Peygamber'in Aynaları

·
Okunma
·
Beğeni
·
7413
Gösterim
Adı:
Peygamber'in Aynaları
Baskı tarihi:
8 Kasım 2019
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059087469
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Güneş, yakın yıldızlarını biraz daha yaklaşmaya çağırdı kendine. Sonra abasının kanatlarını açıp şefkatle sardı onları. Olacak gibi değil ama oldu, güneş sisteminin en parlak yıldızları bir örtünün altında toplandılar. Dudakları kilitlendi heyecandan. Nefesleri kalp çekicinin altında şekilden şekle girdi. Işıklarını aldıkları kaynağa bu kadar yakın olmamışlardı hiç. Aynı abanın altında olmak, evrendeki değerlerini yeniden belirlemişti. Yalnız onlar değil, bütün kâinat nefesini tutmuş güneşin dudaklarının kımıldamasını bekliyordu.

Peygamber’in Aynaları, otuz üç sahabinin hayatını merkeze alarak asıl merkez olan Son Peygamber’e yaklaştırıyor bugünün okurunu. Edebiyatın büyülü çatısı altında asırlar aradan çekilerek Asr-ı Saadet bütün güzelliğiyle yeniden kuruluyor.
254 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Ben bu kitabı çok sevdim, öylesine çok.
‘’Mümin, müminin aynasıdır’’ hadisiyle başlayan kitap; Peygamber dostlarınının aynalarında Asrı Saadet’e götürüyor okuyucuyu. İtiraf etmem gerekirse önyargılı başladım okumaya, zira İslami bir kitabı edebi kişiliğiyle yazabilmek birikim gerektirir derken… Ali Ural’ın latif kişiliği ve naif kaleminden dinlemek gönlümü öyle bir süsledi ki, kendi aynasında yansıttığı sahabe sahneleri öylesine güzeldi ki.
Ben hayatımda ilk defa Asr’ı Saadet’e böylesine özlem duydum, eksik hissetim kendimi.

Bilmiyordum… Efendimiz (asm) öldükten sonra ezan okumaya çalışırken yığılıp kalan HZ. Bilal’in seneler sonra Medine’ye geldiğinde, bir daha ezan okumamak adına kendine söz verdiği halde, Peygamber torunlarının hatrını kıramayıp yıllar sonra ilk defa ezan okuduğunda, Resulullah’ın mübarek kabrinden kalkıp yeniden aralarına katıldığını hayal ederek özlemle koşarcasına mescide gelen Medinelilerin gözyaşlarını bilmiyordum. Ben hayatımda hiç ezanı böyle dinlemedim, hasretle… O'nu hayal ederek...

Bilmiyordum.... Efendimiz'in (SAV) torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e ‘’ iki reyhanem’’ diyerek iltifatta bulunduğunu ( reyhanem= çiçek demeti). Haddimi aşmaktan korkarak, sünnettir diye de ümit ederek oğullarıma -iki reyhanem- diye sesleniyorum artık. ''Zalimlerle birlikte yaşamak da zulüm değil mi?'' diyen Hz. Hüseyin'i okuyorum defalarca. Peygamber'in en sevgilileri zulümle imtihan edilmişken, ahirzaman zulümlerine isyanımı susturuyorum artık teslimiyetle.

Bilmiyordum..... Hakikati bulmak adına diyar diyar gezip, oradan oraya köle diye satılan Selmanı Farisi'yi.. Artık her selam verdiğimde birilerine, aklıma gelip kendisine de selamlar gönderdiğim, İslamın selamını ilk veren Ebu Zer'in ifadesiyle '' Vallahi hepiniz dünyaya sarıldınız'' hitabını okurken; hakikatin bir zerresi için bile terkemediğim uykularım geliyor aklıma...

Bilmiyordum.... Efendimiz'in ''gözüm'' dediği Hz. Ömer'in Rabb'inden yumuşaklık istediğini duasında,
Efendimiz'in öldükten sonra kendisini yıkamasını vasiyet ettiği mübareğin HZ. Ali olduğunu...

