Paris ve Londra'da Beş Parasız

·
Okunma
·
Beğeni
·
10808
Gösterim
Adı:
Paris ve Londra'da Beş Parasız
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725630
Kitabın türü:
Çeviri:
Berrak Göçer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Paris ve Londra'da Beş Parasız
Paris ve Londra
Paris ve Londra
Paris və Londonda qara qəpiksiz
"Beş parasız kalmaktan o kadar çok bahsetmiştiniz ki; eh, işte beş parasız kaldınız ve hâlâ ayaktasınız." Paris ve Londra'da Beş Parasız, 20. yüzyılın en büyük romancılarından George Orwell'in, Avrupa'nın iki büyük şehrinde, Paris ve Londra'da yaşadığı sefaleti olanca gerçekliğiyle anlattığı, son derece önemli bir eser. Bir gün Paris'in orta yerinde meteliksiz kalan genç yazar, yoksulluk ve açlıkla mücadele etmeye başlar. Rehineciler, iş bulma kurumları, umut tacirleri, karın tokluğuna günde on yedi saat çalışılan karanlık otel mutfakları arasında sürüp giden Paris macerası, yazarın güç de olsa kendini Londra'ya atmasıyla sona erer ama Londra'da onu çok daha ağır şartlar beklemektedir.

Orwell, modern insanın ısrarla görmezden geldiği bir dünyanın kapısını aralıyor. İşsizlik, evsizlik, açlıkla damgalanan bu dünyanın insanları izbe pansiyonlarda, berduş barınaklarında yaşıyor, hayata bir ucundan tutunmaya çalışıyorlar. Paris ve Londra'da Beş Parasız, köleliğin hiçbir zaman, modern zamanlarda bile ortadan kalkmadığını, sadece görünüm değiştirdiğini anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
248 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Okurken acıkıp midenizin gurultularını duyacağınız, dolapta kalan bayat ekmeğe tarihi geçmiş süte şükredeceğiniz bir kitap. Zaman makinası icat edilirse ilk iş gidip Orwell'e tereyağlı bol yoğurtlu 1,5 iskender ısmarlayacağım..
248 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten herkesin hayatında bir kere bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitabı okurken bambaşka dünyalarda kaybolabiliyorsunuz. O kadar ince ayrıntılarına kadar işlenmiş ki sizi elinizden tutup içine çekiyor resmen.. Dış dünyada gördüğümüz o muhteşem lüks hayatların beş para etmeyen şeyler olduğunu, parasızlığın sizi hangi noktalara kadar düşürebildiğini, insanların böcek gibi sizi nasıl ezdiğine, sırf paranızın olmadığını ve o işe muhtaç olduğunuzu bildiği için sizi nasıl kullanabildiğine ve bunun gibi birçok şeye mükemmel derece güzel ve ince çizgilerle değinilmiş.. George Orwell'in kaleminden gerçek dünyayı, açlığı, değersizliği, yardımlaşmayı ve daha birçok şeye elinizin altında ulaşabilceğiniz koskoca bir kitap aslında.. Yazarın emeğine yüreğine sağlık.. Çevirisini yapan Berrak Göçer'in de emeğine sağlık.. Keyifli okumalar.. :)
248 syf.
·4 günde·9/10
En sevdiğim yazarlardan biri olan George Orwell'in otobiyografi kitabı. Kalemini hep Jack London'a benzetmişimdir biraz. Bu kitabı okuyunca da bir kez daha emin oldum. Çünkü okurken Martin Eden'in tadını aldım.
Yazar gençliğinde yaşadığı zorlukları, açlığı, yaşama tutunma serüvenini anlatmış bu kitapta.
İçinde çok güzel tespitler var. Özellikle düzeni eleştirdiği bölümler çok hoşuma gitti.
248 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Okuduğum ilk Orwell kitabı ve muazzam güzeldi. Yazarın Paris ve Londra sokaklarında hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Kendine özgü bir mizah anlayışı var ve bu kadar hüznün içinde gülümsetiyor insanı. Yazarın 'Berduşlar ' dediği insanları tanıyoruz. Nasıl hayatta kalıyorlar, ne yerler ne içerler, nasıl 'berduş' oldular.. Kitap gerçekten farklı ve ince mesajlar var içerisinde . Okuyunuz :)
420 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Mükemmel bir kitaptı
Aslında burada parasız kaldığınız an itibariyle nerelere gideceğiniz nerelerde konaklayacağınız berduşundan tutun da hırsızına kadar mutfakların en alt kademesinde pislik içinde yemek yeme yerleri 0 hijyen olmadığı bir restaurantlarda nasıl yemek hazırlıyorlar bunları dahi anlatıyor... Eğer paranız yoksa kaçıncı sınıf muamele görüyorsunuz burası Paris ve Londra’da beş parasız lakin tüm dünya da belki de böyle
Yazar salında müthiş bir konuya değinmiş ben çok beğendim okumanızı tavsiye ederim ️
255 syf.
