Kağnı - Ses

Sabahattin Ali

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2021 112. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2021 20:54
Sabahattin Ali, öykülerinde yalnızca karakterlerin duygu dünyasını başarılı bir şekilde aktarmakla kalmıyor, Anadolu insanının yaşamını ve içinde bulunduğu kültür çatışmasını akıcı ve sade anlatımıyla okuyucuya sunuyor. Yazarın yaşamından izler taşıyan öyküler, usta bir dil ve olağanüstü kurgu yeteneği ile okuyucuyla buluşuyor .
Edebiyat
Kağnı - SesSabahattin Ali · Bilgi Yayınevi · 20192,625 okunma
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
Sabahattin Ali sevdiğim bir yazar. Eserleri de birbirinden güzel ve tekrar tekrar okuma isteği uyandırıyor insanda. Bu eseri, yoksulluğun, adaletsizliğin, çaresizliğin ustaca işlendiği kısa öykülerden oluşuyor. Her bir öykü, yaşanmış ya da yaşanabilecek kadar gerçekçi… Kadınların çaresizliği, insanların toplumdaki yerleri, vicdan ve suç arasında sıkışıp kalmış hayatlar… Özellikle "Kağnı" öyküsündeki kadının sessiz çığlığı, insanın içini titretiyor. Kitapta mutlu sonla biten bir öykü yok. Mutlu sonla bitseler bu kadar etkileyici olurlar mıydı zaten. Kitaptan birkaç Alıntı; -“Kağnının gıcırtısı, kadının içindeki acının sesiydi sanki.” -“Bir insan, kendi başına kalınca, içinde kimsenin bilmediği ne karanlıklar saklıymış anlıyor" - “Hayat, herkese adil davranmıyor. Bazılarımız yalnızca susmayı öğreniyor.”
Kağnı - SesSabahattin Ali · Bilgi Yayınevi · 20192,625 okunma
Puan vermedi·216 syf.·
2021 14. kitabı
Sabahattin Ali, öykülerinde yalnızca karakterlerin duygu dünyasını başarılı bir şekilde aktarmakla kalmıyor, Anadolu insanının yaşamını ve içinde bulunduğu kültür çatışmasını akıcı ve sade anlatımıyla okuyucuya sunuyor. Yazarın yaşamından izler taşıyan öyküler, usta bir dil ve olağanüstü kurgu yeteneği ile okuyucuyla buluşuyor .
Edebiyat
Kağnı - SesSabahattin Ali · Bilgi Yayınevi · 20192,625 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2019 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2019 17:01
En büyük zevklerimden biri,mütefekkir(düşünür)geçinen birçok adamları, saçmalığını kendimin de bildiğim fikirlerle susturmaktı.Onlar bu doğru görünen, fakat manasızlığın aklı selimin derhal anlamsı mümkün olan lakırdı kalabalıği karşısında hayret ve takdirle ağızlarını açarken ben deli bir kahkaha sağanağını zor zapt eder, biraz evvelkinin tamamen zıddı yeni birtakım mütalaalar beyanına başlardım.Bunlar bana zekânın en tabii hakları gibi geliyordu.
Kağnı - SesSabahattin Ali · Bilgi Yayınevi · 20192,625 okunma
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2024 23:44
Yine Sabahattin Ali, yine öyküler. Aslında söylenecek çok şey yok. Yoksulluk, mahzunluk, çaresizlik hikayeleri. Ama o anlatınca bambaşka oluyor işte. Öyküleri ve Sabahattin Ali'yi seviyorsanız listenizde olması gereken kitaplardan biri. Keyifli okumalar dilerim.
Kağnı - SesSabahattin Ali · Bilgi Yayınevi · 20192,625 okunma
8/10
·160 syf.··
2023 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2023 16:03
Bu kitap kağnı ve ses diye iki bölümden oluşuyor ve her iki bölümde de ayrı ayrı hikayeler ele alınmış. Çoğu hikayesi aslında Anadolu insanını anlatıyor. Toplumun sıkıntıları ve özellikle yoksul ve zengin ayrımının çok ince işlendiği öykülere sahip. Mutlu sonlara alışıksanız bu kitap biraz sizi şaşırtabilir. Çünkü anlattıkları iç açıcı değil fakat gerçek ve bunların mutlu sonla bitmesi de biraz gülünç olurdu açıkçası. Sabahattin Ali'nin bir çırpıda okuyacağınız güzel bir eseri tavsiye ederim.
Kağnı - SesSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 20192,625 okunma
Anadolu ve Ölüm
Puan vermedi·160 syf.·
2025 7. kitabı
Büyük Ustanın ilk hikayeleri özellikle 1930larda yazılmış ve o günlerin Anadolusunu anlatıyor. Ana tema bence yine ölüm. hikayelerde insanımızın hiçi hiçine ölümü trajedi şeklinde anlatılmış ki bence öykülerin sevilmesi ve yüreğimize kurban bıçağı gibi girmesinin nedeni bu olsa gerek. Okumalısınız. Anadolu insanı nerden nereye....
Kağnı - SesSabahattin Ali · Venedik Yayınları · 20192,625 okunma
Kağnı Ses - S. ALİ /Bilirsin, eskiden seni çok severdim.
9/10
·166 syf.··
2023 154. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2023 15:59
Sabahattin Ali Dönüp dönüp geldiğimiz, durup durup okuduğumuz, hangi türünü okusak doyamadığımız, erken kaybettiğimiz, "ölmeden önce öldürdüğümüz," henüz yirmi sekiz yaşında yaşlandığını düşündürdüğümüz yazar, şair, fikir işçisi... "Ne yazdıysa okurum," diyeceğim yazar varsa kendisidir. Kürk Mantolu Madonna ile taht kuramadığı gönül, Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan ile ulaşmadığı okur kalmadı. En çok okunan yerli yazar olduğunu düşünüyorum. Yalnızca romanları mı? Canım Aliye Ruhum Filiz ile mektupları... Ki bu eserinde "Etrafın seni sıktığında kitap oku. Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim," der. Birbirinden anlamlı, okumaya doyum olmayan, üzerinde durulsa roman çıkardı diyeceğimiz hikayeleri ve birçoğu bestelenmiş şiirleri... "Kurşun ata ata biter, Yollar gide gide biter, Ceza yata yata biter, Aldırma gönül, aldırma." Bu eserinde de birbirinden farklı, her biri ayrı bir dünyaya açılan hikayeleri yer alıyor yazarın. Diğer hikaye kitaplarını okuduysanız içinde muhakkak ortak olan bir hikayeye denk geleceksiniz. Ama kalemi onun kalemi olduğu sürece defalarca, sanki ilk defa okuyor gibi okuyorsunuz. Neler yok ki eserde Anadolu insanı... Anadolunun yoksul anneleri, babaları... Ağalık düzenine karşı durulmayan düzen. Evladının canının hakkını dahi gücü yetmediği için savunamayan insanlar... Karşılıksız aşklar, bu uğurda yitip giden canlar... Mahpushaneye düşenler, düştüğü yerde yok olanlar, o hapishaneden bu hapishaneye sürgün olanlar, sevdiklerinden ayrı düşenler... Ekmek parası için çalışan çocuklar, eğitilmediği için yok olup giden yetenekler... Jandarma zulümleri, yalnız ölümler... Birçok hikayeyi yüreğiniz burkula burkula okuyorsunuz. Nasıl bu kadar içten, nasıl bu kadar gerçekçi olabilir, diye soruyorsunuz kendinize. Yazmış. Yaşamış da yazmış.
Hikaye-Öykü
Kağnı - SesSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 20192,625 okunma
7/10
·240 syf.··
2020 1. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2020 22:56
Yine bir Sabahattin Ali klasiği... Öykülerini okurken içimden çok kez sövmüşümdür karkterlere. Hoş ama acı. Bu karakterler zaten bizim hayatımızın bi parçası değil mi? Kim bilir belki zaman zaman bizler de onlar gibi oluyoruzdur... Kitabın son cümleleriyle incelememi bitirmek istiyorum. "Büyük şehir bütün karmakarışıklığı, sonsuzluğu içinde sessiz sedasız uyuyor ve koynunda birbirine benzemez milyonlarca insan ve macera saklıyordu. Esmer taş duvarları aşan bir muhayyile için bunun tasavvuru bile korkunçtu. Fakat bir insan kalbi bu şehirden daha karmakarışık, daha uçsuz bucaksız değil miydi?"
Edebiyat
Kağnı - SesSabahattin Ali · Martı Yayınları · 20202,625 okunma
Bugun de şiştik cok şükür!
Puan vermedi·198 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2021 02:44
Klasik bir Sabahattin Ali. Dönem şartlarını oyle güzel ortaya koyuyor ki, insanlığınızı sorguluyorsunuz. Hele köpek hikayesi o kısacık sıcacık hikaye ve kendini bilmez züppenin yaptığı! Ah Sabahattin Ali bir sen bir de Khaled Hosseini okumadan edemiyorum ama her biten öyküyle kalbimden bir parçayı da ardımda sizinle bırakıyorum. Alacağınız olsun!
Edebiyat
Kağnı - Ses (Cep Boy)Sabahattin Ali · 20192,625 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.