“Ama Martin, eğer söylediklerin gerçekse, eğer bütün kapılar kapalıysa, büyük yazarlar nasıl ortaya çıkabildi?
‘Olanaksızı başararak ortaya çıktılar’ karşılığını verdi Martin. Kendilerine karşı çıkanların küllerini yakacak kadar parlak yapıtlar verdiler. Bir mucize yaratarak, kendilerine karşı bire on oynanan bahsi kazanarak başardılar. Asla ezilmeyecek, Carlyle’nin savaş yaraları içindeki devleri oldukları için ortaya çıkabildiler. İşte ben de bunu yapmalıyım. Olanaksızı başarmalıyım.”
.
“Sanırım yaşam yalnızca bir yanılgı ve utanç. Evet utanç ve yanılgı.”
.
Bir davaya adanmışlık hikayesi Martin Eden.. Bu davanın ne olduğu kişilere göre değişen bir anlatımda o, yazma tutkusunun altında, aslında sınıfsal farklara koyduğu başkaldırının davasını sürdürüyor. Onu kalıp içine sokan, ‘işe gir, aylak gibi dolaşma, çalış’ tavsiyesine başkaldırıyor. Çünkü o çalışıyor ; üstelik kimsenin ona biçmediği şekilde, bir sınıfa mensup olmaya çalışmadan, kendi iradesiyle kendi yolunda.. Ona biçilen etiketlere aldırmadan, argümanlarıyla o etiketleri çürüterek, bilgiyi güç kabul ederek.. Başlangıçtaki motivasyonu olan aşkı Ruth’un bile ötesine geçen bir tutkuya ve öngörüye sahip olarak.. Kendi sınıfsal mücadelesi için çıktığı yolda, kafasındaki sınıfları yok ediyor aslında..
Çok güçlü bir ruhu anlatmış Jack London bize.. Şu zamanda , şu şartlarda bizden giderek uzaklaşan bireysellliğin gücünü aktarmış. Kendiliğinden güç alıp , yoktan varolmuş bir yazarın dramatik hikayesi..
Favori yazarlarım arasındadır hep London. Her zaman farklı bir tat bırakır, sorgulatır, anlam arayışı içine sokar. Başka kitaplarını okudum ancak sanırım bu kitabı popüler olmasından dolayı beklettim yada zamanı şimdi gelmiş, bilemiyorum.. Çok fazla alt satır çıkarılabilecek, usta bir kitap.. Her kütüphanenin