Paris ve Londra'da Beş Parasız

8,2/10  (84 Oy) · 
174 okunma  · 
72 beğeni  · 
2.704 gösterim
"Beş parasız kalmaktan o kadar çok bahsetmiştiniz ki; eh, işte beş parasız kaldınız ve hâlâ ayaktasınız." Paris ve Londra'da Beş Parasız, 20. yüzyılın en büyük romancılarından George Orwell'in, Avrupa'nın iki büyük şehrinde, Paris ve Londra'da yaşadığı sefaleti olanca gerçekliğiyle anlattığı, son derece önemli bir eser. Bir gün Paris'in orta yerinde meteliksiz kalan genç yazar, yoksulluk ve açlıkla mücadele etmeye başlar. Rehineciler, iş bulma kurumları, umut tacirleri, karın tokluğuna günde on yedi saat çalışılan karanlık otel mutfakları arasında sürüp giden Paris macerası, yazarın güç de olsa kendini Londra'ya atmasıyla sona erer ama Londra'da onu çok daha ağır şartlar beklemektedir.

Orwell, modern insanın ısrarla görmezden geldiği bir dünyanın kapısını aralıyor. İşsizlik, evsizlik, açlıkla damgalanan bu dünyanın insanları izbe pansiyonlarda, berduş barınaklarında yaşıyor, hayata bir ucundan tutunmaya çalışıyorlar. Paris ve Londra'da Beş Parasız, köleliğin hiçbir zaman, modern zamanlarda bile ortadan kalkmadığını, sadece görünüm değiştirdiğini anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2015
  • Sayfa Sayısı:
    248
  • ISBN:
    9789750725630
  • Çeviri:
    Berrak Göçer
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
sezen 
11 Şub 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · Puan vermedi

"..yine de meteliksiz kalmanın bana kesinlikle öğrettiği bir iki şeyi gösterebilirim. bir daha hiçbir zaman berduşların sarhoş birer ahlaksız olduğunu düşünmeyeceğim, bir peni verdim diye bir dilencinin bana minnet duymasını beklemeyeceğim, işsizler uyuşuksa buna şaşmayacağım, selamet ordusuna para vermeyeceğim, giysilerimi rehine koymayacağım, sokakta birisinin uzattığı el ilanını geri çevirmeyeceğim, şık bir restoranda yediğim yemekten tat almayacağım. bu, bir başlangıç."

Romanın en çarpıcı cümlesi budur bana göre ve bir anlamda kitapta anlatılmak istenenin özeti niteliğindedir. Hayvan Çiftliği, 1984, Aspidistra'dan sonra okuduğum 4. Orwell romanı.

#Önce Paris'te ardından Londra'da yaşadıkları insanı sarsıyor ve bu kadar da olabilir mi dedirtiyor. Paris'te parasızlık çeken Orwell, ayak işlerini yapmak üzere zar zor bir iş bulur ve o koşulları öyle bir anlatır ki, insan artık dışarıda- mekan lüks de olsa- yemek yerken Orwell'ın satırlarını düşünür. Paris'te lokanta ve otellerdeki çalışanlar arasındaki kast sistemini müthiş gözlemlemiş. Yazar buna mecbur kaldığından mı böyle yapmış, yoksa o insanların durumunu daha net görebilmek için mi aralarına karışmış bilmiyorum ama yaşadığı yoksulluk, açlık, çalışma koşulları "yok artık" dedirtiyor.


#Koşulların iyileşeceğini umarak Londra'ya giden yazar, burada daha büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Şimdi de evsizlerin, berduşların, dilencilerin arasındadır.
Londra bölümü Paris'e nazaran daha durağan ilerliyor.

#Eserde belli bir roman kurgusu yok Daha ziyade karşılaştığı ilginç tipleri anlatmış.

Yine de okuduklarım arasından en sevdiğim Orwell romanı hala "1984".

Keyifli okumalar dilerim.

