Halil Cibran’ın, hakikati ararken kaleminden dökülen cümlelerini okurken
gerçekten de sevginin kutsallığını tüm kalbinizle hissedeceksiniz...
"Yüreğimin derinliklerinden bir kuş uçtu göklere. Uçtukça daha da büyüdü. Ancak yüreğimi terk etmedi. İçimde yalnızlığımın ötesinde bir başka yalnızlık var, orada oturan için tek başınalığım kalabalık bir pazaryeri, seslerim ise seslerin bir kargaşası..."
Kısa kısa hikayeler, hikaye içinde derin anlamlar. Halil Cibran insanların duygu ve düşüncelerini dönemin özelliklerini de katarak vermiş. Özellikle son hikayesi ile insanların sevgi anlayışlarının nasılda farklı olduğunu vurgulamış. Çıkarsız gerçek sevenden şüphe edilir. Nefret dolu olup sevmeyen ise baş tacı edilir.
İlk 50 sayfasında Halil Cibran'ın hayatını anlatan bir kitap. Devamı ise kısa öykülerden oluşuyor. Beni çok etkilemedi diye düşünüyorum. Ermiş kitabını daha çok beğenmiştim. Hayatını anlamam açısından faydası oldu. Ancak hikayeler için çok bir şey hissedemedim. Alıntıladığım birkaç cümle oldu sadece.
Rüzgar Gülü Halil Cibran'in 2. eseridir. Kitabin yarisi Cibran'in hayat öyküsü diğer yarısı ise kisa öykü, şiir ve denemelerden oluşmaktadır. Yalin bir dile sahiptir. Keyifli okumalar.
Kitap bir yazarın karalama defteri tadında. Aklına estikçe almış kalemi yazmış. Üzülmüş yazmış yalnız hissetmiş yazmış hayatı sorgulamış yazmış. Bu his bana çok iyi geldi. Sanki kendini tedavi etmiş sırf kendini rahatlatmak derdini ifade etmek için bir yol aramış gibi. Okunmaya değer, rahatlatıcı bir tarafı var.
Kitabın ilk yarısı Halil Cibran'ın hayat hikayesiyle başlıyor diğer yarısı ise kısa öykülerden. Dili çok sade çok kısa bir zamanda okuyabilirsiniz. Genel olarak Halil Cibran okumayı çok severim ama bu kitaba ısınamadım.
Halil cibran ile tanışmamı sağlayan ilk kitap. Güzel ve kendine has bir tarzı var. Kitapta tek hikaye bekliyordum ama farklı isimlerdeki hikayecikler vardı beğendim sadece bazı hikayeler kısaydı sanki devamı olmalı gibi...
Rüzgar gülü aslında bir metafordur: insan rüzgar karşısında dönen bir rüzgar gülüdür ve hal, hareketlerine ya da olaylara göre şekillenir.Yani insan, hayatın getirdikleriyle şekillenir; bazen yönünü kaybeder, bazen de değişerek var olur. Tek bir olaydan çok insanın sahip olduğu değerleri(insan ruhu,hayat, aşk , kader, yalnızlık vs.) ele alır ve hikayeze ederek bizleri hem düşündürür hem de dersler çıkarmamızı sağlar. İnsanın için ısıtacak kısa kısa hikayeleri sizlere de tavsiye ederim. Beğendiklerimden:
Münzevi kral hikayesi: düşündürücü ve gayet güzeldi krallığın güzel davranışları örnek alınması gereken bir makam olduğunu bizlere göstermektedir.
Aslanın kızı: 4 kölenin ve kedinin arasında geçen diyalog hem ironikk,hem düşündürücü hem de alegoriktir.
Ermiş; kendisine gelen eşkiyanın vicdanını rahatlatmak amacıyla adamın dediklerini tekrar etmesi orda verilmek mesaj güzeldi.
Plütokrat: yaratığın yiyip doymamasi ve sorulan doymadın mi sorusuna verdiği "evet, doydum. Hayır,daha doğrusu yiyip içmekten yoruldum; ama yarın yiyecek toprak ve içecek deniz bulamam diye korkuyorum." bu cevabın aslında birçok mesaj verdiği ortada ama anlayana (:
Daha büyük benlik: kral ve aynadan çıkan o çıplak adam arasında geçen " ülkedeki en"mevzusu bir kral akıllı,asi olduğu için kral değildir bunu unutuyoruz.
