Aziz Nesin taşlaması diye birşey olduğu kesin. Üstad gerçekleri ince ince anlatırken taşlamayı atlamıyor. Bu taşlar o zamanki ve şimdiki yaşayan ve ölmüş eşeklere. İnsanın insan gibi yaşayamadığı bu ülkede insan gibi ölemediğini de anlatan çok güzel bir yapıt.
Ölmüş Eşek, Hiciv ve Kara Mizah edebiyatının en iyi örneklerinden, Aziz Nesin ise en iyi yazarlarından biri olarak tanınır.
Kitabı iyi yapan, çok satması ya da yazarının çok tanınmış olması değil. Her dönemde daha da kötüye giden ekonomik ve sosyolojik bunalımlarda, hatta her seçim sonrası akla gelen yazarın o meşhur sözü de değil.
Kitabın yazıldığı 1950'ler döneminin ekonomik koşulları ve toplumun genel yapısı düşünüldüğünde, toplumsal sorumluluk bilinci taşıyan her yazarın yapacağı gibi kalemini bir silah gibi kullanıp toplumun durumunu tarihe not olarak düşer. Ve talihsizliktir ki, 1950'ler döneminden günümüze kadar Ülkemizin ekonomik sorunlarının değişmediğini, toplumsal bozulmanın değişmeden günümüze kadar belki daha da kötüye giderek geldiğini görürüz. İşte, bir eseri veya yazarı iyi yapan, yazıldığı dönemdende öte, çağın ötesine geçebilmesi, kalıcılığını korumasıdır.
Her kitap okuduğumuzda sadece bişeyler öğrenmeyiz. Kelime haznemize yeni kelimeler eklemeyiz. Bazen okuduğumuz kitaplardan yorumlama, düşünme, hatta kavrama yeteneğimizi geliştirebilir; bu niyetle belki daha bilinçli bir toplum halini alabiliriz.
"Yavrularım, yurtsever olunuz. Yurdunuzu çok, çok seviniz. Yurdunuzu yakından tanıyınız. Büyüyünce Anadolu'yu köy köy dolaşınız. Yoksul yerlerde görev alınız. Bu Cumhuriyet size emanettir."
Aziz Nesin
İyi okurlar.
* Ölmüş Eşek *
#aziznesin
Yorumum: Ağlanacak halimize güldüren bir eser yine hiciv ustası Aziz Nesinden.İki hayvan arasında mektup tarzı kurgu ile yazılmış Türkiye gerçekleri.Peyami Safa’nın Aziz Nesin için dediği gibi yalan söylemiyor ama abartıyor ve yüzünüzde bir gülümse beliriyor neşelendirirken düşündüren bir kitap …
ölülerin seslerini diriler duymaz; tıpkı dünyada gerçekten yaşayanların, kendilerini yaşıyor sananların seslerini duymadıkları gibi...
Dünyanın öyle bir yerine, öyle bir zamanına gelmişiz ki, yaşasan yaşanmaz, ölsen ölünmez.
"Doğmak kolay ölmek zor!"
Çünkü herkesi başka biri doğurur ama, herkes kendi kendine ölür.
Her kötülük cahillikten geliyor. Ne yazık ki, halkımız çok cahil. O kadar cahil ki, ölüyorlar da öldüklerini bile bilmiyorlar, öyle insanlar var ki, çoktan ölmüş olmaları gerekirken, yaşıyoruz diye ortalarda dolaşıp duruyorlar.
Belki de komedi diye bilet alıp, verdiğin para boşa gitmesin diye seyrettiğin dramlara gülüyorsundur.
İnci değerindeki sözlerimiz çakıl taşı yerine bile geçmedi..
Yazar burada kendini ölmüş şekilde hayal ederek dünyada yaşam sürenlerle mezarın altındaki ölüleri hicivli şekilde karşılaştırıyor. Bazen güldürüyor, bazen tebessüm ettiriyor. Bazen de düşündürüyor. Bu dünya hayatının boşluğuna işaret ediyor. Önemli olan bu kubbede hoş bir seda bırakmak. Ne mutlu hoş bir seda bırakabilenlere, görünürde insan gözüküp, gerçekten insan olabilenlere! Keyifli okumalar !
Gülmekten gözyaşlarımı akıtan kitap sayısı azdır hatta sınırlı sayıdadır bu vesileyle küçük büyük hatta orta yaş sınırı olmadan okunacak okutturulacak güzelliktedir bu ibretlik öyküsü Aziz Nesinin ziyadesiyle kesinlikle es geçmeyin üzülürsünüz. :))
Okuduğum en güzel kitaplardan biri,mutlaka okunmalı.Göreceksiniz söylemek isteyip sustuklarınizi bulacaksınız.Aziz Nesin hayatımızın her alanına güzel dokunuşlar yapmış.
Çok güzel bir aziz nesin kitabının daha sonuna geldim.
Yine güzel güzel ve düşündüren bir kitap.
Kitap aslında çok güzel bir konudan bahsediyor herkesin merak ettiğin öteki dünya dan, o dünyanın da bu gerçekte bu dünya olduğundan.
Bu dünya da nasıl yaşarsan öteki dünya
da da öyle yaşarsın benim düşünceme göre
Cennete gitmektense yaşadığımız yeri cennet yapalım. Diye düşünüyorum.
Keyifli okumalar. Herkese!
Bir hayvandan diğerine mektuplar. Düz bir okuyucu iseniz durum bu aslında. Hayvanlar neden birbirine mektup yazarlar düşüncesi de oluşabilir. Sonra da komikti, güldük eğlendik şeklinde geçer gidersiniz. Aziz Nesin boşa yazmaz, onca kitabını okudum diyen biriyseniz geçmiş olsun. Her cümlenin altında bir şey aramaya başlarsınız.
Bulduğumuz en temel unsur aslında yapılan hicivlerdir. Tabii kimse alınıp buradaki eşek benim diyememiştir orası ayrı. Rahatça yazmış adam da. Sonuç olarak hatırlayanlar bilir sonlara doğru şu sözü: Taslar da yine eski tas, değişmedi; ama sık sık kalaylanıyorlar. Haydi bakalım. Ne anlarsanız artık...
Dönem Türkiye'sine, yaklaşık 60-70 öncesi işleyişe dair dokundurmalar. Neredeyse günümüz gibi değil mi? Zaman nasıl da hızlı geçiyor bir bilseniz. Bu da çocuk kitabı değil ama birtakım şeyleri değiştirerek, çocuklar için eğitici bir hikâyeye dönüştürmek de hepimizin elinde. Günümüzde ve gelecekte, ebeveyn ve ebeveyn adaylarına çok iş düştüğü açık.
Ağlayacak halimize güldüğümüz, gülerken düşündüğümüz (öyle umut ediyorum) kaliteli bir eser. Hepimize iyi okumalar dilerim..
Öyle bir zamanda ve öyle bir yerde yaşıyoruz ki, trajedi de komedi de hayatımızın tam içinde. Ve bu ikisi adeta iç içe geçmiş durumda. Trajedinin en son noktası komedidir diye bir söz duymuştum. İşte yaşadığımız coğrafyada yaşanan ve izahı olmayan şeylerin mizahı oluyor. Ve biz de ağlanacak halimize gülmeye alıştık, alışıyoruz...
Kitabın konusunu “Kurttan korkusu olmayan Ölmüş Eşek ‘in, Tahtalıköy'den, yeryüzündeki arkadaşı Eşekarısı'na yazdığı mektuplar” oluşturuyor.
Ölmüş bir yazarın ölümünden itibaren olay yerinde, cankuran aracında, hastanede, morgda , mezarlıkta yaşadığı trajikomik olayları anlatıyor.
Ölüler kendi aralarında konuşuyorlar. Morgtaki ve mezarlıktaki ölüler kendi ölümlerinin nasıl olduğunu birbirlerine anlatıyorlar. Aziz Nesin yine günlük hayatımızın içindeki komediye dönüşen, aslında trajik olan olayları mizahi bir dille anlatıyor. Böylece resmi kurumlar ve görevliler, hastaneler, doktorlar , sistemdeki çarpıklıklar ve adaletsizlikler mizahi bir dille eleştiriliyor.
Keyifli bir okuma oldu. Okumanızı tavsiye ederim.
Aziz Nesin'in eserlerini okumaktan çok mutlu oluyorum.
Ölmüş bir eşeğin arkadaşı eşek arısına yazdığı mektuplardan oluşan hikayeler, gündemde yaşanılan sorunların hicivleriyle dolu müthiş hikayeler sunuyor
.
Her Aziz Nesin okuduğumda "Olacak O Kadar" adlı mizah programı geliyor aklıma .
Hicivleri mizahın içine yedirebilen nadir insanlardan.
Yaşadığımız günlük sorunları anlatma biçimini çok seviyorum.
Mutlaka diğer eserlerini de okuyacağım.
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.