Kasvetli Ev

8,2/10  (6 Oy) · 
13 okunma  · 
4 beğeni  · 
752 gösterim
19. yüzyıl İngiliz romanının Oliver Twist ve David Copperfield gibi unutulmaz tiplerinin ve çağdaş Noel mitinin yaratıcısı Charles Dickens, önemli bir toplumsal tarih kayıtçısı olarak roman sanatına büyük katkıda bulunmuştur. Kafka'ya ilham veren romanları, döneminde büyük popülerliğe sahip olduğu halde eleştirmenlerce ciddiye alınmamıştı, ancak 1950'lerden sonra yeniden değerlendirilmeye başlandı.

Sürükleyici polisiye kurgusu ve çok katmanlı anlatımı ile Dickens'ın olgunluk çağı romanı kabul edilen Kasvetli Ev, güçlü bir toplumsal eleştiri ve sarsıcı bir gözlem gücü ile modern dünyaya geçişin sancılarını, Victoria çağının katı ahlakçılığını, çılgın Chancery Mahkemesi'nin delirticiliğini yansıtır.

"Romanın Shakespeare'i"nden "soğuk ikindinin en soğuğu, koyu sisin en koyusu ve çamurlu sokakların en çamurlusu", Aslı Biçen'in titiz çevirisiyle ilk kez dilimizde.
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2016
  • Sayfa Sayısı:
    992
  • ISBN:
    9789750800955
  • Orijinal Adı:
    Bleak House
  • Çeviri:
    Aslı Biçen
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kasvetli Ev’de Dickens, toplumdaki ve İngiliz adalet sistemindeki çarpıklıkları imgelerle yansıtma yoluna gitmiştir. Kitap elli yedi önemli karakterden oluşur; fakat bu karakterler birbirlerine öyle ustaca bağlanmıştır ve zaafları öyle kendilerine özgüdür ki okuyucu için kafa karışıklığına neden olmazlar.
Toplumun alt sınıfından ya da üst sınıfından olmaları fark etmeksizin romandaki kişileri kendisine bağlayan Chancery Mahkemesi ve bu mahkemede görülen “Jarndyce Jarndyce’e Karşı” adlı miras davası, romanın ana çatısını oluşturmaktadır.

Romanda iki anlatıcı vardır: Biri romanın öne çıkan karakteri Esther Summerson, diğeri ise yazar anlatıcıdır.
Londra sokaklarını çevreleyen sis, romana da hâkimdir.
Sırlarla ve esrarengiz olaylarla örülü roman, okuyucunun merakını okuma boyunca canlı tutmaktadır.
Franz Kafka’nın Dava’sında gördüğümüz eleştirel tutum Dickens’ın Kasvetli Ev’inde de bizi karşılar. Tek fark vardır: Dava’da Bay K isteği dışında davaya dahil olurken Kasvetli Ev’de Bay C bile isteye davanın bir parçası olmuştur. Ama sistem her ikisinde de bozuktur.

Dickens, romanında işlediği sorunun güncel olmadığı, reformlarla adalet sisteminin durumunun iyileştirildiği eleştirisiyle karşı karşıya kaldığında durumun hiç de söylenilen gibi olmadığını, davaların sürüncemede kaldığını, sonuçlandıklarında da dosya masraflarının altında ezilen davacıların dava açtıklarına bin pişman olduklarını söyler. Kendisinin de başına benzeri bir durum gelmiştir.

Hem topluma hem de adalet sistemine eleştirel bir tutum getiren, toplumdaki adaletsizliğe kayıtsız kalmayan Dickens’ın eserini okumaktan büyük bir keyif duydum. Yapı Kredi Yayınlarının çevirisindeki titizliğin de bunda etkisi oldu.
Ayrıca aşkı, dostluğu, özveriyi, umudu da buldum bu romanda.

Kitapta benim için tek eksi yön, “Sunuş” kısmında kitaba dair fazlasıyla bilgi olması, bir nevi özet niteliğinde olmasıydı. Bir okuyucu olarak kitabı okumak isteyenlere naçizane tavsiyem, “Sunuş” bölümünü bir “Sonsöz” niteliğinde varsayıp kitabı bitirdikten sonra bu detaylı bölümü okumanız ve hayal gücünüzü sınırlamamanız.

Herkese keyifli okumalar dilerim.

N. Emre Yılmaz 
10 Oca 13:56 · Kitabı okudu · 4 günde

Girişi gibi bütünü de bir hayli uzun olan Dickens romanı. Yorabilir ama içeriği ve karakterleri gerçekten muazzam yaratılmıştır. Sarsıcı bir gözlem gücü ile modern dünyaya geçişin sancılarını, Victoria çağının katı ahlakçılığını, çılgın Chancery Mahkemesi'nin delirticiliğini yansıtır.