Bilmiyordum.... Cihad emri geldiğinde bahanesi olmadığı halde erteliyor da Nebi'nin ardından gitmeyi, kendisiyle elli gün boyunca kimseler konuşmuyor sonra. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen yüreğine dar gelen o güzelim sahabe - Kab. b Malik- , dosdoğru cevaplıyor Efendimiz'i '' Hiç bir bahanem yoktu'' diyor teslimiyetle.. Doğruluğun yolunda, yalana tenezzül etmeyen sahabenin ayetle müjdelendiği- ''Üstüme güneş doğan günlerin en güzeli '' - dediği günü hayal ediyorum, Allah yolunda ürettiğim bin bir bahanenin arasında ben de.

Bilmiyordum... En ciddi savaş meydanlarında dahi şakalarıyla Efendimiz'i güldüren, en neşeli sahabe Nuayman b. Amr'ın HZ. Ali ve Muaviye olaylarından sonra bir daha gülmediğini...
Mescid-i Nebevi'de Efendimiz'in şairi Hassan b. Sabit'e şiirlerini okuması için minber kurdurduğunu, hakikatin tercümanı olan şiirlerin güzelliğini...

Bilmiyordum... Bir zamanlar Mekke'nin en zengin ailesinin biricik oğluyken, şehit edildiğinde üzerini örtecek kefen bulunamayan Musab b. Umeyr'in hırkasını başına çekip, ayaklarının otlarla örtüldüğünü...

Bilmiyordum ben...
254 syf.
·10 günde·9/10
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللهُ
"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin."
(Ali İmran, 3/31)

Allah'a sevgimizin ölçüsüdür Resûlullah'a ittiba etmemiz. Sünnete ne kadar riayet gösterebiliyorsak, Allah'a yakınlaşmamız ve kulluk bilincimizin farkında olabilmemizdir.

Her gün yaptığımız su içmek, yemek yemek, uyumak, insanlarla olan diyaloglarımız insan olmamızın gerektirdiği zaruriyetlerdendir. Bunlar gibi günlük faaliyetlerimizde sünnete riayet etmek Resûlullah'ı hatırlatır bize ve ordan her anımızda Allah'ın huzurunda olduğumuzu hissederiz. Bu his ve düşünce bize bir nevi huzur-u manevî verir. Sünnete uymazsak fani ve hiçliği gidecek ömrümüzü, bu düşünce ve hissiyatla bütün ömrümüzü baki, semevadar ve sevaptar yapabiliriz.

‘’Mümin, müminin aynasıdır’’ hadisiyle başlıyor kitap.

Muhammed (s.a.v) yansıtacak Cemîl ismini yansıtacaksa
Ne kadar tecelli varsa kâinatta O'nun aynasındandır ne şüphe
Ne kadar ayna varsa dünyada aynasına denk değildir birleşse (Syf 14)

Düşünün sigara gibi alışkanlığı bir topluma bıraktırmak ne kadar zordur. Öyle ki, inançlarına ve atalarına bağlı, direten bir topluluğu, insanlara ve insanlığa örnek bir sahabe topluluğu yetiştirmiştir Resûlullah. Bu kudsî zatlar, insaniyetin gereği olan bütün güzelliklerde en ileri seviyede bulunan şahsiyetlerdir. Bizzat Resûlullah'ı görmüş, sohbetine dahil olmuş ve ömur boyu bu hakikate bağlı kalmışlardır.

"Bütün hissiyatları uyanık ve letaifleri hüşyar olan sahabeler, envâr-ı imaniye ve tesbihiyeyi câmi’ olan kelimat-ı mübarekeyi dedikleri vakit, kelimenin bütün manasıyla söyler ve bütün letaifiyle hisse alırlardı." (Sözler)

İman, Kur'an, İslamiyet yolunda son derece sebatkar, sadık, sıddık, metin ve fedakar olan sahabelere yetişilmezse de onların yolundan gitmek ve bunun için gayret göstermek bizim vazifemizdir.

Kâinatın efendisi bir ayna misali asırları aydınlattığı gibi asrımızı dahi aydınlatıyor. Bu tarz kitaplar örnek insanlardan örnek almak için, bu hissiyatlarımızı canlı ve diri tutmanız için faydalı olduğunu düşünüyorum.

Nasipdar olmak temennisiyle...
254 syf.
Vallahi zarardayız .... Billahi ziyandayız .... Tek tesellim Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.)'in "“Sizler benim ashabımsınız (arkadaşlarımsınız). Benim kardeşlerim de beni görmedikleri hâlde bana inananlardır. Mutlaka ben Rabbimden sizinle ve beni görmeden iman edenlerle gözlerimi aydınlatmasını istedim.”(1) hadisi şerifidir.

Kitaba gelince yine etkisi altında kaldım. Ali Ural artık favori yazarlarım arasına girebilir . Kitabın içerisinde Fahri Kainat Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Döneminde yaşamış 4 Halife ve ashablarından seçkin kişilerin islam ile tanışmaları dönemlerinden bahsediliyor.Güzel ve akıcı bir dil ile . Vallahi ibretlik çok hikaye var , örnek alacak o kadar çok davraş var ki ... Aslında ne söyleyeceğimi bilemiyorum . Nasıl anlatsam bilemiyorum. Çünkü korkuyor ve üzülüyorum ... Halimize bakınca tir tir titriyorum. Ne olacak bizim halimiz. ? İnsana İNSAN olması gerektiğini hatırlatan bir kitap . Değer yargılarının ne olmasını haykıran bir kitap ... Okuyun ve okutun ... Rabbimin merhametine sığınabilmek ümidiyle. Fahri Kainat Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'e layıkıyla ümmet olabilmek ümidiyle... Şunu fark ettim kendimde ben bu tarz kitapları okuyunca her daim eskiye özlem duyuyorum. Sadece dini içerikli islami kitaplarda değil , tarih kitaplarında bu böyle oluyor.

Neden Biz yani Ümmet-i Muhammed Bir Hz.Ebû Bekir olabilmek için çaba sarf etmiyor bunun için oturup tartışmıyoruz, neden bir Hz.Ömer olabilmek için adaletin gerçekleşmesi ceht etmiyor hak aramıyoruz,birlik olamıyoruz. Neden bir Hz.Osman olabilmek için edep,haya ve ahlakta yarışmıyoruz birbirimizle , neden bir Hz.Ali olabilmek için ilim öğrenmek yolunda yoğrulmuyoruz.Neden Abdurrahman B. Avf gibi zenginlikten korkmuyor da zengin olabilmek için hertürlü fenalığı kişi ayırt etmeksizin herkese yapıyoruz. Neden bir Ebû Ubeyde b.El-Cerrah gibi ümmetin emini olma yolunda ceht edip savaşmıyoruz. Neden onlar hep ahiret için çalışırken ve buna aşırı bir özen gösterirken bizler dünyalık peşinde aldanmaya devam ediyoruz. Neden Selman-i Farisi yi örnek alıp günlük kazandığı 3 dirhemin birini sadaka, birini ev ihtiyaçlarına , birinide geçimini en asgari şekilde geçirmek için 3 dirheme sattığı malzemeye harcadığı gibi bir yol izleyemiyoruz.