·4 günde
Eric Arthur Blair ya da birçoğumuzun popüler eserlerini tattığımız ismiyle George Orwell. Eserin önsözünde yazarın ruh halini daha iyi anlayabilmemiz için şöyle der: "Cezasını çekmem gereken çok ağır bir suç yükü içinde bulunduğumun bilincindeydim. Kendimi batırmak istedim ,hemen ezilenlerin yanına inmek, onlardan biri olmak, onların safında ve zorbaların karşısında olmak istedim." Eser Paris'te bir otelde kalan, İngilizce dersleri vererek hayata tutunmaya çalışan karakterin betimlenmesiyle başlamaktadır. Yoksulluğun hüküm sürdüğü zaman ve mekan örgüsü içinde farklı karakterler ve onların anlatımıyla başlarından geçen, okurken zaman zaman insanın içini acıtan yaşanmışlıklar vardır. Ana karakterimiz, (tartışmalar her ne kadar sürmeye devam etse de otobiyografik bir eser olarak ele alırsak) Orwell, o dönem Paris'in en kötü yerlerinde kalır. Açlıkla mücadele eder, eşyalarını rehin olarak vermek zorunda kalır. Eline geçen parayla yalnız karnını doyurup, tütününü alabilir. Bir dostu sayesinde iş bulur ve bulaşıkçılık yapmaya başlar. Dönemin lüks otellerinden birinde bodrum katta, sıcaktan bunalmış bir biçimde, çoğu zaman hakkını alamayan bir karakter çıkar önümüze. Dönemin çalışma şartları eleştirilir, çalışanların sosyal hayatının olmadığı irdelenir. Günlük 4-5 saatlik uykudan arta kalan zaman diliminde karakterler sürekli çalışarak iş hayatı içinde boğulurlar. Daha iyi bir yaşam umuduyla Londa'da ki bir dostuna mektup yazarak iş bulmasını ve bir miktar borç vermesini ister karakterimiz. Aldığı borçla eşyalarını rehin alınmaktan kurtarır ve Londra'ya doğru yola çıkar. Londra'da da işler umduğu gibi gitmemeye başlar. Dönemin dilencilerinin, yoksul insanlarının ve eserdeki tabiriyle berduşların konakladığı konukevlerinde kalmaya başlar. Bu konukevleri insanların az bir ücret ödeyerek, bir öğün yemek ve kalacak yere sahip olduğu yerler olarak tasvir edilir. Orwell, Paris'ten farksız olarak sürekli olarak açlık çekmeye mahkum olmuştur burada da. Berduşlarla yatıp kalkmış, saatlerce aç karnına yürümüş, gündelik işler bulmaya çalışmıştır. Ya da o dönem ki yoldaşlarıyla birlikte bedava çay ve ekmek verilen kiliseleri ziyaret etmiş, bunların karşılığında ayinlere katılmıştır. Orwell başından geçen bir dizi olayı kağıda döktükten sonra, birlikte uyuduğu, sefalet çektiği insanları eleştirmez. Onun başkaldırısı, isyanı, insanların bu hale gelmesine sebep olan sistemdir. Yaşadıklarından sonra şöyle der ve bitirir: "Yine de meteliksiz kalmanın bana kesinlikle öğrettiği bir iki şeyi
gösterebilirim. Bir daha hiçbir zaman berduşların sarhoş birer ahlaksız olduğunu düşünmeyeceğim, bir peni verdim diye bir dilencinin bana minnet duymasını beklemeyeceğim, işsizler uyuşuksa buna şaşmayacağım,sokakta birisinin uzattığı el ilanını geri çevirmeyeceğim, şık bir restoranda yediğim yemekten tat almayacağım. Bu, bir başlangıç."
255 syf.
Orwell, empati yapıp zenginlerin görünmeye çalıştıkları yoksulluğunun garibanların yoksulluğunun yanından bile geçemeyeceğinin, isterse çok rahatlıkla kendine kalabilecek bir yer bulabileceğinin kısaca tercihli yoksulluğunun bilinciyle tecrübe etmiş. Kitap boyunca varoşlarda ki yaşamı, dilencilerin, berduşların yaşamlarını anlatırken, tüm aktarımlarının okurda farkındalık yaratmasını istemiş, ben bile bunları yaşadım, imkânsızlıkların eşiğindeki yaşamları siz düşünün dercesine…
248 syf.
·Beğendi·10/10
George Orwell ile ilk tanışmamız.
