1000Kitap Logosu
Öteki Ben
Öteki Ben
Öteki Ben

Öteki Ben

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.0
3.118 Kişi
10,3bin
Okunma
2.682
Beğeni
84,8bin
Gösterim
152 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 4 sa. 18 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Antik Kitap · 2015 · Karton kapak · 9786054840816
Diğer baskılar
Yakov Petroviç Golyadkin toplumda kendine yer edinemeyen, kendisiyle sürekli çatışan, sosyal hayatın dışına itilen bir anti kahramandır. Romanda, Golyadkin'in zihinsel tutarsızlığının insanlarla iletişimini zorlaştırması, kendisinin giderek ötekileşmesi anlatılır. Okur, Dostoyevski'nin bu romanında bir keşfe çıkar; kahramanımızın dünyasının ikiliği ve gerçeklik dediğimiz zeminin kayganlığı merkezinde psikolojik bir yolculuk yapar. Parçalanmış bir zihnin kurguladığı dünyalarda Dostoyevski'nin eşsiz psikolojik anlatımıyla, gerilimi son ana dek süren sürükleyici bir yolculuktur bu. Dostoyevski bu romanı için şöyle demiştir: "İleride Öteki Ben'den benim başyapıtım olarak bahsedecekler." Leyla Şener'in Rusça aslından çevirisiyle... "Öteki Ben, Dostoyevski'nin yazdığı en güzel şeydir." -Vladimir Nabokov- (Tanıtım Bülteninden)
7 mağazanın 58 ürününün ortalama fiyatı: ₺12,3
8.0
10 üzerinden
3.118 Puan · 547 İnceleme
Erhan
Öteki'yi inceledi.
188 syf.
·
4 günde
·
8/10 puan
Neyse ki Dostoyevski'nin , Öteki/Öteki Ben/İkiz gibi isimleri olan kitabını da bitirdim ve incelemesini yazabiliyorum. Neymiş, Dostoyevski'ymiş de, insan psikolojisinden en iyi o anlarmış da. Bakıyorum diğer incelemelerine kitabın, yere göğe sığdıramamış herkes. Ne alakası var kitabın Dövüş Kulübü ile. Altı üstü bir devlet memurunun maceralarını anlatmış. Yakov Petroviç Golyadkin'in kendisi gibi olan bir ikizi var. Şimdi uzun uzun yazıyor insanlar isimleri böyle Rus olunca. İnceleme daha uzun oluyor tabi haliyle. Ben de mi öyle yapsam ki- yok daha neler, ben herkes gibi niceliğe önem veren birisi değilim. Dürüst biriyim en azından. İnsanların ne düşündüğüne önem vermem- belki de bunun yüzünden kaybediyorum hep. Ya kısa diye beğenmezlerse- yok artık, beğenen beğenir, beğenmeyenler de - olur mu gerçekten beğenmeyen? Sanki herkes beğeniyor Fyodor Mihailoviç Dostoyevski'yi. Bak Vladimir Nabokov'a, adam benim gibi dürüst. Dış kapının mandalı muamelesi yapıyor Fyodor Mihailoviç Dostoyevski'ye. Gerçi bu kitabı için en iyi kitabı demiş. Kim bilir ne hinlikler peşindeydi Vladimir Nabokov o zamanlarda? Güven olmuyor ki hiç kimseye. Önemli olan kendisini bilmesi insanın. Mesela herkes bilir benim ne kadar sözümün eri olduğumu, kitaptaki Yakov Petroviç Golyadkin gibi. Hayır esas kahraman olan Yakov Petroviç Golyadkin'den bahsediyorum. Öteki, ya da ikizi olan Yakov Petroviç Golyadkin değil elbette. Herkes tanır beni, en çok da- Yo hayır, beni en iyi kimin tanıdığını açık edemem burada. Kim bilir nasıl bir şekilde kullanırsınız bu bilgiyi, kimin ne olduğu belli değil ki, Andrev Filipoviç gibi insanların olmadığı ne malum burada? O da en başta gülümsüyordu zavallı Yakov Petroviç Golyadkin'in yüzüne elbette. Öteki değil, esas Yakov Petroviç Golyadkin'dan bahsediyorum yine. Sonra o baloya bile almadılar. Balo ki ne balo, koskoca (O kadar da koca değil işin aslı) Fyodor Mihailoviç Dostoyevski bile kitabın içine giriyor baloyu anlatmak için. Neyse, bu kadar ayrıntıya girmemeliyim belki. Sonuçta her bölümü teker teker anlatırsam kitap özeti olmanın ötesine geçmez bu inceleme. Ama neden kitap özetlerine değer verilmiyor ki burada? Belki de gerçekten yapılması gereken böyle bir şey. Görmek güzel olurdu, ama ben kesinlikle böyle bir şey yapmam. Bir kere heyecanı kaçar kitabın. Sigmund Freud zamanında kaçırmış zaten herkesin heyecanını. Hasta demiş Yakov Petroviç Golyadkin'e, sözde öteki de yokmuş. İnanmıyorum ben böyle şeylere, sonuçta her insan ara sıra görebiliyor öteki kendini. Siz görmüyor musunuz? Hep bir şeyler peşindesiniz değil mi, başarıma engel olmak için? Kıskanıyorsunuz beni, uzun incelemelerim için. Ben de başlayacağım kitabı incelemeye, fırsat bulursam şu etraftaki seslerden. Evet, sustunuz sonunda, ilk bölüme geçelim. Kitabın başında dokuzuncu dereceden değerli memurumuz Yakov Petroviç Golyadkin tam da kendinden bekleneceği gibi nankör uşağı Petruşka'yla alışverişe çıkıyor. Bolca parası var kahramanımızın, kendisine kahraman demekte bir sakınca görmüyorum. Biriktirebilir insan azmederse o kadar para, ben de ... ben biriktirmedim hayır, beni niye karıştırıyorsunuz canım kitaba. Okumak istemeyen okumasın canım, incelemeyi. Okuyun ya da, yapacak başka bir işiniz mi var ki? Okuyun ve beğenin, uzun ve güzel yazıyorum çünkü ben. Başkaları gibi, fasa fisodan bahsetmiyorum hem. Bakın ikinci bölüme geçtim bile, ikinci bölümde doktor Krestan İvanoviç Rutenspitz'le görüşüyor kahramanımız. Başta girmeyecek içeri ama giriyor. Bu arada ben Öteki yayın evinin çevirisinden okudum kitabı. İletişim de güzeldi, Varlık ve Bordo-Siyah da. Hangisi en iyiydi derseniz, tabi ki yayın evine kitabın ismini veren Öteki ya da İletişim . Varlık daha iyi gibiydi galiba ama. Siz neden böyle sorular soruyorsunuz peki, bir şeyler mi ima ediyorsunuz? Ağzımdan laf almaya çalışıyorsunuz incelemenin başından beri. Sanmıyorum ama böyle bir şey olabileceğini. Çok değerli okurlar var çünkü bu sitede, bütün öteki incelemelerini okudum. Hepsi birbirinden güzel. Ben de onlar gibiyim, sizin gibiyim ben de. Dostoyevski'yi ilk defa incelemiyorum burada. Yeraltından Notları da inceledim ben. Ben değil miydim yoksa o? Suç ve Ceza da olabilir, ama daha zaman var ona da. Uzun uzun yazsa mıydım acaba Dostoyevski'nin adını? Ayıplarlar mı beni kısa kullandım diye ismi? Sanki çok biliyorlar da, anlaşılamıyorum ben, Dostoyevski de anlaşılamamıştı Belinski tarafından. Koskoca yazar, Belinski kim? Gogol kim? Puşkin kim? Dostoyevski kim? Ben üçüncü bölüme geçeyim en iyisi. Üçüncü bölümde Golyadkin bir balodan kovulur ama o hepimizin yapacağı gibi düşünür taşınır ve arka kapıdan gizlice girer bu baloya dördüncü bölümde. Beşinci bölümde Petersburg sokaklarında tanıdık bir tipe rastlar gece yarısı. Hepimiz kendimizin kötü ahlaksız ikimize rastlamışızdır bir yerlerde, beraber yaşadığımız. Bazen de aynadaki şahıs bizimle konuşur. Belki de konuşmaz, aslında bunları anlatmamam lazım size. Uzun olması lazım ama incelemenin. Diğer bölümleri de tek tek yazmam gerek buraya, öteki Yakov Petroviç Golyadkin'in aynı işe geldiği, haliyle kimse tarafından garipsenmediği, her türlü pisliği yaptığı bölümleri detaylı olarak açıklamalıyım ki kafanızda soru işareti kalmasın. Anlatayım ki Dostoyevski'nin anlattığı bu gerçek yaşam hikayesinin sonunda siz de bir parça göz yaşı dökün Yakov Petroviç Golyadkin için. Çok matah bir şey değil aslında kitap, okumasanız da olur. Günümüzle hiç bir ilgisi yok, inanmayın böyle safsatalara. 2013 yılında Richard Ayoade diye biri de uyarlamış sözde sinemaya, eminim uymamıştır fazla. Onu da izleyeceğim sonra, gerçi izlemem belki de. Daha incelemeyi bitirmem gerekiyor. On bölüm daha yazacağım, O alçak Yakov Petroviç Golyadkin'i anlatacağım size . Hayır öteki olan değil, sadece kendini düşünen. Benim gibi, sizin gibi ya da. Ben... benim biraz düşünmem lazım, daha sonra tamamlarım incelemeyi.
Öteki
8.0/10
· 10,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
45
442
Oğuz Aktürk
Öteki'yi inceledi.
188 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Alter Ego!
YouTube kitap kanalımda Dostoyevski'nin hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: youtu.be/0i9F0L1dcsM Edebiyat dünyasının en uzun soluklu filmlerinden biri olan Dostoyevski'nin fragmanına hoş geldiniz. Fight Club kitabını yazan Chuck Palahniuk'un, Zorba kitabını yazan Nikos Kazancakis'in hatta ve hatta Ben Ruhi Bey Nasılım şiirini yazan Edip Cansever'in mutlaka okumuş olduğu bir eser olduğunu düşünüyorum Öteki hakkında. Dostoyevski filminin fragmanı diyorum, çünkü bundan sonra ona dair okuyacağım kitapların sinyallerini verdiğini hissediyorum. Sanki Dostoyevski adında bir kasırga çıkmaya başlamış ve sirayet edeceği toplumlar, ülkeler, zihniyetler, beyinler ve edebiyat türleri derin bir heyecan içerisine girip onun oluşturacağı etki konusunda kendilerini hazırlamışlar gibi. Hatta ülkemizde bulunan ve gayet de nitelikli kitapları bize sunan Öteki Yayınevi'nin bu kitaptan geldiğini söylemeye gerek yoktur herhalde? Daha Dostoyevski'ye ait okuduğum 2. kitap olmasına rağmen bugüne kadar okuduğum yazarlar arasında anlık duygu değişimlerini, bir insandaki derin ruhsal kara delikleri en iyi göz önünde canlandırmamı sağlayan yazar oldu. Öteki kitabı hakkında ister şizofreniyi en iyi anlatan eser deyin, isterseniz de doppelganger vakasını en iyi yaşatan eser deyin. Tedirginlik mi istiyorsunuz buyrun tedirgin olun... Çıldırmak mı istiyorsunuz buyrun çıldırın... Dostoyevski Öteki kitabında bunların hepsini sizin iliğinize kadar işler. Hatta öyle sanıyorum ki bu kitap onun geleceğinden haberci olduğu için ona ait olan gayet yerinde giriş kitaplarından biridir. Hiç mi kendinizi kaybettiğinizi düşünmezsiniz sanki bazen? Bir hareket yaptıktan sonra onun toplumunuza ve zamanınızın paradigmasına göre doğruluğuna ya da yanlışlığına bakmaz mısınız? Eğer siz de kendi ruhunuzun çift sesli olduğunu düşünüyorsanız okuyun bu kitabı. İnsanın içsel çatışmalarına, bürokrasi arasındaki büyük küçük gibi kavramlar fark etmeksizin küçük düşürücü iktidar çatışmalarına kulak vermek isterseniz okuyun. Duygularının olmadığını sandığınız ağaçlardan çıkan şu kitabın, duyguları olan bir insanın tüylerini nasıl diken diken ettiğine -çoğu insanın etkisiz kaldığı bir şekilde- tanıklık edin. Bu kitabı okumayı seven Being John Malkovich filmini izlemeyi de çok sever. Çünkü hepimizin içinde, vücudumuzu saracak bir şekilde ya da şu dünyada kapladığımız hacmin herhangi bir yerinde olan bir ruh gerçeği var. Bu acaba ikinci bir benlik mi, yoksa etrafımızdakileri de bu ruha göre mi seçiyoruz ya da bizi sadece bir et parçası olmaktan ayıran bu ruh bizi aynı zamanda paranoyalara sürükleyen tek etmen mi? Bu soruların cevabını alacağınız değil, sorularınızı daha da artıracak bir kitap olur Öteki. Dostoyevski'nin öteki kitaplarını okuma isteğiniz perçinlenir. Hatta hayat boyunca aradığınız hayat arkadaşının, yani modern dilde ruh ikizinizin gerçekten de ruhunuz ve onun etrafında gelişen olayların derinliği olduğunu anlamanızı sağlar mı bilmiyorum. Bilmememin sebebi de Dostoyevski'nin kitaplarını tam olarak bitirmiyor olması. Kitabın sonuna geldiğinizde aynı İnsancıklar kitabı gibi en son sayfayı selülozuna kadar ayırıp başka yazı var mı diye bakasınız geliyor çünkü yine. İçinizdeki, dışınızdaki, kişisel mekanınız dahilinde olan, ruh sınırlarınız ya da sınırsızlıklarınız içerisindeki bütün Öteki'lerinize selam olsun.
Öteki
8.0/10
· 10,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
20
491
Halil Vural
Öteki'yi inceledi.
188 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Kafam karışık, neyi okuduğumu idrak etmek için zihnimi zorluyorum, bir kitap okudum evet ama ben ne okudum? -dedim ya bir kitap okudum. -peki ben ne okudum? Zihnimdeki öteki ben susmuyor. Kitap beni etkisi altına mı aldı yoksa? -Sanmıyorum. Sen sus. Gülmeyin arkadaşlar, kitap epey karmaşık, zihni zorlayan ve etkileyici bir şeydi. O kadar etkileyici bir şey olmalı ki koskoca bir yayınevi ismini "Öteki" yapmış. Fyodor Dostoyevski, müthiş kalemiyle ben buradayım dedi her zamanki gibi. Sadece bunu mu yaptı? Tabii ki hayır. Yine her zamanki gibi insan zihninin sınırlarını zorladı. Bir şey daha yaptı,(çok şey yaptı aslında) insan psikolojisinin iyi taraflarını çöpe atıp kötü taraflarını önümüze sundu. Sunuş şekli o kadar mükemmel oluyor ki... Kitabın sonunu ise Fyodor Dostoyevski bize bıraktı, kim neyi anlamak isterse onu anlasın diye düşünmüştür herhalde.
Öteki
8.0/10
· 10,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
44
GöKhAn✓
Öteki'yi inceledi.
188 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
“İleride Öteki Ben’den benim başyapıtım olarak bahsedecekler”
İnsancıklar isimli ilk romanını bitiren Dostoyevski, 4 Mayıs 1845 tarihli mektubunda ağabeyine şunları yazıyordu: “Eğer ilk roman oturursa, kafamda edebiyat dünyasındaki yerimi sağlamlaştıracak birçok yeni düşünce var.” İşte bu düşüncelerden birinin de, Öteki adlı romanından bahsediyordu. O zamanın ünlü eleştirmeni Belinski; Dostoyevski nin ilk yazdığı kitaba övgüler dizmiş sanat camiasında bir sürü insanla tanıştırmiş fakat gel gelelim ikinci romanına çok ağır eleştiriler yaparak yerden yere vuracaktı.İnsancıklar kitabıyla kendisine metiyeler düzen Belinski, ömrünün yettiğince en büyük eleştiricisi ve düşmanı olur. Hatta Belinski'ye bağlılığı nedeniyle bu ağır eleştiriler sonucu, epilepsi rahatsızlığının ilk nöbetlerini geçirdiği söylenir Dostoyevski'nin. Dostoyevski, 1 Nisan 1846 tarihli mektubunda bu konuda ağabeyine şunları yazıyordu: “Bana en çok sıkıntı veren şey de, bizimkilerin, Belinski ve diğerlerinin, Golyadkin yüzünden benden hoşnut olmayışları. İlk tepkileri, hesapsız bir hayranlık olmuştu, coşkuyla konuşup, tartıştılar. İkinci tepkileri ise eleştiri oldu; sanki anlaşmışlar gibi, hem bizimkiler hem de okurlar, Golyadkin’in okunamayacak kadar sıkıcı, uyuşuk ve uzun olduğunu düşünüyorlar. Ama hepsinden komik olan, herkesin, bir yandan bu uzunluk için bana kızarken, bir yandan da öyküyü harıl harıl ve defalarca okuyor olmaları (…) Bana gelince, bir an için umutsuzluğa bile kapıldım (…) Beklentileri boşa çıkardığım ve büyük bir iş olabilecek bir eseri mahvettiğim düşüncesi beni öldürüyordu. Golyadkin’den soğudum. Birçok yeri aceleye geldi öykünün, yorgunluk halinde yazıldı. İlk yarısı, ikinci yarıdan daha iyi oldu. Öyküde, son derece parlak sayfaların yanı sıra işe yaramaz, berbat yerler var; insanın içi bulanıyor, okumak istemiyor. İşte bu yüzden bir süre cehennemde gibi yaşadım, çektiğim acıdan dolayı hastalandım.” Evet Dostoyevski büyük hayal kırıklığı yaşamasına sebep olan bu romandan yine vazgeçmeyecek ve bu kadar ağır eleştiriler alıp bazılarının da beğenmesi onun aklını allak bullak edecekti. "Golyadkin hakkında gizliden (ve birçok kişiden) öyle söylentiler duyuyorum ki, kâbus doğrusu. Bazıları, bu eserin tam bir mucize olduğunu ve anlaşılmadığını söylüyor. Öykünün gelecekte çok önemli bir rol oynayacağını söyleyenler var. Eğer hayatım boyunca yalnızca Golyadkin’i yazmış olsaymışım bile yetermiş bana, hatta birçokları için Dumas’dan bile ilgi çekiciymiş bu kitap.”  Dostoyevski eleştiriler üzerine zamanla kitap üzerinde tekrar düzenleme yapmak zorunda kalmıştı. Belinski ve diğer eleştirmenlerin tavsiyelerine uyan Dostoyevski öyküyü, okuyucunun kavrayışını zorlaştıran çok sayıda metni atmıştı. Kitap gerçekten iyi mıydı kötümuydu işte onu aslında zaman gösterecekti. Ve bunu Dostoyevski şu sözlerle zaten kendisi de dile getirmişti ve haklıydı; "Onlar (eleştirmenler) sonunda Öteki’nin gerçekten ne olduğunu görecekler! Birinci sınıf bir fikri, ilk benim keşfettiğim ve benim bildirdiğim, toplumsal önemi bakımından gerçekten muhteşem bir tipi niçin bırakacakmışım ki?”  Kitabın ortaya çıkışı ve çıktıktan sonra ki gelen tepkileri böyleydi. Kitap ile ilgili bir sürü araştırma yapmama rağmen siz değerli okuyuculari sıkmamak adına biraz daha kısa keseceğim. Bir kitap okuyorsanız kitabın oluşumunu veya tarihsel sürecini, dönemin Sosyo ekonomik durumunu ve çağımızda ki kitaba bakış açısını okuyup incelerseniz bir kitabın size vereceği katkıyi en maksimum seviyeye çıkaracağıniza inanan biri olarak sizin de böyle yapmanız nacizane tavsiyemdir. Kitap içeriğine geçerken bir alıntı ile başlamak istiyorum. [“İstediğim şey huzur, gürültü patırtı değil” diye devam etti Bay Golatkin, “Öteki insanlarla beraberken nasıl yaltaklanıp, yerlere kadar selam verilir bilmeniz gerekir…Bu toplumda sizden beklenen bir harekettir. Sözcük oyunları ve güzel iltifatlar yapmak zorunda kalırsınız, sizden bunları beklerler. Ama ben bunları beceremem doktor. Bu kurnazlıkları hiç öğrenemedim, öğrenecek zamanım olmadı. Ben basit ve sade bir adamım. Benim gösterişim yoktur. Bu durumda pes ederim yani kendimi bırakırım…DoktorRutenspitz, benim sizden saklayacak bir şeyim yok. Ben küçük bir adamım, bunu siz de biliyorsunuz amaküçük bir adam olmaktan utanmıyorum. Tam tersine doktor, açık konuşmak gerekirse ben küçük bir adam olmaktan gurur duyuyorum. Entrikacı olmamak bir başka gurur duyduğum özelliğim. Sinsiliğim yoktur, her şeyi gizlemeden açık açık yaparım. Oysa kötülük yapmayı da becerebilirim…Ama bu tür şeylerle kendime leke sürdürmem.”]. 1846 “Öteki*” F.M.Dostoyevski Kime ve neye göre davranacağımız sorusunun pek çok kişi için cevabı çok basit olabilir; “Kendimize göre”. İdeal olup dilimize dolanan bu cevaba karşın, çoğu kişi için pratikteki cevap topluma uygun olana göre davranmadır. Bunun dışında kalanlar zaten Bay Golyadkin gibi bazı bedelleri göze alırlar. Bir diğer soru insan zihni ve ruhu kendi ölçülerinde mantıksızlığa ne kadar direnebilir? Mantıksızlığa direnenler ve mantıksızlığa alışanlar mı vardır? Birey olma yönündeki en büyük engel, büyürken görmezden gelmeye başladığımız mantıksızlıkların sayısında giderek bir artış olmasıdır. Bir diğer deyişle bir yandan toplumsal bir birey olmaya çalışırken görmezden geldiğimiz mantıksızlıkların düzeyi ne kadar kendimiz olabildiğimizi ya da olabilemediğimizi de açıklar aslında.  Toplumdaki diğer insanlara ayak uydurmaya çalışan Golyadkin adlı kahramanımız bunda pekte başarılı olamaz kendi dışına ne kadar cikmaya karşı gelip halinden memnun olduğunu dile getirse de onda içten içe kendi benliğine karşı bir nefret oluşur fakat bunu ne doktoruna ne de kendine itiraf edemez. Goladkin sürekli çelişir kendisiyle, dosdoğru bir insan olduğunu, oyunlar, entrikalar çevirmeyi bilmediğini gururla savunurken içten içe bir takım oyunlar yapabilmeyi diler. Zamanla tamamen toplumdan dışlanan Golyadkin artık hiç birşey istediği gibi gitmeyecekti. Bir sabah görev yaptığı devlet dairesine giden Golyadkin, karşı masasında kendisine tıpatıp benzeyen bir memur görür ve bu noktadan sonra hayatı değişir. Görüntüsü gibi adı, soyadı, doğduğu şehir de aynı olan Öteki Golyadkin aslında asıl Golyadkin’in kafasında oluşturduğu bir karakterdir. Toplum yapısının Golyadkin’den beklediği değişimi karşılayamayan kahraman kafasında bu toplum normlarına uyan bir öteki oluşturmuştur. Kitap bende çok farklı izlenimler bıraktı etkisinde kaldığım nadir kitaplardandi. Psikolojinin babası kabul edilen Freud' un sonraki yıllarda dikkatini çekecek bu eser bence o zaman için yazılmış en iyi kitaplardan ve Dostoyevski nin çağının çok ilerisinde bir yazar olduğunu fark edeceksiniz.
Öteki
8.0/10
· 10,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
118