Açıkcası ben bir bahane üretemiyorum. Bunun için korkuyorum . Ya Rabbi sen dünyaya tamah eden kullarından eyleme beni diye dua ediyorum.
254 syf.
·9 günde·9/10
Hz. Peygamber bir güneş. Sahabeleri ise onun ışığını yansıtan aynalar. Elbette ismet sıfatına sahip değiller. Günahsız olmadıklarından da arada puslanivermis aynalar. Ama hep o parlaklığı yansıtmayi sürdürmüşler. Allah Müslümanliğın bambaşka mizaçlardaki yansımalarını sunmuş böylece bizlere. Kimi Hz. Ali gibi çocuk yaşta iman etmiş kimi Hz. Ömer gibi Hz. Peygamber'ı öldürmek isterken dalmişti nur havuzuna. Kimi iman etmeden tam on dokuz yıl savaşmişti Müslümanlarla Halid bin Velid gibi kimi yıllarca gelecek peygamberi beklemiş, sorup soruşturup izine düşmüştü O'nun kilometrelerce öteden Selman-ı Farisî gibi. Aydınlıkta buluşmuş soylusu, kölesi; siyahı, beyazı. Bu nasıl bir imandır ki şairler hakkında sert bir ayet inince gözlerinden yaşlar akar devrin büyük şairi Abdullah bin Revaha'nin. Ben de onlardan miyim diye ürperen bir kalp düşünün. Nasıl bir sevgidir ki Hz. Peygamber artık yoksa onun şehrinde nefes aldırmayan, başka diyarlara göç ettiren Bilal-ı Habeşi'yi.
Her bir sahabenin hikayesi bambaşka yalnız ortak bir nokta var:
Neden üzüntülü olduğunu sorunca eşi Hz. Talha bin Ubeydullah'a, çoğalan mali yüzünden üzgün olduğunu söylüyor sahabe. Eline birden yüksek para geçince de parayı elinde tutmanın korkusuyla uyuyamamış gece. Sabah olunca hepsini dağıtmış.
Ebu Zer'in bir kabusu var: mal yiğan zenginlerden olmak.
Hz. Ali, mal biriktirenleri ölüye benzetiyor.
Abdurrahman bin Avf, varlıklı oluşundan korkup "Ben nimetlerin tamamının bize dünyada verilmiş olmasından korkuyorum." demişti bir seferinde.
Korkuyorlar geçici şeylere bağlanmaktan. Korkuyorlar dünyaya bağlanmaktan. Korkuyorlar konforun onlara amaçlarını unutturmasindan.
Peki dedim kendime okurken. Biz neden korkmuyoruz?!
Biraz da bazı aynalardaki yazarın tabiriyle is'ten söz etmek istiyorum. Hz. Peygamber'in vefatının ardından fitnenin Müslümanlar arasına hücum etmesi Peygamber'in dizinin dibinde de otursalar onlarin kapılarının da hataya açilabilecegini, bu durumda bizlerin ziyadesiyle hassas davranmamiz gerektiginı düşündürdü bana.
Galiba kitap değil sahabe tanıtımı gibi oldu ama yazarın emeğine sağlık, yine vurdu beni yüreğimden deyip bitireyim.
İyi okumalar
254 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Öncelikle kitabın isminin neden Peygamberin Aynaları olduğu düşündüm. Aklıma şu kıssa geldi:

Hâşâ huzurdan, “Yâ Muhammed ne çirkinsin. Senin gibi çirkin adam görmedim” diyen lânetli Ebû Cehil’e, Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm “Haklısın” buyuruyor.
O lâin beşerden sonra, “Yâ Muhammed! Bu dünyada senden güzelini göremedim. Sana baktıkça içime huzur doluyor” diyen Hz. Ebûbekir’e de “Haklısın” diye hitap buyuruyor. Sahabeden birisi soruyor: “Yâ Resûlullâh, Ebû Cehil geldi ‘ne kadar çirkinsin’ dedi, ‘haklısın’ dediniz; Ebûbekir geldi, ‘ne kadar güzelsiniz’ dedi, ona da ‘haklısın’ dediniz. Bunun hikmeti nedir?”
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm’ın cevabı bütün insanlığın gönül evine mesaj hususiyeti taşımaktadır: “Kişi kendisi nasılsa, karşısındakini de öyle görür. Ben Allah’ın cilaladığı bir ayna gibiyim. Ebûcehil baktı kendisini gördü ve çok çirkinsin dedi, haklıydı. Ebûbekir baktı o da kendisini gördü, çok güzelsin dedi, o da haklıydı” buyurur.

