Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·141 syf.··
2020 4. kitabı
YİNE ANADOLU YİNE İNSAN YİNE ÇARESİZLİK ZULMEDENE BOYUN EĞİŞ.BİR ANANIN GÖZYAŞLARI TÜRKÜ OLUR DÖKÜLÜR SABAHADDİN ALİ'NİN SÖZCÜKLERİNDE.İÇİMİZİ TİTRETİR.İNSANLIĞIMIZI BİR DAMLA GÖZYAŞI BİR BÜYÜK SUSKUNLUKLA ESİR ALIP KOYAR EN BÜYÜK VİCDAN ZİNDANIMIZA.ÇIKIŞI YOKTUR ARTIK.AH SABO.GECE GECE UYUTMADIN BENİ.BUNDAN SONRA DA UYUMAK HARAM OLSUN İNSANLIĞIMIZA
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Ezr Yayıncılık · 20195,6bin okunma
Gurbet hapishanesi!
8/10
·132 syf.·
2024 15. kitabı
Dikkat spoiler içerebilir! Toplam 13 kısa öyküden oluşan 'Kağnı' Sabahattin Ali'nin okuduğum ikinci kitabı oldu. Kitapta Sabahattin Ali'nin ceza evindeyken mahkumlardan dinlediği öyküler yer alıyor. Hatta 'Bir Şaka' öyküsü Sabahattin Ali'nin bizzat kendi hikayesini (Sinop hapishanesine gönderilmesini) anlatıyor. Kitapta bol bol acı hikaye var ve bu yüzden okurken biraz üzülebilirsiniz, hatta kitaba kendinizi kaptırırsanız birkaç olaya sinirlenebilirsiniz. Hayatın gerçekleri, olayların geçtiği dönem halkının hayat hikayeleri çok güzel anlatılmıştı bence. Kısa kısa yazılmış öyküleri çok sevmesemde kitaptaki olaylar ilgi çekiciydi ve kitapta bol bol altını çizdiğim yer oldu. Bu öykülerin gerçekten yaşanmış olması kitabı bende daha bir ayrı kıldı. Kitabı okuyup okumamak size kalmış. Herkese keyifli okumalar. ------ "...Sinop Hapishanesi'ne gönderilmek üzere teslim edilecektim. Bunu okuyunca çöker gibi oldum. Bir deniz kenarında yapyalnız duran bir hapishane gözlerimde canlandı ve içinde bir tek bile tanıdığım olmayan o yalı şehrini düşündüm... 'Gurbet hapishanesi!' dedim..." ------
KağnıSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 20205,6bin okunma
10/10
·136 syf.·
2020 94. kitabı
İnceleme yapmıyorum genelde, biraz üşengecim o konuda, ama bu sefer susmaya gönlüm razı gelmedi... Tüm duyguları size nakış nakış işleyen bir kitap. Özlemi, anlaşılamamayı, anlayamamayı, güçlüyü, güçsüzü, ezileni, en çok da toplum da hala devam eden insana yapılan haksızlıkları hayatın ne denli acımasız, düşünemediğimiz taraflarından sırtımızdan vurduğunu dile getiriyor. Öyküleri okurken canım acıdı, söylediğim gibi birçok duyguyu yaşadım. Hiçbiri öyle bitmemeliydi gibi geldi bana, her birinde kendimi buldum desem yalan olmaz, zaten birini anlayabilmekte kolay zanaat değil, keşke insanlar bu kadar bencil olmasalar... Sabahattin Ali'nin dilinden okuduğum ikinci kitap, ilki "ses" de çok güzeldi benim için... Onun diline, kelimeleri dans ettiriyormuş gibi okuyucuya aksettirmesine hayran kaldım. Bu kitaba kütüphanenizde yer vermenizi tavsiye ederim, ben çok beğendim. Keyifli okumalar. :)
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·132 syf.··
2024 98. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2024 14:43
Kağnı, içinde yer alan öykülerden ilki olan ve kitaba adını da veren Kağnı hariç 1935 ve 1936 yıllarında yazılmıştır. Yine Sabahattin Ali'nin saf ve akıcı dilinin yer aldığı birbirinden güzel hikayeler yer alıyor kitapta. Yazar, sisteme karşı eleştirisini dile getirdiği, hapishanedeki mahkumların anlattıklarından yola çıkarak hikayeler oluşturmuş. En sevdiğim hikayeler Arabalar Beş Kuruşa ve Bir Skandal hikayeleri oldu. Arabalar Beş Kuruşa hikayesinde zengin ve fakir arasındaki o uçurumun masum çocuk kalpleri nasıl kırdığını, Bir Skandal da dedikodu ve yalanın hayatları nasıl alt üst edişini okuyoruz. Her zamanki gibi kesinlikle okumanız gereken Sabahattin Ali eseri. Herkese tavsiyemdir.