Neysee bu gidişle birçok şey yazacağım benden bu kadar hakkınızı helal edin.
Kitapla sağlıcakla kalın
İyi okumalar
Duymaya hazır olmadığımız ve hiç bir zaman olamayacaklarımızın mı, anlamak istemediklerimizin mi ya da kulaklarımızı tıkadığımız hakikatin haberi mi?
Üstümüze sinen sağırlıktan hiç şikayetçi olmadığımız aşikâr, hal böyleyken duymuyor ve anlamıyor oluşumuzu da garipsemiyoruz..
-İnceleme görünümlü iç döküş oldu bu :)
Okuduğum diğer Halil Cibran kitapları gibi düşündürdü... Durup düşündüm ya da düşünüp durdum.
Kısa öykülerin anlatıldığı yaşamdan kesitleri kapsamış derin, anlamlı, akıcı ve anlaşılır (anlamak isteyen için) bir dili var..
Hayatın kalın sayfalarından alıntılanmış ince bir kitap..
Yazarın kalemini sevenler için bu incelik tartışılır, az sayfalı ama çok anlamlı..
Kitaptan alıntılar;
"Yolculuklarımdan birinde bir adada, habire toprak yiyip kana kana deniz suyu içen, insan başlı ve demir toynaklı bir canavar görmüş, uzunca bir süre onu seyretmiştim. Sonra yanına yaklaşıp, "Sen hiç doymaz mısın?"diye sormuştum. "Karnın hiç doymaz mı? Susuzluğun hiç geçmez mi?"
"Evet, karnım tok," diye yanıtlamıştı. "Hatta yiyip içmekten yoruldum. Ama yarın yiyecek toprak ve içecek deniz suyu olmamasından korkuyorum."(s.25 )"
-Neyseki bir canavarın hikayesi,insan böyle mi! :))
"Yalnızlığımın ötesinde başka bir yalnızlık var; yalnızlığımın yalnızlığı kalabalık bir pazaryeri, sessizliğim seslerin tantanası." (s.57)
"Zayıfları sevdiğimi söylediniz, çünkü size göre güç sadece gücü severdi.
(s.61)
"Şimdi artık beni seviyorsunuz.
Çünkü sizi okşayan kılıçları ve yüreğinizi deşen okları seviyorsunuz. Yaralanmak sizi rahatlatıyor; sadece kendi kanınızla sarhoş oluyorsunuz."(s.63)
"Sen kendinin habercisisin, bahçe kapımdan geçen yabancı.""Ve sen hayatın titrek dudaklarında sessiz bir kelimeyken, ben de aynı yerde başka bir sessiz kelimeydim."(s.8)
"Ve bugüne kadar topladıklarımız
Doğunun Nietzsche'si olarak bilinen, Lübnan asıllı filozof, şair ve ressam olan, sevgiyi her şeyin üstünde tutan Halil Cibran ve kaleminden dökülen cümlelerde hissettiğimiz sevginin kutsallığı...
Kısa hikayelerden oluşan bir Halil Cibran klasiği demek yanlış olmayacaktır diye düşünüyorum.
*Yüreğimin derinliklerinden bir kuş uçtu göklere.Uçtukça daha da büyüdü. Ancak yüreğimi terk etmedi. *
RüzgargülüHalil Cibran
Sanırım en sevdiğim yazar Cibran.O kadar kendine has,büyülü bir anlatımı var ki 40 sayfalık kitabın içinde kayboldum.Bu eşsiz ruhla keşke gerçekten tanışlabilseydim diyorum bazen, iyiki yazmış.Kitapta bir hikayede bir Azizle günahkarın sohbetini konu ediyor Cibran günah çıkarmak için Azize giden adam ne derse Aziz bende yaptım,bende ettim,bende günahkarım diyor ve günahkar sorgulu gözlerle bakarak Azizden uzaklaşıyor. Yanındaki adam Azize dönüp ne diye işlemediğin günahlarla kendini suçladın adam artık sana inanmıyor görmedin mi? dediğinde Aziz:bana artık inanmıyor olabilir ama avutulmuş gitti diyor.İşte keseme aldığım hisse bazen sadece ihtiyacımız olanı duymak bilmek isteriz bazen gerçektende yeter. Mutlaka okumalısınız.Keyifli okumalar.
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.