Kroyçer Sonat

Lev Tolstoy
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

2/10
·127 syf.·
2022 26. kitabı
Romanda, kadın ve erkek arasındaki ilişki, sıra dışı fikirlere sahip Pozdnişev tarafından yorumlanır; Toplumun ahlaki anlayışındaki değişimin yaşadığı acı gerçekler anlatılır. --- Spoiler--- Olay,bir tren yolculuğunda Pozdnişev'in başından geçenleri yanındaki bir yolcuya anlatmasıyla başlar. Pozdnişev, gençliğinde ahlaksız bir yaşam sürmüştür. Büyük bir tutkuyla evlendiği eşiyle evlendikten hemen sonra şiddetli bir çatışma yaşamaya başlar. Öyle ki bütün konuşmaları şiddetli tartışmalara yol açar. Karısını hem seven hem de ondan nefret eden Pozdnişev, beş çocuğu olmasına rağmen doktorun karısının sağlığı için daha fazla çocuk yapmamasını önermesinden korkmaya başlar. Çünkü artık doğumlarla yıpranan eşi iyileşmeye başlamıştır. Çok kıskanç bir insan haline gelen Pozdnişev, karısının kendisini bir müzisyenle aldattığı şüphesiyle tüketilir. Sonunda bu içsel kemirme, aniden eve dönüp müzisyeni ve karısını oturma odasında yakalayıp karısını bir kama ile öldürmesiyle sonuçlanır. ------- NOT: Bana göre, akmayan bir eserdi. Tolstoy'u severim ama okurken orta kısımlarında aynı cümleleri sürekli yazmış gibi geldi. Bazı bölümlerinden sıkıldığımı itiraf etmeliyim. *Yine de okuyacaklara keyifli okumalar dilerim...
Edebiyat
Kroyçer SonatLev Tolstoy · Beyan Yayıncılık · 201813,7bin okunma
8/10
·124 syf.·
2022 31. kitabı
Beehoven'in eseri olan Kreutzer Sonatı'nı bilen bilir ki bende bilenlerden olarak kitabın sonunda ki vahşeti okurken karısının kan akışından tutunda evde ki hengamenin ayak sesleri ile keman sesinin nasıl bir gerçekçi ortam yarattığını gözler önüne seriyor. Günümüzü de gayet iyi tahmin etmiş ki diyecek çok şey var aslında da da neyse... Pozdişev karakteri oldukça gururlu ve ahlaklı gösterilmiş hiç de öyle olmadığını kitabın başında anlatıyor ama nedense Tek gayesinin mutlu bir yuva olduğu aktarımı da var. Ancak süreçler hiç bunu göstermiyor. Kadınlığa lanet ederken, karısından kaçıp başka bir yerde iyi ve saf bir kadına gitme fikrini bile düşünüyor.
1000Kitap
Kroyçer SonatLev Tolstoy · Beyan Yayıncılık · 201813,7bin okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2025 8. kitabı
tolstoy bir deli. ama evliliğin (hatta belki de tüm ikili ilişkilerin) çok da konuşulmayan yüzüne ışık tutmuş. Sadece siyah ya da beyaz yok. Salt kötüye ve salt iyiye inanmak cahillik. İnsanları Tolstoy okuyanlar ve okumayanlar olarak ikiye ayırmaya karar verdim bu kitaptan sonra.
Kroyçer SonatLev Tolstoy · Beyan Yayıncılık · 201813,7bin okunma
7/10
Kadın-erkek ilişkileri üzerine alışılmışın dışında bir gözle bakan bir hikaye... Ataerkillik ve anaerkillk eksenindeki ezberlere çokça gönderme var.Alışılmış bir Tolstoy kitabı olmadığını söyleyebilirim
Kroyçer SonatLev Tolstoy · Beyan Yayıncılık · 201813,7bin okunma
10/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2023 22:52
Yine Tolstoy yine mükemmel bir eser. Tek solukta okunabilecek, su gibi akan, vermek istediği mesajı okuyan herkesin basitçe anlayabileceği..miss gibi bi anlatım. İşte budur ya aradığımız. Derdini basit ama etkili ifade edebilmek ve tespitlerinde isabetli olmak. Bir kitap böyle bir anlatımla yazılmış olursa konusu ne olursa olsun okunmaya değerdir kanımca. Fakat konusu da oldukça ilgi çekici; evlilik, ilişkiler, toplumsal ahlak, aşk ve sadakat konularına değiniyor. Kitabı okumadan önce bazı basımlarında isminin kadın ruhu olarak çevrildiğini görmüş ve konusunun yazarın kadın ruhu ve karakter yapısıyla ilgili tespitlerini içerdiğini düşünmüştüm ama aslında tam tersi, erkek ruhu ve karakter yapısını anlatıyor. Tabi bir miktar uç bir örnek üzerinden. Evlilik içindeki çatışmaları erkeğin gözünden birazda hayat ve felsefeye göz kırparak aktarmış çok da iyi etmiş, çok güzel bir eser çıkmış ortaya.