Kitaptan 11 Alıntı

“Toplumun gözleri görmez olunca, ödenmesi gereken ağır bir bedel vardır.”

Önsöz / Ünal Aytür

Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 19 - YKY, 3. Baskı, Çeviri: Aslı Biçen, 1. Cilt)Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 19 - YKY, 3. Baskı, Çeviri: Aslı Biçen, 1. Cilt)

“Kâinat,” dedi, “korkarım biraz ilgisiz bir ebeveyn.”

Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 134 - YKY, Çeviri: Aslı Biçen, 3. Baskı)Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 134 - YKY, Çeviri: Aslı Biçen, 3. Baskı)

Şeytan fistan da giyse lata da giyse kötüdür; ama gömleğinin önüne iğne takıp kendine beyefendi dediğinde, bir kartı ya da rengi tuttuğunda, az buçuk bilardo oynadığında, tahvillerle bonolardan biraz anladığında, diğer giysileri giyen şeytanlardan çok daha kumpasçı, katı ve katlanılmaz bir şeytan olur.

Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 447 - YKY, 3. Baskı, Çeviri: Aslı Biçen)Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 447 - YKY, 3. Baskı, Çeviri: Aslı Biçen)

O çok yaygın, her şeyin düzeleceği inancı! Bir çaba harcanıp düzeltileceği değil de kendiliklerinden “düzeleceği” inancı! Bir delinin dünyanın “üçgen” olacağına inanması gibi!

Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 357 - YKY, Çeviri: Aslı Biçen, 3. Baskı)Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 357 - YKY, Çeviri: Aslı Biçen, 3. Baskı)

“Yoksulların çocukları yetiştirilmez, itiştirilir, derler.”

Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 130 - YKY, Çeviri: Aslı Biçen, 3. Baskı)Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 130 - YKY, Çeviri: Aslı Biçen, 3. Baskı)

“Sen dünyayı biliyorsun(sana göre kâinat da o zaten), bense hiç bilmiyorum, senin dediğin olsun. Ama dünya benim istediğim gibi olsaydı, böylesi bir yolun üzerinde süfli* gerçeklerin dikenleri olmazdı.
İlkbaharın, sonbaharın, kışın olmadığı, sadece yazın olduğu bir yerde iki yanı güllerle bezenmiş, kameriyelerin altından geçen bir yol olurdu. Senelerden ve değişimden etkilenmezdi. O bayağı para sözcüğü, yakınında ağza bile alınmazdı!”

Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 134 - YKY, Çeviri: Aslı Biçen, 3. Baskı)Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 134 - YKY, Çeviri: Aslı Biçen, 3. Baskı)

Kimi erkekler babalarını nadiren anarlar; belleklerinin banka defterinde bütün evlatlık sevgilerini annelerinin hesabına aktarmış gibidirler.

Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 780 - YKY, 3. Basım, Çeviri: Aslı Biçen)Kasvetli Ev, Charles Dickens (Sayfa 780 - YKY, 3. Basım, Çeviri: Aslı Biçen)

Adım Jo. Yorgunluğumu gidermek ve düşüncelerime sinen anlaşılmaz kederleri dağıtmak için bir bankın kenarında oturuyordum. Orada ne gölgeler ne de kaçacak bir yer vardı. Karşıdan yabancı bir ses duyuyordum. Ses, o uzak şehirde kaldığını zannettiğim yol bekçisinin sesiydi.
“Bu çocuk”
Beni işaret ederek konuşuyordu.
“Sürekli ikaz edildiği halde buradan gitmiyor.” diyordu.
Jo ayağa kalkarak Chancery Mahkemesine karşı öfkeyle bağırıyordu: ?Doğduğumdan beri hep bir yerlere gidiyorum. Gidecek bir yerim olsa giderim, efendim.”
Karşıdan, uzaklardan, tarihten, sisli bir şehrin içinden bana sesleniyordu, Jo’ya.
“Duyuyor musun Jo” Parlamenter gökyüzünün yüce yıldızlarının şu son birkaç yıldır seni habire bir yerlere gitmeye mecbur etmekten başka bir şey yapmamaları ne senin suçun ne de bir başkasının. Senin için geriye tek bir büyük deva kalıyor – o derin felsefi çare – yani olmamak, dünya üzerindeki bu tuhaf varlığını sona erdirmek. Git! Yüce yıldızlar henüz fikir birliğine varamadıklarından şimdilik daha öteye gönderilmeyeceksin Jo.Git!”

Kasvetli Ev, Charles DickensKasvetli Ev, Charles Dickens
2 /