Yazarın diline aşık oldum. Bana bir insanın parasız ne kadar özgür olduğunu hissettirdi. Hayata, insanlara, toplumun düzenine ve işleyişine baktığı açı, bize açtığı pencere çok farklı ve etkileyici. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
248 syf.
·17 günde·Beğendi·8/10
George ORWELL’ın ‘’Paris ve Londra’da Beş Parasız romanı’’. Paris’in ve Londra’nın 1930’lardaki görünümünü, modern Avrupa’nın da nasıl yoksulların terleri üzerinde yükseldiğini yalın bir dille anlatıyor. Ve yazar bizzat berduşların arasında beş parasız aç susuz yaşayarak, çekmiş oldukları sıkıntılardan da yola çıkarak berduşların hayatlarını daha kolaylaştıracak önerilerini aşağıda açıklandığı gibi çözüm olarak dile getiriyor ve şimdiki uygulanan sistemin rahatlayacağını söylüyor. Ayrıca yazarların hayatlarının ne geçmişte ne de bugün kolay olmadığını da bir bakıma anlatmış oluyor.

Berduş barınakları kelimenin tam anlamıyla lüks olsa bile (asla olmayacaklar) berduşların yaşamı yinede boşa gidecektir. Yine düşkün olacak, evlilikten ve aile yaşamından uzak kalacak ve toplum için tam bir ziyan sayılacaklardır. Yapılması gereken, düşkünlüklerine son vermek, buda ancak onlara iş bulunarak yapılabilir-sadece çalışmak için yapılan bir iş değil, yararlarını görebilecekleri bir iş. Şu an çoğu barınakta berduşlar hiç çalışmıyor. Bir zamanlar yemek karşılığında taş kırıyorlardı ama bu, gelecek uzun yıllara yetecek kadar çalışıp taş kırıcıları işsiz bıraktıklarında durdu. Bu günlerde boş bırakılıyorlar çünkü görünürde yapabilecekleri hiçbir şey yok. Oysa işe yarayabilecekleri çok basit bir şey var, o da şu; her düşkünler evinde küçük bir çiftlik yada en azından ufak bir bostan olabilir ve eli ayağı tutan her berduş bir günlük mesai yapabilir. Çiftlik ya da bostandan elde edilecek mahsul berduşları beslemek için kullanılabilir ve en kötü ihtimalde bile margarinli ekmek ve çaydan oluşan o pis perhizden daha iyi olur. Elbette berduş barınakları hiçbir zaman tam olarak kendilerine yetmezler ama bu açıdan önemli bir yol kat edebilirler ve muhtemelen vergiler açısından uzun vadede yararlı olurlar. Bu günkü sistemde berduşların ülke için oldukça büyük bir zarara yol açtığını unutmamak lazım; zira sadece çalışmakla kalmıyor, aynı zamanda sağlıklarını bozacak bir perhiz yaşıyorlar; onları düzgün besleyen ve kendi yiyeceklerinin en azından yarısını kendilerinin üretmesini sağlayan tasarı denemeye değer olacaktır.
248 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Paris ve Londra'da Beş Parasız kitabını okumadan önce bu kitabın aslında sevgili George Orwell'in gerçek yaşam öyküsü olduğunu maalesef bilmiyordum. Biraz araştırma yapınca kitabın tamamen kurgudan uzak, yazarın 1930 lu yıllarda Paris ve Londra'da yaşadığı dönemlerde başından geçen parasızlığı ve sefaleti kaleme aldığı bir otobiyografi olduğunu öğrendim. Hem de öyle bir sefaletin içine düşmüş ki tıpkı Knut Hamsun'un Açlık kitabını okurken hissettiğim o duyguların aynısını yaşadım.

Devamı : https://www.kitapofisihakan.com/...ondrada-bes-parasiz/
248 syf.
·2 günde·9/10
George Orwell.... İlk incelememi yazmama önayak olan adam. Hangi kitabını okusam kendimi çok iyi hissediyorum. Lise dönemlerinde Stalin yönetimini yeren romanı Hayvan Çiftliği'ni okumuştum. Ben o kitapta şunu gördüm açıkçası: Daima bir otoritenin var olacağı gerçeği.. Evet kaçınılmaz olan şey bu. Tarih boyunca insanlar hep bir çatı altında buluşmuştur. Bu çatıya ister sadece bir 'devlet' deyin ister despot bir yönetim.
Sonra 1984.. düşsel bir gelecek. Bir nevi Ütopya...1930'lu yıllarda yazılmasına rağmen geleceğe dair müthiş tespitlerde bulunduğu roman. Yine bir çatı var bu kitapta da. Her şeyi gören, bilen bir çatı. Kendisinden kaçamadığınız bir çatı. Büyük Birader'in yönetimi altında bulunan insanlar medya aracılığıyla olsun, işkence yoluyla olsun her zaman istenilen yönde hareket etmek zorunda bırakılıyor.
