Adı:
Ölümsüzlük
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750701078
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Nesmrtelnost
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Ölümsüzlük
Ölümsüzlük
Milan Kundera'nın roman anlayışının tam anlamıyla ifadesini bulduğu bir doruk: Ölümsüzlük. Ona göre roman, varlığı araştırmak için bir araçtır; yazar, ortaya birtakım gerçekler koymaktan çok, çözülmek üzere sorular sorar.

Ölümsüzlük'ün yazar-anlatıcı-kahramanı olan Kundera, bu yapıtındaki yedi bölümde, ölümsüzlük, yüz, aşk, rastlantı gibi farklı romanesk temalardan oluşan bir yol çiziyor. Roman birbirinden son derece ayrı gözüken, ancak birbirine sıkı sıkıya bağlı olayları ve kahramanları bir araya getiriyor. Kundera, hepsi birer evren demek olan sahneler kuruyor, bu büyük tiyatro oyununda, rastlantılar, kesişmeler, koşutluklar ve karşıtlıklar Hemingway'le Goethe'yi, Goethe'nin âşığı Bettina von Arnim'le varoluşunu yalnızlıkta arayan Agnès'i, Kundera'yla Profesör Avenarius'ü aynı sahnede, aynı sorunun çevresinde buluşturuyor.

Ölümsüzlük'ün kahramanları bir hareketten, bir oluştan, kendilerini aşan bir kavramdan doğuyorlar; yazar, kitabın içindeki varlığıyla bir açıdan kahramanların durumlarının yansıdığı bir ayna görevi görüyor.

Romanlarında müzikal tekniklerin büyük etkisinin görüldüğü Kundera, bu romanında da tekanlamlılığı reddedişini ortaya koyan özgün çoksesliliğini koruyor. Böylece bir başyapıt ortaya çıkıyor: Ölümsüzlük, edebiyat hakkında, edebiyatın sahip olduğu malzeme ve olanaklar hakkında olağanüstü bir düşünme serüveni...
435 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
"_ Bu roman içinde bir roman ve şimdiye kadar yazdığım en hüzünlü erotik hikaye olacak.
_ Peki romanının başlığı ne olacak?
_ Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği.
_ Ama bu başlık daha önce de kullanıldı.
_ Evet, tarafımdan! Ama o dönemde, yanlış başlık kullanmışım. Asıl şimdi yazdığım romana ait olmalıymış bu."

Kitabın içinde Profesör Avenarius ile Milan Kundera arasında geçen bu konuşma, bu eserin ne kadar özel olduğunu anlatıyor diye düşünüyorum. Milan Kundera, Avenarius'u beklerken bu kitaba başlıyor ve iki yıl sonra Aralık 1988'de Avenarius ile konuşurken kitabı bitiriyor.

"Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği" ve "Gülüşün ve Unutuşun Kitabı" ile birlikte üçlemeyi tamamlayan kitap olarak görülüyor bu kitap. Kundera'nın kendisine göre ise bunların üstünde bir kitap. Kundera'nın kitaplarında genel olarak farklı bölümler, farklı kişilerin hikayeleri baz alınarak anlatılır ve arada da hem felsefî, hem tarihi göndermeler yapılır. Ama bugüne kadar okuduğum hiçbir kitabında bu kadar geniş yelpazede, bu kadar yoğun yazdığını okumamıştım. Evet, söz gelimi "Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği"nde de olayları çok iyi özetler, kişileri birbirlerine müthiş bir şekilde bağlar ve ilişkiler bağlamında felsefî mesajlarını verir ama bu kitapta ne ilişkiler bağlamında kalmış, ne de sürekli tarihi atıflarda bulunmuştur. Diğer kitaplarda eksik olan 'hüzünlü anlatım' burada ortaya çıkmıştır. 'Hüzünlü anlatım' olmayınca Kundera cinsel anlatımlara gereğinden fazla giriyor ve okuma yer yer sıkıcı oluyor.

Anlatımın bir diğer özelliği ise hikâye ile gerçek hayat arasındaki ilişki. Kitap baştan bir kurguya geçse de, Milan Kundera'nın kendisinin olaylara dahil olmasıyla birlikte sınırlar kalkıyor. Bu, belki de Kundera'nın kendi tercihi. Neden böyle bir anlatım seçtiğinin cevabı belki de şu satırlarda:

"Bugün hâlâ roman yazacak kadar deli olan biri, bunların korunmasını güvence altına almak istiyorsa, eserlerini uyarlamalara hiçbir şekilde için vermeyecek, başka bir deyişle, anlatamayacakları biçimde yazmak zorundadır."

Kundera'nın bunu başarmak için eserini uyarlama ihtimali olmayacak şekilde yazmayı tercih etmesi muhtemel.

Kitabın yedi bölümü olsa da hepsi bir şekilde ana karakterlere ve birbirlerine bağlı. Milan Kundera dışında Goethe de kitabın önemli parçalarından biri. Kitabın içeriğine değinmek istemiyorum ama kitaba adını veren "Ölümsüzlük" bölümünden şu cümleyi alıntılamak isterim:

"İnsanlar ölümsüzlük karşısında eşit değil. Bir adamın hatırasının, onu tanıyanların zihninde yer etmesi demek olan 'küçük ölümsüzlük'le, bir insanın onu tanımayanların zihnindeki hatırası demek olan 'büyük ölümsüzlük'ü birbirinden ayırmak gerek."

Kundera'nın 'gerçek bir Avrupalı' olarak kıta kültürüne ilişkin görüşü de önemlidir:

"Savaş ve kültür Avrupa'nın iki kutbudur, cennet ve cehennemi, zaferi ve utancıdır, onları birbirinden ayıramazsın. Birine bir şey olduğunda ötekine de olacaktır, birlikte yok olacaklardır. Elli yıldır Avrupa'da savaş olmaması, elli yıldır hiçbir Picasso'nun çıkmaması olgusuyla gizemli biçimde ilintilidir."
435 syf.
·8/10
Varoluşculuk'u, Fransız ekolünden çıkaran yazar ve kitap. Ölümün planlandığı gibi gerçekleşmeyeceği edimi, yüzümüze rüzgar gibi çarpmaktadır. Belki de ölüm, ölümsüzlüktür.
"Aşk duygusu karşımızdakini tanıdığımıza dair bir yanılsama uyandırarak hepimizi kandırır."
Yürüyordu. Yürüyordu çünkü ruh kaygıyla bunaldığında hareket ister.
Milan Kundera
Sayfa 282 - Afa Yayıncılık
Dünya bir sınıra varmış durumda: Bu sınır aşılınca her şey çılgınlığa dönüşecektir: İnsanlar ellerinde unutmabeni çiçekleriyle dolaşacak ya da birbirlerini görür görmez ateş etmeye başlayacaklardı. Vazodaki suyun taşması için birkaç damla yetecekti: Sözgelimi yolda fazladan bir araba, bir insan, bir desibel. Aşılmayacak bir nitelik vardır: Ama kimse gözetmiyor bu sınırı, hatta belki kimse farkında değil bu sınırın”
"Bir insanın üzerine felaket çökmeyegörsün, onu başkalarına da bulaştırır. Dalaşma, kavga, intikam denen şey budur. Ama güçsüz olanın üzerine çöken felaketi başka birine bulaştırmaya mecali yoktur, kendi güçsüzlüğü onu aşağılar, perişan eder, güçsüz olan onun karşısında kesinlikle savunmasız kalır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölümsüzlük
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750701078
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Nesmrtelnost
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Ölümsüzlük
Ölümsüzlük
Milan Kundera'nın roman anlayışının tam anlamıyla ifadesini bulduğu bir doruk: Ölümsüzlük. Ona göre roman, varlığı araştırmak için bir araçtır; yazar, ortaya birtakım gerçekler koymaktan çok, çözülmek üzere sorular sorar.

Ölümsüzlük'ün yazar-anlatıcı-kahramanı olan Kundera, bu yapıtındaki yedi bölümde, ölümsüzlük, yüz, aşk, rastlantı gibi farklı romanesk temalardan oluşan bir yol çiziyor. Roman birbirinden son derece ayrı gözüken, ancak birbirine sıkı sıkıya bağlı olayları ve kahramanları bir araya getiriyor. Kundera, hepsi birer evren demek olan sahneler kuruyor, bu büyük tiyatro oyununda, rastlantılar, kesişmeler, koşutluklar ve karşıtlıklar Hemingway'le Goethe'yi, Goethe'nin âşığı Bettina von Arnim'le varoluşunu yalnızlıkta arayan Agnès'i, Kundera'yla Profesör Avenarius'ü aynı sahnede, aynı sorunun çevresinde buluşturuyor.

Ölümsüzlük'ün kahramanları bir hareketten, bir oluştan, kendilerini aşan bir kavramdan doğuyorlar; yazar, kitabın içindeki varlığıyla bir açıdan kahramanların durumlarının yansıdığı bir ayna görevi görüyor.

Romanlarında müzikal tekniklerin büyük etkisinin görüldüğü Kundera, bu romanında da tekanlamlılığı reddedişini ortaya koyan özgün çoksesliliğini koruyor. Böylece bir başyapıt ortaya çıkıyor: Ölümsüzlük, edebiyat hakkında, edebiyatın sahip olduğu malzeme ve olanaklar hakkında olağanüstü bir düşünme serüveni...

Kitabı okuyanlar 118 okur

  • Yaşar Alibekiroğlu
  • Oğuzhan Muyan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%2.9 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0