Bu güzel aynaya güzel bakan 33 tane sahabeyi okuyorsunuz kitap da."Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine sarılsanız hidayete erersiniz" hadisi sırrınca sahabeleri tanımaya çalışıyorsunuz. Okurken duygulanmamak mümkün değil. O kadar güzeldi ki.. İyi ki okumuşum dediğim kitaplardan. Çünkü birini sevmek için önce tanımak gerekir. İsmini bile bilmediğim sahabeleri tanıdığım için çok mutlu oldum. Peygamber Efendimizin (SAV)'in şairi Hassan bin Sabit'in O'nun (SAV) vefatından sonra yazdığı şu satırlar için bile okunur. 'Senden sonra kim isterse ölsün, esirgediğim sendin..
Allah Ali Ural gibi yazarların sayısını artırsın, onlar yazsın, biz okuyalım.
263 syf.
·6 günde
İnsanoğlunun dini vazifeleri vardır. Ve bazen bunları yerine getirmemek için bahaneler üretir kendince. Her ne kadar hiçbir bahane geçerli olmasa da. İşte tam olarak kendimce böyle bir dönemde iken aldım kitabı.

Az biraz kendinize gelmek isterseniz, kesinlikle tavsiyemdir. Anlatılanları zaten biliyor olsanız bile, bunları Ali URAL' dan okumak emin olun ki size ayrıcalık katacaktır.
254 syf.
·23 günde·Beğendi·10/10
Ali Ural’la tanışıp kitap hakkında sohbet etme fırsatı bulduğuma göre bir inceleme yazmasam olmazdı.
Bitmesin diye azar azar okuduğum kitabımı bitirmenin hüznünü yaşıyorum. Oysa ne güzel de yoldaşlık yapmıştı bana.
Kitapta makamları diğerlerinden biraz daha üstün olan sahabiler, cennetle müjdelenen sahabiler, 4 halife ve onun haricinde farklı farklı karakterdeki bir kaç sahabi olmak üzere toplam 33 zattan bahsedilmekte.
Cennetle müjdelenen sahabiler arasında sadece kendi için savaşanlar yok. Ona şiir yazan şairler bile var Hasan B. Sabit gibi. Evet evet yanlış okumadınız. Sırf kendisine şiir yazdı diye cennetle müjdeliyor peygamberimiz onu. Ali Ural, “ Şiir insanın karnını doyurmayı bırak insanı cennete bile götürür.” demişti bunun üzerine :)

“Peygamberi tanımak ve anlamak için öncelikle etrafını iyi bilmek gerek. Ben aslında sahabiler üzerinden peygamberimizi anlattım.” Diyor yazar. Peygamberin, onların hayatına nasıl dokunduğunu, onlara olan muamelesi hayran olmayacak cinsten değil. Farklı karakterdeki insanların herbirine de anlayacağı dilden sesleniyor.

Peygamberin Aynaları, dini diğer kitaplara göre biraz farklı ve bu farklılık da edebi dilinden kaynaklı. Okurken asla yormuyor, sıkmıyor. Büyük bir keyifle okurken buluyorsunuz kendinizi sonra bir bakmışınız sayfalar yavaş yavaş tükenmiş ellerinizin arasında...
254 syf.
·8/10
30 yıl önce kurulan hayalin meyvesi bir kitapmış. Öyle diyor bir röportajında Ali Ural.
Kitabını yazarken insan ve Müslümanlık kavramını özdeşleştirip yazmış 33 tesbih tanesi gibi 33 sahabe hayatı.
Ve şu röportajından bir kısmı da buraya ilave etmeden geçemeyeceğim
“Ben yazarlık açısından “mesafe”yi, anlatımdaki soğukkanlılık olarak anlıyorum. Bu, duygulanmayı okura bırakmaktır, okur adına duygulanmak değil. Bu, yazarken yazarın duygulanmadığı anlamına gelmiyor. Yazar hıçkırıklarını okura duyurmayacak ki okur kendi hıçkırıklarını işitebilsin. Bir de saygı mesafesi var. Sahabeleri yazarken o mesafeyi korumaya çalıştım hep. “
(Röportaj alıntıları: sonpeygamber.info)