Tom Jones 
20 Haz 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Okuduğum ilk Orwell kitabı ve muazzam güzeldi. Yazarın Paris ve Londra sokaklarında hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Kendine özgü bir mizah anlayışı var ve bu kadar hüznün içinde gülümsetiyor insanı. Yazarın 'Berduşlar ' dediği insanları tanıyoruz. Nasıl hayatta kalıyorlar, ne yerler ne içerler, nasıl 'berduş' oldular.. Kitap gerçekten farklı ve ince mesajlar var içerisinde . Okuyunuz :)

Osman Yüksel 
 07 Nis 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 9/10 puan

Okuduğum ikinci George Orwell kitabı... Kesinlikle ilgi çekici,bilgilendirici,hüzünlü,komik.... ve maalesef toplum içinde insanlar tarafından oluşturulan sınıfsal sistemin en alt tabakasında ki dilencilerin,evsizlerin, berduşların yaşamını,karşılaştıkları zorlukları,duygularını,hayal kırıklıklarını,umutlarını ve bu insanlara karşı ne yapılması gerektiğini,onları sosyal hayata yeniden kazandırmak için ne gibi önlemler alınması gerektiğini güzel, akıcı bir dille anlatmış. Özellikle yazarın kitabın son sayfasında kendine çıkardığı sonuç gerçekten beni derinden etkiledi; "Yine de meteliksiz kalmanın bana kesinlikle öğrettiği bir iki şeyi gösterebilirim. Bir daha hiçbir zaman berduşların sarhoş birer ahlaksız oluğunu düşünmeyeceğim, bir peni verdim diye bir dilencinin bana minnet duymasını beklemeyeceğim, işsizler uyuşuksa buna şaşmayacağım, Selamet Ordusuna para vermeyeceğim, giysilerimi rehine koymayacağım, sokakta birisinin uzattığı el ilanını geri çevirmeyeceğim, şık bir restoranda yediğim yemekten tat almayacağım. Bu, bir başlangıç."

Benim için de bu bir başlangıç...Bana bu farkındalığı sağladığı için George Orwell'a ve kitabı bana veren Seray' a en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

melih erdoğan 
24 Kas 2016 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · Puan vermedi

Okurken acıkıp midenizin gurultularını duyacağınız, dolapta kalan bayat ekmeğe tarihi geçmiş süte şükredeceğiniz bir kitap. Zaman makinası icat edilirse ilk iş gidip Orwell'e tereyağlı bol yoğurtlu 1,5 iskender ısmarlayacağım..

Emirhan 
25 Haz 23:27 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi

"Genç bir insan olarak Paris'te yaşayacak kadar şansın varsa geri kalan hayatında nereye gidersen git, Paris senin içinde bir şenlik olarak kalacaktır." demiş Ernest Hemingway.
Sanırım bu, Orwell için hiç de geçerli olmamış.
Cebinizde paranız yoksa Paris bile bir şenlik yerinden çıkıp ıstırap yeri haline gelebiliyor.

Kitap parasızlığın yol açtığı birçok sorunun başında gelen açlığın, insanı nasıl bambaşka birine dönüştürebildiğini anlatıyor. Açlıktan kimliği değişen insan ancak yoğun uğraşlar sonucu iş bulabiliyor (çünkü para kazanmak için iş bulmak için bile bir yerlere para vermek gerekiyor) ve bulduğu bu iş de insani değerlerden yoksun, iş verenin işçilerin çaresizliğini kullanarak onların sırtından mümkün olduğu kadar fazla asalakça para kazandığı türden bir iş oluyor.
Bilindik bu tür konuların yanı sıra kitap açlığın ve işsizliğin psikolojisini derinlemesine anlatıyor.
Son kıyafetine kadar eşyalarını rehin vermeler, her gün ekmek yemek zorunda kalmalar, karnın aç bir halde iş bulabilmek için kilometrelerce yürüyüp her seferinde red cevabı alıp aynı yolu geri yürümek zorunda kalmalar, eğitimli bile olsan sırf paran olmadığından düzgün kıyafetler alamadığın için insanların seni aşağılık görmeleri...
Yazarın bu çilesini okurken aklıma Charlie Chaplin'in Modern Times filmindeki işsiz karakterinin yanlışlıkla hapse düştükten sonra hapisten çıkış günü geldiğinde çıkmamakta direttiği sahne geldi.
"Başlarına talih kuşu konmadığı sürece bu hayattan kurtulmanın tek yolu hapse düşmek."
Çünkü modern kölelikte insanın hapishanedeki gibi karnının doyacağının garantisi yoktur. Hapisteki insan cezasını çeker ama onun cezasını çekmesinin düzene pek bir katkısı yoktur. Oysa yazarın anlattığı modern kölelik düzeninde işsizlerin bile bir görevi vardır:
Berbat koşullarda çalışanların haklarını aramalarına engel olmak için patronlar tarafındandan kullanılmak.

BARAN 
 01 Nis 12:51 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 8/10 puan

George ORWELL’ın ‘’Paris ve Londra’da Beş Parasız romanı’’. Paris’in ve Londra’nın 1930’lardaki görünümünü, modern Avrupa’nın da nasıl yoksulların terleri üzerinde yükseldiğini yalın bir dille anlatıyor. Ve yazar bizzat berduşların arasında beş parasız aç susuz yaşayarak, çekmiş oldukları sıkıntılardan da yola çıkarak berduşların hayatlarını daha kolaylaştıracak önerilerini aşağıda açıklandığı gibi çözüm olarak dile getiriyor ve şimdiki uygulanan sistemin rahatlayacağını söylüyor. Ayrıca yazarların hayatlarının ne geçmişte ne de bugün kolay olmadığını da bir bakıma anlatmış oluyor.

Berduş barınakları kelimenin tam anlamıyla lüks olsa bile (asla olmayacaklar) berduşların yaşamı yinede boşa gidecektir. Yine düşkün olacak, evlilikten ve aile yaşamından uzak kalacak ve toplum için tam bir ziyan sayılacaklardır. Yapılması gereken, düşkünlüklerine son vermek, buda ancak onlara iş bulunarak yapılabilir-sadece çalışmak için yapılan bir iş değil, yararlarını görebilecekleri bir iş. Şu an çoğu barınakta berduşlar hiç çalışmıyor. Bir zamanlar yemek karşılığında taş kırıyorlardı ama bu, gelecek uzun yıllara yetecek kadar çalışıp taş kırıcıları işsiz bıraktıklarında durdu. Bu günlerde boş bırakılıyorlar çünkü görünürde yapabilecekleri hiçbir şey yok. Oysa işe yarayabilecekleri çok basit bir şey var, o da şu; her düşkünler evinde küçük bir çiftlik yada en azından ufak bir bostan olabilir ve eli ayağı tutan her berduş bir günlük mesai yapabilir. Çiftlik ya da bostandan elde edilecek mahsul berduşları beslemek için kullanılabilir ve en kötü ihtimalde bile margarinli ekmek ve çaydan oluşan o pis perhizden daha iyi olur. Elbette berduş barınakları hiçbir zaman tam olarak kendilerine yetmezler ama bu açıdan önemli bir yol kat edebilirler ve muhtemelen vergiler açısından uzun vadede yararlı olurlar. Bu günkü sistemde berduşların ülke için oldukça büyük bir zarara yol açtığını unutmamak lazım; zira sadece çalışmakla kalmıyor, aynı zamanda sağlıklarını bozacak bir perhiz yaşıyorlar; onları düzgün besleyen ve kendi yiyeceklerinin en azından yarısını kendilerinin üretmesini sağlayan tasarı denemeye değer olacaktır.

Celal Uslu 
29 Haz 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · 7/10 puan

Bir roman kurgusu olmayan daha çok yazarın kendisi ile konuşuyormuş havasında yazdığı; anlatımda ki gerçekciliği bakımından bizzat yaşadığını düşündüğüm, Paris ve Londra 'da ki mülksüzler, taban sınıfının gündelik hayatlarını anlatan bir eser.

Lakin içerisinde anlam vermediğim ve beğenmediğim birkaç cümle var. Şöyle ki bazı ırkları aşağılayan, kadının koca bularak bazı yoksulluk sıkıntılarından kurtulduğu, buram buram İngiliz kibri kokan( kanımca dünya halkları arasında İngilizler açık ara kibir ve ırkçılıkta -kibirde açık ara- önde geldikleri su götürmez bir gerçektir.) gibi cümleler vardı.

Kitabın son sayfasında ki son paragrafından çıkardığım sonuç, yazarın görüşlerinin tam oturmadığı, gelişim sürecinde olduğudur. Kim bilir, belki de yazarın toplumda ki sosyal adaletsizlikleri görmeye başlaması, bürokrasinin yoksuldan yana olmadığını fark etmesi ve hergün sokakta karşılaştığımız yoksul insanları inkar etmeyerek onlara tiksinmeden bakmaya başlamasıyla -tabi ki süreç içerisinde- herkesçe malum görüşleri oluşmuştur.

Sosyolojik açıdan insanın hangi şartlar altında olursa olsun, benimde anlam veremediğim kibrini elden bırakmadığına yönelik birçok atıfta buluna pasajlar olması ve asgari ücretle çalışan kesimlerin neden 'cahilleştirildiği' eleştirisi sunması bakımından değerli bir eser benim için.

Son olarak Paris ve Londra 'da ki anlatımlardan sonra getirdiği çözüm önerilerine biraz daha yer verilebilirdi diye düşünmekteyim.

Keyifli okumalar.




Edit: Yazaırın biyografisinde ki tarihsel kronolojik sıralamaya göre yazdığı ilk düzyazı kitabı olduğunu sonradan öğrendim.

Günel Həsənova 
05 Nis 09:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Varlı və kasıb insan arasındakı tək fərq sahib olduğu puldur və hər hansı milyonçu, əslində təzə və dəbdəbəli kostyum geyinmiş adi qabyuyandan başqa bir şey deyil. Bir anlıq bunların yerini dəyişdirin, budur, indi hansı mədəni, hansı oğru oldu?"
"Yəhudiyə etibar edəcəyinə ilana etibar et, yunana etibar edəcəyinə yəhudiyə etibar et, amma erməniyə heç vaxt etibar et".

Esma Tezgi 
09 Şub 18:27 · Kitabı okuyor · 10/10 puan

Orwell'ın gençlik yılları... Kitap Paris'te başlıyor ve Orwell bize olayları kendi ağzından aktarıyor, dili oldukça sade ve samimi, ne acındırma var ne de sizi rahatsız edecek fazladan bir şey. Yazar her şeyi yalın ama oldukça güçlü bir dille anlatıyor. Paris'te kıt kanaat geçinirken bazı olaylar sonrasında beş parasız kalır ve yazar yoksulluğun pençesine düşer.

"Yoksullukla ilk temas çok ilginç. Yoksulluğu o kadar düşünmüşsünüzdür -Tüm hayatınız boyunca korktuğunuz, başınıza eninde sonunda gelecek şeydir o- oysa gerçekte öyle sıradan, öyle farklıdır ki. Siz çok basit olacağını sanmışsınızdır; olağanüstü karmaşıktır. Siz korkunç olacağını sanmışsınızdır; sadece sefil ve sıkıcıdır. Başta, yoksulluğun kendine has bayağılığını keşfediyorsunuz; size yaşattığı değişiklikleri, karmaşık cimriliğini, kırıntı silip süpürme halini."

Orwell hem kendi yaşadıklarını hemde o zamanın Paris ve Londra'sında şartlar nasıldı, yoksul insanlar nasıl yaşamını sürdürüyordu hepsini çok güzel bir şekilde aktarıyor. Kitabı okurken sık sık hayretler içinde kaldım ve anladım ki biz yokluk ne hiç bilmiyoruz aslında. Dışarıda yaşamak zorunda kalanlar için hayat ne kadar zor ve onlar nelere maruz kalıyor hiçbir fikrimiz yok.

"Yine de çulsuz kalarak kesinlikle öğrendiğim bir-iki şeye değinebilirim. Bütün berduşların ayyaş pislikler olduğunu asla düşünmeyeceğim, sırf bir peni verdim diye hiçbir dilenciden minnet beklemeyeceğim, işsiz bir adamın yorgun olmasına şaşırmayacağım, Selamet Ordusu'na yardım etmeyeceğim, giysilerimi rehine vermeyeceğim, sokakta dağıtılan bir el ilanını geri çevirmeyeceğim, şık bir lokantada keyifle yemek yemeyeceğim."

Ben Paris ve Londra'da Beş Parasız'ı gerçekten severek ve etkilenerek okudum. Ve anladım ki bir Orwell kolay olunmuyor. Yalın diliyle ve gerçekçi anlatımı ile çok güzel ve çarpıcı bir kitap, okumak isteyen herkese öneririm.

Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...rada-bes-parasz.html

Muhammet Çelik 
05 Şub 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Orwell'in artık paramı kitap yazarak kazanacağım dedikten sonraki ilk romanı. Yaşadıklarını da anlattığı bir kitap.

İyi bir gözlemci olduğunu ve dünya üzerinde yaşanılan her şeyi hikayeleştirdiği bu kitapta uzmanlıkla gösteriyor.

Ayrıca fakir olmanın suç olmadığını. Fakirlere varoşlara kötü bakılmasının toplumun ayıbı olduğunu da hissettiriyor.

3 /

Kitaptan 69 Alıntı

Şeyma çelik 
12 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Yahudi'ye güveneceğine yılana güven,Yunan'a güveneceğine Yahudi'ye güven ama Ermeni'ye asla güvenme.

Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 88 - Can yayınları)Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 88 - Can yayınları)
Şeyma çelik 
18 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Cehaletin sınırı yoktu ve bu dehşet vericiydi.Örneğin bir keresinde bir kitapçı vitrinine baktığım sırada, kitaplardan birinin adı "İsa'yı Taklit Etme"olduğu için müthiş huzursuzlandı. Bunu saygısızlık olarak algıladı." Onu ne halt etmeye taklit etmek istiyorlarmış? "diye sordu öfkeyle. Okuma biliyordu ama kitaplardan bir nehir tiksiniyordu.

Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 176 - Can yayınları)Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 176 - Can yayınları)
Celal Uslu 
29 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Geliriniz belli bir seviyenin altına düşer düşmez insanların kendilerinde size vaaz verme ya da sizin adınıza dua etme hakkını bulmaları çok ilginç.

Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 209)Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 209)

Şöyle bir durup düşününce; büyük, modern bir şehirde binlerce kişinin, uyanık oldukları tüm anları yeraltındaki havasız odacıklarda bulaşık yıkayarak geçirmesi çok tuhaf bir durum.Benim yöneltmek istediğim soru, bu hayatın neden sürdüğü; ne amaca hizmet ettiği ve devam etmesini kimin, neden istediği.

Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 136 - Can Yayınları 5. Baskı)Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 136 - Can Yayınları 5. Baskı)
Hatice Aldemir 
01 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Berduş olmadıkları için Tanrı'ya şükreden epey berduş vardır herhalde.

Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 228)Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 228)
Murat Ç 
 07 Haz 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Yoksulluk
Meteliksiz kalmanın bana kesinlikle öğrettiği bir iki şeyi gösterebilirim. Bir daha hiçbir zaman berduşların sarhoş birer ahlaksız olduğunu düşünmeyeceğim, bir peni verdim diye bir dilencinin bana minnet duymasını beklemeyeceğim, işsizler uyuşuksa buna şaşmayacağım,…, sokakta birisinin uzattığı el ilanını geri çevirmeyeceğim, şık bir restoranda yediğim yemekten tat almayacağım. Bu bir başlangıç.

Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 255)Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 255)
Samet 
27 Nis 16:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

''Yo, öyle olmak zorunda değil. Eğer yeterince istersen, zengin de olsan fakir de olsan aynı hayatı yaşayabilrsin. Kitaplarını ve fikirlerini koruyabilirsin. Sadece kendine, ''Burada'' -alnına vurdu- özgür bir adamım, demen lazım; o zaman sorun kalmaz.

Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 191 - Can)Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 191 - Can)
Şeyma çelik 
12 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Çok ucuz lokantalarda durum farklılık;orada, yemeğin üstünde aynı şekilde durulmaz,sadece tavadan çatalla alınıp hiç uğraşılmadan tabağa fırlatılır. Bir yemeğe ne kadar çok para verirseniz o kadar çok ter ve tükürük yemek zorunda kalırsınız, denilebilir.

Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 97 - Can yayınları)Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 97 - Can yayınları)
Samet 
26 Nis 14:03 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bir yemek onun nazarında siparişten ibarettir, tıpkı kanserden ölmekte olan bir adamın doktorun nazarında ''bir vaka''dan ibaret olması gibi.

Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 97 - Can yayınları)Paris ve Londra'da Beş Parasız, George Orwell (Sayfa 97 - Can yayınları)

Kitapla ilgili 1 Haber

Can Yayınları'nın yenilenen kapaklarına iki ödül birden
Can Yayınları'nın yenilenen kapaklarına iki ödül birden Can Yayınları’nın, Utku Lomlu tarafından hazırlanan Albert Camus’nün Bütün Oyunları ve George Orwell’in Paris ve Londra’da Beş Parasız kitaplarının kapak tasarımları da European Design Awards 2016’da EDSilver ve EdBronze ödüllerine layık görüldü.