Peki bu kitap.. Paris ve Londra'da Beş Parasız, yazarın söz konusu şehirlerde geçirdiği sıkıntıları; hayatta kalabilmek için yaptıklarını, kendisi gibi olan birçok insanla iletişiminin nasıl olduğunu, toplumun tabiri caizse en alt katmanında yer alan insanların yaşamından bir kesit sunuyor. Burada bir çatı var aslında. Yoksullukla mücadelede etkisiz olan bir çatı. Şehirlerde evsiz barksız onbinlerce insan varken bunun için önlemler almayan ya da üstünkörü alınan bazı önlemlerin ise yetersiz olduğu bir çatı. Yazar söz konusu durumda nelerin yapılabileceğini kitabın sonunda ufacık da olsa birkaç örnekle aktarıyor. Lakin yaşadıkları, bizim başımıza gelmesi durumunda hayatın zorlukları ile nasıl baş edebileceğimiz konusunda bize adeta yol gösteriyor. Günde 20-25 kilometre yol yürümek zorunda kalıyor bazen, hayatta kalabilmek için.
Bizler ne kadar zor durumda yaşıyor olsak da vazgeçmemeliyiz. Hayat herkese doğumunda bir Ferrari armağan etmez. Ferrari'yi kazanmamızı ister.
248 syf.
·6 günde·Beğendi·6/10
George Orwell bu kitabında, bizzat kendi yaşadıklarından yola çıkarak, Paris ve Londra gibi iki büyük/modern şehirde toplumun alt tabakasındaki insanların yaşadığı yoksulluğu ve zorluğu tüm çıplaklığıyla anlatmaktadır. Orwell’in Hayvan Çiftliği ve 1984 adlı harikulade iki kitabından sonra okuduğum üçüncü kitabı. Ancak, kitabın niteliği ve sürükleyiciliği kesinlikle Hayvan Çiftliği ve 1984 vasfında değil.
Düşünmüş olsalardı, çoktan bir sendika kurar, ücretlerini artırmak için greve giderlerdi. Ama düşünmezler, çünkü düşünecek vakitleri yoktur; yaşamları onları köle yapmıştır.
“Bütün berduşların ayyaş pislikler olduklarını asla düşünmeyeceğim, sırf para verdim diye dilenciden minnet beklemeyeceğim, işsiz bir adamın yorgun olmasına şaşırmayacağım, şık bir lokantada keyifle yemek yemeyeceğim.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Paris ve Londra'da Beş Parasız
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725630
Kitabın türü:
Çeviri:
Berrak Göçer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Paris ve Londra'da Beş Parasız
Paris ve Londra
Paris ve Londra
Paris və Londonda qara qəpiksiz
"Beş parasız kalmaktan o kadar çok bahsetmiştiniz ki; eh, işte beş parasız kaldınız ve hâlâ ayaktasınız." Paris ve Londra'da Beş Parasız, 20. yüzyılın en büyük romancılarından George Orwell'in, Avrupa'nın iki büyük şehrinde, Paris ve Londra'da yaşadığı sefaleti olanca gerçekliğiyle anlattığı, son derece önemli bir eser. Bir gün Paris'in orta yerinde meteliksiz kalan genç yazar, yoksulluk ve açlıkla mücadele etmeye başlar. Rehineciler, iş bulma kurumları, umut tacirleri, karın tokluğuna günde on yedi saat çalışılan karanlık otel mutfakları arasında sürüp giden Paris macerası, yazarın güç de olsa kendini Londra'ya atmasıyla sona erer ama Londra'da onu çok daha ağır şartlar beklemektedir.

Orwell, modern insanın ısrarla görmezden geldiği bir dünyanın kapısını aralıyor. İşsizlik, evsizlik, açlıkla damgalanan bu dünyanın insanları izbe pansiyonlarda, berduş barınaklarında yaşıyor, hayata bir ucundan tutunmaya çalışıyorlar. Paris ve Londra'da Beş Parasız, köleliğin hiçbir zaman, modern zamanlarda bile ortadan kalkmadığını, sadece görünüm değiştirdiğini anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.425 okur

  • Orhan BAKAN
  • Okurzade
  • Orhan kaya
  • Arzu FINDIK
  • Mustafa Asel Erol
  • Demet Satı
  • Jean Paul Sartre
  • Adem
  • Sedat Gergin
  • Dürrin M.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.2
14-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%24
25-34 Yaş
%36.4
35-44 Yaş
%25.3
45-54 Yaş
%2.6
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.5
Erkek
%56.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.8 (105)
9
%20 (101)
8
%25.9 (131)
7
%14.1 (71)
6
%5.9 (30)
5
%1.6 (8)
4
%0.4 (2)
3
%0.8 (4)
2
%0
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları