesi gerekmektedir. Bunların yanı sıra her insanda var olan egemenlik - güç istenci erkekler için kadınlar araclığıyla daha kolay elde edilmektedir. “Hakiki kadın” söyleminin gerçek olmayan ütopik hayali bir kadın olduğunu ve gerçek kadınların etten kemikten bir özne olduğunu vurguluyor. Burda özellikle vurgulanması gereken kısım kadının da bir insan olduğu, etten kemikten olduğu, arzuları hayalleri olduğu, güç istencine sahip olduğu en önemlisi de kendini gerçekleştirmek istediği, özgür olmak istediği kısım. Hegel’in “mitsein” kavramıyla beraber ele alınması gereken bir özgürlük anlayışı var Simone’un. İkinci kitapta ise olgusallıktan bir nebze olsun
Felsefe
İkinci Cinsiyet (2 Cilt Takım)Simone de Beauvoir · Koç Üniversitesi Yayınları · 2025768 okunma
“Kadın doğulmaz, kadın olunur “
9/10
·730 syf.·
2025 4. kitabı
Kadın ve erkek arasında eşitsizlik vardır , kadın ikinci cinsiyettir ve hem bireysel hem de toplumsal bakımdan ezilmiştir. Bu durumun temelinde yatan öncesiz sonrasız kadınlık efsanesi , ataerkilliğin başlıca unsurlarındandır. Öyleyse kadın ile erkek arasındaki eşitsiz ilişki kadının veya erkeğin doğasından kaynaklanmaz.
Kitap Alıntısı
İkinci Cinsiyet (2 Cilt Takım)Simone de Beauvoir · Koç Üniversitesi Yayınları · 2019768 okunma
9/10
·417 syf.·
2020 5. kitabı
«Ana hukukunun kadına muazzam bir toplumsal iktidar konumu sağladığı dönemleri bir tarafa bırakırsak, kadın cinsinin durumu çoğu zaman ezilenlerin, ikinci sınıf insanların durumu olmuştur. Erkeğin çıkarcılığı ve daha güçlü olanın şiddeti, kadının toplumsal etkisinin gelişmesini demir zincirlere vurmuş; bunun üzeri ise “ev kadınının şerefi” gibi duygusal söylemlerle örtülmeye çalışılmıştır.» Simone de Beauvoir’dan söz ederek başlamayı düşünürken aklıma Clara Zetkin geldi. Çünkü yalnızca bir düşünür değil; emekçi, siyasetçi ve kadın hakları için mücadele etmiş güçlü bir figürdü. Bu yüzden bu satırlara onun adıyla başlamak daha doğru geldi. Simone de Beauvoir, feminizm düşüncesinin en önemli isimlerinden biridir. Yazdığı eserlerle kadınların kendi varlıklarını sorgulamalarına ve bilinç kazanmalarına ömrünü adamıştır. Beauvoir, kadın ekonomik bağımsızlığını elde etmedikçe ve cinsiyet eşitsizliği ortadan kalkmadıkça kadın kimliğinin erkek egemen düzen içinde tamamlanamayacağını görüyordu. Bu yüzden kadın meselesine dolaylı biçimde değinmek yerine doğrudan eğildi ve bunu İkinci Cins ile ortaya koydu. Kitabın girişinde yer verdiği şu söz bile yüzyıllık bir gerçeği tek başına anlatıyor: “Erkeklerin kadınlar üstüne yazdıklarına kuşkuyla bakılmalıdır; çünkü onlar hem yargıç, hem davacıdırlar.” Kadın yüzyıllar boyunca erkek tarafından tanımlandı. Nasıl yaşaması gerektiğine, neyi istemesi gerektiğine hep başkaları karar verdi. Kadının kendi hikâyesini yazmaya başlaması ise oldukça geç oldu. Bu yüzden bugün bile kadın meselesi yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda tarihsel bir yaradır. August Bebel’in söylediği gibi ezilen iki sınıf vardır: işçi sınıfı ve kadınlar. Ama işçi sınıfının içindeki kadınlar çoğu zaman ezilmenin en ağır biçimini yaşar. Çünkü onlar yalnızca emek
Kadın - İkinci Cins 1Simone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 1993768 okunma
Puan vermedi·
Beğendi
Simone de Beauvoir İkinci Cinsiyet'te bizi kadın haline getiren şeyi tarih­sel, sosyolojik, antropolojik, psikolojik bir açıdan inceler.nFakat bu disip­linlerarası yazının gerisinde felsefi bir argüman durur. Bu argüman "başka­lık" mefhumuna, bu mefhum içinde yapılan bir aynına dayanmaktadır. İkinci Cinsiyet'in başlarındaki sert eleştirel ton kadınlık durumunu aşmış bir kadının aşamamış olanların suratına hakikati çarpmasını andırır. İkinci Cinsiyet'i devrimci bir kitap kılan şey "özel bir kadınlık durumu" ol­duğunu olumlamasıdır. Bu durum, "ikinci cinsiyet olma" durumudur. Bu du­rum gündelik hayatta belli bir kadın kişiliği oluşturur ki, Beauvoir ondan eleştirel bir biçimde söz eder. Fakat son kertede bu kişiliği de kurmuş olan şey tarihsel kadın kimliğidir. Ünlü "kadın doğulmaz, kadın olunur" sözünün duruma ilişkin verdiği ipucu, onun tarihsel, toplumsal, kültürel olduğudur. Bu sözün tam kalbinde elbette gizil bir biçimde sonradan "toplumsal cinsi­yet" adını alacak olan fikrin ta kendisi bulunabilir. Kadın denen yaratığı üre­ten şey doğa değil, bütünüyle uygarlıktır. Hepimiz dünyaya birtakım özellik­ler taşıyarak geliriz: Gözlerimizin rengi, saçımızın cinsi, cinsel organlarımız, hormon dengelerimiz, zihinsel, duygusal eğilimlerimiz, yeteneklerimiz farklı­dır. Ama bu özelliklerin, eğilimlerin ve yeteneklerin biçimlendirilmesi ve on­lara değer biçilmesi toplumsal ve tarihsel koşulların ürünüdür.
Felsefe
İkinci Cinsiyet (2 Cilt Takım)Simone de Beauvoir · Koç Üniversitesi Yayınları · 2019768 okunma
Okuyun okutturun herkese
10/10
·120 syf.··
2025 20. kitabı
Çok güzel bir kitap ancak tek pişmanlığım bu kitabı İngilizce okuduğum için ve İngilizce alıntı ekleyeceğim için cahil ve bağnaz erkeklerle alıntılarımı tartışamayacağım malesf çünkü karşı çıkamayacaklar :((((( Yanlış kitabı eklediğim için tekrar attım bu gönderiyi :o
Extracts From: The Second SexSimone de Beauvoir · Vintage Classics · 2015768 okunma

Yazar Hakkında

Simone de BeauvoirYazar · 37 kitap
Simone Lucie-Ernestine-Marie-Bertrand de Beauvoir (/simɔn də boˈvwaʀ/; 9 Ocak 1908 – 14 Nisan 1986) Fransız yazar ve filozof. Roman, felsefe politik ve sosyal deneme, biyografi ve otobiyografi yazarı, gazeteci. En önemli eseri 1949’da yazdığı, kadınların gördüğü baskıların bilimsel incelenmesini yaptığı ve modern feminizmin temellerini kurduğu İkinci Cins (Le Deuxième Sexe) adlı eseri sayılabilir. Yaşamı  Simone de Beauvoir 9 Ocak 1908’de Paris’te Georges Bertrand ve Françoise (Brasseur) de Beauvoir çiftinin kızı olarak dünyaya gelmiştir. Geleneksel bir ailenin büyük kızıdır. Otobiyografisinin ilk bölümünde (Bir Genç Kızın Anıları) dinine ve ülkesine bağlı ataerkil bir ailenin sorumluluklarla donatılmış kızı olarak yaşadığı dönemden bahseder. Kişiliğinin koyu katolik annesinin ve bilinemezci babasının karşıtı olarak şekillendiği söylenebilir. Çocukluk ve ergenlik çağını etkileyen iki ilişkisinden biri kardeşi Helen diğeri arkadaşı Zaza ile olan ilişkisidir. Helen’in küçüklüğünden itibaren ona sürekli bir şeyler öğretmeye onu yetiştirmeye çalışmış ilişkisinde öğretici bir kaygı içinde olmuştur. Zaza ise trajik yaşamı ve ölümü ile Simone’nun karşılaştığı ilk sorunu oluşturuyordu. Matematik ve felsefede Baccalauréat sınavını geçtikten sonra Katolik Enstitüsü’nde matematik öğrenimi ve Saınte Marie Enstitüsünde yabancı dillerde yazın eğitimi gördü. Daha sonra Sobone’da felsefe eğitimi aldı. 1929’da seçkin Ecole Normale Superieure’ye kayıt olan ve Sabone’da kurs almakta olan Jean-Paul Sartre ile tanışır. Beavuvoir’un Ecole Normele’de eğitim gördüğü yanlış ve yaygın olan bir bilgidir. Ancak bu okuldaki Sartre ve felsefe gurubundaki diğer insanlar tarafından iyi tanınmaktadır. 1929’da felsefede Agregation başaran en genç öğrenci olur. Sartre o yıl birinci olur, Simone ise ikinci. Ancak herkes bilir ki de Beauvoir felsefede en iyi idi. Sartre’a birincilik erkek olduğu için verilmişti. Sorbonne’da iken hayatı boyunca bilinecek lakabı Castor(Cesur) edinecektir. 1943 yılında Simone Konuk Kız (L'Invitée) adlı Rouen okulundaki öğrencilerinden Olga Kosakiewicz ile olan kronik lezbiyen ilişkisinin öyküsünü yayınladı. Bu öykü aynı zamanda de Beauvoir ile Sartre arasındaki karmaşık ilişkiyi ve ilişkinin bu üçlü ilişkiden nasıl zarar gördüğünü anlatır Ve II. Dünya Savaşı'ndan sonra De Beauvoir Sartre’ın Maurice Merleau-Ponty ve diğer arkadaşları ile kurduğu Modern Zamanlar (Les Temps Modernes ) adlı politik gazetede çalışmaya başladı. De Beauvoir bu gazetede kendini geliştirdi ve ölümüne kadar editör olarak çalışmaya devam etti. Belirsizlik Ahlakı Üzerine (Pour Une Morale de L'ambiguïté , 1947) kitabında Fransız varoluşçuluğu etkileri farkedilmektedir. Kitapta çok sade bir biçimde Sartre’ın olmak ve hiçlik felsefeleri arasındaki geniş açıyı göstermektedir. De Beauvoir bir biseksüeldir. Ancak bir seminerde Nelson Algren’le tanıştığı 1947 yılına kadar kadar orgazma ulaşamamıştır. Chicago’da Beauvoir Algren ile ilişkisinde ilk orgazmını yaşar. Bu Fransa’da iki ayrı kitap olarak basılan İkinci Cins kitabına da ilham olur. Bu çalışma Amerika’da da The Second Sex olarak yayıncı Alfred A. Knoph’ın karısı Blance Knopf ‘un tavsiyesi üzerine Howard Parshley tarafından çevirilerek yayınlanır. Kadın: Efsane ve Gerçek  Simone de Beauvoir önce Kadın: Efsane ve Gerçek adlı denemesini yazar. Bu denemesinde erkeklerin kadınları, erkekleri yanlış havalara, izlenimlere sokan gizemli “diğer”ler olarak gördüğünü iddia eder. Ve erkeklerin, bu “diğer”olma durumunu, kadınları ve onların problemlerini anlamadıklarına, onlara yardım etmediklerine hatta onlara uyguladıkları baskılara bir neden olarak kullandıklarını iddia eder. Bu durumun tüm toplumlarda klişeleşmiş bir hal aldığını ve her zaman hiyerarşiyi elinde tutanların güçsüzleri “diğer” olarak tanımladığını ve onları etraflarında dolaşan karanlık gölgeler olarak nitelendirdiğini savunmuştur. Bu durumun sınıflar arasındaki ilişkilerde, dinsel, ırksal ayrımların mücadelesinde her türlü karşıtlıkta görüldüğünü ama hiç karşıtlıkta “diğer” nitelendirmesinin ve “diğer”e yaklaşımın kadın-erkek ayrımındaki kadar klişeleşmiş bir hal almadığını, hayatın mevcut düzenine gerekçe olarak gösterilmediğini söyler. İkinci Cins  Yazarın bu eseri 1949’da Fransa’da yayınlanmıştır. Freudcu yönleri ağır basan feminist bir varoluşçuluk göze çarpar. Varoluşçulukta olduğu gibi de Beauvoir temel prensip olarak var oluşun özden önce geldiğini kabul eder ve “Kadın doğulmaz kadın olunur.” prensibine ulaşır. Araştırmaları diğer kavramı üzerine yoğunlaşmıştır. Kadınların diğer olarak tanımlanmasını ve mevcut sosyal konumunu, gördüğü baskının temeli olarak olarak nitelendirir De Beauvoir tarihte her zaman kadının sapkın ve anormal canlılar olarak görüldüğünü iddia eder ve Mary Wollstonecraft’ın dahi erkekleri kadınlara ulaşmaları gereken ideal örnek olarak gösterdiğini ileri sürer. De Beauvoir “Bu durum kadınların kendilerini normalden sapmış, dışta kalan ve normale ulaşmaya çalışan canlılar gibi algılamalarını sağlayarak onlarını başarılarını sınırlandırmışdır.” der. Feminizme göre bu düşünce artık bir kenara atılmalıdır. De Beauvoir iddia eder ki kadınlar erkekler kadar ayırım yapma, seçme yeteniğine sahiptir ve böylece kendilerini geliştirmeyi seçebilir, kadını mevcut durumundan ileri götürebilir, kendi hayatlarının ve dünyanın sorumluluğunu alabilir. Ölümü ve sonrası  1981’de Sartre’ın acı dolu son yıllarını anlattığı Veda Töreni’ni (Cérémonie Des Adieux) yazar. Kendisi de Paris’de Cimetière du Montparnasse mezarlığına Sartre’ın yanına gömülür. Mezar taşında isimleri alt alta yazılır. Ölümüden sonra ünü yayılmaya devam eder. Sadece 1968’lerin post-feminizminin kurucusu olduğu için değil aynı zamanda akademisyen olarak ve varoluşcu Fransız düşün insanı olarak da ünü gelişerek yayılır. Sartre’ın üzerindeki etkisi her zaman görülür. Felsefe üzerine yazdığı birçok eserde de Satre’ın varoluşçu etkisi görülebilir. Paris'te Seine Nehri üzerine yapılan bir köprüye yazarın adı verilmiştir. Eserleri  Konuk Kız, (1943) Pyrrhus ve Cineas, (1944) Başkalarının Kanı, (1945) Kim Ölecek?, (1945) Her Erkek Ölümlüdür, (1946) Belirsizlik Ahlakı Üzerine, (1947) İkinci Cins, (1949) Gün gün Amerika, (1954) Mandarinler, (1954) Sade’ı Yakmalı mı?, (1955) Uzun Yürüyüş, (1957) Bir Genç Kızın Anıları, (1958) Yaşlılık, (1960) Sessiz Bir Ölüm, (1964) Les Belles Images, (1966) The Woman Destroyed, (1967) Yaşlılık, (1970) Hesap Tamam, (1972) When Things of the Spirit Come First,(1979) Veda Töreni, (1981) Sartre’a Mektuplar, (1990) Aşk Mektupları (Nelson Algren’e), (1998) Ödülleri 1983 Sonning Ödülü