Netice olarak benim çok duygulandığını bilmediğim şeyler öğrendiğim emek verilmiş bir kitap. Okunmalı dediklerimden.. A. Ali Ural
Peygamber'in Aynaları
263 syf.
·7 günde·Beğendi
Alemlerin Efendisi aleyhisselamın sahabeleri hiç bir dünyalık beklentisi olmadan sırf Allah ve Rasulünü memnun etmek için mücadele etmişler ve fedakarlık nasıl yapılır, hakiki mücadele ne ile olur canları ile malları ile ortaya koymuşlar. Ve aynı güzel insanlar hakiki yolun sünneti seniyyeye sımsıkı sarılmakta olduğunuda göstermişler. Allah Teala hepsinden razı olsun
254 syf.
·5 günde·8/10
Gözlerim doldu okurken belki bildiğimiz şeyler ama kesinlikle okurken yormuyor. 33 sahabinin hayatının kendine ait bölümlerinde özet bir şekilde anlatılmış okunmaya değer kitap.
Övgüden hoşlanmıyor Ebu Bekir; kendisini övenleri duyduğu zaman şöyle yalvarıyor Rabbine: "Allah'ım Beni benden iyi bilirsin. Ben de kendimi onlardan iyi tanırım. Beni onların zannettikleri gibi hayırlı bir kul yap!"
-Şikayetin nedir ya Ebu'd-Derda?
+Günahlarımdan şikayetçiyim.
-Canın bir şey istemiyor mu?
+Canım cenneti istiyor!
-Sana bir hekim çağıralım mı?
+Aslında beni yatağa düşüren hekimdir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Peygamber'in Aynaları
Baskı tarihi:
8 Kasım 2019
Sayfa sayısı:
263
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059087469
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Güneş, yakın yıldızlarını biraz daha yaklaşmaya çağırdı kendine. Sonra abasının kanatlarını açıp şefkatle sardı onları. Olacak gibi değil ama oldu, güneş sisteminin en parlak yıldızları bir örtünün altında toplandılar. Dudakları kilitlendi heyecandan. Nefesleri kalp çekicinin altında şekilden şekle girdi. Işıklarını aldıkları kaynağa bu kadar yakın olmamışlardı hiç. Aynı abanın altında olmak, evrendeki değerlerini yeniden belirlemişti. Yalnız onlar değil, bütün kâinat nefesini tutmuş güneşin dudaklarının kımıldamasını bekliyordu.

Peygamber’in Aynaları, otuz üç sahabinin hayatını merkeze alarak asıl merkez olan Son Peygamber’e yaklaştırıyor bugünün okurunu. Edebiyatın büyülü çatısı altında asırlar aradan çekilerek Asr-ı Saadet bütün güzelliğiyle yeniden kuruluyor.

Kitabı okuyanlar 855 okur

  • Esra söylemez
  • Belkıs Betül Önen
  • DilanN
  • Reyhan
  • Sabamelikesi
  • fatma zehra
  • Duygu Durmuş
  • Dilara Akbulut
  • Hatice Coşkun
  • elif

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%13.5
14-17 Yaş
%5.4
18-24 Yaş
%21.6
25-34 Yaş
%51.4
35-44 Yaş
%2.7
45-54 Yaş
%5.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.8
Erkek
%15.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%62.5 (172)
9
%18.5 (51)
8
%10.9 (30)
7
%3.3 (9)
6
%1.5 (4)
5
%1.8 (5)
4
%1.1 (3)
3
%0
2
%0
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları