Savaş döneminde ülkesinden kaçıp başka bir ülkeye sığınan adamın konsolosluk aracılığıyla askeri celbi kendisine geldikten sonra yaşadığı ikilemin hikayesi. Askere anavatanına mi gitmeli yoksa eşiyle ve işiyle başka bir ülkede mi kalmalı?
Kendi yaşadığı ikilemi anlatırken bizleri de düşüncelere sevk ediyor.
Ülken savaştayken sen başka bir ülkede olsan dahi özgür müsün?
Özgür olabilmen için anavatanın da mı özgür olmalı?
Peki ya özgürlük nedir?
İnsan vatanperverlikle başka bir insanı öldürürse cani olur mu?
İnsan sırf kendisinden bekleniyor diye insan öldürürse makineleşmez mi? Bu onu suçsuz yapar mı?
Bunlar ve benzeri pek çok konuyu düşündüren, sorgulatan kısacık ama dolu dolu ve bir o kadar da sürükleyici bir hikaye.
MecburiyetStefan Zweig · Olympia Yayınları · 201875bin okunma
İnsan, aslında yapmak istemediği bir şeyi yapmak zorunda hissederse ne olur? İşte bu kitapta isteklerimiz ve mecbur olduklarımız ya da mecbur hissetiklerimiz arasında kalırsak ne olur sorusunun yanıtını bulabiliriz. 2 saatte bitirdiğim ve çok beğendiğim bir kitap. Herkese öneririm.
MecburiyetStefan Zweig · Olympia Yayınları · 201875bin okunma
Özgürlük üzerine.. Zweig kitabın sonu için, en az adı için olduğu kadar kararsız kalmış olabilir.. Büyüleyici bir firari özgürlük mecburiyeti öyküsü! Kesinlikle okunması gerekenlerden!
Stefan Zweig bu eserinde ülkesindeki savaştan kaçıp, eşi ile birlikte İsviçre'ye yerleşen ve eşi ile zorunluluğu arasında kalmış olan ressam Ferdinand'ın iç hesaplaşmasını konu almış. Sevgi mi savaş mı?
Kitapta savaş, vatan, özgürlük konuları işlenmekle birlikte toplum baskısına da gönderme yapılıyor.
Kurgu güzel, kısa ve akıcı. Savaş zamanındaki o korkunç hissiyat iyi derecede işlenmiş.
MecburiyetStefan Zweig · Olympia Yayınları · 201875bin okunma
Kısa bir hikayesi olmasına karşın sürükleyici ve etkileyici bir kitaptı. Hikayede ki kahramanımızın duygusal çekişmelerini acılarını ve kararsızlıklarını derinden hissediyorsunuz. Güzel etkileyici ve keyif verici bir kitaptı tavsiye ederim iyi okumalar.
Stefan Zweig'in bir solukta okunacak Mecburiyet kitabı, enfes bir çıkmazın öyküsü. Kahramanımız ressam Ferdinand'ın II. Dünya savaşı nedeniyle askere çağrılmasını ve Eşi Paula'nın karşı çıkışını konu alıyor. Ferdinand'ın hem yaş hem de sağlık sorunları vardır. Ancak bu basit kurgunun içinde öyle muazzam başlıklara değiniyor ki yazar sizleri okurken büyüsü altına alıyor. Özgürlük, insanları suçsuz yere vatan sevgisi adı altında öldürme durumu, evlilik sorumluluğu mu? Vatan sevgisi mi? Gerçekten başkalarının ideolojileri uğruna insan öldürmeye değer mi?Gibi sorular hem kitap içinde kahramanların birbiriyle hem de bir nevi okurla tartışıyor, okuru düşünmeye sevk ediyor. Kitapta zıtlıkları yaşarken insanın iç dengesini ve düşünceler arasındaki sorguları veriliyor. Güç karşısında paçalarını kurtarmak uğruna susulan ve itaat edilen insanların çıkmazını yansıtan harika bir eser.
MecburiyetStefan Zweig · Olympia Yayınları · 201875bin okunma
Çünkü MECBURİYET diye bir şey vardır hayatta.
Her zaman mutlu olduğun şeyleri ya da kendini tatmin edebileceğin şeyleri yapamazsın, ama özgürlüğün için savaşabilirsin. Sonucu istediğin gibi olmasa bile sadece sana bağlanır. Her şeyin bir bedeli vardır. Yaptıkların ve yapamadıklarının. Senin iradene bağlı olmayan şeylerin bedelini ödemek acı verse dahi özgürlüğün için ödediğin bedel kadar iyi hissettiremez hiçbir şey sana. Bu kitap tam da bunu anlatıyor işte. Esaretin sonucunu ve kendin için savaşmanın sonucunu.
Sizce en tatmin edici olan nedir..
Ruhunu özgür bırak, zihnini özgür bırak.
Bırak ki o özgürlüğün sonu sana eşitlensin.
Özgürlüğün sonu eşittir sen iken, savaşın ve sana dayatılan mecburiyet'in sonucu sen dışında her şeydir. Bu cümlelerimin en güzel karşılığı işte bu kitap.
Zwieg'ın kısa ama açık ara en etkilendiğim kitabıydı... "...yeryüzünde insanoğlu için, kendi yasasının dışında bir yasa olmadığını ve hiçbir şeyin birine bağlı olmak kadar insanı hayata bağlamadığını hissetti."
MecburiyetStefan Zweig · Olympia Yayınları · 201875bin okunma
Stefan Zweig; savaş karşıtı bir yazar. Eserlerinde de çoğu kez, özgürlük temasına yer verir ve savaşın yıkıcı etkilerini anlatır.
Mecburiyet adlı eserinde ülkesindeki savaştan kaçıp, İsviçre'ye sığınan evli bir çiftin, yaşamla ölüm arasındaki duygu ve düşüncelerini iliklerinize işleyecek yoğunlukta anlatan bir hikaye.
Ferdinand savaş karşıtı düşüncelere ve eşine olan sevgisi yüzünden savaştan kaçsa da görev insanı olması bunu yapmasını zorunlu kılıyordu. Karısına duyduğu sevgi ve görev duygusu arasında sıkışıp kalır.
Kitabı okurken nelere mecbur kaldım düşüncesi sizinde içinizi saracaktır. Her ne kadar kısa bir hikaye de olsa her cümlesi duygu ve yoğunluk dolu bir eser.
MecburiyetStefan Zweig · İndigo Kitap · 201975bin okunma
Çıldırmış insanlara uyum sağlamak için çıldırmış gibi yapmak zorunda değilsiniz! Kendiniz olun yeter. Kendi iradeniz olmalı!
Roman, savaş ve sevdiği kadın arasında seçim yapmak zorunda kalan bir erkeğin hayatını anlatıyor. Sırf güçlü olduğu için bir ülke bir ülkeye savaş açmamalı. Savaşlar da her daim fakir insanların eşleri, çocukları, kardeşleri ölüyor.
Bu romanda da Stefan Zweig insanların güç uğruna bir kaç insan daha güçlü olabilsin diye çıkan savaşa gidip gitmemek arasında kalan bir adamı konu alıyor.
İnsanın savaşları sorgulamasına neden olan bu kitabı kesinlikle okumalısınız.
Keyifli okumalar dilerim.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.