Milli mücadele yıllarını; yaşanan siyasi, kültürel, toplumsal zorlukları gelecek nesillere yani bizlere en ince detayına kadar kaleme alan, Bu güzel vatanı düşman kuvvetlerine peşkeş çekmek yerine topyekün mücadeleye giren ve bıraktığı eserle geleceğe ışık tutan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sevgi, saygı ve rahmetle…
Günümüz şartlarında başucu yapacağımız bir eser niteliğinde. Değerini bilene..
NutukMustafa Kemal Atatürk · Eksik Parça Yayınları · 201734,3bin okunma
Atatürk Nutuk'ta, "En büyük eserim" diye nitelendirdiği "Türkiye Cumhuriyeti"nin nasıl zorluklarla kurulduğunu ve kurulduktan sonra da bu eseri yıkmak isteyen iç ve dış güçlerin nasıl engellendiğini muhteşem bir şekilde kaleme almış.
Bu eser sayesinde Atatürk'e olan hayranlığım bin kat daha arttı diyebilirim; hayranlığımın artma sebeplerinden başlıcaları şunlardır:
*Hiçbir koşulda umutsuzluğa kapılmaması
*Ülkenin dört bir yanında istilacılar ve isyancılar olmasına rağmen pes etmeden mücadele etmesi
*Anadüşüncesinin; halkın refahını yükseltici ve gelecekteki nesillere gelişmiş bir ülke bırakma ülküsü olması
*Çok büyük işler başarmasına rağmen hiçbir zaman rehavete kapılmaması.
Daha da sayarım ama inceleme uzadıkça insanların okuma oranı düştüğü için (maalesef) temel mesajımı daha çok kişiye ulaştırmak amacıyla saymayı bırakıyorum.
Temel mesajım bu kitabın her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı tarafından muhakkak okunması.
NutukMustafa Kemal Atatürk · Eksik Parça Yayınları · 201734,3bin okunma
Bu yaşıma kadar hep ertelediğim Nutuk ile bir kere daha minnettarlığım arttı. Cumhuriyet’in 100.yılında okumam kısmetmiş diyelim. Her Türk gencinin okuması gerektiğini düşünüyorum.
NutukMustafa Kemal Atatürk · Eksik Parça Yayınları · 201734,3bin okunma
Nutuk, tarihten derin izler barındıran bir başyapıt. Dönemin zorlu koşulları, verilen mücadeleleri, yapılan fedakarlıkları içeren objektif bir eser. Böyle bir eseri Atam'ın bizler için kaleme alması kitabın değerini daha da artırıyor zaten. 1919 da başlayan bu yolcuğun tarihe tuttuğu ışığı bu kitapta herkes görebilir. Umarım herkes Nutuk'u defalarca okuma gayreti gösterir...
Osmanlı İmparatorluğu'nun Dünya Harbi'nden yenik çıkması sonucu yaşanan sorunlarla başlayıp bağımsızlık amacıyla çıkılan yoldan Cumhuriyet'in ilanı ve karşılaşılan tepkilere kadar tarihe tanıklık ediyoruz. Hem de direkt kurucumuz anlatıyor. Cumhuriyet'i sonuna kadar savunduğun için teşekkürler. Şimdi görev Cumhuriyet'in emanet edildiği biz gençlere düşüyor. Biz de harici ve dahili bedhahlara karşı Cumhuriyet'i kanımızın son damlasına kadar savunacağız.
Kesinlikle okunmalı, ülkenin adım adım nasıl kurulduğunu anlatan hatta ileride neler ile karşılaşacağını anlatan bir lider ve bu durumların üstesinden nasıl gelineceğini de anlatıyor.
NutukMustafa Kemal Atatürk · Eksik Parça Yayınları · 201734,3bin okunma
"Tarihi yapanlar kadar yazanlar da önemli"
Kitabı tarihi olayları belgelerle inceleyerek değil ,doğrudan doğruya o tarihi yaşayan o tarihi yapan kişidir Mustafa Kemal Atatürk. "Nutuk" bunun en canlı örneğidir.
19 Mayıs 1919 Tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışıyla başlayan (bana göre de hala devam eden mücadele) Cumhuriyetin yapi taşlarından oluşan bir eser.
Bir taraftan kendi vatanını işgal edilmesini
düşmana teklif edecek kadar alçalan ,kendi ülkesinin aydınlarını gammazlayan is birlikçi bir siyasi kadro,bütün ümidini Allaha sonra İngiltere'te bağlayan bir padişah .
Diğer tarafta Türk'ün, Türklüğün,bayrağın,vatanın, istiklalin bir sesi :
"YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM" .
Bu çağrıyı yapan ve çağrıya kulak verenler, ülkesi İngiliz köpeği olmuş iken , ihanet had safhada iken ,yok olmaya mahkum bir ülke ve bir milleti 7 duvele karşı zafer kazanıp düşman elinden almışlardır.
Hilafet'ten-Adalet'e
Esaret'ten- Hürriyet'e
Sefalet'ten -Medeniyet 'e
Saltanattan- Cumhuriyet'e bizi ulaştıranlara bugünlerde kani bozuk olmayan herkes minnettar .
Kitap Atatük'ün gençliğe seslenişi ile bitmesi beni hüzünlendirdi . Çünkü ne bizler ne de gençlerin bir kısmı ne kendisine ne de mirasina sahip çıkabildik. En değerli hazine dediği Cumhuriyet Bayramında bile bir çoğumuz çıkıp kutlamadik .
Bugünlerde Atatürk'ü aşacagini iddia edenler önce ona ulaşabilmeleri gerek.
Bugünlerde Atatürk'ün yolunda gittigini iddia edenler önce onu özümsemeleri gerek .
Bugünlerde Atatürk'ü silebilecegini sananlarin akıllarından şüphe edilmesi gerek .
Basta da dedigim gibi ,ecdat tarih yazmış, okuyun :))
NutukMustafa Kemal Atatürk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202334,3bin okunma
Tarihsel açıdan tartışılmaya son derece açık ve taraflı bir kitap. Çünkü bazı komutanlar şiddetle eleştiriliyor hatta suçlanıyor. (Özellikle Rauf Orbay, Refet Bey ve Nurettin Paşa)
Yakın tarihi
Nutuk Vatan ve millet sevgisi ile Cumhuriyeti kuran bir neslin yaşadıklarının birinci ağızdan anlatımı
Mustafa Kemal AtatürkNutuk 'u "Gençliğe Hitabe" ile bitiriyor. Yani Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyeti gençlere emanet ederek en önemli eserini bitiriyor.
Nutuk milli mücadele dönemini konu edinen ve milli mücadele döneminden sonra yaşanan süreçleri ele almaktadır. Aynı zamanda milli mücadeleden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve kuruluşta nelerin yaşandığını Türkiye'nin kuruluş sürecini detaylı olarak ele alan bir kitaptır. Nutuk kitabını okuyunca Türkiye’nin ne derecede zorlu koşullarda kurulmuş bir ülke olduğunu bir kez daha görüyoruz. Bunun için bile vatananımıza sıkı sıkı bağlı kalmalı ve ona sahip çıkılmalıyız.
Geçen yıl mart ayında başladım.
Bir yıl içerisinde araya başka kitaplar eklesemde onun yeri bende hep ayrıydı
Nutuğa inceleme yazacak kadar donanımlı bir okur olmadığımın farkındayım. Ama burası sadece inceleme yazmak değil kendime anı bırakmak amacıyla kullandığım bir kısım yani ben öyle düşünüyorum,
Atamın vermiş olduğu her detayda tarih gözümde canlandı, örneğin 23 nisan gününü anlatırken bu yılın 23 nisan gününden 103 yıl öncesinin Türkiyesine bir zaman yolculuğu yaparken buldum kendimi, bu açıdan her detayı benim için önemliydi yazılanların bir çoğunu ilerde hatırlamayacağımı biliyorum ama kitabı okumuş olmanın mutluluğu bunu bastırıyor
Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.
Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi'sini bitirip, İstanbul'da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam'da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı. 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.
1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.
Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi.
1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez! " dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir.
Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı. 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi. Velihat Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanlığında) göreve başladı.
Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını " ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.
Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan I. Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.
Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:
Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü'nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.
Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)
I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)
II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)
Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)
Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)
Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması'yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.
23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922'de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu'yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ve "Yurtta barış cihanda barış" temelleri üzerinde yükselmeye başladı.
Atatürk Türkiye'yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:
1. Siyasal Devrimler:
• Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
• Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
• Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
2. Toplumsal Devrimler:
• Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
• Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
• Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
• Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
• Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
• Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)
3. Hukuk Devrimi:
• Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
• Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)
4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
• Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
• Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
• Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
• Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
• Güzel sanatlarda yenilikler
5. Ekonomi Alanında Devrimler:
• Aşârın kaldırılması
• Çiftçinin özendirilmesi
• Örnek çiftliklerin kurulması
• Sanayiyi Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
• I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması
Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verildi.
Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.
Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.
15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı'nı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku'nu okudu.
Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923'de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.
1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox'a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği'ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.
Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05'te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi'nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.
Kaynak: kultur.gov.tr/TR-96300/atatur...