Kroyçer SonatLev Tolstoy · Beyan Yayıncılık · 201813,7bin okunma
Puan vermedi
Romanda, kadın ve erkek arasındaki ilişki, sıra dışı fikirlere sahip Pozdnişev tarafından yorumlanır; Toplumun ahlaki anlayışındaki değişimin yaşadığı acı gerçekler anlatılır. --- Spoiler--- Olay, bir tren yolculuğunda Pozdnişev'in başından geçenleri yanındaki bir yolcuya anlatmasıyla başlar. Pozdnişev, gençliğinde ahlaksız bir yaşam sürmüştür. Büyük bir tutkuyla evlendiği eşiyle evlendikten hemen sonra şiddetli bir çatışma yaşamaya başlar. Öyle ki bütün konuşmaları şiddetli tartışmalara yol açar. Karısını hem seven hem de ondan nefret eden Pozdnişev, beş çocuğu olmasına rağmen doktorun karısının sağlığı için daha fazla çocuk yapmamasını önermesinden korkmaya başlar. Çünkü artık doğumlarla yıpranan eşi iyileşmeye başlamıştır. Çok kıskanç bir insan haline gelen Pozdnişev, karısının kendisini bir müzisyenle aldattığı şüphesiyle tüketilir. Sonunda bu içsel kemirme, aniden eve dönüp müzisyeni ve karısını oturma odasında yakalayıp karısını bir kama ile öldürmesiyle sonuçlanır. NOT: Bana göre, akmayan bir eserdi. Tolstoy'u severim ama okurken orta kısımlarında aynı cümleleri sürekli yazmış gibi geldi. Bazı bölümlerinden sıkıldığımı itiraf etmeliyim. *Yine de okuyacaklara keyifli okumalar dilerim...
Alıntı
Kroyçer SonatLev Tolstoy · Beyan Yayıncılık · 201813,7bin okunma
Puan vermedi
Kitap evlilik hayatına yoğunlaşmış ancak benim dikkatimi çeken şey “evlilikte çocuk”. Benim bakış açımdan yazılmış gibi. Evlilikte çocuğu her iki partnerde ister ancak kadının hayatından daha çok fedakarlık yapmasıyla sonuçlanır. Kitapta bundan bahsedilirken kurulan cümlelerin gerçeği yansıttığına inanıyorum.
Kroyçer SonatLev Tolstoy · Beyan Yayıncılık · 201813,7bin okunma
Puan vermedi·124 syf.·
2025 111. kitabı
Kadın erkek ilişkileri konusunda tarih boyu hiç bir zaman popülerliğini asla kaybetmeyecek olan problemler, farklılıklar üzerine yazilmis güzel bir eser. Aslında herkesin ne kadar ayni ve bir o kadar da farkli olduğunu gösteriyor eser.
1000Kitap
Kroyçer SonatLev Tolstoy · Beyan Yayıncılık · 201813,7bin okunma
Uzun lafın kısası yoktu.
