Nerden başlanır, nasıl başlanır bilemedim. Bu vatan için gözünü kırpmadan Trablusgarp'ta, Çanakkale'de, İzmir'de, Sakarya'da savaşan ulu bir insan. Onun hakkında bilmediğim birçok şeyi öğrendim bu kitapta. Yeri geldi esprileriyle güldüm, yeri geldi onunla hasta oldum, yeri geldi onunla birlikte ağladım okurken. Böyle bir şahsiyet Ülkemizin başına geldiği için seçilmiş hissetmeliyiz. Onu hapse attırmak isteyen Osmanlı padişahlara, paşalara ; aynı zamanda İngiliz Muhipleri Cemiyetine üye olan Vahdettin'e, Damat Ferit Paşa'ya, ülkeyi savaşmadan teslim etmeye çalışanlara rağmen bu ülkeyi dimdik ayakta tutup kahramanca zafer kazanmıştır. Fikirleri, kadınlara değer vermesi, yenilikçiliği benimseyip bağnazlığı kökünden kurutmuştur. Bu ülkeye hainlik yapanları ülkeden kovar ama onlar bunu yediremez. Hatta onun hakkında bilgi sahibiymiş gibi kitaplar yazıp iftira atan sözde 'vatan' evlatları da varmış. Garip yönü şu ki buna inanan günümüzde o kadar kesim var ki maalesef. Din düşmanlığına gelirsek ; şu örnek size ifade etmeye yeter diye düşünüyorum : "Fevzi Paşa, beş vakit namaz kılardı, o sofraya geldiğinde içki getirmez, eğlence yaptırmazdı" dine olan hoşgörüsü burdan kaynaklanıyor. Din Allah ile kul arasındadır, din simsarlığına asla müsaade edilmemelidir derdi. Halkın Arapça olan alfabeyi bilemediği, ufak bir Arapça sözü bile islamla bağdaştırdığı için bilinçlendirmek adına Türkçeye çevirttirdi. Din, dil, ırk göz etmeksizin herkesi eşit şekilde tuttu. Kurtuluş Savaşı zamanındaki medrese eğitimine çok karşıydı, bunun sebebi ise savaşmak istemeyenlerin medreseye eğitime gidip orada önemsemeden eğitim almasına karşıydı, bunu değiştireceğiz diyordu. Değiştirdi de..
1283 hala aramızda, fikirleriyle, ruhuyla bizi sarıp sarmalıyor buna eminim. Ruhun şad olsun Türk'ün