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 20205,6bin okunma
10/10
·136 syf.·
2022 14. kitabı
Aylardır sıkıla sıkıla kitap okuyordum, kitapların sonunu güç bela getirebiliyordum... "nitelikli eser"e denk gelmek gerçekten zor. Hele de benim gibi ne aradığını bilenler için... Bundan önce okuduğum "genç kuşak" diyebileceğimiz kişilerin öyküleri beni okumaktan soğuttu ama ne kadar soğusam da okumayı bırakmam. Çünkü okumak, beslenmektir. Klasik öykü geleneğini seviyorum ve şimdiki yazarların ve yazılanların, öyküden ne kadar uzak düştüğünü görüyorum. İyi bir şeyler denemek isterken var olanın çok çok altında kalıyorlar, hatta var olanla alakasızlaşıyorlar. Sabahattin Ali'mle nefes aldım çok şükür. Bilhassa son öykü olan "Bir Skandal" gerçek bir insan analizi öyküsüydü. Okuyun...
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2024 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2024 00:00
Sabahattin Ali'nin 1932-1936 yılları arasında yayımladığı 13 hikayeden oluşan bu kitabın ana temasını mahkum olan insanlar, köylüler, işçiler ve yoksullar oluşturur. S. Ali, bu öykülerinde devletin sistemini, adalet anlayışını, insanların birbirlerine olan zulümlerini de eleştirir. Keyifli okumalar...
1000Kitap
KağnıSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 20205,6bin okunma
Halbuki biz aşkı ölümsüz kılmıştık...
8/10
·129 syf.··
Beğendi
·
2023 41. kitabı
“Dünyada hiçbir aşkın edebi, hatta uzun ömürlü olmadığı muhakkaktır. Bunun aksini düşünenler başkalarını veya kendilerini aldatmaya çalışan divanelerdir.”
Edebiyat-Düşünce
KağnıSabahattin Ali · Ren Kitap · 20195,6bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2020 3. kitabı
Bir nefeste bitirdiğim harika hikayeler. O dönemde yaşamışlık hissiyle bitti. Çok beğendim. Sebahattin Ali'nin kalemi çok güzel, akıcı ve anlaşılır bir dil. Ağdalı olmamasından dolayı kolay okunuyor. Keyifli bir kitap tavsiye ederim.
KağnıSabahattin Ali · Parodi Yayınları · 20195,6bin okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 183. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2020 16:51
Kısa öykülerinden oluşan Kağnı’ da da yolundan şaşmayan Sabahattin Ali yakın geçmişimizdeki - şahit olmaya devam ettiğimiz - bozuk düzeni, adil olmaktan uzak basit hesapları, toplum eşitsizliğini yüze vurmuş; cahil ve açgözlü entelektüel/cemiyet takımının ayakları altında boğulan düşkün, biçare alt sınıfın sesini kalemine alıp bağırtmıştır. Kurgularının bu kadar sürüklemesinin ve etkilemesinin nedeni gerçeğin sesine kulak vererek, hayatın içinden alıp yazıya dökmesinden ileri gelmektedir. Edebiyattaki başarısı, dili kullanmadaki ustalığı, Türkçe’ ye hakimiyeti artık herkesçe bilinen yazarın toplumdaki zulme ve adaletsizliğe hiçbir zaman sessiz kalmamış ve canı pahasına fikirlerini savunmuş olması da kendisini daha nadir, biricik kılmaktadır.
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
İyi ki doğdun Sabahattin Ali!!
9/10
·136 syf.·
2021 4. kitabı
Normalde ben Sabahattin Ali’nin bütün kitaplarını okudum. Bunu baya önce okumuştum. Şimdi tekrar okumak istedim. Bugün kendisinin doğum günü ve benim profilimi inceleyen birisi kendisine olan düşkünlüğümü çok rahat bir şekilde anlar. İyi ki doğdun Sabahattin Ali, iyi ki bu kısacık ömrüne bu kadar eser sığdırdın, iyi ki düşüncelerini korkmadan, r yapmadan dile getirdin, iyi ki naifliğini, kadınlara olan saygını her eserinde belirttin. Ama sen asla ama asla kafasına sayısız darbe alıp öldürülmeyi haketmedin. Sen sadece bir komünisttin, bir devrimciydin ve hükümetle düşüncelerin uyuşmuyordu. Hiçbir insan düşünceleri yüzünden öldürülmeyi haketmiyor. Bu kadar kısa ömrüne bu kadar eser sığdıran bi adam asla haketmiyor. Şimdi size en sevdiğim hikayesinden biri olan “bir skandal” dan en sevdiğim alıntıyı yazacağım. “Kendimizi aldatmayalım, köylü mütemadiyen vermiş, buna mukabil hiçbir şey, kelimenin bütün manasıyla hiçbir şey almamıştır. Bunları itiraf etmek belki eğer bir parça vicdanımız varsa, yediğimiz bir lokma ekmeğin boğazımızda kalmasına sebep olacaktır ve ihtimal vicdanımızın sadasını duymamak için ‘Köylü efendimizdir!’ Gibi cümleler güzel bir morfindir. Fakat hiçbir cümle hakikati değiştirmek iktidarında değildir.”
Edebiyat
KağnıSabahattin Ali · Çınar Yayınları · 20195,6bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.