Puan vermedi·140 syf.··
2021 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2021 04:56
“Ben ne okudum yahu!” tepkisini hepiniz duymuşsunuzdur. Net olarak şunu söyleyebilirim ki, bu tepkiyi daha çok hak eden başka bir kitap okumamıştım. Hayretler içerisindeyim, özellikle son bölüm beni dehşete düşürmüş durumda ve bu inceleme zor olacak. Daha sonsözü gördüğüm anda Ali Ece çığlıklarımı atarak: “Dalga mı geçiyorsun be!” demiştim, çünkü eserini açıklamaya girişiyordu Tolstoy. Bakın durum o kadar ciddi ki, Kilise bu sonsözü okuyup müthiş yobaz bulmuş ve Tolstoy’u aforoz etmiş! Dalga mı geçiyorum sanıyorsunuz? Gelin size kitabın konusundan ve dokusundan, falanından feşmekanından bahsedeyim önce, daha sonra şu meşhur sonsöz bahsine geliriz. Şimdi, bu büyük edebiyat dâhisi, (dalga geçmiyorum, kalemi muazzam) Rusların İsa’sı (işte şimdi dalga geçiyorum) bu kitabı 1889 yılında yayımlıyor, on yıl sonrasında ise kitabını açıkladığı sonsözünü yayımlıyor. Kitabın konusu; bir tren yolculuğunda ismini bilmediğimiz anlatıcımız ile, “kadın”, “evlilik”, “aşk” vb. konularda tartışan bir grup insanın arasında tanışan ve bir yakınlık kuran Pozdnışev adlı karakterin kısa hayat öyküsünü, yolculuk boyunca anlatıcımıza anlatması ve anlatıcımızın da onu yolculuk boyunca hayretler içerisinde dinlemesiydi. Şu Pozdnışev’den bahsedeyim biraz sizlere. Beyaz kıvırcık saçlı, parlak gözleri etrafta fıldır fıldır dönen, insanlarla konuşmayı ancak bir savaş edasıyla gerçekleştirebilen, büyük bir travması olduğu daha ilk bakışta anlaşılan, klasik bir Rus erkeği. Karısını öldürmüş bu adam. Evet! Ve trende tanıştığı yabancıya yani anlatıcımıza bu olayın nasıl geliştiğini anlatarak günah çıkartıyor bir nevi. Tabii kendi boktan tarzında! Hayatımda ilk defa bu kadar kaliteli bir yobazlık örneği gördüm. Çünkü Tolstoy asla boş atmıyor, söylediği her şeyi İncil’den doğrulayarak ve Rus toplumsal
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,7bin okunma
Kıskançlığın ritmi
Puan vermedi·140 syf.·
2026 18. kitabı
Müziğin etkisiyle hissetmediğim bir şeyi hissedebilirmişim, anlamadığım bir şeyi anlayabilirmişim, yapamadığım bir şeyi yapabilirmişim gibi gelir bana (s.85) Lev Tolstoy kitaptaki alıntısıyla müziği insanı kendi zemininden çekip alan, duyguyu hızlandıran, iradeyi esneten bir güç olarak görüyor. Ki öyledir de müzik sadece kulağa gelen bir sesten ziyade insanın içini yerinden oynatan ve olayları hızlandıran görünmez bir dürtü gibi çalışabiliyor. Kitabına ismini veren Kreutzer Sonat’ta arka fonda çalan bir ayrıntı olmuyor, hikayenin nabzını belirleyen bir tetikleyiciye dönüşüyor. Kitabın ismini aldığı eser Beethoven’ın Op.47 keman–piyano sonatından bahsetmek gerekirse, eseri ilk başta kemancısı George Bridgetower’a ithaf ediyor, sonra araları (anlatıldığına göre bir kadın yüzünden) bozulunca ithafını geri çekiliyor ve eseri başka bir müzisyen olan Rodolphe Kreutzer’e ithaf ediyor. Olayın İlginç kısmı Kreutzer bu sonatı seslendirilmeye uygun bulmayıp hiç çalmıyor olsa da ismi sanatta ölümsüzleşiyor. Tolstoy da bu sonatı alıp edebiyatta bir kıvılcıma çeviriyor, ilk olarak 1889’da ilk yayımlandığında sansüre uğrasa da büyük tartışma yaratıyor, Tolstoy’un geç idealist toplumcu dönemindeki yeni ahlak anlayışının güçlü örneklerinden sayılıyor. Hikayesi bir tren yolculuğunda başlıyan eser, kompartımanlı trendeki yolculukta evlilik, aşk, güven ve kadın–erkek ilişkileri üzerine sohbet edilen bir ortamda devam ediyor . Bu konuşmaların içinden Pozdnışev ismindeki karakter kendi evliliğine dair düşüncelerini anlatmaya başlıyor. Başlarda sakin gibi duruyor ama içeride kırgınlıkları anlattıkça, güvensizlik büyüyor, kıskançlık gelip gitmiyor. Olayları ivmelendiren de eve giren müzisyen, karısıyla birlikte çalıyor, Kreutzer Sonatı çalarlarken Pozdnışev’in zihnindeki
Düşünce
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,7bin okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.